Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Son Araştırmalara Ek Bilgiler
15 2009 Salı 07:24
YAŞAR KARADUMAN (Araştırmacı - Yazar)

(1) Ünye’deki Mukaddes Emanetler


Bir önceki araştırmamız “Ünye’deki Mukaddes Emanetler” konusunda çok değerli okuyucuların gösterdiği yakın ilgiye teşekkür ederken konu ile ilgili bir anısını yazan  Ankara’dan Sayın Abdullah Us’un konu ile ilgili bölümünü aşağıya alıyorum.


Sayın Us  çalışmamızı doğrulamış ve çocukken sakalı şerifi ve hırka-i şerifi ziyaret ettiklerini hatırlıyorum demiştir.


“Sayın Karaduman, Osman Öz den naklen yazdığınız kutsal emanetler konulu yazınızı okudum. Osman Öz'ün anne annesi rahmetli Akgül halamın (sağlığında öyle hitap ederdim) evi Kadiri tarikatının dergahı olarak belirtilebilir. Ancak tüm Ünye'de CUMA EVİ olarak bilinirdi. Cuma günleri orada toplanılırdı. 103 yaşında vefat eden ninem gücünün yettiği günlere kadar Cuma Evinin müdavimiydi. Akgül Halamla da yakın kan bağı vardı. Tepe mezarlığında Sider mezarlığına bitişik neredeyse yan yana yatarlar. Çocukluğumda zaman zaman sakalı şerifi ve hırka-i şerifi ziyaret ettirdiklerini hatırlıyorum. Bu arada ismini yanlış hatırlamıyorsam Şeyh Kadir Efendi hastalanmış. Ziyaretine babam beni de götürdü. Dönüşte babam bana şeyh efendinin büyük bir zat olduğunu fesini başına geçirdiğinde Kabe'yi görebildiğini söyledi. Çocuk aklımla bu işin nasıl olabildiğini çok düşündüm. Ancak hiçbir açıklama tarzı bulamadım. Dini konularda bu gibi şeylerin söylendiği gibi kabul edilmesi gerektiğini kendime inandırdım. Sonra Allah bize çok şeyler görmeyi nasip etti. Aya ilk ayak basıldığı gün rahmetli nineme bu olayı söylediğimde bana "tövbe de oğlum ay nurdur. Nura ayak basılmaz" dedi. Bu gün evimde motorlu büyük çanak anten var. Birçok uydudan istediğim zaman Kabeyi görüyorum. Bilgisayarımdaki kameradan yurt dışındaki yakınlarımı görüyor, onlara el sallıyor ve konuşabiliyorum. Telefonlarımızla da bu işleri yapmamız her an mümkün. Onların bir ömür boyu yaptıkları yolun kilometresini ben neredeyse bir yılda yapabiliyorum.


Sayın Karaduman ne dersin? Ben Şeyh Kadir efendiyi geçtim mi?”


 


(2) Peygamberimizin Halasının Türbesinin Türbedarı Ünyeli Seyh Musa Kazım Türk Ve Seyh Nazım Kıbrısi


Ünye’nin Dizdar köyünden Kıbrıs Larnaka’daki  Peygamberimizin Halasının “Hala Sultan” türbesinin türbedarlığına ve oradan tekrar Ünye’de son bulan hayat hikayesi ile Kıbrıslı Hoca Şeyh Musa Kazım Türk’ü bulabildiğimiz kadar ile anlatmaya çalışmıştık.


Ne yazık ki Musa Hoca’nın Kıbrıs’taki günleri hakkında hiçbir bilgiye ulaşamadık. Yalnız çalışmamız sırasında dünyaca ünlü Nakşibendi Şeyhi Şeyh Nazım Kıbrısi’nin gençlik yıllarında Musa Hoca ile tanıştığı ve ondan ders aldığı bilgisine ulaştık. Şehy Nazım Kıbrısi Hala Sultan Türbesinin bulunduğu Larnaka şehrinde doğmuş, liseyi orada okumuş daha sonra İstanbul’ gelerek kimya tahsil etmiştir.


Musa hocayla irtibatı lise yıllarında ve daha sonraki yıllarında olmuştur. Bizim Şeyh Nazım Kıbrısi’ye ulaşmak gibi bir düşüncemiz yoktu, zaten imkansız gibi bir şeydi.. Taki beklenmedik bir gelişme olana kadar.


Bazen Ramazan akşamlarında  iftar için İstanbul’da Eyüp Sultan türbesinin bulunduğu Eyüp’ e giderim.. Türkiye’nin  ve İstanbul’un her tarafından insanlar Eyüp Sultan’da iftar yapmanın manevi hazzını tatmak için buraya gelirler.. Beraberlerinde getirdikleri  örtüleri   cami avlusuna,  caminin önündeki boşluğa  yan sokaklara, mezarlıklara sererek sofralarını açarlar ve burada iftar ederler.. Görülmeye değer bir manzara oluşur, insan çok duygulanır, özellikle hafta sonları o kadar kalabalık olur ki yer bulmak imkansız hale gelir. Bütün Eyüp sokakları tıklım tıklım insan dolar Türbelerin avluları, mezartaşlarının dipleri hep yaygılarını ve yiyeceklerini yayarak iftar açan insanlarla doludur.


Dünya ile ahret, ölüler ve diriler hep birlikte iç içedirler. Anlatılmaz bir duygu kaplar insanı.


İşte böyle akşam ben de bu havayı yaşamak için Eyüp’e gitmiştim. Türbenin etrafında dolanırken biri gayet kibarca “Bu iftara bize misafir olur musunuz” dedi. Davetini kabul ettim. Eyüp Sultan türbesinin karşısında, caminin avlusunda hazırladıkları iftar sofrasında misafirleri oldum.. Yemekten sonra   “Kime teşekkür edeceğiz” diye sorduğumda görevli Tanrı’ya şükredin, yeter, teşekküre değmez” diyerek davet sahibinin adını söylemek istemedi. Ben ısrar edince Şeyh Nazım Kıbrıs’i Eyüp dergahının davet sahibi olduğunu söyleyince bu tesadüfe çok sevindim ve Şeyh Nazım Kıbrısi’nin hocası olan Şeyh Musa Kazım ile ilgili çalışmamı anlattım, Şeyh Nazım Kıbrısi’nin “Ünye’de benim hocam var” sözünü hatırlatarak, acaba bir şekilde Şeyh Hazretlerinden küçük de olsa Musa hoca ile ilgili bir bilgi almanın mümkün olup olmadığını sordum.


Bana Şeyh Hazretlerinin Kıbrıs Larnaka’da olduğu ulaşmanın zor olduğu beni oğlu ve kendisinden sonra veliaht tayin ettiği Şeyh Mehmet Hakkani Efendi ile görüştürebileceğini söyledi. Geçen akşam yine iftarlarına  davetli olarak gittim  ve yemekten sonra oğlu Şeyh Mehmet Hakkani ile görüştüm.. Beni çok içten karşıladı,  ağır tavrıyla dinledi.


Kendisine Ünyeli olduğumu pederlerinin hocası ve Hala Sultan türbesinin kırk yıl türbedarlığını yapan Şeyh Musa Kazım Türk’le ilgili bir çalışma yaptığımı, Musa Kazım hocanın Kıbrıs’taki  yaşamı hakkında en ufak bir bilgi bulamadığımı anlatarak kendisinin bu konuda bilgileri olup olmadığını sordum.  Şeyh Mehmet Hakkani:


“Konuyu ve Şeyh Musa Hoca’yı biliyorum, bu konuda bir çok kez konuştuk ve konuşulanları dinledim, zaten Ünye’de de dostlarımız, kardeşlerimiz var.  Burada da dergahımızda Ünyeli kardeşlerimiz var.. Bu akşam bu sofranın hazırlanmasında yardımı olan  kardeşimizin bacanağı da Ünyeli.Tabi bu konuda pederim  Şehy Nazım Hazretleri kadar bilgiye sahip değilim, keşke size daha fazla yardımcı olabilseydim, ama ben bir ay kadar sonra Kıbrıs’a  Şeyh Hazretlerini ziyarete gideceğim konuyu ona açar söylediklerini size aktarırım.. Sizinle Kıbrıs dönüşü tekrar görüşelim” diyerek, fotoğraf çektirmek isteğimi kırmadı. Şeyh Mehmet Hakkani efendiye misafirperverliği nazik tavrı ve iftar için teşekkür ettim. Daha sonra Feshane gösteri merkezinde tasavvuf müziği konserine gittim.


Böylece iki araştırmayla ilgili gelişmeleri de aktarmış oldum. Özellikle konunun Eyüp bölümünü iftar yapmaya gelen insanların oluşturduğu havayı biraz size de aktarmak için biraz uzun yazdım. Hepinizi iyi Ramazanlar.. Tanrı oruçlarımızı, ibadetlerimizi ve dualarımızı kabul etsin.


Gelecek hafta: Dizdar Bey ve Kabadirek Evliyası 


 


 



Bu Haber 4010 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI