HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
20 Nisan 2021 Salı
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim
5 Mart 2021 Cuma Saat: 09:27

ÜNYE'DE VAMPİR KORKUSU..., CAM KENARI GÜZELLERİ..., YÜZÜNE AL BENİ… ve KARİKA “TÜRLÜ!”

İKSAN ABİ'NİN YERİ/ Mizahçı Karikatürist: İhsan KOCAGÖZ /Mizah Editörü: İsmail CANBULAT
ÜNYE'DE VAMPİR KORKUSU..., CAM KENARI GÜZELLERİ..., YÜZÜNE AL BENİ… ve KARİKA “TÜRLÜ!”

(Bu Bir Mustafa Karagöz Anısıdır…)

Sene 1981… Aylâ Fırın’ına çırak girdim…

O zamanlar “ÜNYEDE VAMPİR VAR!” diye söylenti var. Herkes kafasına göre bir şeyler anlatıyor, millet çok tedirgin…

Hatta, Rahmetli Selahattin Cücür amca bu konuda sanki daha uzman…

BİLİRSİNİZ, HER PAZAR GÜNÜ ÜNYELÜLERİN ÜNYE PİDESİ (YAVLU) YAPTIRMA GÜNÜDÜR…

Bir pazar yine fırın kalabalık, müşteriler sıradalar… Allah’ım! Yine uğultu şeklinde bir vampir muhabbeti! 

Neyse, u gün iş-güç bitti evlerimize gittik…

Sonra, saat 23’te tekrar ekmek yapmak için işe başladık.

Fırında tuvalet yoktu…

Polis Karakolu’nun bitişiğinde (eski Jandarma Karakolu) ve onun bitişiğinde bir büfe, büfenin bitişiğinde de umumî tuvalet vardı.

Ben gece saat iki gibi tuvalete gittim…

Tam işimi görecem, aman Allah’ım! Acayip bir böğürtü duydum!

Horultu-kükreme-inleme karışımı ürkünç bir ses!

Öyle bir ses ki, hâlâ hayatımda hiç öyle korkunç bir şey duymadım!

“EYVAAAH!” DEDİM “BU VAMPİİİİR!!”

Akım-karama karışmış vaziyette, can havliyle (biraz da altıma yaparak) başladım fırına koşmaya!

Paldır küldür girersin içeri! Ustam Çarşambalı Mustafa Kaya… 

“Lan ne oldu sana!” diye sordu! Tabii bu ara rengim olmuş bembeyaz!

Panik halinde kaçmaya çalışırken, “Usta, Vallahi Vampir! Tuvaletin yanındaaa!” Dedim..

 

Ustam başladı “Çarşembi Şivesiyle” gülmeye: “Naa gidiyn la Oğlum, bori gel bori, bizim Dingaldır ooo! Sinmiştir urii! Gorkiiynni hâlâ?” (Nereye gidiyorsun Lan oğlum, buraya gel buraya, bizim Dingaldir o! Saklanmıştır oraya! Korkuyor musun hâlâ?)

DİNGAL; ÜNYE’NİN ZARARSIZ, ‘AKILLI-DELİ’ ŞARAPÇISI…

Ben de sonradan fark ettim ki Dingal; Büfeyle tuvaletin arasında, bir kişinin zor sığacağı iki duvar arasında kendine gece kalacağı bi yer yapmış… Meğerse o korkunç ses de onun horlamasıymış…

Ünyelilerin vampir sandıkları belki de buydu...

Bilmiyorum daha sonra “Gerçek Vampir de” bulundu mu?

***********************************************

 

CAM KENARI GÜZELLERİ...

(Eski Ünye Hamidiye Mahallesi’nin artık bu dünyada olmayan tüm ‘Cam Güzellerine’ ithaf ediyorum. Ruhlarınıza rahmet.)

Doğup büyüdüğüm yer Ünye… 70’ler… O zamanlar nüfusu az olan Ünye'de “Huzur Evi” kelimesini duymuş değiliz.

Yaşlı insanlar son nefeslerini yaşadıkları evlerde verirlerdi. Kimisi karı-koca bir evde yaşarlardı. Bazıları oğlunun veya kızının yanında yaşardı.

Yaşlı insanlara bir hürmet ve vefa duygusu vardı. Şimdiki gibi itilip-kakılıp hor görülmezlerdi.

BU YAŞLI İNSANLARIN SON DÖNEMLERİNDE, PENCERE KENARLARINDA GEÇEN HAYATLARI OLURDU.


Özellikle yaz aylarını açık pencere önünde geçirirlerdi. Bir taraftan güneşlenip, diğer taraftan yoldan geçen mahalle sakinlerini seyrederlerdi.

Kışın ise yine pencere arkasından dışarıyı seyrederek vakitlerini geçiriyorlardı. Evler o zaman çok katlı değil, bir veya iki bilemediniz üç katlı evlerdi.

İlk hatırladığım Cam Güzeli, Mahmut Sabitsan amcanın Annesiydi. Bir buçuk katlı, bahçe içinde eski evlerden biriydi bu ev.

Gün boyu pencere kenarında otururdu Mahmut amcanın Annesi. Komşuları ile bazen laflaşırdı bu güzel ihtiyar teyze.

Hışım Ali Camisi’nin tam karşısında, un kurabiyesi yapıp satan Hasan dedenin de tek katlı ahşap gecekondusu vardı. Onun yaşlı hanımı da gün boyu pencere önünden ayrılmazdı.

Bazen evlerinin önünde oyunlar oynardık. Hasan dede gürültümüzden dolayı bizi çok defa kovalardı. Ama pencere önünde oturan hanımı bize pek ses çıkarmazdı. Bazen “kimin oğlu olduğumuzu” sorup öğrenmeye çalışırdı.

Cam Güzellerinden biri de İslam dostumun Babaannesi idi. O da cam kenarı tutkunuydu. Ama onun oturduğu cam kenarı binanın dördüncü katıydı; O da oradan meydanı ve Gavak (Çınar) ağacının olduğu tarafı seyrederdi. Mesafe uzak sayılırdı tabi. Onun da çözümünü bir dürbün ile bulmuştu! “Tam Profesyonel Cam Güzeli”ydi yani!

BU YAŞLI İNSANLAR PENCERE KENARLARINI ZAMANLA TERK EYLEDİLER…

O tek ve iki katlı ahşap evler de onlarla birlikte tarihe karıştı. Çok katlı çirkin beton binalar bu güzelim bahçe içindeki ahşap evlerin yerini aldı.

Şimdilerde Cam Güzeli bulmanın imkânı yok. Birçoğu huzur evlerinin o steril ve ruhsuz ortamlarına terkediliyor.

Bu gidişle bizim de bir pencere önümüz olmayacak. Ne acı bir durum.

***********************************************

 

YÜZÜNE AL BENİ…

“Yüzüm benden uzaklaşıyor bazen. Kimliğim siliniyor.”

Şehir ruhuma giriyor, sen beni çağırıyorsun, yollarımı çoktan kapattığın halde…

Seni unuttuktan sonra şehre ilk günkü heyecanımla dönüyorum, sen bana ellerinle gülüyorsun.

Yalnızlığımdır bu geveze susuşun sebebi.

Yüzümü alıp gittiğinde bittin sen! Vapurlar düştü peşine…

Her sokak birbirine senin yerini sordu. Bulamadık.

Gittin.

......

Boğaz… Vapurlar… Salacak… Güneş bütün renkleriyle batmakta…

Kapı yine kapalıydı…

Bahçeden dolaşıp balkondan içeri girdi. Küçük bir çocuk karşıladı onu, parmağıyla sus işareti yaptı. Sonra duvarda çizili desene doğru yürüyüp kayboldu.

Akşam oluyordu. Camlar tutuşmuş, oda genişlemişti. Balkondan bir arabalı vapur geçti.

Yan odaya yürüdü. Yatağındaydı. Yüzündekilerle birlikte...

Yine âşık olmuştu,

şiir kitapları kıvrılıp yanında yattıklarına göre...

***********************************************





Bu haber toplam 1.497 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler