Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Lazlar
13 2009 Perşembe 15:05
AHMET DERYA VARİLCİ/ÜNYE TARİH ARAŞTIRMA GRUBU

Laz kelimesini ilk defa Romalı yazar, düşünür Plinius kullanır[1]. Lazların kökeninin Kolhis (Kolha) kabilelerine dayandığı kabul edilir.


Strabon, Kolhilerin yaşadığı coğrafyaya Kolheti adını vermektedir. Kafkasya halkından olduğu bilinen bu topluluğun konuştuğu dil “Lazuri Nena” Güney Kafkas dil grubu içinde mütalaa edilmektedir. Svanca ve Gürcüce yanında Lazcaya en yakın duran dil, Lazların Hıristiyan akrabaları Megrellerin kullandığı Megrelce’dir.


Strabon ve Xenephon, Kolhislilerden renkli gözlü, uzun boylu, açık tenli ve sert mizaçlı insanlar olarak bahsetmektedir.


 


Lazistan Sancağı


 


 Osmanlı idari yapılanması içinde Karadeniz’in Doğu kıyısı Lazistan Sancağı olarak adlandırılır. Eski Pontos Krallığı (MÖ. 302 – MÖ. 64) ve Trabzon Rum Devletinin (1204 – 1461) bulunduğu bölge, Osmanlılarca Lazistan kabul edilmiştir.


Yunan mitolojisinde Argonotların Altın Post için yaptıkları yolculuk Karadeniz kıyısı boyunca uzar ve Kolhis (Lazika) ülkesinde sona erer.


Bölgede Yunan kolonileri MÖ. 7. yüzyılda kurulur.


Lazlar MÖ. 150 – MS. 600 yılları arasında Soçi ile Trabzon arasında kalan bölgenin uzun yıllar tek hakimi olarak bağımsız bir krallık kurmuşlardır. Laz kralları çağdaşları gibi babadan oğla geçen (monark) bir sistemle değil, seçimle işbaşına gelirlerdi.


MS. 456 yılında D. Romalıların (Bizans) bölgeyi ele geçirmeleriyle birlikte Laz Krallığı yarı – özerk bir yapıya dönüştü. Önceleri Persler ve Romalılar ve daha sonra onların devamı Sasanilerle Bizans arasında çatışma noktası olan Lazika bölgesi, Laz Krallığının tarihsel sürecini belirliyordu. Daha çok Kafkas Konfederasyonunun sınır güvenliğini sağlayan Lazlar, her iki egemen güce karşı mücadele içindeydi.


Latinlerin 1204’te İstanbul’u işgal etmeleriyle, Laz krallığının nüfuzu Trabzon’u da içine alacak şekilde genişledi. Trabzon’u ele geçirmek isteyen Türklerle doğal ittifak halindeydiler. Nihayet, 1461’de Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u ele geçirmeleriyle birlikte Lazlar da Osmanlı idaresi altına girdi.


1519’da Trabzon Batum’un da eklenmesiyle yeni bir eyalet haline getirildi. 1640’ta Evliya Çelebi, Eyaletin beş sancağı olarak: Canik, Trabzon, Gönye, Aşağı Batumi ve Yukarı Batumi’yi göstermektedir. Lazistan’ın merkezi Gönye, kazaları ise, Atina (Pazar), Sumla, Viçe ve Arhavi idi. Buralarda Laz derebeylikleri oluşturuldu. 1851’de Acara bölgesi Lazistan Sancağı’na bağlandı.


93 Harbi (1877-78) sonucu Batum’un düşmesiyle Lazistan Sancağı’nın merkezi Rize oldu. Müslüman Lazların bir kısmı, tıpkı Acaralı Gürciler gibi Osmanlı topraklarına göç etti.  Bu göçle birlikte Lazların bir kısmı İzmid Sancağına yerleştirildi. Akçakoca, Adapazarı, Düzce, Bolu ve Yalova’ya yerleşenler yanında Karadeniz kıyısının muhtelif alanlarına ve Ünye’ye yerleşenler oldu. Toplu halde bulunarak kültürel konumlarını sürdürdükleri yerler; Rize’nin Pazar, Ardeşen, Çamlıhemşin, Fındıklı yöresiyle, Artvin’in Arhavi, Hopa ve Bokça yöresidir. Abhazya’da ve Batum civarında yerleşik Lazlar ise Megrel olarak bilinen Hıristiyan Lazlardır.


 


Şu Pontos meselesi


 


  Kürt Açılımı’nın yoğun gündemi yanında, muhtemelen Pontus Sorunu (Laz etnisitesi) ısıtılarak yeniden piyasaya sürülecektir. Zaten Ermeni ve Ermeni diasporası’nın resmi web sitelerinde “kardeş” halklardan gördükleri Lazlara son günlerde sıkça yer vermektedirler.


Ellerindeki en önemli argüman bölge halklarının bir zamanlar Hıristiyan olduğu biçimindedir.


Çok sistemli bir şekilde ve iç içe geçmiş projeler çerçevesinde, bölgenin Bizans / Hıristiyan geçmişini ortaya çıkartmak için İngiltere de Birmingham Üniversitesine bağlı Bizans, Osmanlı ve Modern Yunan Çalışmaları  Kürsüsü’nde, Bizans ve Trabzon’daki Komnenos Rum Krallığı tarihi uzmanı Prof. Dr. Anthony Bryer ve ekibi tarafından, bazı vakıfların yanı sıra Yunan Hükümetinin ve Kıbrıs Rum kesiminin parasal olarak desteklediği ve ısmarladığı çalışmalar yapılmıştır.”[2]


Ünye ile ilgili bazı bilgileri maalesef, Bryer ve David Winfield’in beraber yazdığı “The Byzantine Monuments and Topography of the Pontos” adlı kitaptan edinmiştik.[3]


Wolfgang Feurstein adlı bir Alman, kendini Laz Ulusu oluşturmaya adayarak Laz Alfabesi düzenlemiş, gramer ve sözlük çalışmaları yapmıştır. Benzer faaliyet içinde olan onlarca araştırmacı mevcuttur.


MS. 5. yüzyıla kadar bölgedeki diğer halklar gibi çoktanrılı olan Lazlar, Kralları I. Gubaz döneminde Hıristiyan  olurlar ve Hıristiyanlık devlet dini ilan edilir. Bölgedeki bütün Mithra tapınakları yıkılarak yerine kilise ve manastır inşa edilir. İncil etkisiyle yerel diller unutularak daha sonra Rumca adını alan Yunanca’nın etkisiyle oluşmuş bir dili hakim kıldılar. Bölge halkının çoğu gibi Lazlar da Ortodokslaştılar.


17. Yüzyıldan itibaren Lazlar diğer bölge halkıyla birlikte zaman içinde Müslümanlığa geçtiler. İslamiyet’i tercih etmeyenler Rumlaştı yahut iç Gürcistan’a sığınarak Kartvelleşti (Hıristiyan Gürcü).


Osmanlı kayıtlarına “Müslüman” olarak geçtikleri için Laz nüfusun tespiti hayli zordur. 1810 yılında Lazistan Sancaği nüfusu 600.00 iken 400.000’i başka yerleşim alanlarına sürülmüştür. Osmanlı’nın son döneminde aynı yerde 200.000 kadar yerli halktan insan bulunduğu bilinmektedir.


1935’te 72.000 kişinin Lazca konuştuğu, “İslam Azınlık Dilleri” nüfus sayımında belirtilmiştir.


1975 Yılında KONDA anketinde 220 bin kişinin Laz olabileceği tespit edilmiş, bu sayının yarısı otokton (yerli nüfusun yerleştiği) Doğu Karadeniz bölgesindedir.


Günümüzde bu sayı üçe de katlansa, sonuçta büyük bir nüfusa tekabül etmemektedir. Buna rağmen, halen Karadeniz halkı denince ilk akla gelen Laz sözcüğüdür.


 


Haftaya: Laz Kültürü, Ünye’ye etkileri


  


[1]Gaius Plinius Major (MS. 23 – 79) , Naturilis Historia (Doğa Tarihi).


[2] Mehmet Bilgin, Rize Bölgesi’nde Etnik Gruplar Oluşturma Projeleri Üzerine, Müdafaa-i Hukuk Dergisi, sayı 50, Ekim 2002.


[3] Kitabın Ünye ile ilgili birkaç sayfası Ahmet Kabayel’le birlikte edinilerek, İngilizce aslından çevrilmek üzere Sn. Ufuk Mistepe’ye gönderilmiş ve tercümesi yapılmıştır.



Bu Haber 3160 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : sizler harikasınız Tarih : 14 Ağustos 2009 / Pazar Üye Adı :atalay dinç
Merhabalar sayın VARİLCİ Başarabildiğim kadarı ile sizleri gıptayla takip ediyorum. Tek kelime ile harikalar yaratıyorsunuz. Harikalar yaratırkende, her başarılı Türk'ün başına gelen olaylarla karşılaşıyorsunuz. Anladığım ve inandığım kadarıyla durmaya ve de tökezlemeye pek niyetiniz yok. Galiba bazı kişiler; sizin, Ahmet abinin, Bilgin amcanın ve Yaşar amcanın eski Ünye'yi geri getirmeye çalıştığınızı zannediyorlar ancak o gitti bir daha geri gelmez, Ancak yitirilmemesi gereken Ünyelilik duygusudur ki o da gerçek ÜNYELİLERİ BIRAKIP GİTMEZ. (İçinde yaşamakla da ÜNYELİ OLUNMAZ) Sizlere sağlık, huzur, mutluluk ve başarılı çalışmalar dilerken, ihtiyaç duyulduğunda Ankara'da da tek başına kalmış (İstanbuldaki onca Ünye dernekleri olmasına rağmen biz Ankarada kimler var onu bile bilmiyoruz) bir Ünye sevdalısının bulunduğunu unutmamanız dileğimle saygılar sunarım. atalay
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI