HABER ARAMA
  • DOLAR6,0929
  • EURO6,8548
  • ALTIN251,7262
  • BIST 10086.072
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
27 Mayıs 2019 Pazartesi
Fındık Fiyatı


16 TL - 16,50 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
25 Şubat 2019 Pazartesi Saat: 08:43

Taş Devrinde Ünye

Taş Devri, insanlığın ilk ortaya çıkışından, M.Ö. yaklaşık 10.000 yıl öncesine kadar süren arkeolojik çağdır.
Taş Devrinde Ünye

   Bu çağda insanlar hayvan kemiklerinden aletler yapmaya,

besinleri pişirmeye başlamışlardır.

Taş devri de üçe ayrılır:  Kaba taş devri, en uzun ve en ilkel dönemdir, bu dönemde insanlar mağaralarda yaşıyorlardı..

 

 

 Tarih öncesi dönem olarak adlandırılan taş devri, Dünya tarihinin en eski çağıdır. Taş devri dönemlerine ait bulgularda; çakmak taşı, boynuz, insan kemikleri bulunmuştur. Ayrıca bir dönem ileri gidildiğinde taşların yontularak bıçak, testere, balta, ok gibi araçların icat edildiği gözlemlenmiştir.

 

Ünye’de ilk yerleşim taş devrine rastlayan zamanda Cevizderesi yöresini kaplayan Tozkoparan, Koytakkaya, Tilki mağaralarında olmuştur.  Bu mağaralarda ele geçen bulgular MÖ. 15000 yıllarında insanların buraya geldiğini göstermiştir.

 

İnsanlık tarihinin en uzun devresidir.

Bu dönemde yaşayan insanlar mağara duvarlarına duygu ve düşüncelerini anlatan çeşitli resimler yapmışlardır.

Küçük gruplar halinde avcılık ve toplayıcılıkla hayatlarını devam ettirmişlerdir. Üretim faaliyetleri başlamamıştır.

Taştan, ağaçtan ve kemikten ilk defa araç-gereç yapımına başlamışlardır.

Ateşi bularak ısınma, pişirme ve aydınlatmada kullanmışlardır.

Mağaralarda yaşamışlar ve duvarlara çeşitli resimler yapmışlardır.

 

Ünye’de yapılan araştırmalar yerleşimcilerin denizden yararlandıklarını ortaya koymuştur.  Deniz ürünlerinden süs araçları yapmışlar, ölülerini yırtıcı hayvanların leş kokusuna gelmelerini önlemek için gömmüşler,

Ünye ve çevresi ile ilgili araştırma, kendisi de Ünyeli olan Ankara Dil-Tarih Coğrf. Fak. Arkeoloji Profesörlerinden rahmetli İsmail Kılıç Kökten tarafından yapılmıştır.

İsmail Kılıç Kökten atmışlı yıllarda üst üste  birkaç yıl Ünye ve çevresindeki

kazıları sonucu Milattan 15 bin yıl önce Ünye’de toprağa yerleşik hayatın başladığı anlaşılmıştır.  Bu da taş devrine rastlar.

İsmail Hoca’yı Ünye’de o zaman Milli Eğitim Müdürü olan Orhan Bora ilgilenir ağırlardı. Orhan Hoca o zamanda benim böyle şeylerle ilgimi bilirdi, beni üst üste birkaç yıl İsmail Hoca ile kazılara gönderdi hem hocanın defteri kitabını taşırsın hem de “bakarsın ne yapıyor ne diyor, ileride bir arkeolog veya yazar olursan bunları yazar bizi de anarsın” derdi. Ben her yaz mevsiminde İsmail Hoca ile çevrede ne kadar tarihi yer varsa dolaştım ve kazılar yaptık.

 

Tarihçiler, yazının bulunmasından sonraki devirlere “Tarihi Çağlar”, yazının bilinmediği zamanlara da “Tarih Öncesi Çağlar” adını vermektedirler. İlkyazı Mezopotamya’da ve Mısır’da M.Ö. 3 binin başlarında kullanılmaya başlanmıştır.

Ünye’de yaşamış kavimlere, geçmeden önce sırası ile tarih çağlarından başlayarak gelelim.

Ateşi bularak madenleri eriten insanların, araçlar yapmaya başladıkları döneme “Maden Devri” adı verilir. Maden Devri,  Taş devri, Bakır, Tunç ve, Demir Devri olmak üzere dört kısma ayrılır.

 

Taş Devri

Taş Devri, insanlığın ilk ortaya çıkışından, M.Ö. yaklaşık 10.000 yıl öncesine kadar süren arkeolojik çağdır. Bu çağda insanlar, çakmaktaşı, hayvan kemiklerinden aletler yapmaya, besinleri pişirmeye başlanmıştır.

Taş devri de üçe ayrılır:  

Kaba taş devri, en uzun ve en ilkel dönemdir, bu dönemde insanlar mağaralarda yaşıyorlardı. Yontma taş devrinde daha düzgün aletler yaptılar ve ateşte kızartılmış buğday ya da mısır yediler. Cilalı taş devrinde tarım ve hayvancılıkla uğraşmaya, topraktan kaplar yapmaya başladılar.

Maden devirleri: Bakır Çağı, M.Ö. yaklaşık 5000-3000 yılları arası, Tunç Çağı, M.Ö. 3000-1200, Kalay ve bakırın  karıştırılması sonucu sert ve dayanıklı olan ve döneme adını veren tunç elde edilmiştir. Demir Çağı, M.Ö. 4. yüzyılda bittiği kabul edilen ve demirin eritilerek kullanıldığı dönemdir.

 

Ünye’de ilk yerleşim taş devrinde olmuştur.

Ünye’de ilk yerleşim taş devrine rastlayan zamanda Cevizderesi yöresini kaplayan Tozkoparan, Koytakkaya, Tilki mağaralarında olmuştur.  Bu mağaralarda İlhami Kılıç Köktenin yaptığı kazılarda ele geçen bulgular MÖ. 15000 yıllarında insanların buraya geldiğini göstermiştir. Buralar doğal mağaralardır. Yapılan sondajlar yerleşimcilerin denizden yararlandıklarını ortaya koymuştur.  Deniz ürünlerinden süs araçları yapmışlar, ölülerini yırtıcı hayvanların leş kokusuna gelmelerini önlemek için gömmüşler, daha sonraları daha derin kazarak leş yiyicilerin cesetlere ulaşmalarını engellemeyi öğrenmişlerdir. Kral ve kraliçelerini ulaşılması zor yerlere yaptıkları kaya mezarlarına gömmüşlerdir, bu mezarlardan bir tanesi Cevizdere Tozkopran’da halen durmaktadır.

Doğa şartları ile baş etmekte zorlanan ilk çağ insanları, yabani sebze, meyve ve kökler ile avlandıkları hayvanları yiyerek beslenmişlerdir. Küçük gruplar halinde konar - göçer bir tarzda mağaralarda barınmışlardır.  Ateşi bu çağda bulmuşlar ve  besinleri pişirmeyi, öğrenmişlerdir..Bu dönemdeki çukurlar şeklindeki mezarlar, ilk insanların ölülerini gömdükleri hakkında bilgi veren izlerdir bu kültüre Taş Devri çağı adı verilmektedir.

 

İlk insanların ölü gömme usulleri

Bu dönemde ölü gömme geleneği taş sandık ve küp mezarlardır. Çömlek mezarlara da rastlanılmıştır. Bazı mezarlarda yarı yarıya yakılmış insan kemikleri de çıkmıştır.

, Taş devri çağı insanları, vahşi hayvanlardan korunmak ve avlanmak için aletler yapmaya başladıklarını, ayrıca bu devirde artık insanların ölülerini de sistemli bir biçimde gömmeye başladıklarını, cesetlerin küp içine yerleştirildiğini, küplerin genelde ağzı doğuya, dipleri ise batıya bakar şekilde hafif yatık biçimde gömüldüğünü yazar.

Taş devri insanları mezarlarında, ölüleri hiçbir mezarda, dümdüz yatırmamıştır.  Ölüler genellikle uyku ya da cenin pozisyonunda bulunmuştur..

Eski Türkler can ve ruhu genel olarak tın (yani nefes) kelimesiyle ifade etmişlerdir, insan ölürken canının bir kuş gibi uçup gittiği varsayılır. Orhun Kitabeleri'nde ölmek, uçmak, uçup gitmek olarak anlatılmıştır.  

Göktürkler "ölüyü çadıra koyarlar, çadırın etrafında yedi defa dolaşırlar, bıçakla yüzlerini kesip kanlı gözyaşı dökerlerdi. Altaylılar ölülerini umumiyetle dağ üzerindeki gizli yerlerde toprağa gömerlerdi. Ölü giyinmiş vaziyette mezara konur ve yanına, yol için bir torba yiyecek de yerleştirilirdi.

Uygurlar ölüyü gömerken yeni elbise giydirirlerdi Orta Asya'da, Hunlar’ın ve Göktürkler’in iptidai boylarından bazıları ölülerini tabutlara koyup ağaçlara asarlardı.

Eski Türklerde ayrıca mezarlara bayrak asma geleneği vardı. Altay dağlarında yaşayan Türk göçebelerinin kadınları yas tutarken elbiselerini yedi gün ters giyerlerdi.

(Kaynak: KARADUMAN Yaşar (Ünye’de tarih boyunca yaşamış kavimler))

 

 

Dip notlar:

Nilgün Çıplak” Anadoluda ölüm sonrası mezarlıklar çevresinde oluşan inaç ve pratikler”

Orhan Bora “Yeşil Ünye Rehberi 1968 ”

Osman Doğan, “Tarihte Boyunca Ünye”

Muharrem Ergin, Orhun Abideleri

Bu haber toplam 614 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Taş, Devrinde, Ünye

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler