HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
19 Şubat 2020 Çarşamba
Fındık Fiyatı


19.50 TL - 20.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
30 Ocak 2020 Perşembe Saat: 08:59

“Halil lbrahim” Bir Fatsa Türküsünün Hikayesi

Hamdi Tanses
“Halil lbrahim” Bir Fatsa Türküsünün  Hikayesi

Fatsa’da 1931 yılında doğan ve Fevzioğlu tepesinin yan belinde oturan ve mağazalar başı caddesinde bir saat ve gramofon atölyesi olan Halil İbrahim, aydın, temiz ve titiz bir insanmış.

 

Takım elbisesi, kravatı ve boyalı ayakkabıları ile her zaman bakımlıymış. Evine giderken devamlı bir ırmaktan geçmesi gerekirmiş. Irmağın üstünde de dal köprü bulunurmuş. Akşam evine, sabah işine giden Halil İbrahim, o sıralarda Çolak Ahmet’in kızı ile evlenmiş.
Evliliğinden bir erkek, bir kız çocuğu olmuş. 1951 yılında askere gittiğinde evli imiş. Askere gidince art niyetli kişiler Halil İbrahim’e mektup yazmışlar. Mektupta kayınpederinin, karısını başkasına sattığını söylemişler. Halil İbrahim’in tarlasının yanında, ağanın tarlası varmış. ‘’Ağa da tapulu tarlanın bir kısmını alıyor’’ demişler. Çılgına dönen Halil İbrahim askerden firar etmiş, Fatsa’ya gelmiş, ağaya bir kurşun atmış, sonra yakalanmış. Askerler onu bir telefon direğine bağlayarak dövmüşler. O zaman asker kaçağı olmak bugünkünden daha büyük bir suçmuş. Dayak yerken Halil kafasına bir darbe aldığı için, aklı gel git olmuş, yani delirmiş.

Daha sonra askerliğini bitirip memleketine gelmiş, ama atölyesini kapatmış. Artık hayatı evi ile orman arasında geçiyormuş. Tamir işini de evinde yapmaya başlamış. Ayrıca silahsız geziyormuş. Askerle karşılaşmamak için gündüz evinden çıkmıyor, yolu da sadece karşıdan karşıya geçmek için kullanıyormuş. Kimseye görünmemek için devamlı yol haricinde, bahçeden bahçeye yürürmüş. Dost olarak yalnızca üç kişinin yanına gidermiş. Dışarı çıktığı zaman da bahçeden dereye iner, dere içinden odaaltı denilen yerdeki Cemal Dayı’nın yanına gidermiş.

Bu sıralarda kayınpederi para kazanamıyor, evine bakamıyor diye, karısını çocukları ile beraber Terme’ye satmış. Halil İbrahim artık tamamen yalnız kalmış. Her gün gramofon dinlermiş. Bütün sanatçıların plakları da kendisinde varmış. Gelincik sigarası içer, bütün boş paketlerini de biriktirirmiş.

1954-55 yıllarına doğru toplumdan tamamen kopan Halil İbrahim 80’li yıllara kadar kendi halinde yaşamış. 12 Eylül’den önce köye nokta operasyonu yapılmış. O sırada bazı köylüler fındık toplamaya bile çıkamaz olmuşlar. Can güvenliği yokmuş. Operasyon gece yapılmış. Tam bu sırada Halil İbrahim’in evini birisi yakmış. Evi yanan Halil sonra ormanda yaşamaya başlamış. Evinin karşısında bir kaya varmış, onun altında yangından kurtardığı masası ve birkaç eşyasından başka bir şeyi kalmamış. Bir gece çok şiddetli bir yağmur yağmış. Yaşadığı orman kimsenin gündüz bile geçemediği bir yermiş. Ama artık orman onun mekanı olmuş. Yağmur yağdığı gece orada barınamayacağını anlayınca, ahbabı Dursun Dayı’nın yanına gitmek için ormanın içinde yürümeye başlamış. Ormanın içinde epey yol aldıktan sonra dereyi geçerek Dursun Dayı’nın evine ulaşmış. Onu rahatsız etmemek için samanlığa girip otların üzerine yatmış. Son sıralarda bir de tabanca edinmiş, uyurken de tabancası belindeymiş.

 O gece teröristler şehre inerek bir öğretmeni öldürüp dağa çıkmışlar. Bunun üzerine büyük bir operasyon yapılmış. Askerler her yeri arıyorlarmış. Halil’i samanlıkta uyurken yakalamışlar. Evin sahibi Dursun Dayı’nın gelinine ve çocuklarına onun kim olduğunu sormuşlar, onlar da zararsız biri olduğunu anlatmışlar. Kumandan da silahını alıp salıvermeyi düşünüyormuş. Ama Halil 30 sene önce yediği dayak yüzünden askerden çok korkuyormuş. Askerler başka yerleri ararken bir fırsatını bulup kendini tepeden aşağı atmış, Askerler arkasından havaya ateş etmişler. Amaçları sadece onu durdurmakmış. Aşağıda derede de bir dal köprü varmış. Köprüden karşıya geçmiş, ama ormana girmek için yüz metre yürümesi gerekiyormuş. Ormana girse kurtulacak, ama askerler vuramadı da kaçırdılar endişesiyle vurmuşlar. Halil İbrahim’in cesedi kayanın üstüne düşmüş.
Kumandan bu olaya çok üzülmüş ve eşyalarını Terme’den gelen oğluna vermiş. Karısı zaten önceden ölmüş, oğlu eşyalarını almak istememiş, çünkü babasını sevmiyormuş. Cenazesini üç dört kişi kaldırmış.
Bu olay üzerine Sayın Dursun Ali Akınet bu şiiri yazdıktan ve besteledikten sonra ailesi onun hatırasını kabullenmeye başlamış, ama ne fayda…

 

HALİL İBRAHİM

Dağda kızıl ot biter
İçinde keklik öter
Eşkıyadan da beter
Uslan be Halil İbrahim
Kıvırcık saçlarına
Ak düşmüş uçlarına
Dağın yamaçlarına
Yaslan be Halil İbrahim
Derede su durulur
Dal köprüler kurulur
El yerine vurulur
Aslan be Halil İbrahim
Müfreze dağı sarar
Dağda kaçaklar arar
Geçit vermez kayalar
Hızlan be Halil İbrahim

Halil İbrahim türküsünün linki:

https://www.youtube.com/watch?v=GwsHQer9Gss

 

 

Bu haber toplam 179 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : “Halil, lbrahim”, Bir, Fatsa, Türküsünün, Hikayesi

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler