HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
4 Mart 2021 Perşembe
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim
15 Şubat 2021 Pazartesi Saat: 13:33

ÜNYE’NİN ABİDE ŞAHSİYETLERİNDEN ORHAN BORA... -TEPE MAHALLESİ VE CEZAEVİ BÖLGESİNİ NASIL ELE GEÇİRDİM... ve HEYBEDEN KARİKATÜRLER

İKSAN ABİ'NİN YERİ/ Mizahçı Karikatürist: İhsan KOCAGÖZ /Mizah Editörü: İsmail CANBULAT
ÜNYE’NİN ABİDE ŞAHSİYETLERİNDEN ORHAN BORA... -TEPE MAHALLESİ VE CEZAEVİ BÖLGESİNİ NASIL ELE GEÇİRDİM... ve HEYBEDEN KARİKATÜRLER

ÜNYE’NİN ABİDE ŞAHSİYETLERİNDEN ORHAN BORA... -TEPE MAHALLESİ VE CEZAEVİ BÖLGESİNİ NASIL ELE GEÇİRDİM... ve HEYBEDEN KARİKATÜRLER

 

ÜNYE’NİN ABİDE ŞAHSİYETLERİNDEN, “YEŞİL ÜNYE REHBERİ”NİN YAZARI, UZAK GÖRÜŞLÜ İNSAN ORHAN BORA...


      1960 Yılının bir yaz günü büyük ihtimal. İlçe Milli Eğitim Müdürü Orhan Bora ve oğulları Gavakdibi’nde poz vermişler...

      Ünye Meydanı tüm sakinliği ile fotoğrafa yansımış.

      Arkalarında, cezaevine giden yolun ağzında, Caminin kenarındaki durakta otobüs Samsun'a götürecek yolcu bekliyor..

      Sağ köşede görünen duvarı görünen evinde Melek Nine, uzun yıllar mahallenin birçok çocuğuna Kur'an-ı Kerim öğretmiş. Nur içinde yatsınlar...

      Sol tarafta, kiremit çatısı görünen Saray Camisi var. Caminin yukarsındaki eski bina hâlâ yerinde duruyor. Bazen bir kafeye, bazen bir lokantaya ev sahipliği yapıyor.

      Binanın yan tarafındaki bahçenin olduğu yer, 1980'li yıllarda, benim de bi ara çalıştığım, Recai Dinçer’in meşrubat deposu olarak uzun yıllar yerini aldı.

      Sağ taraftaki Çınar Ağacının (Gavağın) dalları ve koca gölgesi de fotoğrafta yerini almış.

      Çocukları ile fotoğraf çekilen İlçe Milli Eğitim Müdürü Orhan Bora, besbelli ki bilinçli olarak poz verdiği bu yerde, unutulmaz bir hatıraya imza attığını biliyordu belli ki...

      Ünyemizin kaynak kitabı, 1969 yılında, Türkçe-İngilizce-Fransızca olarak yayınlanmış “TURİSTİK YEŞİL ÜNYE REHBERİ”NİN de yazarı olan, Ünye’nin değerli ve uzak görüşlü insanı Orhan Bora’yı rahmetle ve minnetle anıyor,

evlatlarına hayırlı ömürler diliyor,

bu fotoğraftaki eski-güzel Ünye’yi, özlemle ciğerlerime çekiyorum…

**********************************************

 

TEPE MAHALLESİ VE CEZAEVİ BÖLGESİNİ NASIL ELE GEÇİRDİM...

      Ünye Hamidiye Mahalleli biri olarak olarak, Tepe Mahallesi ile ne işim olur değil mi? ‘Kazın ayağı’ öyle değil ama.

      1970'li yıllar. Ünye Merkez Ortaokulu birdeyim. Babamın kararı ile hafta sonları benim simit satmama karar verildi. Karar oy birliği ile alındı.

      Bi itiraz edecek gibi oldum. Baktım beni ipleyen yok, vazgeçtim itirazımdan.

      Komşudan bir kayık sepet bulundu, bir Cumartesi günü ‘Laz Mustafa amcanın’ simit fırınında aldım soluğu…

      Biraz çekinerek girdim fırına. Mustafa amca fırının karşısında kan-ter içinde… Büyük siyah tepsi içinde pişen simitleri, ortada bulunan düz betona döküyor.

      Sırada bulunan kişi, simitleri sayarak sepetini dolduruyor. Beni fırına götüren Sebahattin Korkmaz var yanımda. Sebahattin mahalleden arkadaşım.

      Sebahattin’i uzun süre simit satarken görmüştüm... Artık simit satmayı bırakmıştı. Eskiler hatırlar; Anafarta İlkokulu’nun ön tarafında sebze ve meyve satan Naciye teyzenin eski hamam tarafına bakan köşesinde, seyyar bir ayakkabı tamirci tezgâhı kurmuştu Sebahattin. Simit satma olayını bu yüzden bırakmıştı.

      Şimdi ilk simitlerimi aldığım sabah yardımcı oluyordu bana Sebahattin.. Elli simiti sepete yerleştirmeye de yardım etti, sağ olsun.

      Beraber fırından çıktık, Ünye meydana doğru yöneldim. Sebahattin beni durdurdu, Tepe Mahallesi tarafını işaret ederek; "Simit satarken Tepe Mahallesi bana aitti. Ben varken bu mahallede benden başka kimse simit satamazdı" dedi.

(U zamanlar her şey delikanlıcaydı... Bir kahvede bir simitçi varken başka simitçi asla girmezdi...)

      Ve Tepe Mahallesi’ni bana verdiğini söyledi. Cumartesi ve Pazar sabahları evlerden kahvaltı için simit alanlar olurmuş. Simitin yarısını bu mahallede satabileceğimi belirtti.

      "Mahalleyi seninle beraber dolaşalım" dedi. Sebahattin önde, ben elimde simit sepeti arkasında yürümeye başladım. Sebahattin "tağğziiyeee gevriiyeek simiiiyt viaaar!” diye bağırıyordu.

      Ben bağırmaya utanıyordum henüz. Tepe Mahallesi’nden Yalıkahvesi muhitine indik. Simitin neredeyse yarısı bitmişti. Diğer yarısını da tek başıma Ünye merkezde sattım. Kahvehanelere de girdiğim oluyordu.

      Ertesi gün pazar sabahı tek başımaydım artık. Elli simit alarak Tepe Mahallesi’nin yokuşuna vurdum kendimi. Yavaş yavaş bağırarak simit satmaya alıştırmaya çalışıyordum kendimi.

      Elli simitin otuz beş tanesi mahallede tükeniyordu. Geri kalan on beş simiti çarşı içinde bitiriyordum. Elli simitten yetmiş beş lira kâr kalıyordu.

ÜNYE CEZAEVİ, TEPE MAHALLESİNDE İDİ O ZAMANLAR. HAFTA SONLARI GÖRÜŞ GÜNÜ OLURDU. CEZAEVİNE GÖRÜŞ GÜNLERİ SİMİT SATMAK İÇİN GİTTİM....


      Gardiyan nizamiyede, sağımı solumu kontrol etti. Sonra da arkadaşlarına dönerek "bunda çakı bıçağı var. Almayalım bunu içeri, ehi ehi ehii” diyerek kahkahayı koyverdi.

      Sonra görüş yapılan yere inmeme müsaade etti. Görüş yerinde bulunan kapının önündeki gardiyan simitleri görünce beni yanına çağırdı.

      Sepetin ön yüzündeki çift çubukta simitler asılıydı. Bana simit dolu çubuğun birisini çıkarttırıp, kapının üstünde bulunan delikten bir mahkûma vererek; "bu simitleri koğuşta bir dolaştır bakalım" dedi…

     15 dakika sonra mahkûm geldi. Çubukta iki simit kalmıştı…

      Artık her hafta sonu cezaevine uğramaya başlamıştım. Askerler pek simit almazdı. Onlar karavana yemek yedikleri için simit almaya pek yanaşmazlardı.

      Ünye merkezden, şehir dışındaki Çimento Fabrikası’na kadar yürüyerek, kalan simitleri fabrika içinde satmaya çalıştığım da olurdu… Ekmek parası!

      Ben Tepe Mahallesi’ne çıktığım yıllar içinde başka bir simitçi uğrayamadı Tepe Mahallesi’ne…

      Korka korka gittiğim cezaevine de alıştım bir süre sonra…

      ‘Simitçi İhsan’ olarak, Tepe Mahallesi ve Cezaevi bölgesini ele geçirmiştim artık…

HEYBEDEN KARİKATÜRLER





 

Bu haber toplam 1.450 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler