HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
6 Aralık 2019 Cuma
Fındık Fiyatı


16.50 TL - 17.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
16 Kasım 2019 Cumartesi Saat: 08:56

Çömlekçilik Ve Ünye

Ünye Tarih Araştırma Gurubu Ahmet Kabayel Ahmet Derya Varilci
Çömlekçilik Ve Ünye

Ünye’de çömlekçiliğin ne zaman başladığına dair elimizde somut veriler yoktur.

Ancak Osmanlı döneminde Rum ahali tarafından kentin batı girişinde çömlek imalatına girişildiği bilinmektedir.

1902 tarihli Serveti Fünun Dergisi’nde çömlek ve kiremit üretiminden söz edilmektedir.

Bu dönemde Burunucu’nda 3, Fevzi Çakmak Mahallesi’nde 1 adet çömlek fırını olduğu kaydedilmiştir.

 

Hava, su, toprak ve ateş…

Anâsır-ı Erbaa” olarak isimlendirilen bu elemanlar, evreni var ana dört ana unsurdur. Bu tespit, Empedokles’ten Farabi’ye uzanan bir felsefe döngüsü içinde günümüze kadar ulaşır.  

Sokrates öncesi düşünürlerden Empedokles (MÖ. 490 – 430), bu dört öğenin baştan beri var olduğunu ve her şeyin bu dört ana elemandan türediğini söyler.

Ünlü İslam düşünürü Farabi (872 – 950) ise, maddenin özünün toprak, hava, ateş ve sudan oluşturduğunu ve bu dört unsurun birbirleriyle belli oranlarda kaynaşması sonucu evrenin (el-âlem) oluştuğunu ileri sürer.

Yunus Emre de aynı görüştedir.

 

“Od-u su vü toprağı yılı bile

Anun ile bünyad eyledi teni

 

Yunus bu dizelerde; ateş, su ve toprağın havayla birleşerek insanı var ettiğini söylüyor. “Yıl”, burada hava anlamına gelmektedir. 

Aynı tema, Farabi’nin El-Medînetü'l-Fâzıla (Erdemli Toplum - 942) ve Yusuf Has Hacib’in Kutadgu Bilig (1068) adlı eserinde de yer almaktadır.

Sicilyalı Empedokles ve öncülü Heraleitos’un “Post Tagged” dediği “terra, aqua, aer ve ignis” dörtlüsü, Farabi ve Yusuf Has Hacib’in ileri, sürdüğü ve Yunus’un şiirinde yer alan elemanlardan başka bir şey değildir…

Toprak, su, hava ve ateş; “Dört Ana Unsur” olarak var oluşu simgelerken; alternatifi Mahşerin Dört Atlısı; Hz. İsa (Mesih), savaş, kıtlık ve ölümdür. İslami literatürde ise karşılığını dört melekte bulur; Cebrail, Azrail, Mikail ve İsrafil’dir. Kıyamet’i ve yok oluşu simgeler.

 

Çömlekçiliğin Tarihi  

 

Antik çağlardan günümüze ulaşan anlayışa göre; su hayattır, toprak ise doğayla birlikte insanoğlunun var oluş sebebi.

Toprak, insanoğlunun hamuru, mayasıdır. Topraktan gelip, yeniden toprağa gideceğimiz söylenir.

İnsanın doğa ile ilişkilerini kendi tarafına çevirmeyi başardığı, bitki ve hayvan cinslerinden bazılarını evcilleştirerek kendi eliyle üretir hale getirdiği dönem Gordon Childe tarafından “Neolitik Devrim” olarak nitelendirilmiştir. Avcı ve toplayıcı insanların göçebe yaşam tarzından vazgeçerek ilk çiftçi ve çoban köylerini kurması yani yerleşik hayata geçmesi birkaç milyon yıl süren bir evrim sonucunda gerçekleşir.

Yerleşik hayata geçen insanoğlu, önce toprağı işlemesini öğrenir. Sonra toprağı suyla yoğurarak ateşte pişirir; topraktan aldığı ürünleri, toprak çanaklarda pişirerek yer. Bu eylem onu diğer canlılardan iyice farklılaştırır. İngiliz antropolog George Thompson’un tespitiyle adeta kendini yeniden yaratır. Çünkü kullandığı malzeme kendini var eden dört ana unsurdur. Böylece insanoğlunun en eski ve en soylu üretimi olan toprak çanakların ve çömleğin öyküsü başlar.

Yaklaşık 11.000 yıl kadar önce, Würm buzul örtüsünün erimesiyle birlikte sona eren Buzul Çağı’nın ardından Neolitik Dönem (MÖ. 8.000 – 5.500) başlar. Yeni Taş Devri anlamına gelen bu dönem “Cilalı Taş Devri” adıyla da bilinir. “Devrim” olarak nitelendirilen bu dönemin en önemli özelliği çanak ve çömlek imalatıdır. Bu nedenle “Çanak Çömleksiz” ve “Çanak Çömlekli” olmak üzere Neolitik dönem ikiye ayrılır.

Tarımın keşfedilmesi ve hayvanların evcilleştirilmesinin ardından çanak çömlek yapımı gelir. Mağara dönemi sona ermiş, mağara duvarına çizilen resimler aşılmıştır. Neolitik çağın sanatı, çanak ve çömlek üzerine yapılan işlemeler, süs eşyaları, vazolar, biblolar ve değişik dini ikonlardır. Ana tanrıça figürü Kibele, pişirilmiş topraktır. Dokumacılık, döneme ait diğer üretim ve sanat koludur.

Anadolu, toprak çanakların ve çömleklerin rastlandığı ilk yerleşim alanlarından biridir. Çömlekçilik üretimini halen sürdürmeye çalışan Kapadokya Bölgesi, Avanos dışında, Anadolu’da klasik anlamda çömlek üretimi neredeyse tümüyle ortadan kalkmıştır.

Ünye tarihinde çömlekçilik, Borçka’yla birlikte Karadeniz’de1970’li yıllara kadar süren önemli bir üretim dalıdır. Ne var ki, Antik çağlarda Haliplerin çıkardığı demir gibi, Ünye’nin cilim toprağı da kullanılmaz olur. Bugün çömlekçilik Ünye’de neredeyse tamamıyla bitmiştir. Ünye Festivallerinde bazen nostaljik bir meslek olarak hatırlanmakta, baba yadigarı çömlek tezgahlarından biri, belki de sonuncu Orta Çarşı gösteri stantlarında yerini almaktadır.  

 

Ünye’de Çömlekçilik

Günümüzden yarım yüzyıl önce Ünye Burunucu’ndan başlar, Yalıkahve’den Hanboğazı’na doğru uzanırmış. Körfeze dik sıralanan yamaç evleriyle dev bir amfitiyatroyu andırırmış. Gelenleri Burunucu’nda irili ufaklı çömlek fırınları, yol kenarına dizilmiş çömlek kaplar karşılarmış. Çömlekçilik bir zamanlar fındıktan sonra Ünye’nin en önemli geçim kaynağıymış.

Ünye’de çömlekçiliğin ne zaman başladığına dair elimizde somut veriler yoktur. Ancak Osmanlı döneminde Rum ahali tarafından kentin batı girişinde çömlek imalatına girişildiği bilinmektedir. 1902 tarihli Serveti Fünun Dergisi’nde çömlek ve kiremit üretiminden söz edilmektedir.  Bu dönemde Burunucu’nda 3, Fevzi Çakmak Mahallesi’nde 1 adet çömlek fırını olduğu kaydedilmiştir.

Çömlek için en elverişli çamur, cilim denilen killi topraktır. Su geçirmeyen bu toprağa daha çok Ünye’nin Burunucu tarafında rastlanmaktadır. Elmalık denilen Çamlık karşısındaki mevkiden altından alınan çamurlar, öküz arabalarıyla imalathanelere taşınır, çamur yalaklarına yığılır; ıslanır, yoğrulur ve kıvama getirilirmiş. Daha çok kadınlar elleriyle yabancı maddelerini ayıkladığı çamurları, topaklayıp silindirli makinelerden geçirilirlermiş.

Önceleri elle çalıştırılan kolonlu çamur ezme makineleri, daha sonra elektrikli makinelere yerini bırakmış. Çift dönmeli makinelerin sonuncusu, Zenger Paşa Konağında sergilenmek üzere 1989’da Ünye’den Ankara’ya götürülmüştür.

O günlerden günümüze yalnızca Çömlekçi Mahallesinde terk edilmiş iki çömlek fırını kalmıştır. Ada Bakkaliyesi karşısında, bahçe içindeki İlyasoğlu Ahmet’in 1927’de işletmeye açtığı çömlek fırını, mübadele sonrası Rum Hacdıtor’dan kalmıştır. Diğer fırın, Çömlekçi Mahallesini Ortayılmazlar’dan ayıran derenin kenarındadır. Adil Usta tarafından uzun yıllar işletilen bu fırın, Ünye’de çömlekçilik yıllarından kalan iki örnekten biridir.

Büyük fırınlar çanak, çömlek, testi gibi iri ürünler için kullanılırken, küçük fırınlar daha küçük, nitelikli ve sızdırmaz kaplar için kullanılmaktadır.

Sızdırmazlık için kaplar pişirilirken sırlanmaktadır. Bilal Kocatoros’tan aldığımız bilgiye göre; “sırlama” denilen işlem şöyle yapılmaktadır:

Beyaz toz halindeki boraks; sülyan boya ve bakır tozu ile karıştırılır, renklendirilir. Su ilavesi ile kıvama getirilen karışım, bir iki gün beklemeye alınır. Bu karışımın ardından iki aşamada sırlama işlemi yapılır. Önce 7 ila 10 gün arasında pişirilen kaplar, hazırlanan kıvamlı sıvıya daldırılarak bekletilir ve ardından 24 saat yeniden pişirme işlemine tabi tutulur. Bu şekilde sırlanan ve renkli motiflerle süslenen kaplar, yüzyıllardır bir sanat eseri olarak varlığını sürdürür. 

 

Ünye’de Çömlekçilik Yılları  

1923 Lozan Mübadelesiyle Ünye’yi terk eden Rumların ardından çömlek fırınları ölüm sessizliğine bürünür. Evler boşalmış, işlikler terk edilmiştir. Yerine kendi yakınlarından başkasını yetiştirmeyen Rum ustaların fırınlarını yakacak, çamura kıvam ve şekil verecek kimsecikler kalmamıştır.

Çaresiz, bu işi görmek için Ünye gibi çömlekçilik yapılan bir başka yerden, Borçka’dan usta transfer edilir. Mahallenin ileri gelenlerinden İlyasoğlu Ahmet (Yıldız), Borçka’dan 1927 yılında Şükrü Ustayı (Ellibeş) getirtir. Bu tarihten sonra yeniden hayat bulan çömlekçilik, giderek Ünye’nin en önemli imalat sektörü haline gelir. Yeni fırınlar açılır, mahallede herkes, çoluk çocuk bu üretimin içindedir.

Yenilerinden iri yapısıyla fark edilen Burunucu’ndaki eski fırınların tamamı Rum Hacdıtor’dan kalmadır. Kayıklarla gemilere taşınan çömlekler, iç ticarette ve dışsatımda kullanılır.  1945–55 yılları, Ünye’de Çömlekçiliğin altın yıllarıdır.

 

 

 

Bu haber toplam 254 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Çömlekçilik, Ve, Ünye

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler