HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
20 Nisan 2021 Salı
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim
1 Mart 2021 Pazartesi Saat: 09:01

TÜRKİYE'NİN İLK KADIN TAKSİ ŞOFÖRÜ MUAMMER HANIM, ÜNYE MEYDANINDA, ATATÜRK BÜSTÜNÜNÜN ÖNÜNDE İKİ KOCA YÜREK..., “KARAGÖZ’Ü SATMA OĞUL!”- 4. BÖLÜM ve İKSAN'IN HEYBESİNDEN...

İKSAN ABİ'NİN YERİ/ Mizahçı Karikatürist: İhsan KOCAGÖZ /Mizah Editörü: İsmail CANBULAT
TÜRKİYE'NİN İLK KADIN TAKSİ ŞOFÖRÜ MUAMMER HANIM, ÜNYE MEYDANINDA, ATATÜRK BÜSTÜNÜNÜN ÖNÜNDE İKİ KOCA YÜREK..., “KARAGÖZ’Ü SATMA OĞUL!”- 4. BÖLÜM ve İKSAN'IN HEYBESİNDEN...

TÜRKİYE'NİN İLK KADIN TAKSİ ŞOFÖRÜ MUAMMER HANIM

Otomobil göz alıcı. Üstü açık harika bir model... Taksimetresi ise tam şekil!

Arkadan tramvaylar geçiyor… Arabanın yanında ciğarası ağzında bir hamal da kareye girmiş…

Arkada oturan yolcuların oturuş ve duruş şekli mükemmel.

Biri Fötr şapka giymiş, diğeri terekli şapka giyerek dengeyi sağlamış.

Otomobilin şoförü olağanüstü bir hanımefendi. Kendisi kadar ismi de, dikkat çekici; Muammer!

Sol el direksiyonda ve kolun yarısı dışarda duruyor. Klas duruşu ve o bakışları, değme erkek şoförde asla göremezsiniz.

1970'li yıllarda Ünye'de önümden bir sarı otomobil geçmişti, direksiyonda orta yaşın biraz üstünde bir ablamız vardı. Aklım gitmişti ulan o çocuk yaşta, “kadın gısmısı nasıl böyle bir otomobili kullanmayı becerebiliyor” diye!

Demek Muammer ablayı bu şekilde görse idim, hüccedenek olduğum yere küüt! diye düşerdim.

Mekânın Cennet olsun güzel ablamız. O güzel otomobilinde inan çok isterdim yolculuk yapmayı.

Geç geldik işte şu fani Dünya’ya geç!

*********************************************

 

ÜNYE MEYDANINDA, ATATÜRK BÜSTÜNÜNÜN ÖNÜNDE İKİ KOCA YÜREK...

 

Ünye Meydan… 1960 yılların sonlarına doğru…

Hamidiye mahallesinin iki ergeni, yapışık ikiz gibiler. Yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor.

Ömer Sabitsan ve Hulusi Sağlam…

 

Nerdeyse bebekliklerinden beri dostlar. Onları birbirlerine çeken ne özellikleri vardı kim bilir?


Ünye’nin o güzelim altmışlı yıllarını yaşıyorlar. Mahallemizdeki rüyâ gibi meyve bahçesinin sahibi, komşumuz Mahmut amcanın oğlu Ömer Sabitsan'ın çocukluğu o koca bahçeli evde geçiyor.


Ahmet Sağlam amcanın oğlu Hulusi Sağlam ise, Mahmut amcanın bahçesinin karşı tarafında bulunan iki katlı evde yaşıyor.


Hulusi abinin dediğine göre, bu fotoğrafın arkasına kendi el yazısı ile şöyle yazıyor Ömer Sabitsan; "Beni hiç unutma Hulusi…"


Ömer Sabitsan, terör yıllarında, gencecik yaşta Ailesini ve çok sevdiği can kardeşi Hulusi Sağlam'ı geride bırakıyor… Buradan Ömer abiyi Rahmetle anıyorum. 


“Allah sevdiği kullarını yanına erkenden alır” düsturu ile yakınları teselli bulmaya çalışıyor.


Hulusi Sağlam'ın sağ tarafı boş kalıyor. Bir daha öylesine bir sırdaş bulamıyor. Hulusi Sağlam "Ömer Sabitsan'ın ve Ailesinin yeri, her zaman kalbimde” diyor.


Allah’ım, Ömer kulunu, Hamidiye mahallesinin orta yerinde bulunan o güzelim bahçeden alarak, kendi Cennet Bahçesi’ne bırakıyor.

Ömer Sabitsan'ın Hamidiye mahallesindeki meyve bahçesinden payımızı alıyoruz… Ümidimiz, onun bulunduğu Cennet Bahçesi’nden de bir payımız olacak mı?


Bekle güzel abim, bizim de zamanımız yaklaşıyor.

Bizleri bahçende kabul edersin İnşallah...

*********************************************

 

 

“KARAGÖZ’Ü SATMA OĞUL!”- 4. BÖLÜM


Bizim gabuklukta, mum ışığında Karagöz oynatmaya muvaffak olmuş, seyircinin alkışını almıştım artık…

Filmin koptuğu an ise babamın ‘Bizim Karagöz’ü öğrendiği andı...

Büyük tiyatro ve sanat sevgisini bildiğim babam; mahallenin çocuklarına parayla Karagöz-Hacivat oynatmama çook kızmıştı.

Sakin olmaya ve şevkimi kırmamaya çalışarak beni yanına oturttu ve hayatımın ilk ‘sanat ahlâkı’ dersini verdi: Öncelikle, böyle bir şeye heves ettiğim, çabaladığım ve muvaffak olduğum için benimle gurur duyduğunu ama bunun için mahalle arkadaşlarımdan para almamın ne kadar yanlış olduğunu anlattı, “Karagöz’ü satma oğlum!” Dedi.

Bu güzelliği, bu ‘çocuk burcunda’, mahalle arkadaşlarıma parayla ‘satmamam’ gerektiğini, büyüyünce, istersem para kazanarak da sanat yapabileceğimi öyle tatlı bir üslûpla anlatmıştı ki; içimde yangın gibi yanan ‘hikâye anlatma aşkını’ kimden aldığımı o an anlamıştım.

Seyircilere paralarını iade ettiğim ertesi günkü ilk ‘parasız gösteride’ hissettiğim o ‘hakiki sanat ve sanatçı duygusu’ ömrüm boyunca benim rehberim, mürşidim oldu.

Yıllar sonra, ‘Ekmek Teknesi’ adlı efsâne dizinin senaryo grubunda yer aldığımda, artık neyi ‘satmayacağımı’ çok iyi biliyordum…

HACİVAT: “Yıktın perdeyi eyledin viran, varayım sahibine haber vereyim hemaan!”

KARAGÖZ: “Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola!

Bak ben sana bir dahaki oyunda neler ederim neler?"

...

IŞIK SÖNER. “OYUN” BİTER.

*********************************************

İKSAN'IN HEYBESİNDEN...





Bu haber toplam 1.501 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler