HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Kullanışlı
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
28 Mayıs 2020 Perşembe
Fındık Fiyatı


24.00 TL - 26.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma
15 Mayıs 2020 Cuma Saat: 12:49

İKSAN ABİ’NİN YERİ – Resmi olarak ilk köşem sayılır – Satılık Anılar – Simit

Mizahçı Karikatürist İhsan KOCAGÖZ / Editör İsmail CANBULAT
İKSAN ABİ’NİN YERİ – Resmi olarak ilk köşem sayılır – Satılık Anılar – Simit

Çarşaf Mizah Dergisi. 1988. Çaylak zamanım.. Resmi olarak İlk köşem sayılır yani...

 

                                      SATILIK ANILAR...                              

Editörüm İsmail Canbulat, eğlenceli anılar isteyip duruyordun benden, al bakalım, senin için anı tezgahı açtım, kelepir anılarım var! İsterse uygun fiyatta anlaşırız.
Gülmez ve beğenmez isen, on günde paranı iade ederim
Cebinde harçlığı var ise, hiç düşünme derim.

Sen de bir bak diyeceğim Adam Mamaladze ama, sende anı bol. Almazsın gibime geliyor. Tezgahın önünü kapatmaaa!

Bizim İslam Ürkmez Hiç yanaşmaz. Yıllardır aynı anıları dinlemekten bıktı benden garibim..

“Gel vatandaş gel, sahibinden, birinci el anılara geeel!!”

  

                      SiMiT...                                                 

Şimdi sizlerle, KARDEŞİN KARDEŞE, BİLE İSTEYE VE BÜYÜK BİR PLAN ÇERÇEVESİNDE KIRDIRILDIĞI YILLAR’a gidiyoruz...

Sizi bu sefer birazcık da üzeceğim belki ama, hep birlikte Ünye’de, Fatsa’da bizim kuşağın yaşadığı acılar ve traji-komik olaylardı bunlar maalesef.

Şimdiki gençlere de, olayların canlı şahidinden bir yakın tarih dersi olur “NETEKİM!”

1970'li yıllar... Bir Türkiye de sağcı ve solcu kutuplaşmasının zirvede olduğu, çatışmaların her gün can aldığı, karaborsanın milleti perişan ettiği, siyasetin de buna seyirci kaldığı karanlık zamanlar.

Ben de buna Ünyede yaşımın elverdiği algılama boyutunda şahit oluyorum.

Ortaokul zamanlarım. Yaşımız ufak olduğundan olayların şiddeti kişisel olarak bizi etkilemiyor. Lise, üniversite öğrencileri ve okumayan 20'li yaşlardaki gençler olayların tam göbeğinde. Arkadaş çevrelerinin durumuna göre herkes bir kutupa bölünmüş. Kimi sağcı, kimileride solcu olmuş.

Hedef ne!? Ülkeyi kurtarmak!

İşin tezat ve karakomik yanı, ülkeyi kurtarmak için ilk önce birbirlerinden kurtulmaları gerektiğine inanmışlar ki; sağcılar solcuları, solcularda sağcıları en umulmadık pusularda öldürüyorlar.

Solcular, sağcıları yok edersek”, sağcılar da solcuları yok edersek memleketi kurtaracağız havasındalar. Ünyede de olaylar bu mihvalde devam ediyor.

Aynı mahallede büyümüş, aynı oyunları oynamış çocukluk arkadaşı olan gençler de birbirine düşman olmuş. Ellerinde silah birbirlerini katledip duruyorlar. Herkes birbirinden korkar olmuş. Akşam erken saatlerde evlerine kapanır olmuş aileler... Nerdeyse gelmeyen var mı diye sayım yapılıyor ev içinde. Yağ yok, şeker yok, gaz yok,sigara yok; Hepsi karaborsacının eline düşmüş.

Fatsa solun kalesi olmuş diyorlar. Ünye ikiye bölünmüş. Henüz Cumhuriyet Meydanının solcuların elinde olduğu, köşedeki plakçıda hiç durmadan bangır bangır devrimci şarkıların çaldığı zamanlar.

Ben de okulun tatil olduğu zamanlarda, cumartesi ve pazar günleri simit satıyorum.

İlçede dolaşmadığım yer kalmadığından.Bir çok olayı da görüyor ve gözlemliyorum. Her silah sesinde anlıyorum ki bir genç daha gitti...

Benim de mahalleden olan, lisede okuyan, samimi bir arkadaşım var. O da kendini solcu bellemiş biri.

Simit satarken Cumhuriyet Meydanı bununla karşılaştım. Eski Hamamın karşısındaki binanın üçüncü veya dördüncü katında Dev-Yolun derneği var.Oraya gittiğini söyledi."Sen de gel simit satarsın" dedi. Aklıma yattı bu fikir.

Biraz da çekinerek, loş merdivenlerden çıkarak, derneğin bulunduğu daireye girdik... İçerde kızlı erkekli gençler kendi aralarında gündemle ilgili konuşup tartışıyorlar.

Dairenin salon olan bölümündeki eski bir koltuğa iliştim. Koltukta oturan bu abilerden bir iki kişi daha var. Hava kış. İçersi de bayağı bir soğuk. Koltuğun karşısında, ufak bir piknik tüpüne bağlı, ufak bir ısıtıcı var; Yıp yıp yıp ediyor. Bitmek üzere olduğu belli.

Simite bakan bile yok. Tüp de bitiyor. Sıkıntılıyım... Oturan abilerden biri, ayakta duran arkadaşına: "Bitti oğlum bu tüp, biri tüp alıp gelsin" dedi. Ayakta duran genç: "p almaya para mı kaldı ağbi" dedi...

İçimden, "bunlar daha ufak bir piknik tüpünü alamıyor, simiti nasıl alacaklar" diyerek.... Arkadaşıma dönüp, "daha satılacak bir sürü simitim var" deyip, Dernekten çıkıyorum. "Ne varsa kahvehanelerdeki müşterilerde iş var" diye geçirdim içimden, Bunlar nasıl memleketi kurtaracak, Bi simit parası bile yok bunlarda diye de söylendim ve Ünye’nin kahvehanelerini dolaşmaya başladım teker, teker. Bazen bir silah sesleri duyuluyor uzaklardan. Kahvede oturanlar kendi aralarında söyleniyorlar: " Aha da! Yine indirdiler birini!" Diye.

"Netekim Paşa" bu olaylara el koyuyor sonunda.

Bu sefer de gençlere, mapus damları, işkenceler, idamlar gözüküyor.

 

ACI KARİKATÜR:

Bu insanların çoğu aslında tetiği çekmeden çok uzun zaman önce ölmüştür.

(DAVID FOSTER WALLACE - Bu Su)

Kısacası bu memleketin gençlerini birbirlerine kırdırıyorlar. Acı ama, gerçek bu.

Şimdi teknoloji manyağı haline getirilmiş gençler. Geçmişten bihaber; Ünye caddelerindeki abilerinin, amcalarının gözükmeyen kurumuş kanları üzerinde, gırgır, şamata arkadaşlarıyla birlikte koşturup dururlar.

Her acı unutulurmuş.

Bu acılar da unutulduAma ben unutmadım.

O silah seslerini... Dükkân kepenklerinin dibine, cansız bedenleri düşen, o masum gençleri.. Her daim hafızamda.

Allah bizlere bir daha böyle KARDEŞ KAVGALARI YAŞATMASIN...


Bu haber toplam 376 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler