HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
6 Aralık 2019 Cuma
Fındık Fiyatı


16.50 TL - 17.50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
26 Kasım 2019 Salı Saat: 08:52

ÜNYE FENERİ

YAŞAR KARADUMAN
ÜNYE FENERİ

Tam fenerin önünde falezin başında durduğunuzda Karadeniz bütün ihtişamı ile gözlerinizin önüne serilir. Sağ tarafta, Arganot’ların altın postu aramaya giderken arıza yapan deniz araçlarını tamir ettikleri olarak ve üs kullandıkları Yason burnu, sağda Çaltı Burnu’nun görünüşü sizi büyüler.

 

Fener,  deniz araçlarına ikaz ve uyarı için yapılmış çoğu kule biçiminde yapılardır. Yirminci yüzyıl başına kadar bu fenerlerde, odun ateşi mum ve yağ lambaları olmak üzere birçok malzeme kullanılmıştır. Bu ışık bir ayna vasıtası ile karanlıkta çok uzaklara yansıtılır,  deniz araçlarının kayalara yaklaşarak parçalanması önlenmiş olurdu.

 

Ünye feneri Tirebolu feneri ile birlikte Şubat 1911 yılında asetilen gazı ile çalışacak şekilde inşa edilmiştir. Fenerin inşa edilmesinden sonra meraklı halk her gün feneri görmek için akın akın buraya gelmiş ve fenere dokunarak çoğu kez zarar vermişlerdir.. Gelenlerin fenere zarar vermelerini önlemek için etrafına üç metrelik bir duvar örülmüştür. Bazen duvarı bile aşanlar olmuştur. Bu duvar şu anda yoktur. Ne zaman kaldırıldığı bilinmemektedir.(Kaynak: Osman Doğan, Tarih Boyunca Ünye)

 

 1968 yılında yayınlanan Ünye Rehberi’nde Orhan Bora, fenerin Finlandiya’dan alındığını on metre yükseklikte olup üç saniyede bir çaktığını yazmaktadır. Eren Tokgöz ise fenerle ilgili araştırmalarında fenerin Norveç malı olduğunu yazar.

Fenerin çaktığını denizden görenler, çok uzakta da olsanız bile yanınızdaymış gibi etrafın aydınlandığını söylerler.

 

 İrfan Işık Hoca’mız  ise anılarında Fener hakkında bize şu bilgileri verir:

 Ünye limanı’nı belirleyen Fener, hem Çaltı, hem de Yason Burnu’ndan döner dönmez görülen bir yerde, dört duvar şeklinde yapılan bir korunağın içindedir. Fener, gece gündüz devamlı belli aralıklarla çift çakan ışığı ile denizdeki trafiğe yön veriyordu halen de vermekte.

 Fenerin gayet basit bir düzeneği vardı. Altta bir gaz tüpü, yukarıda onu ayarlı bir zaman dilimin de otomatik olarak açıp kapatan ve açıldığı zaman ateşleyen bir düzenek. Gazın çıkıp ateşlendiği yer olan marpucun çevresinde ışığı uzaklara yansıtması için ayarlanmış, kalın camlı bir çevresel ayna, hepsi bu… “

 

Fener altı

Fenerin önü falezlerin en yüksek yeridir. Buradan alınan taşlar sonucu aşağıda bir futbol sahası büyüklüğünde bir düzlük oluşmuştur. Süleyman paşa sarayının surları, temelleri ve yolları için buradan taş alınmıştır.

Süleyman paşa sarayı 1808 yılında bitirilmişti. Görkemli bir saraydı. Elli yıl kadar var olduktan sonra fırtınalı bir gecede yandı. Yandığı gece çevrede tam bir felaket yaşanmıştır. Yangın yandaki eşraf konaklarına da sıçramış, yanan tahta parçaları uzak mahallelere kadar giderek, harmanların ve evlerin yanmasına neden olmuştur.

 Bugün Feneraltı bir futbol sahası büyüklüğünde düz bir havuz şeklindedir. Burada taşlar üzerindeki patlatma delikleri ve taşların deniz yoluyla taşınması için oluşturulan yükleme rampası hala durmaktadır. 

Ünyelilerin yaz boyunca denize girdikleri en temiz sular buradadır.

 

Fener açıklarında kimsenin pek bilmediği deniz kuyuları vardır.

“Ünye Rehberi’”nde Orhan Bora;

“Ünye fenerinden 700 metre yıldız ve poyraza gidildiğinde deniz kuyuları başlar, bu kuyuların dipleri bulunamamıştır. Bu kuyular Ünye fenerinden 7000 metre ileride başlamakta olup Cevizdere’sine uzamakta ve Midrebolu’dan Fatsa fenerine kadar gitmektedir.” demektedir.

Tam fenerin önünde falezin başında durduğunuzda Karadeniz bütün ihtişamı ile gözlerinizin önüne serilir. Sağ tarafta, Arganot’ların altın postu aramaya giderken üs olarak kullandıkları Yason burnu, sağda Çaltı Burnu’nun görünüşü sizi büyüler.

Fener onbeş  yıl kadar önce emekliye ayrıldı, söküp götürdüler  yüz yıldan fazla görev yapmış yorulmuştu ve teknolojisi eskimişti, onun yerine güneş enerjisi ile çalışan moder bir fener yaptılar.

 

Emekli Fenerin peşinde uzun yıllar

Ünye’nin bu eski fenerini Eren Tokgöz uzun yıllar aradı İstanbul’da, yılar yılı sordu soruşturdu. Fener bundan beş yıl kadsar önce Samsun’da  bir depoda bulundu.

Feneri şahşen  Ünyeye ait diyerek istedi.

“Bir resmi kanaldan bizden bir yazı  ile istenmesi lazım, kişilere verilemez” diye vermediler.

Ben o zaman İstanbul Ünyeliler Dernek Başkanı idim dernek olarak biz bir yazı ile feneri istedik,

“Ünye’den bir resmi kurumun nistemesi lazım dediler.

O zamanlar Ünye Belediyesinden  birilerine söyledik ilgilenmediler, sonra Eren Tokgöz Ünye Ticaret  Odası Başkanı olan Hasan Şimşek’e söyledi.

Ticaret odası bir yazı ile feneri istedi, fener iki gün sonra Ünye’ye geldi ve uzun zaman Ticaret Odasında sergilendi.

Bir zaman sonra Fenerin yerinin Ünye Etnografya Müzesi olduğu düşünülerek müzeye kaldırıldı.

Şimdi Ünye’nin bu emektar feneri Ünye Etnografya Müzesinin giriş kapısında sergilenmektedir.

Fener binası ve çevresi Ulaştırma Bakanlığı tarafından birkaç yıl önce kşiraya verilmiş olup şimdi kafe olarak kullanılmaktadır.

Bu haber toplam 199 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : ÜNYE, FENERİ

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler