Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
“Tarih boyunca Ünye’de mezar taşları ve mezarlık” dosyası (1)
28 Ekim 2009 Çarşamba 09:47
Araştırmacı Gazeteci Yaşar Karaduman
Bu yazı dizisi Ünye ve çevresinde yaşamış kavimlerin mezar, mezar taşları, mezarlık ve ölü gömme kültürlerini anlatmayı amaçlamaktadır. Bu konuyu yazma düşüncesi, “Kabadirek Evliyası” araştırması sırasında gördüğüm, Türklerin Müslümanlık öncesi kullandığı “Balbal” denilen mezar taşları ile caminin çevresindeki mezar taşlarından sonra oluştu.


Ünye’nin tarihten geçişi..

Konuya geçmeden önce Ünye’nin tarihten geçişine bir bakalım.
Ünye ve çevresi en eski yerleşim yerlerinden biridir. Ünye’nin tarih öncesi dönemi ile ilgili en kapsamlı araştırma, kendisi de Ünyeli olan Ankara Dil - Tarih Coğrf. Fak. Arkeoloji Bilimdalı Profesörlerinden rahmetli İsmail Kılıç Kökten tarafından yapılmıştır. Hocamın 1963 yılında Cevizdere’de yaptığı kazılara çok genç bir gazeteci iken yine Orhan Bora hocamla ben de katılmış İsmail Hoca bana epeyi toz toprak taşıtmış ve eletmişti.
İsmail Kılıç Kökten’in Ünye’nin Yüceler köyündeki mağaralarda ve Cevizdere vadisinde yaptığı kazılar sonucu, bu yörede yontma ve cilalı taş devirlerine ait aletler ve silahlarlar ile toprak kapların yanı sıra, insan ve evcil hayvanlara ait iskelet, çakmaktaşından bir el baltası bulunmuştur. Prof. İsmail Kılıç Kökten’in katkılarıyla Ünye’den Anadolu Medeniyetler Müzesi’ne bir çok eser gitmiştir.. Bu eserler daha önce Ünye’de eski Anafarta İlkokulunda Ünye’nin ilk müzesi sayılabilecek bir cam dolapta saklanıyordu, daha sonra Ankara’ya nakledildi.
Yapılan kazılar sonucu Milattan 15 bin yıl önce Ünye’de toprağa yerleşik hayatın başladığı anlaşılmıştır. Ünye ve çevresinde yerleşen ilk topluluk Kaşkalardır. MÖ 2000'lerden itibaren tarih sahnesine çıkan Kaşkalar bugünkü Sinop ile Perşembe arasındaki bölgede yerleşmişlerdi. Kaşkalardan sonra, Hititler, İskitler, Kimmerler ve Khalipler bölgemizde egemenlik kurmuşlardır
MÖ. 370 Yıllarında bölgede Yunanlılar koloniler kurmaya başlamışlardır. Daha sonra Ünye Perslerin, İskender’in ve Pontus Devletinin, Roma ve Bizans hakimiyetinin ardından 1200 yılında Türklerin eline geçmiştir. Büyük Selçuklu Devletinin 1080 yılında Anadolu’ya hakim olmasıyla başlayan süreçte sırasıyla; Danişmentliler, Anadolu Selçukluları, ve ardından 1461 yılında Osmanlı Devletinin idaresi altına girmiştir.



Ünye’de yaşamış kavimlerden günümüze ulaşan izler

Bu bin yıllar içersinde Ünye’de yaşamış halklar ve kavimler mezar ve mezarlıkla ilgili çeşitli izler bırakmışlardır. Bin yıllar önce buraya gelip yaşamaya başlayan insanların ömürleri çok kısaydı. Bazen otuz yaş bile onlar için çok uzundu.. Çok değişik ölü gömme şekilleri, mezarlık ve mezar taşları kullandılar.
Bir kısmı ölülerini yaktı, küllerini gömdü. Bir kısmı, uzaklara götürerek ağaç dalları üzerinde bıraktı. Bir kısmı mumya yaptı.. Bir kısmı taş mezarlar yaparak toprağa gömdü.. Bir kısmı taştan lahitler oydu içine koydu. Bir kısmı ulaşılması zor yerlerde kayalara mezar oydular.. Bir kısmı eşyaları ile gömüldü.. Bir kısmının mezarına atını, eşyalarını ve yiyecek koydular. Kimi Tümülüs yani tepe şeklinde yığma mezarlar yaptı. Kimi kavimler dikine gömdü. Bazıları yalnız eti yakarak kemikleri bir beze sararak gömdüler. Bazıları uzak tepelere gömmeden bıraktı. Bazıları ölülerini dağ başları veya kaya oyuklarda kurutarak muhafaza etti. Bütün bunlara geçmeden önce bu araştırmanın esin kaynağı olan Ünye Tekkiraz Dizdar köyü mezarlığında gördüğümüz dört ekol mezar taşlarına bir göz atalım.


Dört dönem ve dört ekol mezar taşları bir arada

Dizdar köyünde bulunan bu mezarlık, Türkler’in dört dönem mezarlık ve mezar kültürünün yan yana sergilendiği ender rastlanan bir tarih hazinesidir. Buranın koruma altına alması gerekmektedir. Bu taşlar buradan bilinerek ve bilmeyerek yok edilebilir.
Oğuz Han’ın oğullarından Günhan’ın dört oğlundan biri olan “Çepni” nin soyundan gelen Danişmentliler, 1071 Malazgirt savaşından sonra Sivas yöresine gelerek burayı fethetmişler ve burada Danişmentli Beyliğini kurarak “Niksar’ı da başkent yapmışlardı.. Danişmet Ahmet Gazinin ölümünden sonra yerine geçen Emir Melik Gazi emrindeki oymak beyleri Dizdar Bey, Yunus Bey, Menteş Beyle Akkuş dağlarını aşarak Ünye’ye kadar inmişler ve Samsundan Orduya kadar olan bölgeyi beyliğe katmışlardı. Dizdar Köyü sınırları içinde geçen savaşta Dizdar Bey ve çok sayıda asker şehit düşmüşlerdi. Diğer Oymak Beyleri Yunus Bey, Ünye Kiraztepe’de Menteş Bey ise biraz aşağıda Kabakçı mevkiinde şehit olmuşlardı. Üç komutan da şehit olduktan sonra mezarları kutsal sayıldı ve ziyaret yeri olarak günümüze kadar geldi..

Birinci dönem
Çepni Türklerinden olan Danişmetliler Ortaasyadaki anayurtlarında Müslüman değillerdi.. Şamanizm adlı yine tek Tanrılı “Göktanrı” bir dinleri vardı. Bu dinde ölülerini yine toprağa gömerler ve başına taşlar dikerlerdi. Bey, komutan ve savaşçılar ölünce bir bir buçuk metre boyunda taşlar diğerlerine daha alçak taşlar konurdu. Türklerin Müslümanlığa geçişleri üçyüz sene sürdü.. En son Malazgirtten yüz sene önce Müslüman olan boylar vardı. O nedenle daha mezar ve mezar taşı kültürleri oluşmamıştı. Ölülerinde eski dinlerinde kullandıkları taşları dikiyorlardı. Burada bulduğumuz mezar taşları işte bu eski dinlerinde kullandıkları mezar taşları idi. Yeni dinlerinde bir mezar taşı kültürleri oluşmamıştı. Bu birinci dönemdir.

İkinci dönem
Bir müddet sonra Dizdar Beyin mezarının yanına bir cami yapılmış, burası Dizdar Beyin yakınına gömülmek istenmesi nedeni ile yavaş yavaş bir mezarlık hüviyetine bürünmeye başlamıştır. Ve aynı zamanda yeni din olan Müslüman mezartaşları kültürü de oluşmaya başlamıştır. Taşlara, şekil verilmiş, bazı geometrik motifler yapılmaya ve yazı yazılmaya, taşlarda bazı meyveler, çiçekler, ağaçlar kullanılmaya, baş ve ayak taşları diye ayrılmaya başlanmıştır.. Bunlar Selçuklu tarzı mezartaşları ve Anadolu Selçukluları ekolüdür.

Üçüncü Dönem
Üçüncü dönem mezar taşları Osmanlı tarzı mezar taşlarıdır. Selçuklu mezar taşları tarzı yerini Osmanlı tarzına terk etmiş ve ekolde mezar taşları taş işçiliğinin en üst noktasına ulaşmıştır. Mezar taşlarına ölenlerin günlük hayattaki yaşamlarına uygun şekiller verilmiş, taşlara kavuk, serpuş, fes gibi simgeler işlenmiş kadın mezar taşları ayrılmış, süslemeler ve bezemeler yapılmıştır.

Dördüncü dönem
En kötü dönem bu dördüncü ve son dönem olan bizim günümüz mezar taşları ekolü ve kültürüdür. Buna ne ekol denir ne kültür. Bu bir karmaşa ve çirkinliktir. Birbirine benzemeyen taşlar, tarz tamamen kaybolmuş şekilsiz ve çirkin mezar taşları yaparak ya çok abartmışız da hiç önem vermemişiz.

Gelecek Hafta: Tarihte Ünye Mezarlıkları


Bu Haber 3908 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI