Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Ünye Dizdar Köyü ve Kabadirek Evliyası (3)
17 Ekim 2009 Cumartesi 08:32
Araştırmacı Gazetesi Yaşar KARADUMAN
Bu yazı dizisi, Ünye’nin Dizdar köyündeki “Kabadirek Evliyası” olarak bilinen Dizdar Bey’i, mezarı ve camisini, anlatmaktadır..

“Kabadirek”

“Dizdar Bey ve Kabadirek Evliyası” adlı dosyamızın bugün üçüncüsünü yayınlıyoruz. İlk dosyalarda Malazgirt’ten gelip Niksar’ı başkent yapan Danişmetli Beyliği’nin Niksar’a nasıl geldiğine, Danişment Gazi’den sonra yerine geçen oğlu Emir Melik Gazi’nin Niksar’dan Ünye’ye kadar inerek Samsun’dan Ordu’ya kadar bölgeyi nasıl hakimiyeti altına aldığına bakmıştık.

Melik Gazi Ünye’ye inerken ilk savaşı, üç uç beyi olan Dizdar Bey, Yunus Bey ve Menteşe Bey’ le Ekincik köyü sınırları içinde bulunan Meliktepesi’nde vermiştir. Kaynaklar Melik Gazinin üç uç beyi ile yöreye geldiğini yazar fakat uçbeylerinin ismini vermez. Meliktepesi’ndeki Melik Gazi’nin sanılan mezarın kimin olduğu bilinmemektedir. Buradan Dizdar köyüne inen ordu Kabadirek camisinin bulunduğu geniş düzlükte, alan çalışması sırasında halkın anlattıklarına ve çevrede çok miktardaki Selçuklu tarzı mezar taşlarına bakıldığında büyük bir meydan savaşı vermiş yöre fethedilmiş fakat Dizdar Bey ve çok sayıda asker burada şehit olmuştur. Melik Gazi ve ordu ölüleri gömerek yaralılarını alıp Akkuş Danişmentalanı köyündeki ordugaha döner, Dizdar’ı Dizdar Bey’in adını bilemediğimiz kardeşine bırakır. (Dizdar Beyin kardeşinin mezarı da biraz aşağıdaki Nurettin köyü sınırları içinde bulunan caminin altındadır.) Yunus ve Menteşe Beyi de Ünye’ye gönderir.

Şehit olan oymak beyleri
Melik Gaziden sonra yerine geçen oğlu Yağıbasan Bey Dizdar Bey’in gömüldüğü yerin yanına bu camiyi yaptırır.. Caminin arka avlusunda ki mezarların ve mezar taşlarının Selçuklu mezarları ve Ortaasya Türk-Şaman geleneğine uyduğu ve balbal adı verilen taşlara benzediği gözlemlenmiştir.
İnşa tarihi kesin olarak bilinmeyen fakat 1200 veya 1250 yılları tahmin edilen caminin bugün kaybolan ve 1450 yılında yapılan tamiratı sırasında okunan Farsça metinde 1250 yılı olduğu rivayeti günümüze ulaşmıştır. .
Ünye’ye gönderilen Yunus ve Menteşe Bey’de üstün düşman kuvvetleri karşısında dayanamaz, Yunus Bey Ünye Kireztepe’de Menteşe Bey’de biraz aşağıda Kabakçılar mevkiinde Menteşe Mezarlığı denilen yerde şehit olurlar. Bugün Yunus Emre dediğimiz kişiyi Melik Gazinin Ünye’ye gönderdiği Yunus Bey olarak tahmin etmekteyiz, türbenin etrafında taşlardan buranın da geçmişte bir Selçuklu Mezarlığı olduğu anlaşılmaktadır.. Menteşe Bey’in mezarı da Evliya diye ziyaret edilmektedir. Hocamız ve Ünye’de ilk tarih araştırmaları yapan Hasan Tahsin Kadıoğlu ”Ünye’nin bilinen evliyaları” adlı makalesinde, Kabakçı mevkiinde “Menteşe Evliyası” olarak bilinen “Menteşe Bey” için “Danişmenlilerin bir uçbeyidir” der. (Kaynak Ufuk Mistepe-Aydınlık Ufuklar sitesi)

O yüzyılda yöre de Gürcü, Rum, Laz, Ermeni, Pers ve çeşitli Kafkas boyları yaşamaktadır. Haçlı seferleri sırasında Bizans'ta ki karışıklıklar sonunda Trabzon Rum İmparatorluğu kurulur. Buradaki Rum sözünün Yunanlılıkla ilgili yoktur. “Romalı” manasınadır, yöneticileri Bizans hanedanındandır, askerler Hıristiyan Kıpçak, Kuman ve Peçeneklerdir.

Bu dönemde Çepni kökenli Danişmetliler de yörede etkin olmaya başlarlar..
Çepnilerin fetih politikası öldürmemek düşüncesi üzerine kurulmuş ve bu nedenle ilerleme çok yavaş olmuştur. Yörenin yerli halkı, Hıristiyan Kıpçak ve Peçenekler, Çepnilerden rahatsız oldukça uzaklaşıp başka yörelere yerleşmiştir. Osmanlı Döneminde tutulan tahrir defterlerinden anladığımıza göre, fetih tamamlandığında yörede gayrimüslim kalmamıştır.

Çadır Formundaki İlk Dizdar Camisi

İlk dinleri olan Şamanizm’den birçok geleneği örf ve adet olarak günümüze taşıyan Oğuz Türkleri gökyüzünü, yeryüzüne gerilmiş bir çadır gibi düşünürlerdi. Göğün bir direği vardı, hiç kıpırdamadan aynı yerde duran “Kutup Yıldızı”nı direk olarak düşündüler. Ona "Demir Kazuk" dediler. Çadırlarının direklerini “”Kutup Yıldızı” ile ilişkilendirip kutsal saydılar.

Türklerin İslamiyeti kabul edişi 650-751-868 yıllarına rastlar. İslamiyeti kabul etmelerinde eski dinlerinde var olan tek bir Tanrıya inanışın etkisi olmuştur. Yeni dine geçişleri ancak 300 yılda tamamlanabilmiştir. İslâm'ı kendi inançlarıyla harman edip yeni bir sentez oluşturmuşlardır. Aradan on asır geçmisine rağmen, bugün bile günlük hayatımızda bu izler görülmektedir.

Biz tekrar konumuz, Dizdar köyüne ve orada yapılan camiye gelelim

Dizdar Beyin ve askerlerinin şehit düştüğü yer ve mezarları korunmuş, tahminen 1200 veya 1250 yıllarında buraya ilk cami yapılmıştır. Mezar kutsal sayılarak yöre halkı tarafından ziyaret yeri haline gelmiştir.. Özellikle Cumartesi günleri burası ziyaretçi akınına uğrar.Ölümünden yaklaşık elli veya yüzyıl sonra mezarının yanına çadır formunda tahtadan bir cami yapıldı. Çadır formundaki caminin bağlantı elamanlarını tutan çadır direği şeklindeki bir de direği vardı. Caminin formu zaman içindeki tamiratlarda değişti fakat direk yüzyıllardır hep yerinde kaldı ve kutsal sayıldı. İşte araştırmamızın ana eksenini oluşturan direk bu direktir.

Dizdar Camisinden sökülen direk..

Caminin bugünkü şeklinin ilk şekli ile hiçbir benzerliği yoktur. Camiye karşıdan bakıldığında eklemeler görülmektedir. Cami ilk yapıldığında tek katlıdır ve Dizdar Beyin mezarı dışarıdadır. Zamanla yapılan tamiratlarda caminin orginal çadır formu kaybolmuş, dikdörtgen bir şekil almıştır. Yetmiş yıl kadar önce yapılan bir tamiratta ana ağaç kısmın sağına ve soluna eklemeler yapılmış, Dizdar Bey’in mezarı cami içine alınmış ve ikinci kat ilave edilmiş, kiremitli çatı yapılmıştır. Cami içerden ve dışarıdan incelendiğinde eklemeler ve original bölümler görülmektedir. İçeri alınan Dizdar Bey’in sandukası cami tabanının altında kalmıştır. Tüm bu ekleme yenileme çalışmaları sırasında “Kabadirek” hep yerinde kalmıştır.

Kutsal sayılan bu direk, daha sonra ziyarete ve namaza gelen halkın bez bağlaması, etrafında dönmesi, gizlice yontulup suyunun içilmesi, el yüz sürülmesi gibi Müslümanlıkta olmayan inanışlar sebebi ile sökülmesine ve kaldırılmasın kara verilmiş doksanlı yılların ortalarında kaldırılmıştır. Son inceleme ziyaretimizde bize zaman ayırıp cami ve çevre hakkında bilgi veren Yaycı köyü muhtarı Ahmet Öztürk ile Dizdar köyü muhtarı Kemal Türk bize sökülen direğin caminin içindeki yerini göstermiştir.

Yapılan araştırmalarda evliya olarak bilinen bu tür yerlerdeki kişilerin genellikle bölgeyi fetheden, birçok köyün temelini atan ve zamanla efsaneleşen Türk boylarının oymak beyleri olduğu ortaya çıkmıştır. Oymak beyleri aynı zamanda bir dini liderdir, oymağının din büyüğüdür, bir yerde imamıdır, alperendir. O nedenle bunlar şehit düştüğünde Evliya derecesinde saygı görür ve mezarları ziyaret yeri haline gelir.

Gelecek hafta: Hergün bir parçası yok olan Cami ve mezarlık

Teşekkür: Alan çalışmamız sırasında yardımlarını esirgemeyen Tekkiraz Belediye Başkanı Necdet Yılmaz ve caminin yanına kadar gelerek bizimle ilgilenen, Yaycı köyü muhtarı Ahmet Öztürk ve Dizdar Köyü muhtarı Kemal Türk ile A.Selim Tuncer, Nesrin Tuncer ve İsmet Küçükoğlu’na teşekkür ederiz.
Kaynaklar: Necati Demir (Danişmet Gazinin Şehadeti), Aptülkadir Özaydın (Danişmentliler)
Bahaattin Yediyıldız , (Ordu tarihinden izler), Prof. Dr. Necati Demir (Osmanlı döneminde Ordu tarihine bakış), (Hacı Emiroğlu Beyliği), Faruk Sümer,( Oğuzlar)


Bu Haber 5799 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : teşekkür Tarih : 18 Aralık 2011 / Pazar Üye Adı :mehmet türk
sayın yaşar KARADUMAN bey yaptığınız bu araştırma içn bir dizdarlı olarak size köyüm adına teşekkür ederim.bizi camimiz ve evliyamız hakkında bilgi sahibi yaptınız.yazınızla ilgili bir düzeltme yapmak istiyorum.yaycı köyü muhtarı mustafa ÖZTÜRK ve dizdar köyü muhtarı kemal ÇALLI dır.bilgilerinize
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI