HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
24 Ocak 2021 Pazar
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim
16 Ekim 2020 Cuma Saat: 10:48

KORKU, SİGARA VE KIRMIZI EL PITIĞIM... / MEVSİM KARİKA-“TÜRLÜSÜ”!

İKSAN ABİ'NİN YERİ/ Mizahçı Karikatürist: İhsan KOCAGÖZ /Mizah Editörü: İsmail CANBULAT
KORKU, SİGARA VE KIRMIZI EL PITIĞIM... / MEVSİM KARİKA-“TÜRLÜSÜ”!

KORKU...


Ünye Hamidiye mahallesindeki Variloğlu Hasan Amcanın gecekondusunda oturduğumuz yıllardı 70'li yıllar…  Henüz çocuğum daha. Gecekondunun bitişiğinde de Fikri amca komşumuz.

Evdekiler bazı geceler Fikri amcaya misafirliğe gidiyorlar. O zamanlar televizyon yok. Bir araya gelip bol bol muhabbet etmek var. Ama evdekilerin iki muhabbetin belini kırmak için Fikri amcaya misafirliğe gitmeleri benim pek de hoşuma gitmiyor. Çünkü giderken beni götürmeyip evde bırakıyorlar. Ben evde tek kalmaktan korkuyorum yaa arkadaş! Ama gel de bunu evdekilere izah et!

Bi de evden çıkarlarken dış kapıyı da anahtarla kilitleyip öyle gidiyorlar. Yalnız kalmaktan acayip tırsıyorum abi! Yine bir akşamüstü, evdekiler kapıyı kilitleyip Fikri amcalara geçtiler.

Baktım artık olacak gibi değil; Aradan 15 dakika geçti geçmedi, gecekondunun penceresini açıp dışarı atladım. (O zamanlardan beri çok çevik ve atletiktir İksan abiniz!) Gecekondunun arka tarafına dolanıp, Fikri amcaların penceresinin önüne geldim. Gayet sessizce pencerenin dibine yanaştım. Kulak kesildim…

Odadaki ışık pencereden dışarıya sızdığından, pencerenin önüne biraz aydınlık veriyordu. Yoksa etraf zifiri karanlıktı. Bu aydınlık korkmamı engelliyordu.

İçerden gelen muhabbet sesleri, sanki bende odanın içindeymişim gibi bir his verdiğinden, korkmadan saatlerce pencerenin önünde bekleyebilirdim.

İçerdekiler benden habersiz şaka şamata muhabbetlerini sürdürüyorlardı. Bende muhabbetlerine ve bu heyecanlı casusluğa kendimi kaptırıp, sıkılmadan, pencerenin önünde bu misafirlik sonuçlanıncaya kadar bekler, bizimkiler tam kalkacağı sırada, hemen koşturup gecekondunun penceresinden kendimi içeri atar, pencereyi kapatırdım. Bizimkiler eve geldiğinde beni uyur pozisyonunda bulurlardı. Ben bu durumdan onlara hiç bahsetmezdim…

Benim üzerimde kötü bir etki bıraktı çocukluğumdaki bu korku olayı. Uzun yıllar tek başıma karanlıkta yatamadım. Mutlaka salonun ışığı açık uyurdum.

Çok şükür ki evlendikten sonra bu psikolojim düzeldi.

Evde yalnız değildim artık ve nihayet karanlıkta uyuyabiliyordum…

 

SİGARA... (Bir Aynur Sağlam Anısı.)

Ortaokul ve lise yıllarında gençlerin başına belâ olmaya başlardı sigara. (Şimdi bu yaş daha da aşağıya düştü maalesef..)

Sen içmiyorsan, içen arkadaşlar seni hor görürdü… Eh sizde arkadaş gazı ile ufaktan başlardınız. İlk önce dudak tiryakisi olurdunuz.

Ama arkadaşlarınız için bu yeterli olmazdı; İçinize “hüüüyoop!” diye çekeceksiniz ki dumanı, sigara içtiğiniz belli olsun. (AMAN ÖZENMEYİN SAKIN, SİGARA SAKAT BIRAKIR, SÜRÜNDÜRÜP, ÖLDÜRÜR!)

Bir de bakmışsınız günde bir paket sigarayı püfür püfür içiyorsunuz. Caanım ciğerlerin dumanaltı olmaya başlıyor! Sonunda tiryaki olup çıkıyorsunuz. Hadi sonra gel de bırak sigarayı!? Nasıl bırakacaksın? Günde iki pakete çıkarmışsın!

Bayanlarda sıkı bir sigara tiryakisi olma yönünde bayağı bir adım kat ettiler. Üzülerek onlara da sitemli bir “BRAVO YANİ!?”demek istiyorum.

Aynur Sağlam ablam sigara kullanmaz ama ergenlik zamanı o da tüttürmüş bi ara.. Kendisi bu konuda bir anısını anlattı:

Gençlik zamanlarında Aynur ablanın, günümüz deyimi ile “sıkı bir kankası” var. İsmi Emine olan bu arkadaşı ile fındık evinde beraber takılıyorlar.

Eh otururken de sigara kaçamağı yapıyorlar, moda olduğu üzere! Muhabbet ile sigara güzel gidiyor tabi…

Bir gün, Aynur ablanın üzerinde, abisi Ernur abinin ceketi var. Muhabbet esnasında sigara paketini dalgınlıkla ceketin cebine koyuyor…

Ertesi gün oluyor… Ernur abinin de lise dönemleri…Ceketini giyen Ernur abinin eline sigara paketi geliyor.

Olayı anında çakıyor! Aynur ablanın yanına gidiyor. Sigara paketini çıkartıp, göz kırparak Aynur ablaya gösteriyor.

Aynur abla söyleyecek kelime bulamıyor.

Ernur abi, biricik kız gardaşına kızmak yerine, onun hiçbir zaman unutamadığı bir söz söylüyor: "İçmesini bil, ama içme!"

Aynur abla sigaradan bir keyif de almamışmış zaten…    O sözden sonra, ömrü boyuncada ağzına sigara sürmüyor…

(Siz de sürmeyin!

Bu “avanak otunu” içenleri de Allah kurtarsın İnşallah!)


KIRMIZI EL PITIĞIM... (Pıtık: Ünye’de miskete verilen isim… Misket, bilye, bilya, gazoz, cicili, cicoz, mile, cilli, gülle, kemik, meşe, cıncık! Artık adına siz ne diyorsanız!)


 

Geçen sabah erkenden uyandım, aklımda “Kırmızı El Pıtığım!” Acaba pıtık ile ilgili bir rüya mı görmüştüm? Bir türlü hatırlayamadım.

Çocukluğumdaki “Kırmızı El Pıtığım” birden gözümün önünde arz-ı endam eyledi işte! Aklım da mahallede ve meydandaki Adliye bahçesinde oynadığım pıtık oyunlarına gitti…

Çok güzel “kurma” oynardım ben. İki pıtık ile onlarca pıtık kazandığım olurdu. El pıtığım kırmızı renkti! Bana çok uğurlu geliyordu kırmızı renk.

Kimi arkadaşlarımın el pıtığı yeşil, kiminin ki yeşildi. Ama benim “Kırmızı”, onların el pıtıklarına on çekerdi!

Sonra, “Amerikan” ve “Baş” oyunları çıktı. Bir kurmaya, en az beş! pıtık diziliyordu adam başı!

Mahalle arkadaşlarımın gözünü, bir anda on-on beş pıtık kazanma hırsı bürümüştü! Bu yüzden kimse artık benimle “kurma” oyunu oynamak istemiyordu!

Benim en fazla iki pıtığım olurdu hep. O oyuna girecek beş pıtığım yoktu ki benim… O yüzden hep bir köşede boynum bükük, uzun zaman Amerikan ve Baş oyunlarını seyretmek zorunda kaldım.

Pantolonumun cebinde sıkı sıkıya tuttuğum kırmızı el pıtığım ile “kurma oyun günlerinin” gelmesini bekledim durdum boş yere…

Daha fazla pıtık kazanma hırsı yüzünden, Amerikan ve Baş oyunları hiç bir zaman gündemden düşmedi.

Artık, “Kurma” oyunu tarih olmuş, ben ve “Kırmızı El Pıtığım”,  üvey evlat gibi ortada kalmıştık.


MEVSİM KARİKA-“TÜRLÜSÜ”!


İKİ AYRI MENÜ...

Doğal ya da bir terörist saldırı olarak, her hangi bir zehirlenme ihtimaline karşı, uçak pilotlarının yemek menüsü birbirinden ayrı olurmuş. Yani; Pilotlardan biri köfte yerken, diğeri Karnıyarık yiyormuş gibi  mesela..

Hani, her zaman için obur pilotlardan birisinin, diğer pilot arkadaşının yemeğine sulanma ihtimali de var tabii…

 

KAFA AKLI TEMSİL EDİYOR. VAY GÖVDENİN HALİNE!

 


 

GRİBİN YAN ETKİLERİ

 

TERCİH

 

EYY BU FİLMİ SİNEMADA SEYRETMİŞ NESİL! SİZE ARTIK 'AMCA' DEMEYE BAŞLADILAR Dİ Mİ!

 

SÜRÜ PSİKOLOJİSİNİN İLK KAÇIŞ NOKTASI

 

ÜNYELİ OLUP DA BURADA POZ VERMEYEN VAR MIDIR ACABA?(Samsun. 01 Ekim 2019)

 

 

Bu haber toplam 387 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler