HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
14 Aralık 2019 Cumartesi
Fındık Fiyatı


16.50 TL - 17.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
20 Kasım 2019 Çarşamba Saat: 08:38

Recai Çavuş (Recai İkinci)

ÜNYE TARİH ARAŞTIRMA GRUBU Ahmet Kabayel Ahmet Derya Varilci
Recai Çavuş (Recai İkinci)

Ünye’de su konusu, eski meydanın düzenlenmesi, Ünyelilerce “köprü dediğimiz yeni iskelenin inşası,

park alanı düzenlemesi, Saray cami ve daha birçok tarihi yapının öyküsü,

Ünye’nin eski caddeleri, sokakları, nöbetçi kahvehaneleri; Ünye’ye ilk elektriğin nasıl geldiğini, karayolu çalışmalarının nasıl başladığını,

Ünye’nin ilk kamyon ve otomobillerini, Ünye’nin ilk radyosunu, Halkevi çalışmalarını ve Ünye Belediyesi Başkanları gibi daha pek çok bilgiyi Recai Çavuş’tan öğrendik.

 

 

“1929 Yılında Ünye’de doğdum.

Aslen Kurnalı’yız.

Dedem Ünye’ye Kurna’dan gelmiş.

Babam üç yaşındayken

Annesini kaybetmiş, öksüz büyümüş.

Ben de 10 yaşımdayken

Babamı kaybettim, yetim büyüdüm”

  

 

Ünye’nin canlı hafızasıydı.

Bir çınar daha göçtü, aramızdan ayrıldı.

Emekli Zabıta Amiri Recai İkinci yahut herkesin bildiği isim Ünye’nin Recai Çavuş’u, 21 Ekim 2012 günü Hak’kın rahmetine kavuştu. Ünye tarih araştırmaları ve sözlü tarihimizin en önemli kaynaklarından biriydi.

 

Ünye tarihine düştüğümüz kayıtlarda daha çok onun imzası vardı. Bıkmadan, yorulmadan anlatırdı. Bazen hızına yetişemeyip, yanlış anladığımız noktalar olurdu. Bizi uyarır, tekrar anlatırdı.

 

Son röportaj  

Eylül sonuydu. Son söyleşimizi Orta Çarşı’da ayakkabıcı Temel Çalık ağabeyin dükkânının karşısında yaptık. Yol kenarında bir çınar ağacının altındaydık. Masaya kurulup çaylarımız yudumlarken Recai Çavuş her zamanki gibi, heyecanlı bir üslupla başladı anlatmaya. Konumuz Ünye Çimento Fabrikası’nın kuruluşuydu. Anlattıkları önemli bilgilerdi; ana hatlarıyla not etmeye çalıştık. Yine hızlı anlatıyordu. Lakin sesindeki güçlü tını biraz kaybolmuştu. Hafızası her zamanki gibi berraktı.

Öğrendiğimiz kadarıyla ileri derecede rahatsızdı. Hatta bizim çalışmalarımızda Ünye Yerel Tarihi’nin önemli kaynaklarından olduğunu bilenler, “Alabileceğiniz bilgileri toparlayın, gelecek seferi olmayabilir!” uyarısında bulunmuşlardı.

Gerçekten de Orta çarşı’da yaptığımız söyleşi, onunla son görüşmemiz oldu.

“Ünye’den Portreler” isimli çalışmamızda, bazı Ünyelilerin hayatını araştırırken Recai Çavuş’un bilgisine başvurmuştuk. Ünye’den Portreler kapsamında O’nun da hayatını kaleme almayı düşündük. 2010 Yılı yazında, bu amaçla kendisiyle bir görüşme gerçekleştirdik. Videoya kaydettiğimiz bu görüşmelerin özet bir dökümünü yaparak, değerli ağabeyimiz Recai İkinci’yi anmak istiyoruz.

 

Recai İkinci kimdir?       

 

İşte kendi ağzından kısa yaşam öyküsü:

1929 Yılında Ünye’de doğdum. Aslen Kurnalı’yız. Dedem Ünye’ye Kurna’dan gelmiş. Babam üç yaşındayken annesini kaybetmiş, öksüz büyümüş. Ben de 10 yaşımdayken babamı kaybettim, yetim büyüdüm.

Doğduğum ev, Vehbi Efendi’nin eviydi. Bu evde kirada oturuyormuşuz. Vehbi Efendi, 1937–38 yıllarında Ünye’ye ilk elektriği getiren şahıstır. “Milyon liran olacağına iyi bir dostun olsun” derdi, bize öyle nasihat verirdi.

Babam bir dönem Musa Güvenlerin Çöremez’deki (Gölevi) çiftliğinde, daha sonra Paşaların Hamit Bey’in yanında çalıştı. Vefatından sonra zor bir dönem yaşadık.  İki ineğimiz vardı. Onları besler, sütünü sağardık. Rahmetli Dr. Faruk Nayır’la birlikte sabahın erken saatinde Kiraztepe’ye çıkardık hayvan otlatmaya… Ta Paşabahçe’ye taze süt götürürdüm.  O zamanın Ünye Savcısına götürürdüm. Savcıya o dönem müstantik denirdi. Eşi, Essi adında Fransız asıllı bir Fransızca öğretmeniydi,  bebek bekliyordu.

Okuma yazmayı öğrenmek maksadıyla bir yandan okula gider, bir yandan da çalışırdık. İş hayatına çapulacı yanında çıraklık yaparak başladım. Abdurrahman ve Haydar Hıracı kardeşlerin yanında çalıştım. Kalfa oldum. Çapulacı Mehmet Çayırezmez’in yanına usta olarak girdim. Mustafa Sümer’in yanında çalıştım. Ünye’de çapulacılar ekseri çapula işinden kundura imalatına geçiş yaparken bir kısmı da ayakkabı tamir işlerine bakıyordu. Ben o dönemde askere gittim.

1951’de askerlik dönüşü meydana yakın bir yerde bir göz dükkân açtım. Annemim desteği dışında, işe ortak bulmak zorunda kaldım. Garavuşluların binasıydı. Üstünde Baba Lütfü oturuyordu. Şimdiki Belediye binasının tam karşısına düşüyor. Adı “Algüven Kundura”. Paşaların Hamit Bey, Nuri Efendi ve Kefeli Hamdi Efendi hepsi benim müşterimdi. Askerden gelirken yanımda radyo getirmiştim. O zaman Ünye’de radyo birkaç tane. Meydanda benzin istasyonu sahibi Atıf Bey (Kısa Atıf) yanıma ajans dinlemeye gelirdi.

1960 İhtilali’nden sonra işler durdu. Dükkân kendini zor götürür hale geldi. Muammer Tekin’den Belediye başkanlığı görevi Sezai Alpaslan’ a geçti. O dönemde belediyeye tahsildar alınacak. Eski Belediye Başkanı Şükrü Ellibeş’in önerisiyle o görev bana nasip oldu. Belediyeye girdikten sonra üç yıl tahakkuk memuru olarak çalıştım. Hem elektrik hem su abonelerinin sarfiyatını yazıyordum.

1964’te Mithat Kısacıkoğlu’nun başkanlığa gelmesinin ardından, Zabıta memurluğu kadrosuna alındım. Zabıta Amirliği’ne terfi ettim ve emekli oldum.

 

“İnsan saygıyı kendine yapar.”

Benden önceki zabıta amiri Avni Çavuş’tu. Kendisi hem amirim, hem komşum hem de sevip saydığım bir abimdi. Amirliği döneminde kendisine saygıda asla kusur etmedim. İnsan saygıyı önce kendine yapar. Ne çalışma arkadaşlarımla, ne de hemşerilerimle problemim oldu. Avni Çavuş’la caddede yürürken (Rahmet olsun ruhuna) hep iki adım geriden takip ettim. Aynı ölçüde saygıyı kendimin de hak ettiğine inandım ama kimseyi kırmadım. Bile isteye kimseye haksızlık yapmadım. Bilmeden yaptıklarım olmuşsa, Allah bilir; affı mağfiretlerini dilerim. Hakkımı da kimseye kolay kolay yedirmedim.

Belediye’de görev yaptığım dönemde en çok Mithat Kısacıkoğlu ile çalıştım. Sait Savaş’ın başkanlığı kısa sürdü. 2,5 Yıl sonra 1980 ihtilali oldu. 1984 – 1989 Arası İsmail Cerrahoğlu başkandı. 1989’da rahmetli Sami Soysal seçimleri aldı.

Sami Soysal döneminde emekliliğimi istedim.

Çalışma hayatım boyunca, mesleğim gereği Ünye’deki gelişmelerden haberdar oldum. Ünye’nin seksen yıllık tarihine tanıklık ettim.

Çocukluğumun Ünye’si adeta terk edilmiş bir kasaba görünümündeydi. Yokluk, yoksulluk diz boyuydu. Bugünkü Ünye’ye kolay gelinmedi. Fındık bahçelerine hayvan yaymaya gittiğimiz günler bugün gibi gözümün önünde. Üstte yok, başta yok. Ayak çıplak. Fırınlarda buğday ekmeğinin kişi başına düşecek biçimde pişirildiği günlerdi. Şehirde bile evlerde mısır ekmeği pişer, çarşı ekmeği değimiz buğday ekmeğine katık edilirdi.

Gençlik yıllarımızda yokluğun azalacağını zannederken tam tersi oldu. İkinci Cihan Harbi patlak vermiş, tüm dünya krize girmişti.

Ancak 47’lerden sonra ülke rahatladı, Ünye bir rahat yüzü gördü. Rahmetli Menderes’in iktidarında Ünye’nin hiç görmediği hizmetleri gördü. Tabi o dönemde de fırsattan istifade edenler olmuştur. Ne yapalım, onlar her zaman var.

Ünye’mizin ve ülkemizin bugünkü haline şükrediyorum.

Dört çocuk babasıyım. Oğlum Nazım, benim gibi bir belediye çalışanı; Ünye belediyesi’nde Mali Hizmetler Müdürü. Ben bu kurumda 40 yıl hizmet verdim. Helali hoş olsun. Kimsenin kalbini kırmamaya çalıştım. Görevim gereği bazı hemşerilerim benden hoşnut kalmadılarsa, bilsinler ki Ünye halkının dirlik ve düzeni içindir. Bir toplumda dirlik ve düzeni sağlamak zordur. Önemli olan burada kimsenin hakkını kimseye yedirtmemek, hakta kalmamaktır. Ben kul hakkından korkarım.

Ünye her geçen yıl daha hızlı gelişiyor. Elektriğin gelişi, şehir şebeke suyunun bağlanması, Karadeniz yolunun asfaltlanması, liman yapılması, çimento fabrikası ve turistik tesislerin yapılması önemli gelişmelerdir. Bunların projelendirilmesi ve yapımı aşamasında hepsine tanık oldum. Çoğunun nasıl hazırlandığını, kimler tarafından gerçekleştirdiğini bizzat gördüm.             

 

****

 

Recai Çavuş’un Ünye tanıklığı buraya aktardıklarımızla sınırlı değil. Daha önce kendisinden öğrendiğimiz bilgiler ışığında birçok araştırma yayınladık. Elimizdeki kayıtlar, bundan böyle de yapacağımız yeni çalışmalara ışık tutacaktır.

Saray camisi adıyla bilinen 1721 tarihinde inşa edilmiş olan Kondoroğlu Ahmet Camisi’nin gelir kaynağı durumundaki su değirmeninin son dönemine ait kendisinde çerçeveli bir fotoğrafının bulunduğunu söylemişti. O dönemde Anasu Deresi üzerinde bulunan değirmen cami ile tarihi çınar ağacı arasında bir yerdedir. Bu fotoğrafın ailesinden temin edilebileceğini söylemişti. Son röportajımız bu ifade ile sonlanmıştı. 

Ünye Tarih Araştırma Grubu olarak sadece bir bilgi kaynağını değil, aynı zamanda çok sevdiğimiz bir ağabeyimizi - amcamızı da kaybetmiş olduk.

Kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarına sabırlar diliyoruz.

Nur içinde yatsın.

 Ünye-Canik Dergisi sayı 19

 

Bu haber toplam 296 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Recai, Çavuş, (Recai, İkinci)

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler