HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
20 Nisan 2021 Salı
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim
4 Mart 2021 Perşembe Saat: 14:23

Dr. Özlem Cankurtaran İle Hayata Dair

Dr. Özlem Cankurtaran’ı ünlü sanatçı Zülfü Livaneli “çölde bir nehir gibidir” diye tanımlıyor. O benim için ise, neşeli, zeki, mavi gözlü, güzeller güzeli lise arkadaşım Özlem Öztürk.
Dr. Özlem Cankurtaran İle Hayata Dair

Ünye’nin çok sevilen şahsiyetlerinden Avukat Hasan’ın kızı, on parmağında on hüner olan Sıla’nın kardeşi, çok hoş ve zarif Tuna Hanımın kızı. Üniversite okumak için Çapa Tıp Fakültesi’ne İstanbul’a gittiğinde birbirimizden koptuk ancak, onun başarılarını ve hayat mücadelesini hep hayranlıkla izledim. O bir cerrah, göğüs cerrahı ve şu anda Acıbadem Maslak’ta sağlık danışmanı, ÇABA Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve YouTube Kanalında Cankurtaran Bilgiler paylaşıyor, İnstagram Canlı yayınlarında bir çok değerli ismi ağırlıyor.

 

AKLIMLA VE SEVGIYLE VAR OLMAYA ÇALIŞAN BIRIYIM

 

Özlemciğim senin hakkında kısaca bilgi vermek istedim ancak, sen hayatına bir çok güzellik ve proje sığdırmayı başarmış bir kadınsın. Sen kendini nasıl tanımlıyorsun? 

Öncelikle bu güzel sözlerin için çok teşekkür ederim. Sen sorunca fark ettim ki benim kendimle ilgili bir tarifim yok. Ama şunu söyleyebilirim. Hayatta aklımla ve sevgiyle var olmaya çalışan biriyim ben. Doktorum, aileme tutkuyla bağlıyım, birçok dostum ve arkadaşım var. Hepsi birlikte beni tarif ediyor belki. Başıma ne gelirse gelsin hayatı bir köşeden seyreden değil de hep içinde olanım.

Ünye’deki çocukluğunu düşündüğünde ilk olarak hangi anın gözünde canlanıyor? Her kız çocuğu babasına aşıktır derler, babana hayranlığın ve aşkını bize anlatabilir misin? Annenin hayata bakışı ve vizyonu senin hayatını nasıl etkiledi?

Çocukluğum çok güzel geçti. Mutlu bir evdik biz. Babamız çok farklıydı. Beni ve ablamı çok sevdi ve bunu her zaman bize gösterdi. Müthiş bir kütüphanesi vardı. Edebiyata, tarihe, mitolojiye, felsefeye çok meraklı idi. Birlikte balığa çıkardık, tepelere elma toplamaya giderdik. Bize hep bir şeyler anlatırdı. Arkadaşlarımızla plajdayken gelir bizimle çok şey paylaşırdı. Bizi çok mutlu etti babam. Arkadaşlarımızı da kız erkek diye ayırmazdı. Ne kadar çok insan tanısak o kadar memnun olurdu. Bizim okul çıkışımızda mutlaka evde olurdu. Çok vakit geçirdik babamla. Annem bu durumdan çok mutluydu. Çünkü kendisinin babasıyla iyi bir ilişkisi olmamış, çok dua etmiş ‘çocuklarım olursa babasıyla çok yakın olsunlar’ diye. Annem enerjisi çok yüksek bir kadındı. Hala da öyle. Ölüm olmasın her şeyin çaresi var der. Hayır, cevabını kabul etmez. Çok pozitiftir ve bizi de öyle yetiştirdi.

Ünye’de başlayan hikayemiz bizi farklı senaryoların içine sürüklemiş. Geçmişe gitme şansın olsaydı benim tanıdığım o liseli Özlem’e neler söylemek isterdin?

Babam bize hep ‘bir nefes dünyaya bedel’ derdi. Liseli Özlem’e o bedelin ağır olduğunu söylemek isterdim. Hayatın çok zor ama bir o kadar güzel olduğunu, bir dolu sıkıntı arasında gülebiliyor ve bir an yakalabiliyorsak güzel yaşıyoruz derdim.

MUTLULUĞUN HER KOŞULDA BİR SEÇİM OLDUĞUNU ÖĞRENDİM

Senin hikayen aşk dolu ancak, bir o kadar da mücadele dolu olmuş. Hasta ve hasta yakını olarak yaşadığın bu tecrübeler seni nasıl değiştirdi, neler öğrendin bu süreçte?

Çok genç yaşta hastalıkla tanıştım. Hayatımın en güzel dönemiydi. Göğüs cerrahisi asistanlığımın son senesiydi, çok âşıktım, her şey çok yolundaydı. Hasta olduğumu öğrenince duyduğum ilk his büyük bir şaşkınlık, sonraki his ise Cüneyt beni terk eder mi korkusu. Sonra şükrettim ailemden başka birinin değil de benim başıma geldiği için. Türkiye’de tedavisi mümkün değildi ve Cüneyt beni hemen Amerika’ya götürdü. Annemle babamı uzak tutmaya çalıştık. Bir çok şeyi söylemedik. O kadar ki babam işi gücü bırakıp gezdiğimizi düşünmüş. Sıla, Cüneyt ve ben çok iyi bir takım olduk. Ben onların işlerini kolaylaştırmak için elimden geleni yaptım. Çok uyumlu bir hasta oldum. Bir yandan da onlara çok üzülürdüm çünkü hasta hastalığıyla mücadele ediyor ama yakınlarınız size can vermek istiyorlar ama ellerinden bir şey gelmiyor. Ben iyileşip Türkiye’ye geldikten bir süre sonra Cüneyt’in hastalığı başladı. O zaman gördüm ki, hasta yakını olmak tahmin ettiğimden de zormuş. Hasta olmak daha kolaymış. Hayatın kıymetini hep bilirdim ama belki anın kıymetini o kadar bilmiyordum. Daha anda yaşamayı öğrendim. Ertelememeyi, beklememeyi, mutluluğun her koşulda bir seçim olduğunu öğrendim. Çok zordu ama bir taraftan ne kadar şanslı olduğumu, müthiş bir sevgiyle sarılı olduğumu gördüm.

CÜNEYT’İN HASTALIĞI BAŞLADIĞINDA VE HER AŞAMASINDA SEVGİLİME BİR KEZ DAHA HAYRAN OLDUM

Büyük aşk hikayenizin kahramanı olan sevgili eşin Cüneyt Cankurtaran ile ellerinizi bir an olsun bırakmamanız çok etkileyici. Senin ona inancına ve aşkına hayran kalmamak elde değil. Bu büyük aşkla ilgili neler söylemek istersin?

Cüneyt’le çok kuvveti bir bağımız ve aşkımız var. Fakat ilk görüşte başlamadı bu aşk. Bilakis Cüneyt’i ilk tanıdığımda çok antipatik gelmişti bana. Daha sonra peşimden koştuğu 1,5 sene var. Bu 1,5 senenin sonuna doğru biraz vakit geçirdik Cüneyt’le ve ben etkilenmeye başladım. Tanıdıkça ne kadar farklı ve sofistike bir insan olduğunu gördüm ve çok aşık oldum. Çok tutkulu bir aşktı. İlk senesinde ayrılıp barıştığımız dönemler oldu ama her seferinde aşkımız daha da güçlendi. Ben hastalandığımda bana evlenme teklif etti. O kadar sevindim ki hastalığımı, yürüyüp yürüyemeyeceğimi, her şeyi unuttum. Hastaydım ama çok mutluydum. Cüneyt’in hastalığı başladığında ve her aşamasında sevgilime bir kez daha hayran oldum. Hastalığı büyük bir zarafetle kabullendi ama aynı zamanda muazzam bir savaşçıydı. Ben kendi hastalığımda da Cüneyt’in hastalığında da ondan çok şey öğrendim. Birbirimize bir söz verdik. Ne olursa olsun ellerimizi ayırmayacaktık. İkimiz de bu sözümüzü tutuyoruz.

2019 yılında Ankara’da düzenlenen “Evimizin Sağlık Elçileri” toplantısında bir araya gelmiştik  ÇABA Derneği üyeleriyle, seninle ve ablan Sıla ile. Güler yüzü, pozitif enerjisi ile herkesi toparlayıcı ve birleştirici bir gücü olduğunu düşündüm Sıla’nın, yanılıyor muyum? Nasıl bir ilişkiniz var Sıla ile?

Sıla, Allah’ın bana ve ailemize bir hediyesi. Onu anlatmaya kelimeler yetmez ama Sıla olmasaydı nasıl yaşardım bilmiyorum. Hastalığımda hem bana baktı hem annemle babamı idare etti. Beni çok eğlendirdi tedavim boyunca. Hastanede o kadar çok güldürürdü ki beni başka hastalara mahcup olurduk.10 ay kaldık Amerika’da. O süre boyunca ne zaman uyudu ne zaman dinlendi bilmiyorum. Gündüz benimle ilgilenirdi gece de ne zaman gözümü açsam uyanıktı. Sıla’nın bütün arkadaşlarımız arasında da yeri farklıdır. Herkesi idare eden odur aslında. Sıla yanımdaysa her şeyle başa çıkabilirim.

 

HER ÇOCUĞUN MUTLU OLMA HAKKI VAR

2009-2015 yılları arasında Başkanlığı’nı yaptığın ÇABA Derneği çatısı altında çalışan gönüllülerin desteği ile yaptığınız bir çok proje ile, ihtiyacı olan okullara yardım götürdünüz ve çocukların daha iyi koşullarda eğitim görmelerine katkıda bulundunuz. Senin için ÇABA ne anlam ifade ediyor?

Cüneyt’in hastalandığı yıllardı bu yıllar. Cüneyt de teşvik etti beni ÇABA’ya girmem için. Daha önce gelen dernek tekliflerini geri çevirtmişti bana. O yüzden çok şaşırdım. Ama ÇABA farklıydı. Çok güzel bir arkadaşlık, samimiyet ve heyecan  vardı. Hedefleri çok kıymetliydi. Çocuklara yatırım yapıyorlardı. Böylece girdim ÇABA’ya. Girer girmez de beni başkan yaptılar. Ruhuma çok iyi geldi. Sanki eksik bir şey tamamlanmış oldu. Ben şanslı bir çocuktum. Benim kadar şanslı olmayan çocuklara borçlu hissediyordum. Her çocuğun mutlu olma hakkı var. Biz de elimizden geldiğince onların yüzünü güldürmeye çalışıyoruz.

KARANLIK YOLU İSTEMİYORUM. AYDINLIK YOLDAN GİDİYORUM.

Sürekli yeni projeler içinde yer alıyorsun. Televizyon programları, YouTube Kanalı çekimleri, instagram canlı yayınları, sosyal yardım projeleri. Çalışmanın, sürekli üretmenin hayatını pozitif etkilediğini ve ışıltının arttığını gözlemliyorum. Tüm bu temponun içinde yorulduğun, pes ettiğin olmuyor mu? Zorluklarla başedemeyen ve yenilgiyi seçen kadınlara hangi tavsiyeleri verirsin?

Ben bu tempo içinde iyi oluyorum. Hiçbir şey yapmazsam hasta gibi oluyorum zaten. O yüzden hep üretmeye çalışıyorum. Hastalıkların bunun önüne geçmesini istemiyorum. Daha önce de söylediğim gibi ben mutlu olmayı seçtim. Bu etrafı mı da mutlu ve güçlü yapıyor. Ben pes edersem bundan etkilenecek insanlar var. Karanlık yolu istemiyorum ben. Aydınlık yoldan gidiyorum. Hayat zor ve herkesin bir baş etme yöntemi var. Bazen insan çok yorgun hissedebiliyor kendini. O anlarda hatırlamak lazım kendi hikâyemizin yazarı biz olmalıyız. Başkalarına bırakmamalı ve vazgeçmemeliyiz.

Özlemciğim, güçlü duruşun ile bize ilham oluyorsun. Seni yürekten kutluyorum ve ayakta alkışlıyorum. Bu güzel söyleşi için teşekkürler.

Bu haber toplam 1.943 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : Dr., Özlem, Cankurtaran, İle, Hayata, Dair

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler