HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
16 Ağustos 2018 Perşembe
Fındık Fiyatı


9.00TL
PUAN DURUMU

BAL LİGİ 4. GRUP PUAN DURUMU
NoTakımAAVP
01FATSA BELEDİYESPOR563865
02ÜNYE 1957 SPOR502951
03YENİ AMASYA SPOR442050
04LADİK BELEDİYESPOR331749
05ÇARŞAMBASPOR37945
06ŞARKIŞLA BELEDİYESPOR382144
07ATAKUM BELEDİYESPOR461643
081926 BULANCAKSPOR30132
09TURHALSPOR24-832
10SİNOPSPOR24-1826
11GÖRELESPOR35-1424
12SİVAS DEMİRSPOR19-3716
13ETİ LİSESİ GENÇLİKSPOR19-2815
14ORDUSPOR20-46-1
NAMAZ VAKİTLERİ
3 Ağustos 2018 Cuma Saat: 19:49

"Sohbet Etmenin ve Anlatmanın Önemini Tekrar Keşfediyoruz”

İsmail CANBULAT (İnş. Müh. /Senarist, Masal Anlatıcı) ile söyleşi
"Sohbet Etmenin ve Anlatmanın Önemini Tekrar Keşfediyoruz”

İnşaat Mühendisi, yazar, senarist, masal anlatıcı. TEM otoyolu inşaatlarında, Kâbe'de Mescid-i Haram genişletme işinde ve Osmanlı Revakları restorasyonunda önemli görevler üstlendi. Efsane dizi Ekmek Teknesi senaryo grubunda görev yaptı. Edebiyat dergilerinde hikâyeler yazıyor, masal anlatıyor... İstanbul'da metro ve Demiryolu inşaatlarındaki görevini sürdürmekte. 

Tam bir Ünye sevdalısı... O kendini "Ünye delüsü" diye tanımlıyor... Bugünlerde 2. Ünye Anlatıcılar Buluşması'nı düzenlemek için Ünye'de bulunan hemşehrimiz İsmail Canbulat'tan söz ediyoruz. Kendisiyle keyifli bir sohbet yaptık. Bu sohbetimizi yazıya döküp sizlerle buluşturmak istedik.

---------------------------------------

 

Sizce İsmail Canbulat kim?

Dünyanın, uzun bir yolculukta bir ağaç gölgesinde soluklanmak gibi olduğunun şuurunda bir fani. O yüzden hiç durmadan üretmeye, araştırmaya, öğrenmeye, öğrendiğini anlatmaya, paylaşmaya çalışıyor. 

 

Bir çok özelliğiyle tanıdığımız İsmail Canbulat’ın sanat aşkı nereden geliyor?

Aşkın nereden geldiğini kim anlayabilmiş ki. (Gülüşmeler…) Eee doğar doğmaz Ünye'nin zihin açan, beyin besleyen oksijenini soluduk. Acı suyunu içtik. Bir temaşacı, doğal bir anlatıcı olan, tiyatro ve sanatsever, 'film gibi adam' babam Gazozcu Muharrem'in ve komik, eğlenceli ev ortamımızın bende etkisi büyüktür.

İlkokulda büyük Eğitimci Faruk Civelek'in talebesi olduk, zihnimiz bir kez daha açıldı. O içimdeki sanatçıyı keşfetmişti ve beni hep kitap okumaya, şiire ve yazmaya teşvik etti. Lisedeki Edebiyat Öğretmenlerim Mehmet Özyurt ve Şenel Ustaoğlu da edebiyatı, tiyatroyu iliklerime kadar hissettirdiler bana. Korkmadan, karalamadan, silmeden; "düşünerek" yazmayı, içten anlatmayı da onlardan öğrendim. Ee bir de Ünye'nin farklı kültürlerin karışımı olan kadim kültürü, çarşısı, eğlenceli esnafı ve hikayeleriyle bizi mest eden doğal anlatıcı ağabeylerimizle de cabası.. İnsan böyle bir Ünye'de sanatçı olmaz da, "anlatan adam" olmaz da ne olur?

 

Sanata olan bu ilginizi bizlerde yaptığınız çalışmalarla yakından takip ediyoruz. Sanatla iç içe olduğunuz yaşantınızda Osman Sınav ve Sumru Yavrucuk'la tanışmanız nasıl oldu?

Osman Sınav ağabeyimle, şimdilerde Diriliş Ertuğrul'un yönetmeni olan okul arkadaşım, kadim dostum, sanat yoldaşım Mimar Metin Günay sayesinde Yıldız Teknik'te okurken tanıştım. Dizilerin senaryo gruplarında çalıştım. Oyunculuk ve prodüksiyon elemanlığı yaptım. Sinemanın tozunu da yutmuş oldum yani. Yıllar sonra da Ekmek Teknesi'ne senarist olarak geri döndüm. Abi kardeş ilişkimiz hala sürmekte.

Sumru Yavrucuk ( o zamanlar soyadı Karaca idi) Yıldız Üniversitesi Oyuncuları'nda oyunculuk hocamızdı bizim. Hamdi Alkan'la tiyatro yaptığımız dönemlerdi. Hamdi de ben de tiyatronun ruhu, doğal oyunculuk ve sahicilik adına çok şey öğrendik ondan. Halâ da öğreniyorum... O bambaşka bir amatör heyecanı ve güzel bir kalbe sahip çok büyük bir profesyonel oyuncu.

 

Sanat, hayatınızın her anında oldu. Evet bununla birlikte İnşaat Mühendisliği görevinizle de önemli projeleri imza attığınızı görüyoruz. Yani bir koltukta birden fazla karpuz taşıyorsunuz diyebiliriz (Gülüşmeler) Şu anda İstanbul'da Marmaray CR3 projesinde yer alıyorsunuz. Bu projenin Türkiye için önemi nedir, kısaca bahsedebilir misiniz?

CR3 projesi eski Gebze-Halkalı arasındaki banliyö hattı ile bir hat hızlı tren hattından oluşuyor ve bizim Marmaray olarak bildiğimiz Boğaz Geçişi'ni kullanarak İstanbul'un iki yakasını birbirine bağlamakla kalmıyor, aynı zamanda teknik olarak Pekin ile Londra arasında kesintisiz demiryolu hattını-iletişimi sağlıyor. Demirden bir İpek Yolu yani. Aynı zamanda yük trenleri de kullanıyor.

Teknik ifade olarak da Marmaray CR3 Sözleşmesi işi;  Boğaz’ın her iki yakasında 63 kilometre boyunca mevcut iki hattın tamamen yenilenmesi ve yeni bir üçüncü hattın inşa edilmesi; 36 adet yeni ve iyileştirilmiş yüzey istasyonunun inşası; yaklaşık 130 adet yeni geçiş koridoru karayolu, yaya ve dere geçişi yapılarının inşası (alt ve üstgeçitler ve köprüler) ve diğer teknik destek yapılarını kapsıyor. Ben de bu projede, Avrasya Consult Grubu bünyesindeki müşavirlik firması Yüksel Proje Uluslararası A.Ş.'de Kontrol Mühendisi olarak çalışıyorum ve İstanbul, Türkiye ve Dünya için çok önemli ve stratejik bu projede katkım olduğu için bir Ünyeli mühendis olarak da ayrıca gurur duyuyorum.

 

Hayatınızda gurur duyduğunuz ve sizin üzerinde önemli bir etki bırakan bir projede daha görev aldığınızı biliyoruz. Bu çalışmada Kâbe'ye 4 yıl boyunca hizmet ettiniz. Bu nasıl bir duygu?

Muhteşem...Tarifsiz...

Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellemin ayaklarını bastığı yerlerde yürümek, çalışmak ve o beldelere, Kâbe'ye hizmet etmek... Sizce Nasıl hissettirir insana?

İstanbul'da bile hâlâ sokaklarında dolaşırım Mekke'nin…
Şaka değil; geçen yıllarda, arabamla İstanbul'un sokaklarında dolaşıp bir pastaneyi arıyordum. Tam yarım saat, birçok sokağa girip çıktıktan sonra, aradığım o pastanenin aslında Mekke'de, Jarwal semtinde bulunan pastanemiz olduğunu, bir anda büyük bir hayret ve hasret duygusuyla idrak ettim! 
Sonra kendime çok güldüm ama 'içimdeki Mekke'yi' kaybetmediğim için de çok sevindim.
Evet, ayrıldığın halde yaşamaya devam ettiğin, ayrıldığın halde senden ayrılmayan ve seni terk etmeyen bir şehirdir Mekke, bir zamanlar, onu severek onda yaşadı ve onu hissetti isen. Hele ki işyerin Mescid-i Haram'ın içinde, Kâbe'nin yanı başında ise. Hep orada hissedersin kendini. İnşallah layık olabilmişimdir
, olabiliyorumdur...

 

Bugüne geldiğimizde ise, İsmail Canbulat’ın ismi memleketi Ünye’de yeni bir çalışmada yeniden gündeme geldi. Bugünlerde "2. Ünye Anlatıcılar Buluşması" için Ünye'desiniz. Ünye'nin Kayıp Hikayeleri’nin peşindesiniz. Neden hikâyeler, neden masallar?

Evet, kimileri için hikaye, masal, boş işler bunlar!

Hocam Judith Liberman "En gelişmiş iletişim teknolojilerimiz olsa da, hâlâ bir araya gelmeye ihtiyacımız var. Hâlâ aynı mekânda, aynı odada, aynı havayı soluyup birbirimize bakarak hayal kurmamız gerekiyor” demişti; yani toplumsal ve bireysel hayatımıza bir “reset” atma ihtiyacı. Dizdize, gözgöze gelip birbirimizi hissetmeye, anlatmaya ve 'yolda' kaybettiklerimizi tekrar hatırlamaya ve bulmaya her zamankinden çok ihtiyacımız var.

“Masallar çocuklara uyumaları, yetişkinlere de uyanmaları için anlatılır” diyor, Jorge Bucay

Masallar, hikâyeler pusuladır. Sana bazen yol bulmada yardım eder. Boğucu modern dünyanın ortasında nefes almana. Soluklanmana. Sakince düşünmene ve yolunu bulmana yardım eder.

Temaşanın büyüsüyle ve insanların gözlerine bakarak anlatılan; insan sıcaklığıyla, “içten hissederek” anlatılan her “iyi anlatı”; karşısındaki insanı etkileyip onu hikayenin illüzyonuna sokup, ona kendi çözümlerini “gördürtebiliyor”. Ben masalın, anlatının bu etkisine “şifalı illüzyon” diyorum; hem unutturuyor günlük hayatın dertlerini, hem de unuttuğu bir sürü şeyi hatırlatıyor insana. Hatırladığı şeyler de; aslında onun hayatını güzelleştirecek şifreler içeriyor. …

Biz ilkini geçen yıl gerçekleştirdiğimiz bu anlatı etkinliğimizde yine bir hikâye ve masal halkasında bir araya geliyoruz.

O halkalarda farklılıklar ortadan kalkıyor, hem tekrardan masalların anlamını ve şifasını keşfediyorlar, hem de birbirini dinlemenin, sohbet emenin önemini; tıpkı kadim zamanlardaki gibi…

İyi anlatılmış bir ‘insan hikâyesi’; Bireyin, hem karmaşık yapısını, hem insan ilişkilerinin mantığını, hem de etrafta gelişen her türlü olayı çok daha kolay anlamasına, idrak etmesine ve kendi çözümlerini bulmasına/çözümlerini ‘kendisinin’ bulmasına yol açar.

Hele ki Ünyemiz gibi kadim kültürlerin yaşandığı, farklı kültürlerin insanlarının yüzyıllarca bir arada yaşamış olduğu bu güzel şehrimizde o kadar çok hikaye ve anı var ki... Bunlar, yaşayan insanların hafızasındalar, gazete sayfalarında ve onların internet adreslerinde aslında kayıp durumdalar. Ve henüz hiç anlatılmamış, bilinmeyen hikayeler de anlatılmayı bekliyorlar. Biz işte Halk Bilimci İhsan Akbulut kardeşimle bunu ortaya çıkarmaya, gizli, kayıp hazinelerimiz olan o kadim, o hikmetli hikayeleri tekrar bulmaya, dinlemeye ve kayıt altına alıp, bizlere ve gelecek nesillere zaman içinde hangi değerlerimizi, hasletlerimizi, hangi zenginliklerimizi kaybettiğimizi anlatmaya, anlamaya çalışıyoruz. Ve yaşayan kültürel mirasımıza, yaşayanların dilinden, gönlünden yeni servetler eklemeye gayret ediyoruz. Bu konuda Ünye Belediyemize, Ünye Yaşayan Kültürel Miras Müzemize ve bize gönüllü destek veren herkese çok teşekkür ediyoruz.

Biz de Ünye Kent Gazetesi olarak bu keyifli söyleşi için teşekkür ederiz. 

 

---------------------------

İSMAİL CANBULAT KİMDİR?

İnşaat Mühendisi, senarist, kurumsal iletişim uzmanı, masal anlatıcısı.  Ünyeli Kaptan ve Çataltepe Gazozları Kurucusu İsmail Canbulat’ın manevi ve Kamyoncu/Hoca Rasım Korkmaz'ın öz torunu, Gazozcu Muharrem Canbulat’ın oğlu.

1966'da Ünye’de dünyaya geldi. İlk, orta ve liseyi Ünye’de okudu. Sanayide çırak, zücaciyede tezgâhtar, lisede tiyatrocu oldu.

Bir Ünye aşığı olan İsmail Canbulat, Ünye Çağrı Gazetesi’nde 1979’dan itibaren haber, makale, şiir ve deneme yazıları yayınladı. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü mezunu. YTÜ Tiyatro Kulübünde Sumru Yavrucuk’tan oyunculuk dersleri aldı. Çeşitli gruplarda oyuncu eğitmenliği ve yönetmenlik yaptı. 

İstanbul’da ve Anadolu’nun farklı şehirlerinde önemli mühendislik projelerinde görev aldı. Osman Sınav’ın Sinegraf Film Yapım şirketinde senarist ve danışman olarak çalıştı. “Ekmek Teknesi” adlı tv dizisinin senaryo grubunda görev yaptı. “Pars: Narkoterör”, “Kapıları Açmak” ve “Acı Hayat” dizilerine teknik destek verdi. Esra Film'in sinema filmi sinopsis yarışmasında "Düdüklü Şeker" adlı senaryosu ödüle layık görüldü.

Kâbe’ye 4 yıl mühendis olarak hizmet etti; Mescid-i Haram’ın yeni bölümlerinin yapımında ve Osmanlı Revakları’nın restorasyonunda görev aldı.

Fotoğraf, şiir ve hikâyeleri, “Lamure”, “bachibouzouck.com” ve “bûtimar” dergilerinde yayınlandı.

Masal Anlatıcı, sanat terapisti Judith Liberman'nın 'Anlatıcılık Okulu' mezunu.

Halen, İstanbul' da metro ve demiryolu yapım projelerinde görev almakta, aynı zamanda hikaye, senaryo ve masal anlatma çalışmalarına devam etmektedir. 

Bu haber toplam 286 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler