HABER ARAMA
SON DAKİKA HABERLER
ordu reklam ajansı akıllı ev sistemleri akıllı ev
28 Ocak 2022 Cuma Saat: 11:00

ÇOCUKLUK, MASUMİYET VE KAR…

İKSAN ABİ'NİN YERİ/ Mizahçı Karikatürist: İhsan KOCAGÖZ /Mizah Editörü: İsmail CANBULAT
ÇOCUKLUK, MASUMİYET VE KAR…

-ÖZEL KAR SAYISI-

KARDAN ADAM

YAZAN: MAVİANNE

DÜZENLEYEN: İ. CANBULAT

 

Doğduğum masal şehir Ünye’nin Hamidiye Mahallesinde, Kardan Adam ile bir hatıra fotoğrafı…

Hayriye Teyzenin (Abu’nun) kızları Emine (Allah rahmet eylesin)  ve Fatma, çok sevdiğim Beyhan Ablam, amcamın kızı Hülya, Kardeşim Hüseyin ve komşumuzun oğlu Emrah.

Fotoğrafı Ahmet Şahin Abim çekmiş… 83-84 yılları olsa gerek.

KAR YAĞDIĞINDA, HER ÇOCUK GİBİ MUSMUTLU OLURDUM VE DIŞARIYA ÇIKMAK İÇİN CAN ATARDIM.

Kat kat giyinmeme rağmen kartopu oyununun sonunda mutlaka ellerimiz ve ayaklarımız donarak eve kendimizi atardık. Kardan Adamımızın tepesindeki o kırmızı kaşkol ve bere hangimizin evinden gelmişti, havuç bulamayıp bir ağaç parçasını(!) kardan adamın burnuna takmaya nasıl karar vermiştik, hatırlayamıyorum. Hatırladığım tek şey ise, o andaki neşe ve mutluluk hissi.

Eve gelip, çıtır çıtır yanan fındık gabuğu sobasında ellerimizi ısıttıktan sonra, Kardan Adam yerinde duruyor mu, yoksa eridi mi diye sık sık pencereden bakıp sabaha kadar kontrol ederdim O’nu…

Ve erimesini seyrederdim yavaş yavaş… Geride sadece burnuna taktığımız çubuk ve kömürden gözleri kalana dek…

ÜNYE GİBİ SEVİMLİ, ŞİRİN KÜÇÜK BİR İLÇEDE YAŞAYAN ŞANSLI ÇOCUKLARDAN OLDUĞUMUZ İÇİN BİZİM İÇİN KAR DEMEK NEŞE DEMEKTİ!

Büyükşehirlerdeki gibi karın çilesini, yolda kalmayı, buzlanmayı, trafiğin felç olmasını bilmiyorduk.

Kar sevinci yaşayan çocuklardık bizler… Göz gözü görmez bir şekilde kar yağdığında ise en fazla okullar tatil olur, bizler de karın tadını daha fazla çıkaracağımız için mutlu olurduk.

Kartopu savaşlarında bazı çocukların işi abartıp kartopunun içine taş koyduklarına şahit olduğumda çok korkmuştum! Karda yürürken çıkan o gacır gucur sese de bayılırdım…

Okul çantasını kızak yapan çocukları görünce heveslenirdim ben de yokuş aşağı kaymaya. Gazozcu Muharrem’in çocukları olarak bizler şanslıydık ama…

İÇİNDEKİ PETEKLERİ ÇIKARIP BOŞ ÇATALTEPE GAZOZ KASALARINA OTURUP KAYMAMIZA İZİN VARDI.

Sırayla tüm çocukları kaydırmayı ihmal etmezdi abim İsmail.. En son da kendisi kayardı taa Hamidiye yokuşunun en dibindeki Saray Camisi’nin olduğu yere kadar.

O güzel çocukluğumun karlı günlerine özlemle...

 

……

Ünye’ye her kar yağdığında hâlâ düşünüyorum;

“Kardan Adam yerinde duruyor mu, yoksa eridi mi?”

                                               ****************

 

KAR VE “HEP ÇOCUK” İHSAN…

YAZAN-ÇİZEN: İHSAN KOCAGÖZ

DÜZENLEYEN: İ. CANBULAT

Bilim İlaç’ta bir gece vardiyasından çıktım. İnce ince bir kar yağıyor. Bir o kadar da soğuk. Düşündüm; “Kar benim için ne ifade ediyor?”

“Kar demek” çocukluğum demek benim!

Ünye Hamidiye mahallesindeki gecekondunun karanlık odasında yanan “ördek sobanın” tavana vuran alevinde, pencereden yolun kenarındaki yanan elektrik direğinin ışığında, lapa lapa yağan karı seyretmek.

 

Sabah yapacağım kardan adamı, arkadaşlarla kaymaya gideceğimizi, Sapankalarla kuş avı yapacağımızı, kar topu oynayacağımızı düşünmekten gözüme uyku girmemesini düşündüm…

Anasu mahallesindeki Beşikçilerin rampasından, dişçi Fevzi’nin rampasından Cumhuriyet Meydanı’na kadar tahta merdivenlerle kaymamızı.

RAHMETLİ İBRAHİM’LE KARTOPU SAVAŞI

Ünye İskelesi’nin uç tarafında Ömer, İslam, Mustafa ve Rahmetli İbrahim Yıldıran’la kar topu savaşını yapışımızı… İki hafta sonra askere gideceği İskenderun’dan iki gün sonra cenazesinin geleceğinden habersiz, İbrahim’in beni "daha hızlı daha hızlı!" diye gaza getirerek kendini kartopu savaşına kaptırmasını düşündüm…

 

İlkokul üçüncü sınıfta teneffüs saatinde kartopu oynarken, kalabalıkta taş gibi sıktığı kartopunu suratımın tam ortasına şavulleyerek beni bayılma noktasına getiren, kimliği meçhul acımasız arkadaşı!

Alfa Yayınlarına işe giderken iki elimin cebimde, kolumun arasında bir Gırgır Dergisiyle kıçüstü yere düşmem ama Gırgır’ı hiç bırakmamış olmamı düşündüm…

Urfa-Suruç’ta sınır karakolunda askerliğimi yaparken, doğulu arkadaşların tavsiyesiyle, bir tabağa koyduğumuz karın içine toz şeker katarak yememizi düşündüm…

KAR, BEYAZ HALİYLE “MASUMİYETİ” ÇAĞRIŞTIRIR.

 

İçinde büyük bir sessizliği barındırır.

Suyunu toprağa yavaş yavaş, bir annenin çocuğunu emzirmesi gibi emdirir.

Dıştan üşütür gibi gözükse de içten içten ısıtır. Çocukların sessiz çığlığıdır KAR.

Güneşe karşı tam bir muhalefettir.

Eridiği zaman, yaramaz bir çocuğun gözyaşları gibidir.

Bazen baba evinden ayrılan kız evladın gelinliği gibi “beyaz”, kimi zaman sessizce bu dünyadan ebediyete göç eden bir mevtanın kefeni gibi “beyazdır.”

Kar yağsın yağsın, iyidir...

(“İnsanlar” onu “eziyete” dönüştürmediği sürece…)

****************

****************

****************

****************

****************

Bu haber toplam 400 defa okunmuştur
Anahtar Kelimeler : ÇOCUKLUK, MASUMİYET, VE, KAR…

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler