HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
26 Eylül 2020 Cumartesi
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anabolik sipariş steroid sipariş balkan pharma
11 Eylül 2020 Cuma Saat: 10:10

VARİLOĞLU AYNUR ABLAM, YUSUF ABİM: En asil duygunun insanları... ve İSTANBUL’DA BİR GARİP İKSAN ABİ....

İKSAN ABİ'NİN YERİ/ Mizahçı Karikatürist: İhsan KOCAGÖZ /Mizah Editörü: İsmail CANBULAT
VARİLOĞLU AYNUR ABLAM, YUSUF ABİM: En asil duygunun insanları... ve İSTANBUL’DA BİR GARİP İKSAN ABİ....

VARİLOĞLU AYNUR ABLAM, YUSUF ABİM: En asil duygunun insanları...

(Ünye. 29 Ağustos 2020)

Abla kelimesi vücuda bürünüp bize gözükseydi eğer, vücud bulduğu kişi kesinlikle Aynur ablam olurdu.

Çocukluğum,“Variloğlu” Aynur ablaların sahibi olduğu Hamidiye Mahallesindeki gecekonduda geçti...

Ben mahallede adeta Aynur ablamın neferi gibiydim...

O zamanlar ablalar da, çocuklar da bir başkaydı; şimdiki gibi “aman bi iş emretmesinler, sıvışayım hemen” demezler, mahallede ihtiyacı olan herkesin yardımına koşarlardı; Hele de çağıran kişi Aynur ablam gibi 10 nümero bir insansa!

Tek seslenişi ile en heyecanlı oyunu bile en can alıcı yerinde bırakır, hemen emrine âmâde olurdum.

Pencereden atılan file ile çarşı merkezinde soluğu alırdım. Listede bulunan peynir, zeytin, ekmek yumurta gibi yiyecekleri bir hamlede alıp, Aynur ablama teslim ederdim. Harçlık da var işin sonunda tabi ki... Eh o kadar da olsun yani.

Aynur ablama matematik dersi yaptırma numarası ile, o zamanlar evlere yeni girmeye başlamış televizyonu seyretmeye gittiğim çok olurdu. O, bu numarayı anlar, ama bana hiç belli etmezdi...

Küçükken bana saat okumayı ve bir çok usul-adabı öğreten de kendisi oldu... Otoriter bir kişiliği ve duruşu vardı. Ama sıcacık bir kalbe sahipti.

Her pazar, yavlu (Ünye Pidesi) yaptırma işi de bana aitti. Bazı geceler de kömür ve fındık kabuğunu odunluktan, sobanın yanına taşıdığım olurdu.

Üç erkek kardeşi vardı Aynur ablamın... Hüseyin abi subay olmuştu. Bayramdan bayrama gelirdi Ünye'ye... Ernur ve Yusuf abi Ünye'de yaşıyorlardı. Ernur abi Ünye Çimento fabrikasında çalışıyordu. Yusuf abi fındık bahçeleri ile ilgileniyordu.

Sonra evin erkekleri evlendi... İki gelin gelmişti mahalledeki üç katlı eve. Yani, beni çağıran” abla sayısı üçe çıkmıştı. Harçlık katsayımda artmış olmuştu böylece! (Hayırlı işler, oğlum İksan!)

Bir gün Aynur ablam da evlenerek Samsuna yerleşti... Çok üzülmüştüm onun gidişine... Mahallede bir boşluk oluşmuştu. Bana bir çok hasleti, mahalle adabını öğreten, iyi yürekli ablam gurbete gitmişti..

Nasip işte, bende daha sonra ekmek parası için İstanbul gurbetinde soluğu alacaktım...

Uzun yıllar sonra ilk, 2016 yılında görüşmek nasip oldu Aynur ablam ile. Sonra 4 yıl hiç karşılaşamadık...

Bu yaz, Samsundan Ünye'ye gezmeye gelen Aynur abla ile yine görüşmek nasip oldu. Yanında üç erkek kardeşi de vardı bu sefer. Geçmişe yönelik güzel bir muhabbetimiz oldu...

Fındık evinde olduğu için, yarım saatlik bir yol yürüdüm onunla görüşmek için... Çok sıcaktı hava, balkonda, kapının ağzına yakın oturduk. Hafiften rüzgar esiyordu.

"Terlemişsindir sen, ceyranda kalma" diyerek sırtıma bir kazak koyan, hâlâ mahalledeki küçük neferi Aslan’ı unutmayıp, koruyup kollayan Aynur ablama buradan çok teşekkür ediyorum...

Kız kardeşim ve ablam olmadığından dolayı hayıflanmadım ben hiç! Aynur abla gibi bir ablam vardı çünkü....

Geçen tüm haklarımı helal ediyorum kendisine. İnşallah o da bana hakkını helal eder...

Ablaların en güzeli, İksan abi seni çok seviyor. Son nefesine kadar da sevmeye devam edecek.

İyi ki seni tanımışım. İyi ki hayatımıza girmişsin Aynur ablam....

 

YUSUF SAĞLAM: Hamidiye’nin Kadir İnanır’ı...

Ünye Hamidiye mahallesi Mescit sokağın Kadir İnanır'ı diyorum ben Aynur ablamın kardeşi Yusuf abi için...

(Bu resme bakınca siz de hak vereceksiniz..)

Çocukluğumuzda kendisi bizimle pek konuşmazdı. “İletişim” işini, manalı bakışları ile hallederdi.

Kendisinden korkarak büyüdüm, büyüdü mahallenin bütün uşakları... Hadi ben kiracısıydım diyelim, İslam Ürkmez dostum niye korkardı? Onu da anlamış deyildim.

(Burada İslam Ürkmez yazıya “korsan anlatıcı” olarak girip anlatır: “Yusuf abi geçenlerde yine yanımdan geçiyor, yine aynı haşin bakışlar... ‘Yahu, Yusuf abi yaa!!” dedim, “Bakma öyle sert sert, 50 senedir korkuyoruz senden!’ Güldü; “Yaa İslam, ne korkması!” dedi babacan bir tavırla, muzipçe şakalaştık. Güzel adamdır Yusuf abi..”)

Çocukken hatırlarım; Kurbanda kestiği koçun bir bacağından tutup, nerdeyse tek nefeste derisini şişirirdi! Yüzmesi kolay olsun diye...Bu görevi büyük bir dikkatle yerine getirirdi.

Koyu renk uzun pardüsü omuzlarında, itinayla taranmış parlak siyah saçlar, özen gösterilerek büyütülmüş, dudak üstünü kaplayan bıyıklar, siyah renkli, jillet gibi ütülenmiş pantolon, siyah-parlak, “raconsa”, özel yapım (muhtemelen Galafat Emmi’den) Ünye gunduraları ile evin kapısından heybetle çıkardı. Kadir İnanır mahalleye gelmiş sanırdınız!!

Sağa sola bakmadan, kendine has yürüyüşü ile ilçe merkezine inerdi. Onun göremeyeceği sota bir köşeden, gözden kayboluncaya kadar, film gibi seyrederdim bu muhteşem tabloyu...

Yusuf abimiz başkasının işinde çalışcak veya ticaret yapacak bir yaratılışta değildi. En azından ben öyle gözlemledim. Fındık bahçeleri ve hayvancılık ile uğraşır kendisi, ben kendimi bildim bileli...

Gençliğinde av hastasıydı. Ateş isminde bir av köpeği vardı. Bir gün Ateş’e telaşla yoğurt gibi bir şeyler yedirmeye çalışırken gördüm kendisini. Zehirlenmiş felan diye duyduk sonra etraftan. Ateş zehirlenmekten kurtuldu, iyileşti. Çok güzel bir av köpeği idi. Mahallenin maskotu gibiydi...

Yusuf abi öyle küçük kuş peşinden koşmazdı. Ördek ve davşan avına çıkardı. Avladığı bir tavşanı babama vererek, "derisini yüz bana ver, etini siz yiyin" demişti. Kurbandan kurbana et gören bizler bayram etmiştik! İlk tavşanı da onun elinden yemiş olduk. Öyle de civanmertti, babayiğitti Yusuf abimiz...

 

Acaba, karizmatik Dedesi Yusuf Ağa'dan, Yusuf abiye geçen

karakteristik özellikler olmuş mudur?

.....

Aynur ablayı ziyaretimde, Ernur abi ve Hüseyin abi ile de şen şakrak geçmişe yönelik konuşurken Yusuf abi geldi! O an ortamda büyük bir sessizlik oldu. Anında gardım düştü! Oturduğum yerde hazırola geçtim!

Sonra cesaretimi topladım ve; "Ömür boyu korktuk senden abi" dedim.

Gülerek; "Lan oğlum! Ben sizi dövmedim etmedim, niye gorkiisuuz ki, bu korku niye?diye cevap verdi.

"Duruşundan, bakışından hep tırstık işte abi" diyebildim kendisine. Klasik ve manalı bakışıyla gülümsedi bıyıkaltından... O an yine, “Kadir İnanır’ın Ünye Şubesi” olmuştu.

Bütün Sağlam ailesine sağlıklı ömürler diliyor, çocukluğumuza kattıkları güzellik ve heyecan için teşekkür ediyorum...

“Mahalle”, dostluk, diğerkâmlık (anti-bencillik), yardımlaşmak, hal-hatır sormak, bu toprakların insanına has, çok değerli değerler dostlar; Son yıllarda ve pandemi döneminde bunu çok daha iyi idrak ettik.

“Kaybettiğimiz mahalleyi” tekrar bulur, tekrar yaşarız İnşallah...

 

 

İSTANBUL’DA BİR GARİP İKSAN ABİ....

 

İSTANBUL'DAN ÜNYE'NİN GÜNEŞİNE

TEŞEKKÜR ETMEYİ BİR BORÇ BİLİRİM 

 

ÇAMLIK'TAKİ ÇAMLAR MERAKTADIR! 

 

İKSAN ABİ İSTANBUL'DA

BAŞKA BİR GEZEGENDE GİBİDİR 

 

BU SENE AMELELER ÇOK KAPRİSLİDİR,

FINDIK BAĞÇEDE GALUR! 

AMA... 'FINDIKMEN İKSAN ABİNİZ',

'BAŞKA GEZEGENDEN' ÜNYE'YE YARDIMA YETİŞİR! 

 

ÜNYE DİKKAAT! KORONA

KAÇINCI DEVREDE KİMBİLİR!? 

Bu haber toplam 1.762 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler