Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Türkler – 7
17 Ekim 2009 Cumartesi 08:41
Ünye Tarih Araştırma Grubu Üyeleri Ahmet Derya Varilci - Ahmet Kabayel
“Türük Oguz begleri, budun eşiding. Üze tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türük budun, ilingin törüngin kim artatı udaçı erti ”[1]

Bilge Kağan Yazıtı’nın Doğu yüzünde yer alan bu ifadeler, Türkler tarafından nakşedilmiş bilinen ilk “Türk” sözcüğüdür. Bugünkü Moğolistan sınırları içinde Yenisey Irmağı kıyısında bulunan Orhun Abideleri, II. Göktürk Kağanlığı (681 – 745) zamanında yazılmıştır. Üstte mavi gök göçmedikçe ve alta yağız yer delinmedikçe, Türk ulusunun ilelebet var olacağını işaret eden bu değiş, 732 yılına, Türklerin tarih sahnesinde yer aldığı yakın bir döneme aittir.

Eski kaynaklarda Türkler

Çin yıllıkları (salnameler); Hiong-nu (Hunlar), Juan Juanlar (Avarlar) ve Tu-kueler (Uygurlar) adı altında, Türklerin varlığını MÖ. 500’lere kadar taşır. Ön Türkler yahut Proto Türkler adı verilen bu kavimlerle Batı’nın tanışıklığı, 434 yılında Batı Hun İmparatoru Atilla zamanında olur. Kökenleri bakımından Hunların Türk oldukları halen tartışma konusudur. Avrupalılar’da Türk kavramı, Viyana kapılarına dayanan Osmanlı askerlerinden öteye gitmez. Hun Hakanı Atilla ile Türkler arasındaki tek bağlantı, batılılara göre “barbar” olmalarından kaynaklanır.

Türklerin Kökeni

Ziya Gökalp’e göre “Eski Türkler ayrı bir ırk oldukları için , asıl ve menşeleri (köken) olmaz.” (Ziya Gökalp, Türk Medeniyeti Tarihi, Kültür Bakanlığı Yay. 1976, s. 36) Türkler, tarih öncesi zamanlardan beri bağımsız bir ırktırlar ve bağımsız bir ırk oluşturacak kadar çokturlar…

Geçtiğimiz Haziran ayında ölen ünlü Fransız Türkolog Jean Paul Roux ise, “Türklerin hiçbir ırksal özelliği yoktur.” (Türklerin Tarihi, s. 29) demektedir. Roux’a göre, kendi içinde ayrı bir Türk ırkından bahsetmek imkansızdır. Türkler karma bir ırktır.

Doğan Avcıoğlu’na göre, iki ayrı Türk tipi vardır:

“Batı Asya’ya çok eskiden gelerek, İranlı ve öteki yerli topluluklarla karışan bu Türk topluluklarının yalnız dillerinde farklılık görülmez, fizik tipleri de değişir. Böyelce Asya, doğu ve Batısında fizik bakımdan iki ayrı Türk tipi ortaya çıkar. Batı’da Avrupalı Türk tipi, Doğuda Mongoloid Türk tipi görülür.” [2]

Çin ve Bizans kaynakları Türkleri köken olarak Mongoloid tipte sayarlarken, Bahaeddin Öğel ve Kafesoğlu gibi tarihçilerimiz bu görüşü reddederler. Tatar kökenli Z. Velidi Togan ve Ahmet Temir Türk ise, Türklerle Moğolların kaynaşarak özümlendikleri, aralarında ırk farkının silinmiş olduğunu ileri sürerler.

Fransız bir aileden gelen antropolog ve etnograf Joseph Deniker, Türkleri Turanid ırktan sayarak, brakisefal (yuvarlak) kafatasına sahip olduklarını söyler; “Turco – Tatar” tanımlaması yapar. İngiliz antropolog Alfred Cort Haddon aynı düşünceden yola çıkarak Turanid ırklara “Turki” demektedir.

Macar antropolog Prof. Lajos Bartucz'un Türk tarifi ise, “Mongoloid ırkın ancak silik izleri sezilmektedir” biçimindedir. “Yayılma bakımından turanid ırk, diğer bütün ırklarla yarışabilir.” [3]

Gerçekten de, çıkık elmacık kemikleri ve çekik gözleriyle tasvir edilen Türk insanı bugün, ortak bir fiziksel görüntü yahut ortak bir genetik yapı oluşturmaz. Artık saf ırkın olmadığı yeryüzünde Türkleri tanımlamanın yolu –büyük oranda- kullandıkları ortak dilden geçer. Etimoloji (kökenbilim) açısından en etkili araç; etnoloji (budunbilim) ile antropoloji (insanbilim) arasından sıyrılarak gelen günümüzün dilbilim’idir (Lengüistik, filoloji).

“Türk, Türkçe konuşandır.” [4]

Türkçe, üzerinde tartışılan bir dil öbeği olan Ural – Altay Dil Ailesi’nin Altay kısmına dahil edilir. Ural kolunda Macarca ve Fince yer alırken, Altay kolu Türkçe, Moğolca ve Tunguzca’dır.

Altay dillerinin hepsi eklemeli dildir. Ön ekleri ve kelime cinsiyetleri yoktur, çekimler son eklerle yapılır ve soru eki alırlar. Kelime köklerinde değişme olmazken, çok değişik ve zengin eklerle türetilen bir kelime haznesine sahiptirler.

Türk dilleri içerisinde mütalaa edilen lehçeler altı ayrı ana gruba ayrılır:

1- Bulgar grubu: Çuvaşça.
2- Kıpçak grubu: Karaimce, Kumukça, Karaçayca, Balkarca, Kırım Tatarcası, Tatarca, Başkırtca, Nogayca, Karakalpakça, Kazakça, Kırgızca, Urumca, Mişerce, Barabaca.
3- Oğuz grubu: Türkçe, Azerice, Türkmence, Gagavuzca, Horasan Türkçesi, Kaşgayca, Aynullu, Salarca, Afşarca, Songori.
4- Uygur grubu: Özbekçe, Uygurca, Yugurca, Aynuca, Tarançi,Ili Turki, Lop.
5- Sibirya grubu: Yakutça, Dolganca, Tuvaca, Tofalarca, Hakasca, Altayca, Şorca, Çulimce, Fuyü Gırgıs.
6- Argu grubu: Halaçça.

Bu kadar yaygın bir kullanıma sahip olan Türkçe’nin, Türk olmayan gruplarca kullanılabileceğini yahut Türk olup ta Türkçe konuşmayan gruplar olabileceğini, istisnai bir durum olarak kabullenmekteyiz.


Güneş – Dil Teorisi ve Türk Tarih Tezi

1932 Yılında Türkçe’nin yabancı dil boyunduruğundan kurtulması ve kendi kaynaklarına yönelmesi amacıyla Atatürk tarafından Türk Dil Kurumu kurulmuştur. Aynı yıllarda tüm dünyada “üstün ırk” (aryan) arayışının sürdüğü dönemde, Türk tarihini araştırmak üzere Türk Tarih Tezi çalışmaları başlatıldı. 1935’te kurulan Türk Tarih Kurumu aracılığı ile bu tezler sistemli hale getirildi. Yine de tarih ve dil konusunda bazı sapmalar yaşandı; bütün dillerin Türkçe’den doğduğu, Hititlerin, hatta Etrüsklerin dahi Türk olduğu savlandı.

Ön Türkler ve Kayıp Kıta Mu

Türkiye Cumhurbaşkanlığı Forsu’nda bulunan ve 16 yıldızla sembolize edilen 16 Türk devleti içinde, en azından 4 Hun devletinin Türk olduğu doğrudan kabul görmemekte, Ön Türk olabileceği savlanmaktadır.

Göktürklerden önceki Türkçe konuşan eski kavimleri Türklere yakın gören Fransız Türkolog Roux: “Proto – Türkler, Doğu Avrupa ovaları ile Pasifik kıyıları arasında dolanıp duran göçebe topluluklarına, kendi seslerini de duyurabilmek amacıyla taygayı, milattan önceki bininci yılın acaba hangi tarihinde terk etmişlerdi?” [5] diye sorarak, şu sonucu çıkarıyor: Altay Dağları ile Tanrı Dağı arasında kalan bölge, Ön Türklerin yaşadığı topraklardır. İskitler, Sakalar, Kıpçaklar, Peçenekler, Hiong-nular (Hunlar), Efalitler (Akhunlar), Juan-Juanlar (Avarlar), Hazarlar ve Tu-Kuiler Ön Türktür.

Türk Tarih Tezi’ne göre Etrüskler, bazı İskandinav halkları, Hititler, Truvalılar, Frigler ve Sümerler Türk’tü… Milattan önce ikinci bin yılın ortalarında Orta Asya’nın göbeğinde bir iç denizin kuruması sonucu, çiftçilik yapan buradaki Türk kavimleri Mezopotamya, Anadolu ve Avrupa’ya göç ettiler. Uygarlığı götürdüğü toplumların içinde eriyip gittiler. Eski yunanlılar içinde bile Türkçe konuşan gruplar vardı.

İngiliz yazar James Churchward’ın bir Tibet tapınağında bulduğu ve 12.000 yıl öncesine ait olduğu söylenen tabletler, batarak yok olan yüksek bir Asya uygarlığını anlatır. Kayıp Kıta Mu Efsanesi olarak bilinen ve Türk Tarih Tezleriyle paralellik içeren bu konu Atatürk’ün de dikkatini çekmiştir. Ancak bilimsel bulunmamıştır.

Başını ünlü Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın çektiği son teori, uygarlığın kökeni olan Sümerlerin aslen Türk olduğuna dairdir.

Sonuç

İtalyan gezgin Marko Polo, 1290’larda ülkemizden geçerken, o dönemde Diyar-ı Rum denen Anadolu toprağı için “Türkler ülkesi” demiştir. [6]

1930’lu yıllarda Türkiye Cumhuriyeti’nin popüler yazarı Ziya Gökalp, vatanı “büyük ve müebbet bir ülke” yani “Turan” olarak tanımlar. Ancak Gökalp’in yerine Atatürk, Yusuf Akçura’yı tercih eder. Çünkü Enver Paşa’nın duçar olduğu “esir Türkleri kurtarma” hülyası yerine önceliği Türkiye’nin var olma mücadelesine vermiştir. Yeryüzünde Türklerin varlığını unutmadan ve Akçura’nın tanımına uyarak:

“Türkler dediğimiz zaman etnografya, filoloji ve tarihle ilgili olanların bazen ‘Türk-Tatar’, bazen ‘Türk-Tatar-Moğol’ diye andıkları bir ırktan gelme, adetleri, dilleri birbirine çok yakın, tarihi hayatları birbirine karışmış olan kavim ve kabilelerin tümünü murad ediyoruz.” [7]


Haftaya:
Tarih nedir?

DİPNOTLAR:

[1] Türk Oğuz beyleri, ulus, işitin; üstte gök (Tanrı) basmasa, altta yer delinmese, Türk ulusu, ülkeni, töreni kim atar, bozar?
[2] Doğan Avcıoğlu, Türklerin Tarihi, Tekin Yay. c. 1, s. 304
[3] Aktaran: Prof. Dr. Laszlo Rasonyi, Tarihte Türklük, Türk Kült. Yay. s. 8
[4] Jean Paul Roux, Türklerin Tarihi, Kabalcı Yay. s. 28
[5] Jean Paul Roux, Age. s. 52
[6] Jean Paul Roux, Age. s. 31
[7] Yusuf Akçura, Türkçülüğün Tarihi, Kaynak Yay. s. 17


Bu Haber 2799 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI