HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
23 Kasım 2020 Pazartesi
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim
19 Mayıs 2020 Salı Saat: 10:56

ÜNYE TARİHİNİN EN UNUTULMAZ 19 MAYIS’I: 1982! “HASAN ÖZ BAYRAM GÖSTERİNDE ALEV TOPUNA DÖNÜŞTÜ!”

YILLAR SONRA BİR "ALEV HASAN" RÖPORTAJI İSMAİL CANBULAT
ÜNYE TARİHİNİN EN UNUTULMAZ 19 MAYIS’I: 1982! “HASAN ÖZ BAYRAM GÖSTERİNDE ALEV TOPUNA DÖNÜŞTÜ!”

MUSTAFA HASAN ÖZ  KİMDİR?


M.Hasan ÖZ; Ünye, 1959 doğumlu. Dadyan Efendi'nin torunu, Rahmetli Dava Adamı, yardımsever, gayretli, güzel insan Cemal ÖZ amcamızın en küçük oğludur.Ünye’de bir çok yazar-çizer ve gazeteciye okul olmuş –İsmail Canbulat dahil- “İyiye Güzele Doğruya Hak’ka ÇAĞRI Gazetesi”nin sahiplerinden,gazeteci, eğitimci, sporcu, Ünye’de bir çok ticari, sosyal yardım, kültür ve hizmet derneğinin kurucularından, neferlerinden, XXnci Dönem Ordu Milletvekili ve bir Ünye Aşığıdır.

 

 …

 

Yaşadığı Talihsiz Kazadan Yıllar Sonra, 19 Mayıs Bayramımız Vesilesiyle,  O Günü Ve Gizli Kalan Yanlarını Anlatması İçin Ünyen Köprüsü’nde (Biz Ünyeliler İskeleye Öyle DerizJ)  Bir Röportaj Yaptık… İsmail Canbulat Sordu, Hasan Öz Cevapladı…                FOTOĞRAFJ: İksan Abi (İhsan Kocagöz)

19 Mayıs 1982…

Ünyeliler o bayram günü yine erkenden uyanmış, o zamanlar sadece stadyumda kutlanabilen 19 Mayıs gösterilerini seyretmek için tribünde bir yer bulabilmek ümidiyle, çoluk çocuk hızlı adımlarla Ünye Stadyumuna doğru koştururlarken, o gün orada kendilerini bekleyen şoktan habersizdirler…

 

 

12 Eylül 1980 Darbesi’nden sonra adı “Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı” olan bayramımız; stadyumu, çevre duvarlarını, civar evlerin balkon, pencere hatta damlarını tamamen dolduran coşkulu seyircilerin meraklı bakışlarıyla sürüyordu…

Sonra sıra Ünyelilerin sevgilisi olan, küçük maskotu Merih’le, tecrübeli, kaabiliyetlisporcularıyla, coşkulu bir biçimde yaptıkları hareketleri, insan kulesinde açtıkları TÜRK BAYRAĞI İLE Ünyelilerin büyük sevgi ve ilgisine mazhar olmuş “akrobatik jimnastik grubunun” olağanüstü gösterisine gelmişti…

"ÜNYE HALK EĞİTİM MERKEZİ AKROBATİK JİMNASTİK EKİBİ”NİN AKILLARA SEZA, SEYİRCİ COŞTURUCU, ADRENALİN BOMBASI HEYECANLI GÖSTERİSİYDİ BU…


 

Sadece bu grubu görmek için gelen vardı bayramlara, tıpkı bizim “İksan Abi” gibi; dün komik komik yazıp-çizdi zaten o da şahit olduğu o günü… Ben de orada, hemen dikenli tellerin ardında, saha seviyesinden seyrediyordum bayramı… Sahaya da Hasan Abimle birlikte gelmiştim zaten…Orada, onun hem hısımı, hem arkadaşı, hem gazetecilik talebesi, hem de Çağrı Gazetesi muhabiri olarak bulunuyordum… Yaşım 17..Ben de onunla birlikte yanmıştım o gün orada.. Hiç unutmam.

Gösteri ıslık ve alkışlarla büyük bir heyecan ve havada uçuşan jimnastik ekibinin fantastik taklaları, perendeleri ve kuleleriyle sürüyordu…

 

 

Veee sonunda “ateş çemberi” gösterisi de başlamıştı işte! Ama sanki yolunda gitmeyen bir şeyler vardı, çember dumanlar çıkara çıkara, her zamankinden daha büyük alevlerle yanıyordu, çember de sallanmaya başlamıştı ve ŞOOOK!!

23 yaşındaki yetenekli akrobatik jimnastikçi Hasan Öz, ateş çemberine takılıp yuvarlanıyor ve cayır cayır yanıyordu!!Evet, alev topuna dönüşmüş yanıyordu resmen!!Önce büyük bir ölüm sessizliği ve şok yaşandı stadda. Herkes dondu kaldı! Sonra ise canhıraş çığlıklar, ah ah’lar vah vah’lar!! Dualar…

19 Mayıs 1982…Gençlik Ve Spor Bayramı… Ünye Şehir Stadı...

O bayram, bütün Ünyelilerinhafızasına, bu olayla birlikte kazındı

Kendi gazetesi olan Haftalık Çağrı Gazetesi bu olayı manşet yaptı..Günaydın Gazetesi’nin 1. sayfasında da, olayın fotoğraflarıyla birlikte "ALEV HASAN" başlığıyla manşet oldu. Sonra da "ALEV HASAN İYİLEŞTİ", milletvekili seçilince "ALEV HASAN MECLİSTE"diye bu “alev” serisi devam etti…



O günün kahramanı/kurbanı Hasan Öz’e,“alevli bir şekilde” sormaya başladım :

-       Hasan Abi, yıllar sonra artık bu efsane olay tam olarak aydınlansın! O gün orda tam olarak ne oldu? Ateş çemberi neden bir ölüm makinesine dönüştü? İhmal var mıydı?

 

-       Elit grubu provaları sırasında gruba yeni katılanlar çembere takılıyordu. Tabi çember provalarda ateş yakılmadan kullanılıyordu. Bu bana biraz endişe veriyordu. O sene grubu ben çalıştırıyor ve yönetiyordum.Bu endişeden dolayı bayram günü matbaamızdan yangın söndürme tüpünü ben götürmüştüm ve çocuklara bir şey olursa müdahale edelim diye.Yangın tüpünü Alparslan Ağabeyime verdim ve sıkı sıkı tembih ettim. Ne bilebilirdim ki benim başıma gelecekmiş.Alparslan Ağabeyim o bayramda gruba sadece yönetici olarak katılmıştı.Bir önceki sene, çembere sarılı pamuklara gazyağı dökmüştük.Onun alevleri bana az gelmişti, o sene ise benzin dökmeye karar verdim ki alev bol olsun ve heyecan daha fazla olsun diye. Bu da başıma gelecek ikinci bir ilginç gelişme imiş meğer.

 

Çembere grup koşarken öndekinin atlayıp mindere düşmesini beklemez; hızlı bir şekilde peş peşe koşar ve arka arkaya seri bir atlayış yaparlar.Sıranın başında İsmet Küçükoğlu vardı. İkinci sırada Necmi Kocaoğlu üçüncü sırada ben vardım. O yıl çemberin ayakları toprağa önceki yıllar gibi iyi gömülmemişti. Sallanıyordu ama önem vermemiştik. İsmet Küçükoğlu atladı, hemen peşinden Necmi Kocaoğlu atlarken ayağı çembere takıldı ama geçmişti ve kurtuldu. Ben üçüncü kişi olarak da yola çıkmıştım bir kere ve çemberin sallanmasını önemsemedim.Düşündüm ki tramplene basarak atlarken çember sallansa bile ben de ona göre yön çizer atlatırım. Tramplene basıp havalanınca belime kadar çemberi geçtim ama sallanan çember ayağıma takıldı ve mindere çemberle beraber düştük.

 

Ben minderde, çemberin altına veya üstüne düşseydim hemen kurtulurdum. Ama ilginç olan şu ki çemberin bir tarafı gövdemin üzerinde diğer tarafı gövdemin arasında kalmıştı ve ben yuvarlandığım halde bir zaman kurtulamadım ve çemberin içinde döndüm. Bu esnada benzin vücudumu sarmıştı. Üçüncü turda kurtulabildim.

 

-       Etrafındaki arkadaşlar ne yapmışlar o an? Seyirciler “müdahalede geç kalındı” diye söylenmişlerdi o gün…

 

-       Tam o esnada herkes donup kalmıştı, Nedim Sider’ in elinde çuval vardı ama ŞOKTAN kullanamadı. İki kişi vardı sadece hareket eden, biri gazete muhabiri ve fotoğrafçı Ceyar lakaplı Foto Ceyar (JR) İsa Çelik, diğeri de Alparslan Öz. İsa Çelik çok büyük ve soğukkanlı bir gazetecilik refleksiyle kaza anını an be an fotoğraflamıştı, helal olsun!Alparslan Öz’ün elindeki yangın söndürücü sağlamdı. Ama birinci sefer vücuduma köpük sıkınca sönmüştü alevler ama ben çemberden kurtulmak İçin döndükçe benzin tekrar vücuduma sarıyor, alevler yine vücudumu sarmalıyordu. Yangın tüpü alevleri ikinci defa söndürdü ama yine çemberden kurtulamamıştım ve ellerim yüzümü kapatmış bir şekilde minderde üçüncü defa dönüş yaptım ve alevler tekrar vücudumu sarmıştı. Yangın tüpü üçüncü defa alevleri söndürdü ve köpük de tam o zaman bitti.İşte ben de tam o anda çemberden kurtulabildim,“sönmüş olarak!”

 

İşte o an, hareket edebilenlerden biri vücudumu alevlerden kurtarmıştı, ikincisi de fotoğrafımı çekmişti. Nedim Sider ise elinde çuval bakakalmıştı.

 

-       Alevlerden kurtulduğun an ne yaptın? Ne düşündün o an? İlk neyi gördün?

 

Ben kurtulunca bütün tribünün şok yaşadığını, korku içinde olduğunu o anda fark ettim..Sanki onları rahatlatmak ve korkularını gidermek o anda yapılacak birinci işmiş gibi geldi bana ve ilk vazifemi yapayım dedimve ellerimi kaldırıp, tribünleri,“kurtuldum, merak etmeyin” düşüncesi ile selamladım ve tam önüne gelmiş olduğumu fark ettiğim stad çıkış kapısında “hemen burdan çıkmalıyım “dedim vebir refleks ilekoşup dışarı fırladım…

 

Ne düşündüm?...

Birincisi; “benim bayram yerinden ayrılmam gerekiyor, insanlar benimle uğraşıp gösterileri kesmesin.”

İkincisi; “bana müdahale edilmesi gerek ama ben kendimi koyverip tıkılmayayım buraya, yardım edeceklere yardımcı olayım ve işlerini kolaylaştırayım.”

Ve öyle de oldu… O anda Kaymakam şoförü de; muhtemel ki Kaymakamımızın talimatı ve kendisi de gönülden bir şekilde, saniyeler içinde dışarı fırlamış ve kapı önündeki makam aracı cip ’in kapısını açmıştı. Atladık doğru hastaneye gittik.Araç hızla ilerlerken önceleri vücudumda yanık acısı hissetmiyordum.Bir zaman sonra hissetmeye başladım.O esnada da hastaneye ulaşmıştık.Vücudumdaki acı artmaya başlamıştı. Ve hastanede ilk iş morfin vurdular ve beni önce uyuşturup, rahatlattılar sonra tedavi etmeye başladılar.Sonra servise alındım..

 

-       Aileniz?

 

-       Bir gün sonra Annem beni hastaneden çıkardı ve tedavimi özel ilaçlarla bir ay kendisi yaptı, başarı ile..(İsmail Canbulat röportajın burasında şaşırıp kalıyor!Hasan Öz kendinden ve annesinden emin, gülümsüyorJ)

 

Annem bitkisel yanık ilacını bilirdi ve dostlarına uygulardı.Şimdi de kendi evladının başına gelmişti işte…Kazada; yüzüm, kollarım ve bacaklarım yanmıştı.Hastanede de tedavi;görevlilerin otomatikleşmiş rutin uygulamaları yüzünden pek acıma duyguları kalmadığı için,yumuşak, yavaş ve çok itina ile yürütülmüyordu.Annem bunu fark etti ve hemen “seni eve almalıyız” dedi.Öyle yaptık.Annem; dirayetli, soğukkanlı ve bilinçli Münevver bir insandı. Allah ondan razı olsun, Rahmeti ve Lütfuyla muamele etsin…

 

Annem evde, titizlik ve itina ile tedavi etti beni.Sonra doktorlar da çok takdir etti onun bu başarılı tedavisini…

Bu arada, bu efsane tedavi bilindiği ve duyulduğu için de epey müracaatlar oldu sonradan Anneme…Şimdi de ben böyle vakalar duydukça yardımcı oluyorum.

 

-       Vee“Alev Hasan” Lakabı…

 

-       Fotoğraflar ve haber de ertesi gün Günaydın Gazetesi ‘nde yayınlandı.MANŞETTEYDİK:“ALEV HASAN!”

 

İyi olduğumda, gazetenin muhabiri tekrar resmimi çekti ve gönderdi. Gazete haberi “ALEV HASAN İYİLEŞTİ” manşeti ile yayınladı. Milletvekili olunca da aynı gazete “ALEV HASAN MECLİSTE”diye haber yapmıştı.Çünkü onlar İçin olayın fotoğrafı çok önemli idi ve kullanmak ilgi çekiyordu.Biz de kendi gazetemizde haberleştirmiştik olayı..

 

-       Tam yanma anındaki ruh halinizneydi Hasan Abi?

 

-       Yanma anında hiç korku hissine kapılmadım.Sadece irademi yoğunlaştırmış vaziyette kendimi alevler içinde bırakma yerine hamleler yapıp kurtulma girişimini planladım. İki elimi yanaklarıma yapıştırdım, yüzüm yanmasın diye planladım. Kollarım açıktı ve deriden sanki hışırtılı yanma sesi geliyordu. Cenin gibi yumuldum alevler tüm vücudumu sarmasın diye. Her saniye çemberden kurtulmayı ve alevlerin sönmesini bekledim ve takip ettim ayağa kalkmak için. Son anda hepsinden kurtulunca bir hamle yapıp ayağa fırladım.

 

-       Bir efsane daha var kazayla ilgili: Diyorlar ki, eşofmanı naylondu o yüzden bu kadar çabukalev aldı, bu kadar yandı…

 

-       Tam tersi! Eşofmanımnaylon olmadığı için vücudumun tamamı yanmadı, açıkta olan kollarım ve yüzüm yandı..

 

-       Daha sonra, elit grubu ve ateş çemberi gösterilerine ne oldu?

 

-       Bir kere o seneden sonra ateş çemberi yasaklandı. Sonraki yıllarda birkaç yıl devam ettik ama eski tadı kalmamıştı ateş çemberi olmadığı için.Biz siviller olarak Halk Eğitimi Merkezi adına katılıyorduk.Okullar kasa minder hareketi yapmıyorlardı, biz yapıyorduk.Biz sonra bıraktık.Okullar da zaten yapmıyordu.Bayramlar, tribünlerin tablo gösterilerine ve rutin basit gösterilere döndü.Heyecanlı spor gösterileri kalmadı.

 

Ama,Ünye’nin Dünkü Çocukları sonraki yıllarda, yine bayramlarda, benim de çocukluğumda, gençliğimde ilk gösterilerimi yaptığım eski mekanımız Ünye Cumhuriyet Meydanı’ndaeski heyecan ve güzelliği ortaya koydular, vesselam.

  

İSMAİL CANBULAT HASAN ÖZ İLE BİRLİKTE ÜNYE STADINDAÇAĞRI GAZETESİ MUHABİRİ OLARAK ÜNYESPOR MAÇINI SEYREDİYOR-1983

 

NOT: (Kazayla ilgili görselleri acil olarak bulup bana ulaştıran Murat Ali Öz kardeşime, bütün Öz ailesine ve sevimli röportaj karikatürü için Sanatçımız İhsan Kocagöz’e çok teşekkür ederim..)

Bu haber toplam 11.297 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler