Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Türkler – 6
1 Ekim 2009 Perşembe 18:32
AHMET DERYA VARİLCİ - AHMET HABAYEL ÜNYE TARİH ARAŞTIRMA GRUBU

Osmanlı’da vergi kaynaklarını kaydetmek amacıyla düzenlenen defterlerden en önemlisi Tapu Tahrir Defterleridir.


 


Osmanlılar bir bölgeyi gayrimüslimlerden feth veya diğer Türk beyliklerinden ilhak ettiklerinde araziyi miri topraktan sayar, bir nevi kadastrosunu çıkararak, tahririni (yazılımı) yaparlardı. Arazinin büyüklüğüne göre, mahiyetindeki insan ve üretim araçları da göz önünde bulundurularak hâs, zeamet ve tımar olarak sınıflandırılan topraklar, Osmanlı devletine irâd (gelir) kaydedilirdi. Kayıtların toplandığı Tapu Tahrir Defterleri Ünye ve çevresine ait 500 yıllık nüfus bireşimini barındıran en önemli belgelerdir.


 


Tahrir Defterlerinde Ünye


 


Ünye ve Çevresi Osmanlılar tarafından 1427’de ilhak edilince tahriri yapılmış, ancak bu tahrirleri ihtiva eden ilk defter henüz bulunamamıştır.


 


Ardından gelen diğer belge 1455’te Fatih Sultan Mehmet zamanında yazılan Tapu Tahrir Defterleri’dir.


 


Defterin yazıldığı dönemde Ünye ve çevresi tımar sahiplerinin yönetimindedir. Klasik Osmanlı dönemi boyunca bölgede etkin bir kent yaşamı olmadığından halkın tamamına yakını tarımla uğraşır. Kent nüfusu ise; Ünye, Bolaman, Vona, Öksün, Bendehor ve Habsamana kalelerinde veya kalelere yakın kasabalarda bulunmakta ve gayrimüslimlerden oluşmaktadır. İlgili kaynaklarda Hıristiyan nüfus son derece az gösterilmektedir; % 7,9 civarındadır. (Bkz. Bahaeddin Yediyıldız, Ordu Tarihinden İzler.) Bölgede zaten seyrek olan Hıristiyan nüfus 1071 sonrası Türkmen aşiretlerinin gelmesiyle birlikte iyice azalmıştır. Topraklarını terk etmişler yahut birkaç kasabada toplanmışlardır.   


 


Bölgede toplam nüfus içerisinde vergi mükellefi çiftçilerin oranı %64’tür. Vergiden muaf devlet görevlileri, müsellemler ve mülk sahiplerinin tümü tımar sahiplerine; dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun merkeziyetçi yönetimine bağlıdırlar. Selçuklular ve Anadolu Türk Beylikleri döneminden kalma, daha önce var olan sosyal yapı bozulmadan Osmanlı yönetim tarzına dönüştürülmüştür.


 


Tımar Beylerinin yarıdan fazlası Mesudiye, Gölköy ve Ünye Kalesi gibi kalelerde dizdar veya mülazım olarak görev yapıyorlardı. Yerel birimde diğer yöneticiler ise, kethuda, subaşı, divanbaşı, tamgacı, müsellem, korucu görevindeydiler. Din erbabı tımar sahipleri ise, şeyh, fakif ya da pir adıyla anılır; bunlar dışında ağa, bey, çelebi, emir, mir ve şah adlarını alanlar vardır.


 


1455 Tahrir defterlerinde isimler, baba adları yanında verilerek “Ali bin Hasan” olarak kaydedilirdi. Baba hanesinde yer alan adlardan çoğunun 1455 öncesi vefat ettiği düşünülürse, eski nesilde isim çeşitliliği ve zenginliğinin çok daha fazla olduğu görülür. Buradan da eski (geleneksel) adların terk edildiği, yeni kültürel yapıya uygun isimlerin tercih edildiği sonucuna ulaşılır.


 


1455 Tahrir Defterleri’nin bölgemize ait bir bölümü ise, Ünye Belediyesi’nin katkılarıyla Nadir Eserler Uzmanı İrfan  Dağdelen tarafından bir süre önce transkripsiyonu yapılmış olup basımına hazırlanmaktadır. Elimizde bulunan ham nüshalarında “Cemaat-i Zimmiyun” olarak belirtilen gayrimüslim nüfusun bu dönemde Ünye çevresinde önemli bir yoğunluk oluşturmadıkları, ancak kasaba merkezinde yekun teşkil ettikleri görülmektedir. Limanı, kalesi ve pazaryeri olan Ünye kasabası, belli bir dönem gayrimüslimlerden oluşmaktadır.  


 


Dağdelen’in transkripsiyonundan bir örnekte, İBK.85-02 numarasıyla kayıtlı; Varak 175a kısmında, Kayra-i Göl Simonide, Ceman 52 nefer, Cemaat-i Zimmiyun 30 Nefer kaydı düşülmekte, bazı tımarlı sahiplerinin himayesinde bir çok gayrimüslimin bulunduğu anlaşılmaktadır.


 


Yine aynı defterlerde Ünye’ye bağlı Karakuş nahiyesinde bir mehter takımı bulunduğu tespit edilmiştir. 81 numaralı defterde:


Zurnayi (Mehterhane takımında bulunan zurnacı) (7a),


Tabbalcı = Davulcu, Mehteranda davul çalanlara verilen isim (34b),


85 numaralı defterde:


Nakarezen = Mehterhane takımında yer alan, iki değnekle vurularak çalınan bir çeşit küçük davul, dümbelek çalan kimse. (60 b)  olarak yer almaktadır. (Bkz. Kent Kültürü ve Müzik – 2, ÜTAG, Ünye Kent Gazetesi, 10.04.2009; http://www.unyekent.com/konu/59/kent-kulturu-ve-muzik-8211-2)


 


Mehter takımının varlığı, eşküncü takımının da dahil olduğu tımar sahiplerinin Devlet-i Ali  Osmanlı’ya eyalet askeri hazırladıklarını göstermektedir.


 


387 Numaralı Defter


  


Tahrir Defterlerinde bir başka ayrıntı; “387 numaralı Defter- i Karaman ve Rum’un Canik Livasına Ait Bölümü (1520)” adlı kısmında bulunmaktadır. (Bkz. Ordu Yöresi Tarihi Kaynakları III, Bahaeddin Yediyıldız, Mehmet Öz, Ünal Üstün, Türk Tarih kurumu Yayınları)


 


387 Numaralı Tahrir Defteri’nin yazım tarihinde, başlangıç 926 / 1520 senesi olarak esas alınmışsa da tartışmalıdır. Arşivler Genel Müdürlüğü defterler dizisinin en sonuncusunu esas alarak, söz konusu tahrirleri 1530’a tarihlemiştir. Verilerin tarihlenmeleri yanında bazı karyelerin farklı tarihlerde farklı kazalara bağlı gösterilmeleri; örneğin TD 387 ile, TD 54’te yer alan Dizdar ve Gavraz Karyeleri önce Ünye, sonra Terme’de gösterilmektedir, böylece kazaların nüfus gelişimi açısından yanıltıcı sonuçlar doğurmaktadır.


 


Başbakanlık Devlet Arşivleri’nden iki cilt olarak Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlanan ve Ünye’ye ilişkin bilgiler içeren Tapu Tahrir Defterlerinden 387 Numaralı Defter, 1520 – 30 yıllarını kapsamakta ve Kanuni sultan Süleyman Dönemini yansıtmaktadır.


 


1455’te Ünye 10 köyden ibaret küçük bir kasaba iken, 1520’de hatırı sayılır bir gelişme göstererek Samsun’un nüfus seviyesini yakalamıştır. Bu dönemde Ünye kent merkezinde Müslüman aileler az sayıda da olsa görülmeye başlanmıştır. Ünye’de var olan gayrimüslim nüfus ise, Osmanlı’nın İskan politikası gereği üç kat artmış, bu tarihi takip eden 50 yıl içinde 10 katına yükselmiştir.


 


Türk Yerleşiminde Ünye Kalesi


 


Tahrir defterlerinde Ünye Kalesi Karyesi önemli bir yer tutar. 387 Numaralı Defterin Kazâ-i Ünye bendinde, Kal’a-i Ünye şöyle kaydedilir… 1 Dizdar, 1 Kethüda, 1 Mehter, 29 Merdân-ı kal’a olmak üzere, 32 Nefer kayıtlıdır. (Aktaran, Ordu Yöresi Tarihi Kaynakları III, s. 69, Bahaeddin Yediyıldız, Mehmet Öz, Ünal Üstün, Türk Tarih kurumu Yayınları)


 


1520 Tarihinde Ünye’nin gayrimüslim nüfusu artar; kaleye kayıtlı 32 nefer dışında, 83 hane; 152 nefer gayrimüslim eklenerek, Ünye nüfusu 184 kişiye çıkar. (Aynı eserin Giriş Kısmı, XLVI, Anılan rakamlarda vergi mükellefi er kişiler kaydedilmiş olup, bayan ve çocukların kayda alınmadığı anlaşılmaktadır.)


16. asır başlarından itibaren Ünye Kalesinde yaşayan gayrimüslimlerin sayısının muhtemelen çevreden Ünye’ye göç edenlerin katkısıyla arttığını görüyoruz.


(Mehmet Öz, Canik Sancağı, s. 60)    


 


1520’ye kadar kale, liman ve pazara sahip olan Ünye’nin 10 köyle sınırlanan nüfusu hayli cılız kalırken, bu tarihten itibaren artmaya başlamıştır.


 


Ünye Kasabası için çeşitli tahrirlerde verilen nüfus rakamları şöyledir:


“1455 Yılı için 76 gayrimüslime karşılık hiç Müslüman görülmemektedir.


1485 Yılı için 56 gayrimüslim, 3 Müslüman,


1520 Yılı için 145 gayrimüslim, 8 Müslüman,


1576 Yılı için 520 Gayrimüslim 27 Müslüman aile görülmektedir.”


(Mehmet Öz, Canik Sancağı, s. 78)


Demek ki bu tarihlerden sonra, 17. yüzyıla girerken Ünye’de Müslüman - Türk nüfus yoğunlaşmaya başlamış, kiliselerin yanında camiler, medrese ve rüştiyeler inşa edilmiştir. Ünye’de kurulan Hacı Mehmed Ağa Kütüphanesi (inşası h.1267, m.1850), Canik ve Çarşamba kazalarıyla birlikte bölgenin en önemli kütüphanelerindendir. Yusuf Bahri Efendinin müderrisi olduğu Sadullah Beğ Medresesi, 271 öğrencisiyle bölgenin en kalabalık tedrisatını gerçekleştirir. Aynı tarihlerde Ünye Gümrüğü tevâbiine bağlı Ünye gümrüğü ve Fatsa iskelesi, Canik Sancağı’nın üç önemli gümrüğünden biridir.(Kaynak: M. Emin Yolalıcı, XIX. Yüzyılda Canik Sancağı’nın Sosyal ve Ekonomik Yapısı, s. 66, 75 ve 118)


Bu tarihten sonrası için, Ünye’nin nüfus yapısı ve Ünye Kalesi’nin iskanına ilişkin bilgiler Trabzon Salnamelerinde (1869 – 1904) mevcuttur. Ünye Osmanlı İmparatorluğu’nun her yöresinden göç almış, kırsal nüfus Ünye’ye aktıkça, Ünye’nin Türkleşmesi ve İslamlaşması sağlanarak, Anadolu’nun diğer kentlerini var eden ahilik teşkilatı geç de olsa Ünye’de kurulmaya başlanmıştır.


Ünye Kalesi ise, Osmanlı Devletince son döneme kadar kullanılmıştır. Ünye Kalesi’ni, limanıyla birlikte düşünerek çok eski tarihlere endekslemek mümkündür.


Değerli öğretmenimiz İrfan Işık’ın ifade ettiği gibi, Pontos öncesine tarihlenen Ünye Kalesi’nde mutlaka bir yüzey araştırılması yapılmalıdır. Muhtemel bulgular bizi Helenistik dönemden daha da geriye götürecek, bir “potern” bulunması halinde öğretmenimizin işaret ettiği Hitit Uygarlığına ulaştıracaktır.


 


Haftaya:


Türklerin Kökeni ve Ön Türkler


 



Bu Haber 3277 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI