HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Beğenmedim
  • Daha iyisi olabilirdi
  • Kullanışlı
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
FINDIK BORSASI
17 Nisan 2021 Cumartesi
Fındık Fiyatı


PUAN DURUMU
NAMAZ VAKİTLERİ
Ünye Nöbetçi Eczaneleri
anadolujet telefon pegasus telefon thy iletişim
5 Nisan 2021 Pazartesi Saat: 09:35

BABASIYLA AYNI BEKÂR EVİNİ PAYLAŞAN İKSAN!, SANDIK KUTUDAKİ LAHMACUNUN TADI BİR BAŞKAYDI... ve “GENDÜME” KARİKATÜRLER!

İKSAN ABİ'NİN YERİ/ Mizahçı Karikatürist: İhsan KOCAGÖZ /Mizah Editörü: İsmail CANBULAT
BABASIYLA AYNI BEKÂR EVİNİ PAYLAŞAN İKSAN!, SANDIK KUTUDAKİ LAHMACUNUN TADI BİR BAŞKAYDI... ve “GENDÜME” KARİKATÜRLER!

BABASIYLA AYNI BEKÂR EVİNİ PAYLAŞAN İKSAN!

 (BABAM, NASIL ANCAK 80’İNDE ÇOCUKLUĞUNU YAŞIYOR? – 3. BÖLÜM)

Alzaymır olduktan sonra, çocukluğunu ancak 80’lerinde yaşamaya başlayan emekçi babamla yaşadığım acı-tatlı anılarım “belgesel tadında” devam ediyor…

ANNEMLE BABAM BOŞANMIŞ, EVDE BABAMLA TİĞTEBER ŞÂH-I MERDAN, DIMDIZLAK KALMIŞTIK!..

Evin kadını olmadan erkekler ne sefillermiş meğerse…

O aralar en küçük amcam yanımıza geldi. Babam yemek yapmaktan felan anlamıyordu. Çalışmak zorundaydı aynı zamanda. Amcam yemek yapma işi ile ilgileniyordu.

Galmıştım bir bekâr evinde evde babam ve amcamla, iyi mi?


Vee kaçınılmaz ve “normal” sonuç gerçekleşti; Aradan üç-dört ay geçmedi, halimize acıyan mahalle komşumuz Ömer amca, kendi köyünden bir kadın ile babamın evlenmesine ön ayak oldu…

BİR GÜN ANİDEN TANIMADIĞIM YABANCI BİR KADIN BİZİMLE YAŞAMAYA BAŞLADI…


Bana kazak aldılar. Bu kadına “Anne” diye seslenirsem, bu kazağı bana vereceklerini söylediler. İster istemez kabul ettim. Lakin, içten bir “Annee” seslenişi olmadı hiç bir zaman bu…

Yavaş yavaş bu Anneyle yaşamaya alışmaya başladım. Annemin babamdan niye ayrıldığını sorgulama yaşlarında değildim henüz...

ANNEMİN BANA KARŞI SEVGİ GÖSTERİLERİNİ “HATIRLAMAMA SEBEBİM” ORTAYA ÇIKMIŞ GİBİYDİ;

Babama olan sevgisizliğini bana da yansıtmıştı. Yoksa bir Anne evladını bırakabilir miydi böyle tek başına!

Babam bayramlarda köyüne giderken bizi de götürürdü. Babamın küçük kardeşlerinden bir tanesi dedem ile kalıyordu.

Bu amcamın yedi-sekiz çocuğu vardı. Dedemin bu kadar torun içinde, Ünye’den yanına kadar gelen bu torununa ayrı bir sevgi gösterme şansı yoktu. Dedem de hep uzaktan seyrettiğim bir figür oldu…

Yeni Anneden gelen ilk kardeşle, benim pabucumun dama atılma belirtileri kendini göstermeye başlayacaktı. Kemalettin Tuğcu’nun “Üvey Anne” sendromuna yakalanmam fazla uzun sürmedi. Hep şikâyet edilen çocuk kıvamına gelmeye başladım.

Annem de başka birisi ile evlilik yapmıştı. Annemin ayrılırken yanına aldığı kardeşim Sebahattin’i, yedi-sekiz yaşlarında iken babam geri aldı.


Beş sene sonra kardeşimle bir yabancı gibi yüzleştim. Sonuçta öz kardeşimdi, zamanla kaynaştık birbirimizle.

Yeni Anneden bir çocuk daha geldi dünyaya. Artık dört kardeştik. İki öz ve iki üvey olarak kardeş sayısı dengelenmiş oldu. Evin en büyük çocuğu olarak büyümenin zorluklarını yaşadım…

YAŞIM KÜÇÜK OLMASINA RAĞMEN, BAHÇE İŞLERİNE YARDIM EDİP, BİR TARAFTAN DA OKUMAYA ÇALIŞMAKTAN ZORLANIYORDUM.

Evin “yaramaz” çocuğu olmuştum artık! Bunun sebebini kendimce üvey anneden biliyordum. Onun iki çocuğu büyüdükçe, ben kendi kardeşimle bir ayrışmaya tabi tutuluyor gibiydik. Bu durumun mânen ve madden sıkıntısını yaşadım uzun yıllar.

BABAM BİZE BİRAZ UZAK KALIR GİBİ OLDU…

Gün boyu çalışmaktan gün boyu ev içinde dönen olayları anlamasına imkân yoktu.

“Dayak” ve “dışarda yatma” ile yola gelmem sağlanmaya çalışılsa da, bu yöntem işe yaramadı. “Yemekten uzaklaştırma cezası” bile beni yolumdan döndürmedi. Tam bir baş ağrısı olmuştum.(Klasik İksan abiniz!)

 

İSTANBUL MACERAM BAŞLIYORDU…


Lise birden ayrıldım. İstanbul’da yaşayan üvey dayımın bir telefonu ile kendimi İstanbul’da buldum. Ergen yaşlarda İstanbul’da tutunmaya çalıştım.

Ünye Halk Kütüphanesi’ndeki kitapları hatmetmem ve “karikatür sevdam” beni değişik bir karakter yapısına büründürmüştü…

Hayat, olaylara ve insanlara “o pencereden” bakmaya başlamıştım…

(“Pencere” 4. BÖLÜMDE…)

*********************************

 

SANDIK KUTUDAKİ LAHMACUNUN TADI BİR BAŞKAYDI...


Bu öyle bir güzellik ki, bu güzelliği Ünye'ye kadar taşıyacağım.

Önce İstanbul’da çekilen bu güzel enstantane ile yola çıkalım.

BU SANDIK KADAR LEZZETLİ BİR SANDIK YOKTUR!

Karşılıklı yukarı doğru kalkan iki kapağı mevcut. İçi, mis gibi kokan Lahmacun ile dolu. Gaziantep vurgusu yapılan güzel bir reklam yazısı da ihmal edilmemiş.

Bu seyyar tipi Lahmacun sandığı, aynı yıllarda başka şehir ve ilçelerde de vardı muhakkak. Ben yetmişli yıllarda Ünye'de gördüm çünkü.

Sandık güzel de, başında duran seyyar satıcı da çok klas değil mi? O ne artistik duruş! Artistten hiç bir farkı yok aslında. Hık! demiş Orhan Gencebay’ın burnundan düşmüş!

Yakası açık dar gömleğin üstüne, yine üst tarafı açık hırka ne güzel gitmiş. Büyük ihtimal, İspanyol paça pantolon var üzerinde. Pantolon üstüne taktığı siyah para önlüğü esnaf duruşunu bayağı bir pekiştirmiş.

Sağ serçe parmağı bıçak kurbanı olmuş. Güzel ve sağlam şekilde, bir sargı bezi ile sarılmış. Sol elin orta parmağında tutulan sigara ile esnaf duruşu tamamlanmış.

GELELİM İŞİN ÜNYE AYAĞINA...

Henüz çocuk yaştayım... Ünye'yi çok dolaşırdım ben. Bir gün Bakırcılar Arastası’ndan geçiyorum.

Baktım aynı seyyar sandıktan taşıyan bir Lahmacun satıcısı. "Taze Lahmacun vaaar!" diyerek arastada ilerliyor.

Arastadan birisi seslendi "ordan iki Lahmacun ver” diye. Seyyar satıcı genç, sandığı elinde taşıdığı pratik ağaç altlığın üzerine yerleştirdi.

Bir tarafın kapağını açtı. Açması ile arastanın içine mis gibi Lahmacun kokusu yayıldı. Bizde harçlık yok tabi. O koku burnumun hep bir yerinde kaldı haliyle…

En baba restoranda böyle lezzetli Lahmacun olmazdı bence...

*********************************

“GENDÜME” KARİKATÜRLER!






Bu haber toplam 584 defa okunmuştur

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler