HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
11 Temmuz 2020 Cumartesi
Fındık Fiyatı


24.00 TL - 26.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma
6 Haziran 2020 Cumartesi Saat: 08:55

OSMANLIYI ANLAMAK

Fatih OKKAY Sosyal Bilgiler Öğretmeni Ünye, Şehit İsmail Ustaoğlu Ortaokulu
OSMANLIYI ANLAMAK

Henüz 12 yaşında olan Fatih’in, babasına yazmış olduğu: ‘’Eğer padişah iseniz , buyurun ordunuzun başına geçin! Yok eğer padişah ben  isem, size emrediyorum derhal ordunun başına geçin.’’ dehasını, henüz 19 yaşında iken 6 dil bilen zekasını, Bosna’yı fethedip 3 ay gibi kısa bir sürede Boşnakçayı öğrenip, onlara kendi dilinde hitap ederek 30 bin kişinin İslam dinine girmesini sağlayan kabiliyetini anlamak gerek.

Fatih Sultan Mehmet! sınıfta hiç uslu durmaz, önünde oturan çocuklara kalem batırır, bağırır çağırır hocası Akşemsettin bir şey dediği zaman “Sen bana bir şey diyemezsin ben padişahın oğluyum” diye tehdit ederdi.

Akşemsettin artık bu durumdan rahatsız, ama bir o kadar da çaresizdi. Padişahın karşısına bu konu hakkında gitmekten haya ediyordu. Padişaha çocuğunu şikayet etmek düşüncesi ona çok ağır geliyordu. Bir gün artık her şeyi göze alıp padişahın huzuruna çıktı ve olanları ona sıkılarak anlattı. Padişah durum karşısında bir müddet düşündü ve o müthiş planını Akşemsettin’in kulağına usulca açıkladı.

Aman Ya Rabbi! bu ne plandı, mümkün değildi bu planı uygulamak. Akşemsettin plan konusundaki rahatsızlığını padişaha ilettiyse de, padişah onu dinlemedi ve “bu iş olacak” dedi. Ertesi gün yine ders ortamında ve yine Fatih Sultan Mehmet yaramazlık yapıyordu. Akşemsettin’in uyarısına yine aynı tehdit cevabını verdiği sırada padişah ansızın kapıyı açıp içeri girdi.

Bu olay karşısında Akşemsettin hiddetlenerek padişaha bağırdı ve bir tokat atarak, bu şekilde sınıfa giremeyeceğini izin istemesi gerektiğini söyleyerek derhal dışarı çıkmasını istedi.

Padişah mahçup bir şekilde boynunu bükerek özür diledi ve dışarı çıktı. Olaylar karşısında Fatih Sultan Mehmet’in nutku tutulmuş ne yapacağını şaşırmıştı. Güvendiği babası tokat yemişti.. Fatih Sultan Mehmet allak bullak olmuştu.

Az sonra kapı vuruldu ve padişah mahcup bir şekilde içeri özür dileyerek girdi. Plan muhteşem işlemişti…

O günden sonra Fatih Sultan Mehmet asla yaramazlık yapmadı. Çünkü güvendiği dağlara kar yağmıştı artık…

İşte Akşemsettin’in kulağına fısıldanan muhteşem plan ve işte çocuk eğitimi..

Koskoca padişah, sırf çocuğunun terbiyesi için gözünü kırpmadan tokat yemeyi göze almıştı…(1) Osmanlıyı anlamak için  bu eğitim sistemini anlamak gerekir.

 

1-https://islamipencere.wordpress.com/2014/09/05/fatih-sultan-mehmed-ve-hocasi-aksemseddin/

Yavuz Sultan Selim Hanın, Mısır'a açtığı sefer sırasında Halep'ten Şam'a doğru giderken yolda, hayatına Şam'da son verilen Muhyiddin-i Arabi Hazretleri'ni ve onun Yavuz'u işaret eden sözlerini hatırladı.

"Sin, Şın'a girdiğinde Muhyiddin'in kabri meydana çıkar" sözü Yavuz'un dikkatini çekmişti. Bu işaret zaman zaman aklına takılıp duruyordu. Şam'a vardığında oranın âlim ve velileriyle görüşmelerde bulundu. Söz dolaşıp Muhyiddin-i Arabi Hazretleri'ne de geldi Şam'ın ileri gelenleri, Hazret'in kabrinin bulunduğu yerin halen çöplük olduğunu, hadiseden o güne kadar Hazret'e iyi gözle bakılmadığını anlattılar.

Yavuz Sultan Selim Han, derhal harekete geçip kabrin yerini tesbit ettirdi. Oraya hemen bir türbe ve yanı başına büyük bir cami ve imaret inşaatı başlattı. Zamanımıza kadar muhteşem bir şekilde gelen türbe, cami ve imaret, külliye olarak ortaya çıktı.

Ayrıca, Muhyiddin-i Arabi Hazretleri'nin vefatından önce ayağını yere vurarak:

"Sizin taptığınız benim ayağımın altındadır" buyurduğu yeri tesbit ettirip kazdırdı. Oradan küp içinde altın çıktı. Bundan Muhyiddin-i Arabi Hazretleri'nin: "Siz Allah Teâla'ya değil de paraya tapıyorsunuz" demek istediği anlaşıldı. Gerçekten de idamına sebep, hazretin bu sözleri olmuştu.

Yavuz Sultan Selim Han, çıkan altınları Şam'ın fakirlerine dağıttı. "Sin"den maksadın Selim, "Şın"dan maksadın da Şam, Mim’den maksadın da Muhyiddin Arabinin olduğu kesin olarak ortaya çıkmıştı.(2)

Tarihi anlamak,Yavuz Sultan Selim’in, Sin Şına girince, Mim’in kabri bulunur sözünü çözmedeki kabiliyetini anlamak ve alimlere karşı duyduğu saygıyı anlamak gerekir.

Bu gün dahi birçok Bilim Adamının çözmekte zorluk çektiği, İlay-ı Kelimetullah uğruna Sina Çölünü, o günün şartlarına göre ordusuyla beraber kısa bir sürede geçmesindeki kararlılığı anlamak gerekir.

Ecdadımız hayatlarının her safhasında Kur’an ve Sünnete göre yaşamışlar ve yaşantılarında dinin emrini uygulamışlardır. Bunun en güzel örneği ise  Yavuz Sultan Selim Han’a gayrimüslimin biri sekiz sene hizmet etmiş.

O kadar güzel hizmet etmiş ki, bu süre zarfında en ufak bir kusuru ve edepsizliği görülmemiş. Yavuz Sultan Selim Han bir gün bu hizmetçisini çağırtmış ve demiş ki;

“Sekiz senedir hizmetimi görürsün. En ufak bir kusurunu ve yanlışını görmedim.Sana bir soru soracağım. Padişah sözü veriyorum, eğer doğruyu söylersen seni azat edeceğim. Sana para ve mal vereceğim. Ve en ufak bir zarar da görmeyeceksin.”

Hizmetçi;

“Buyurun sorun padişahım” der.

Yavuz Sultan Selim;

2-https://www.yeniasya.com.tr/selahaddin-vatansever/sin-sin-a-girince_400198

“Benim Peygamberim (s.a.v) buyuruyor ki, ‘Bir Yahudi veya Hristiyan size hizmet ederse, fırsat buldukları an size hıyanet ederler.’ Fakat ben sende hiçbir hainlik görmedim. Ama benim Peygamberimden de (s.a.v) yalan sadır olmaz. Korkmadan, çekinmeden söyle, yaptığın bir ihanet varsa ben de bileyim. Efendimizin mucizesini gözümle görmüş olayım. Söz veriyorum zarar görmeyeceksin.”

Gayrimüslim hizmetçi;

“Padişahım 8 senedir sana getirdiğim abdest suyuna, küçük abdestimi yapmadan getirmedim” der.

Yavuz Sultan Selim Han unutulmaz sözünü söyler;

“Allah’a yemin olsun ki senin getirdiğin abdest suyu ile hiçbir vakit abdest almadım! Haydi artık serbestsin.” (3)Kadirşinaslılığı, İslam dinine olan teslimiyetini ve Müslüman’ın uyanıklılığını görmekteyiz.

Mimar Sinan’ın muhteşem eseri, Süleymaniye Camisi’nin yapılmasına vesile olduğu rivayet edilen Kanuni Sultan Süleyman’ın rüyası…

Caminin inşasıyla ilgili çok güzel bir menkıbe anlatılır:

Anlatıldığına göre Kanuni Sultan Süleyman Han, bu caminin inşasına karar verdiği zaman bir gece rüyasında Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) görür. Allah Resulü (s.a.v.), caminin nereye ve nasıl yapılacağıyla ilgili bir takım talimatlarda bulunur.

Heyecan içinde uyanan Sultan, sabah olunca ilk iş olarak Mimarbaşı Sinan’ı günümüzde caminin olduğu yere çağırdı. Burada bir cami inşa edilmesini istedi. Mimarbaşı da sanki böyle bir emir bekliyormuş gibi hemen Sultan’a anlatmaya başlar:

‘’ Sultanım! Camiyi bu yere şu şekilde yaparız. Mihrabı şurada, minberi şurada, kürsüsü de şurada olur.’’

Kanuni bakar ki Sinan’ın tarifi, rüyada Hazreti Peygamber Efendimiz’in kendisine tarif ettiği gibidir. Sultan, manalı bir tebessümle Sinan’a bakarak der ki:

‘’Mimarbaşı! Haberli gibisin!’’

Mimarbaşı Sinan Ağa, mahcup bir şekilde başını öne eğer ve aynı rüyayı kendisinin de gördüğünü anlatan şu cevabı verir:

‘’Sultanım! Sizin hemen arkanızda idim!’’(4)

Olay sadece bir rüya gibi görünse de,  aynı rüyayı iki kişinin birden görmesi.

3-https://www.internethaber.com/cunku-o-su-ile-hic-abdest-almadi-1825339y.htm

4-Osman Nuri Topbaş, Abide Şahsiyetleri ve Müesseseleriyle Osmanlı, Erkam Yayınları

Kanuni Sultan Süleyman,sarayın bahçesindeki  ağaçları kurutan karıncaların öldürülmesi için Şeyhulislam Ebussuud Efendi’den şu beyitle fetva istemiş:


‘’Dırahta ger ziyan etse karınca,

   Zararı var mıdır ânı kırınca.’’


(Yani ürünlere zarar veren karıncaları öldürmekte şer’an zarar var mıdır?)...

Ebussuud Efendi:


‘’Yarın Hakk’ın divanına varınca,

   Süleyman’dan hakkın alır karınca.’’ bir beyitle cevap vermiştir.

 

Ne mutlu ki bizlere, canlılara bile zarar vermeyen ecdadın torunlarıyız.Bunun gibi bir çok yasanmış örnekler vardır.Atalarımızı anlamak için sadece onların maddi yaşantılarına değil, manevi yaşantılarına da bakmak gerekir.Ecdadımız yaşantılarının her alanına edebiyata, sanata, yönetime, adaletine…. İslamı ilmek ilmek işlemişlerdir.Bize düşen görev ise yapılan güzel işleri tatbik etmek, yanlışlardan ders çıkarmaktır.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1.188 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : OSMANLIYI, ANLAMAK

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler