Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Peygamberimizin Halasının Türbedarı Ünyeli.. (2)
7 2009 Pazartesi 08:32
Yasar Karaduman - "Şeyh Musa" (Kıbrıslı Hoca Musa Kazım Türk)

Kıbrıs Larnaka'daki Hala Sultan Türbesi'nin türbedarı “Kıbrıslı Hoca" "Şeyh Musa” gerçek adıyla Musa Kazım Türk'ün Tekkiraz'ın Dizdar köyünden Peygamberimizin,  Hazreti Osman'ın orduları ile Kıbrıs'ın fethine katılmış ve orada  şehit olmuş halasının türbesinin  türbedarlığına kadar uzanan  ve doğduğu topraklarda son bulan hayat  hikayesini kendisisi tanıyanların akrabalarının ve Dizdar Köyü sakinlerinin  anlattıklarından  aktarmaya çalışacağız..


 


Kıbrıslı Hoca kimdi?


Kıbrıslı Hoca Hacı Musa KazımTürk Dizdar köyünde 1876 yılında dünyaya gelmiştir. 1760 yıllarında Malatya'dan buraya göç etmiş Kürt Hacı Ali'nin tek oğlu Kürt Hasan'ın beş çocuğundan biridir. İlk dini bilgi ve eğitimini köydeki hocalardan almıştır.  Dizdar köyünden evlenmiş ve Sabri Hasan Tevfik ve Refika adında dört çocuğu olmuştur. Bir müddet Dizdar Köyü Kabadirek camisinde müezzinlik ve hafızlık yapmış burada daha fazla alacağı bir eğitim kalmadığını görerek 1906 yılında Ünye'ye Sadullah Efendi medresesine gelmiştir.. Hocası Yusuf Taslı Hocadır..Musa Kazım'ın kaderi buradan sonra süratle değişecek Dizdar köyünden başlayarak Kıbrıs Larnaka'daki Peygamberimizin Halasının Türbesinin türbedarlığına kadar götürecekti. Kırk yıl bu görevde bulundu.. Döndüğünde memleketi Ünye'de "Kıbrıslı Hoca" diye anılıyordu. Musa hoca Sadullah Efendi Medresesinden mezun olup Hocası Yusuf Bahri Taslı'dan icazet alınca bir müddet  tekrar köyüne döner.. Bu arada eşi vefat etmiştir. Köyünde bilinmeyen bir nedenle fazla kalamaz İstanbul'a geçer. Bir kaynakta Yusuf Bahri hocanın ona kızını vermek istediğini duyar hocasına saygısından utanarak Ünye'den ayrıldığı rivayet edilir... Musa Hoca İstanbul'da yine medrese ilim tahsili ile meşgul olur. Oradaki tahsili sona erince görevli olarak Kıbrıs'a hala Sultan Türbesine türbedar olarak gönderilir. Bu yıllar tahminen birici dünya savaşının başladığı yıllardır.


 


Cemal Hafız’ın anlattıkları


Orta cami eski imamı olan Cemal Hafız bize bu bilgileri aktarmış ve "büyük camide imam iken benim cemaatimdi,  hastaydı Samsundan müritleri gelirler beni de alarak onu hastalığında sık sık ziyaret ederdik..Vefat ettiğinde cenaze namazını Osman Enginar hoca kıldırdı. Cenazesi çevreden gelen müritleri ile çok kalabalık olmuştu. Vasiyeti üzerine hocası Türbe mezarlığında Yusuf Bahri Taslı Hoca'nın ayakucuna defnettiler. Musa hoca Ünye'ye geldiğinde çok yaşlı ve hastaydı. Çok fazla konuşmazdı.. Çok fazla dolamazdı..Görüştüğü insanlar çok azdı" demiştir.


Şeyh Musa Kazım İstanbul'da medreseyi bitirdikten sonra bir müddet orada  müderris olarak görev  yapmıştır.. Ünyeliler Yusuf Bahri Hoca'nın yaşlanması üzerine hocayı onun yerine Ünye'ye almak istemektedirler. Onu Ünye'ye davet ederler, daveti kabul eder ve gelir. Ünye'ye gelince önce köyüne gider "akrabalarımla bir görüşeyim" der. Fakat ne olduysa Musa Kazım Hoca Ünye'ye dönmez ve kimseye haber vermeden tekrar İstanbul'a gider.. Oradan Ünye'ye biraderine telgraf çeker ve  çocuklarının İstanbul'a gönderilmesini ister.. Bu telgraf hocasına iletilir. Herkes şaşırır, kimse bir anlam veremez. Çocuklarını gönderirler ve çocuklar ile birlikte Kıbrıs'a görevli gönderilir ve bir müddet sonra birinci cihan harbi başlar..


 


Babasının cenazesini yıkmaya gelir


Şeyh Musa hakkında bulabildiğimiz bilgiler ne yazık ki çok fazla değildir.. Kıbrıs'taki uzun süren yaşamı hakkında da hemen hemen hiç bilgi yoktur. Yakınları bazı çok doğrulanmayan rivayetler anlatırlar.. Babası Kürt Hasan Efendi bir gün oğluna benim cenazemi sen yıkayacaksın diye vasiyet der. Babası öldüğünde  hoca Kıbrıs'tadır.. Tahminen otuzlu yılların sonudur. Bu  yıllarda Musa Hoca'ya babasının öldüğü haberini ulaştırma olanağı yoktur.   Tam cenazenin yıkanacağı saatte Musa Hoca cenazenin yanında biter. Nasıl geldiğini nereden geldiğini hiç kimse bilmez. 


Şeyh Musa Türk 1964 yılında Ünye'de vefat eder. Hem vasiyeti üzerine Ortayılmazlar Mahallesi Türbe mezarlığına defnedilir. Kabri demir parmaklıkla koruma altına alınmıştır.


 


Yıkanırken kendiliğinden dönen mevta


Birgün Hacı Yusuf Efendi öğrencileri ile sohbet ederken ölünce teneşirde birbirimize zahmet vermeyelim der. İçlerinden Yakup molla “hocam ben size hiç zahmet vermeyeceğim der” İlk ölen de o olur.. Birlikte cenaze yıkamaya gidilir.. Taslı Hoca Musa Kazım molla, Ömer molla, Kahya Molla (Kahya molla benim annemin dedesidir) birlikte Yakup mollayı yıkamaya başlarlar. Suyu, sağından Kahya Molla, solundan Musa Kazım Molla döker, havluyu da Ömer molla tutar.  Ölünün çevrilmesi gerekir, Taslı hoca ölüye yavaşça "molla bir sözün vardı, yıkarken bize zahmet vermeyecektin" der.. Ceset teneşirin üzerinde sağından soluna döner ve gülümser. Suyu döken Kahya molla ve Musa Kazım molla korkudan bayılacak duruma gelirler ve ellerindeki su kaplarını atarlar.


 


Şeyh Nazım Kıbrıs’i


İftar için Eyüp'e gitmiştim. Türbenin etrafında bakınırken biri yanıma yaklaşarak: "Efendim iftara bizim misafirimiz olur musunuz" diye kibarca sordu. Davetini kabul ettim. Yemekten sonra, kime teşekkür edeceğim, dediğimde "Bu iftarı Şeyh Nazım Kıbrısi adına Beykoz dergahı düzenledi, teşekküre değmez.”, dedi. Bu tesadüf üzerinde çalıştığım Şeyh Musa konusunu anlattım, Şeyh Nazım Kıbrısi'nin  hocasıymış, acaba bir  irtibat kurma imkanımız olur mu dedim. Şeyh Nazım Kıbrısi'nin Kıbrıs’ta olduğunu onun yerine oğlu Şeyh Mahmut Hakkani ile beni görüştürebileceğini söyledi..


Bu görüşme henüz bu sayı yazılana kadar gerçekleşmedi..Şeyh Nazım Kıbrısi' ye ulaşarak Şeyh Musa Türk'ün Kıbrıs'taki bilemediğimiz yılları hakkında az da olsa bilgi edinmeyi  amaçlamıştım.


Dünyaca ünlü Nakşibenti şeyhi olan Şeyh Nazım Kıbrıs'i ilk din eğitimimi Larnaka'da Şeyh Musa Türk'ten almıştı. Larnaka'da doğmuş lisede okuduğu kırklı yıllarda  Hala Sultan tekkesinde Şeyh Musa Türk'le tanışmıştır.. Nazım Kıbrısi bir konuşmasında Musa Türk için  "Ünye'de benim bir hocam var" demiştir.


 


Bu araştırmanın yazılmasında yardımlarını esirgemeyen, Büyük cami eski imamı Cemal Hafız’a Dizdar köyündeki akrabalarına, Dizdar Kabadirek Camisi görevlilerine ve torunu Yusuf Türk’e teşekkür ederiz.


 



Bu Haber 6669 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : allah razı olsun Tarih : 16 Mart 2012 / Pazar Üye Adı :ERTAŞ YANIK
BU ARAŞTIRMALAR ÇOK GÜZEL İNSAN OKURKEN ÇOKBÜYÜK HAZ DUYUYOR ALLAH RAZI OLSUN
Başlık : Allah c.c. razı olsun Tarih : 15 Şubat 2012 / Pazar Üye Adı :Musa
Babamın ders aldığı, ailede bahsedilen "Kıbrıslı Hoca"yı vesilenizle tanıma fırsatı buldum. Allah c.c. ahirette onlarla birlikte olmayı nasib etsin. sizden de razı olsun inş.
Başlık : yorum Tarih : 1 Şubat 2012 / Pazar Üye Adı :ayşe arslan
severek okudum
Başlık : tesekkürler Tarih : 12 Eylül 2010 / Pazar Üye Adı :Rahime Karimi
Sayin Karaduman internet araciligi ile ünyeyi yakindan takip ediyorum ben almanyada yasiyorum tüm yazilarinizi okuyorum.Tesekkür ederim bizleri aydinlattiginiz icin,bir ünyeli olarak sagolun.Bende hatirliyorumkibrisli hocanin ünyeye geldi zamanibizim mahalleden gecerdi ben kaledere mahallesindenim.onun hakkinda daha cok bilgiye sahip olduk ,tekrar tesekkür ederim yazilariniz icin kutluyorumda sizi saygilarimla
Başlık : Emeğinize sağlık Tarih : 7 Eylül 2009 / Pazar Üye Adı :İBRAHİM GÜRKAN
sayın karaduman, Bir çırpıda okunabilecek akıcı bir üslupla yazmış olduğunuz yazınızdan dolayı tebrik ederim. Ne tesadüf ki dün akşam torunuyla birlikte 100 yıl çay bahçesinde yine Kıbrıslı hocadan bahsetmiştik. Bu günde burda gördük. Güzel çalışmalarınızın devamlarını bekleriz
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI