HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Kullanışlı
  • Daha iyisi olabilirdi
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
28 Mayıs 2020 Perşembe
Fındık Fiyatı


24.00 TL - 26.00 TL
PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma
18 Mayıs 2020 Pazartesi Saat: 11:48

İksan Abi’nin Yeri’nde Bugün 19 Mayıs Özel Sayısı

Mizahçı Karikatürist: İhsan KOCAGÖZ / Editör: İsmail CANBULAT
İksan Abi’nin Yeri’nde Bugün 19 Mayıs Özel Sayısı

ÜNYE STADINDAKİ ELİT GURUBU VE "ALEV HASAN"...

                                (19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI)                                         

19 MAYIS 1982…1938’den bu yana "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak kutlanan LAKİN 12 Eylül 1980 Darbesinden sonra adı “Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı” olan bir On dokuz Mayıstayız, Ünye’deyiz…

Ve bayram kutlamaları; şimdilerdeki gibi şehir ve mahalle meydanlarında, halkın ve şehrin tam kalbinde değil, halkın dikenli teller ardında maç seyreder gibi seyrettiği ama “kutlamaya katılamadığı”, soğuk ve uzak ruhlu stadyumlarda yapılırdı…O yıllarda Ünye'de, 19 Mayıs Bayramı’nın en büyük gözdesi, herkesin “19 Mayıs” dendi mi koşa koşa görmeye gittiği gösteri; "ÜNYE HALK EĞİTİM MERKEZİ AKROBATİK JİMNASTİK EKİBİNİN inanılmaz heyecanlı, riskli ve seyürlü gösterisiydi. Sırf bu grubu seyretmek için bile bayrama giden olurdu.

Ben de bu hayranlardan, fanatiklerden biriydim. Bu ekibin coşkulu ve üstün yetenekli hareketlerini seyretmek için erkenden koşardık stada…

Bu gruba her sene de yetenekli gençlerden bir kaç kişi eklenirdi. Bu grupta bizim devrelerden, Adnan Cansızoğlu, Merih Yıldırım vardı. Daha sonraları İslam Ürkmez de katılmıştı. Bu arkadaşlarım çok güzel geri takla atarlardı. Ben de denemiştim bu takla olayını ama bir kaç defa başımın üzerine düşünce tırsmış bırakmıştım. Ve seyirci olarak tribünlerde yerimi almıştım.

Seyretmek de zevkliydi. Hiç olmazsa bir tehlikesi yoktu.

Adnan'la Merih'in katıldığı bir 19 Mayıs gösterilerini seyretmek için stadyuma gitmiş, tribünde yer bulamamış, stadın dış duvarına tırmanarak, kendime duvardaki kalabalıkta bir yer açmış oturmuştum.

Okul öğrencilerinin hazırladığı 19 Mayıs gösterilerinden sonra çılgınca alkışlar eşliğinde Elit Grubu da gösterisini yapmak için yeşil çimlerdeki yerini almıştı…

Isınma hareketlerinden sonra yavaş yavaş gösteriye başladılar. Elit Grubunun, eski jimnastikçi abilerimizden, büyüklerden oluşan kemik bir kadrosu bulunurdu. Merih ise kısa boyu ve minyon tipiyle Elit Grubunun maskotu olarak çıkardı gösteriye. Bütün gösteriler onunla başlardı. Sonunda da elindeki ya da koynunda gizlediği Türk Bayrağını çıkarır, milli duyguları coştururdu!

En nefes kesen gösteri ise, yanan çemberden atlamalarıydı. Bu gösteri en sonda yer alırdı. Herkeste büyük bir merakla yanan çember gösterisini beklerdi.

Takla atma, kule kurma gibi gösterilerden sonra “ALEVLİ ÇEMBERDEN ATLAMA GÖSTERİSİ”NE geldi sıra!

Çember hazırlanıp, “benzin dökülerek” yakıldı. Bir anda duman çıkara çıkara alev almıştı çember! İlk atlayacak olan, grubun maskotu Merih’ti. Gösterinin en sevdiğim bölümüydü bu. Oturduğum yerden kalkmış soluksuz izliyordum gösteriyi.

Merih bir kaç takla hareketinden sonra hızlanıp, yanan çemberin önündeki yaylı tahtaya basarak çemberden geçmeyi başarılı bir şekilde tamamladı. Onun peşinden İsmet Küçükoğlu hareketlenip, takla gösterisinden sonra, alevden içi zor gözüken çemberden kendini koyverdi. Fakat tam çemberden çıkma anında ayağının bir tanesi çembere takıldı ama kurtuldu. Bu takılma anında çember hafiften aşağıya doğru eğildi!

İsmet Abi'nin peşinden, Necmi Kocaoğlu abi atladı, ayağı çembere takıldı ama o da geçiverdi ve ona da bi şey olmadı. Onun peşinden hareketlenmiş olan kişi ise; Bir zamanlar Cumhuriyet Meydanı'ndaki bütün bayramlarda Ünyelilerin büyük sevgisini kazanmış, o zamanlarki Elit Grubunun minik maskotu, bütün meydanı ters taklalarla geçen yetenekli akrobatik jimnastikçi, eğitimci, Çağrı Gazetesi Edebiyat Ve Kültür Müdürü, Gazeteci Hasan Öz abimizdi.

Hasan Abi, sallanan(!) ateş çemberine çevik hareketlerle geldi ve aynı takla hareketlerinden sonra büyük bir hızla çembere daldı!!

Fakat aşağıya doğru eğim kazanan çembere iki ayağı birden takıldı! Alev topu gibi yanan çemberle birlikte yere devrildi Hasan Öz ve o da bir alev topuna döndü! Ben dahil bütün stadyum, büyük çığlıklar atarak, ahlarla, vah vahlarla donup kaldık bir an!!

 

19 MAYIS 2015'DE ÇİZDİĞİM OLAY KARİKATÜRÜ-

HASAN ÖZ ÇEMBERE GELMEDEN ÖNCE

MAYIS 2020'DE YENİDEN ÇİZDİĞİM OLAY KARİKATÜRÜ-

HASAN ÖZ ALEV ÇEMBERİNDEN ATLARKEN...

Sahanın içinde panik halinde bir koşuşturma başladı!! Seyirciler bağırıyor, dua ediyorlar, eller başta, herkes şokta!!

Baktım biri (Abisi Alparslan Öz’müş o kişi), çırpınarak çemberden kurtulmaya çalışan Hasan Öz’e doğru elindeki yangın tüpüyle koştu, üzerine doğrulttuğu tüpün mandalina bastı. Fakat tüpten büyük bir fıslamanın ardından hafif bir köpük geldi. Peşinden hafif bir fıslama daha gerisi yok. Yangın tüpü bitikmiş meğer!

O anda nerden denk geldiyse orada bulunan bir kaç boş çuvalı, bir an süren şoktan sonra alevli çemberle boğuşan Hasan Öz'ün üzerine kapattılar. Havayla teması kesilen ateş bu arada hemen SÖNDÜ!

(Biz o zaman stadda öyle sanmıştık ama “yangın tüpü” ve “çuval” meselesi başkaymış.. Onu yarınki Ünye Kent’te, İsmail CANBULAT’IN “ ‘ALEV’ HASAN ÖZ RÖPORTAJI”NDA okuyacaksınız…)

Alevlerden kurtardıkları Hasan Öz'ü gelen ambulansa koyup acilen hastaneye kaldırdılar.

Bu olay, Günaydın Gazetesi’nin baş sayfasında, olayın fotoğraflarıyla birlikte "ALEV HASAN" başlığıyla manşet oldu. Sonra da "ALEV HASAN İYİLEŞTİ" diye haberi de yapıldı.

O an stadda, bütün seyircilerle birlikte, şok olmuş çok üzülmüş ve hastaneden gelecek haberin anonsunu beklemiştik... O andan sonra da stadyumdaki bayramın tadı tuzu kalmamıştı...

Bu üzücü olaydan sonra Ünye'de uzun bir süre alevli çember gösterisi yapılmadı bir daha. Sonraları ispirto gibi hafif yanıcı maddeler kullanmak şartıyla, bu gösteriye izin verilmişti hatırladığım kadarıyla.

Hasan Abi de tamamen iyileşti daha sonra, ufak tefek izler dışında hayatına sağlıkla devam etmişti...

***                               ***                               ***

  19 MAYIS BAYRAMI, LİSEDE GÖSTERİ HAZIRLIĞI...   

                               (En Unutamadığım Bayram Hatıram)                                              

Yine 1980'lisenelerin başları… Lise bire gittiğim zamanlar…

19 Mayıs Bayramlarının telaşı ayrı bir dertti benim için. Bayramı severdim ama, bana biraz “yan etki” yapıyordu.

Lisenin beden hocası Ahmet Hoca o zamanın bayağı bir popüler hocası. Aynı zamanda bizimde beden eğitimi hocamız. Bayağı sportmen bir hoca. Siyaha yakın da esmer bir tene sahip, talebelerine arkadaşça yaklaşan, enerjik, gayretli, kafa adam..

19 Mayıs Bayramı yanaştığında, benim şu meşhur “yan etki” olayı da başladı…

Biz de 19 Mayıs gösterilerine katılacak sınıflar arasındayız. Ahmet Hoca bizi sınıfta bir araya toplayarak, "herkes bayram gösterisi için, beyaz bir keten pantolon, beyaz kollu atlet ve bu elbiselerin yan taraflarına dikilmek üzere kırmızı bir şerit alacak" dedi… Eyvah!

Ulan bu elbiseleri bana hayatta almazlar! Yandım ben!

Evdekilere söyledim durumu. Tahmin ettiğim gibi, pek oralı da olmadılar.

Bayrama iki-üç hafta kala, Ahmet Hoca bayramda yapacağımız hareketleri bize öğretmeye başladı. Folklor oyunlarından esinlenme, değişik yörelere ait 12 hareketimiz var. Her oyun da kendi içinde 8-10 arası figür barındırıyordu.

O kuşak hatırlar; Sayarak öğrenmekte zorlandığımız için de pratik bir icat yaptı Hoca ve hareket sıralarına, mesela birinci hareketin figürlerini, "Bas çek bas! Adım.. Bekle!” diyerek formülüze etti! Akıllı adammış Ahmet Hocamız vallahi… Bu sözler bütün talebelerin hafızasına ömür boyu kazındı ve aramızda bir tekerlemeye dönüştü...

Okulun spor salonunda başlayan öğrenme süreci, lisenin bahçesine taşınarak provalara dönüşmeye başladı ki ne süreç: Aşırı tekrarlar, aşırı yorgunluk, yılgınlık… Ne acayip zamanlarmış! Şimdiki gençler çok şükür ki kurtuldular bundan.

Provalarda elbise zorunlu olmadığı için ben bütün provalara katıldım. Bayramın bir gün öncesi stadyumda, alınan yeni formalarla büyük bir prova yapıldı. Forma aldıramadığım için bu provaya ve ertesi gün yapılan 19 Mayıs gösterilerine de katılamadım. (Bu bayrama, aynı ekipte meğerse editörüm, mahallelim, güzel kardeşim, iki sınıf üstteki İsmail Canbulat da katılmış ama tabi biz o zaman tanışmıyorduk! Ne tuhaf…)

Bayram bitti… Bir hafta sonra okulun bahçesinde beden eğitimi dersinde, bizi bir araya topladı Ahmet hoca.

Dönem sonu notları için, bizi birer birer karşısına alarak not vermeye başladı. Bayrama katılanlara soru sormadan 10 puanı çakıyordu!

Sıra bana geldi."Sen” dedi “niye katılmadın bayrama?"

Bir iki kem küm ettim“Forma aldıramadım Hocam… O yüzden katılamadım..” diyeyim bari diye içimden geçirirken… Hoca birden, "ama dedi, sen okulun bahçesindeki bütün provalara bile katılmışsın, ilginç!" Dedi, kendi kendine...

 

Sonra da beni baştan aşağı bir süzdü… Şimdi bende aslında eşofman takımı da yok… Evde bulduğum elbiselerden uyduruk bir tarz yapmışım kendime. Saç kesimim iki numara. Nerdeyse keliz yani. Üstümde evde bulduğum, yıkanmaktan yeşil rengi solmuş ve ön tarafında elek deliği benzeri delikler oluşmuş bir tişört. Altımda siyah bir eşofman var. Ama eşofman normal değil; Boyum kadar var bacak uzunluğu… Ona da bir çare bulmuştum; Göğüs hizama kadar çektiğim eşofmanı, biraz geriye katlayıp, ince bir iple bağladım, göğüs hizama. (Komedi filmi karakteri gibi olmuş biraz…)

Spor ayakkabısı işi de tam bir facia! Ucuzluktan mı buldum artık, nerden bulduysam, 43 numara adi bir spor ayakkabısı almışım; Benim ayak 40 numara! Lisede beden dersinde ayağıma olsun diye, iki yün çorapla bu ayakkabıları giyiyorum.

          Ahmet Hoca beni, röntgen çeker gibi ya da “her şeyin hikmetini” anlayan bir alim edasıyla süzdükten sonra, daha başka bir açıklama beklemeden: "Okul bahçesindeki provalara katıldığın için sana 5 veriyorum!"diyerek, sınıfta bırakmamış oldu...

Sen de sağ ol Sevgili Hocam, halden anlayan Hocam!!

Bak, bu gariban öğrencin de seni unutmadı; bu olayı yazdı çizdi ve seni bir vesileylede olsa hayırla andı…

Hatta, bu dar-ı dünyada, memleketinin gastesinde bir mizah köşesi sahibi oldu da, aha da bu anıyı burda yayınladı!

***                               ***                               ***

19 MAYIS JİMNASTİK PROVALARINDAKİ BÜYÜKGÖREVİM(!)

 (Kısacık Bir Anı)   

 

1980'li yılların başları…

Ünye’nin bayramlardaki vazgeçilmez eğlencesi: “Halk Eğitim Merkezi Akrobatik Jimnastik Grubu”…

Bu jimnastik grubunda mahalle arkadaşım Adnan Cansızoğlu vardı. Bayrama yakın provalar olurdu Ünye Stadyumunda.

Adnan ile ben de giderdim bu provalara. Adnan ve diğer arkadaşlarını soluksuz seyrederdim.

Şaka şamata geçerdi bu provalar. Benim çok hoşuma gidiyordu bu ortam. Grubun Antrenörlüğünü Nedim Sider Abi yapıyordu.

Bir gün yine böyle provaları bir köşede seyrederken, Nedim Abi yanıma gelerek arkasını döndü, "Şu sırtımı bi kütletsene" dedi bana… Bana!?

Artık provalara dâhil olmuş, bu efsane grubun bir üyesi olmuş gibi hissetim kendimi. Güzel bir şekilde sarıldım Nedim abiye. Boyumuz da uyuyordu birbirine herhalde. Kuvvetli bir şekilde tutup silkeledim.

Belinden gelen “Küüt! Kaat! Kut!” seslerini net şekilde duymuştum. Bağ bahçe işleri ile uğraştığımdan, çook fındık çuvalı taşıdığımdan dolayı kuvvetim yerinde idi.

Vay bee!! Koskoca Antrenör, sırtını bana kütlettirmişti, daha ne olsundu!!

Ben de artık grubun havalı bir üyesi gibi hissetmeye başladım o saatten sonra kendimi…


Bu haber toplam 376 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : İksan, Abi’nin, Yeri’nde, Bugün, 19, Mayıs, Özel, Sayısı

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler