Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yerel Tarih
29 Ekim 2009 Perşembe 16:36
Ünye Tarih Araştırma Grubu Üyeleri Ahmet Derya Varilci - Ahmet Kabayel
“Sözlü tarih”e değindiğimiz, dünyadaki ve ülkemizdeki örneklerine yer verdiğimiz çalışmanın ardından, hemen hemen sözlü tarih çalışmalarıyla aynı merkezli ve eş zamanlı olarak ortaya çıkan yerel tarih çalışmalarına yöneliyoruz.

Sözlü tarihle iç içe, yakın çevremize ve yaşayan tanıklara dayanarak yapılan tarih çalışmalarını yerel tarih olarak tanımlıyoruz.

Yerel Tarih Çalışmaları ve Tarih Vakfı

Tarih Vakfı, 1992 yılından itibaren çalışmalarını yerel tarih ve İstanbul kent tarihi üzerinde yoğunlaştırmıştır. 1994'de Toplu Konut İdaresi ile birlikte, yerel tarih yazıcılığına ilişkin yöntemsel sorunları ele alan Vakıf, ülke geneline yayılan çok sayıda Sözlü Tarih Atölyesi ve Yerel Tarih Gruplarıyla bir dizi çalışma gerçekleştirdi. Bu alanda yayınlanan kitaplar, açılan sergiler ve paneller ülkemiz tarihinde şimdiye kadar görülmemiş bir boyuta ulaşmıştır. Yerel tarih akademisyenlerin uğraş alanı olmaktan çıkmış, sıradan insanların merak alanı haline gelmiştir. Öğretmenler ve öğrenciler de bu çalışmalarda yer almıştır. Tarih vakfı, Kültür Bakanlığının desteğini alarak, “Taşınmaz Kültür Varlıkları” üzerinden “tarihi mirasa sahip çıkma” ve “restorasyon” konularına yönelmiştir. Özellikle mülki idareler (valilik, kaymakamlık), belediye, ticaret-sanayi odası, kentteki önemli kamu kurumları, özel şirketler ve yerel sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde ve sözlü tarihle bütünleştirerek çalışmalarını sürdürmüştür.

Yerel Tarih Anlayışı

Yerel tarih çalışmalarının ilk örnekleri, sözlü tarih çalışmalarıyla iç içe ABD’de görülmektedir. Bazı vakıflarca desteklenen bu çalışmalar, kıta Avrupa’sına ve nihayet Türkiye’ye gelmiştir. Amerikan ekolünden olduğu bilinen ünlü tarihçimiz Prof. Dr. Halil İnalcık genel tarih uzmanlığının yanı sıra ülkemizde yerel tarih yöntemlerini kullanarak önemli çalışmalar yapmıştır. Osmanlı’nın kuruluş dönemine ilişkin yerel çalışmalar yaparak, yerel alanlarda dağ taş gezerek Osmanlı’nın izlerini aramıştır. Osmanlı devletinin ilk kurulduğu yer Söğüt kasabası değil, “Yalı Ova” olarak saptadığı Yalova’da kurulduğu savını ileri sürmüştür. Böylece tarihte yer alan bazı “yerleşmiş” düşüncelerin terk edilebileceği anlayışını getirmiştir.

“Yerel tarihle tarih yazılmaz” anlayışına karşılık, “Yerel tarih, genel tarihten çok daha önemli. Çünkü yerel olmazsa genel diye bir tarihten kolay kolay söz edilemez veya eksik kalır. Tarih, yerel tarihle olur. Parçadan bütüne gitmek önemli. Bu yüzden yerel tarihten genel tarihe gidildiği zaman sağlıklı bir yorum ve değerlendirme yapılmış olur” [1] denmektedir.

Benzer görüşler:
“Yerel tarih, normal tarihten çok daha önemli, parmaksız bir eli el olarak tarif etmek mümkün değildir.” [2]
“İstiklal Savaşı yerel tarihle yazılır.”[3]
“Hem yerel hem de genel tarihe vâkıf olup ondan sonra ürün ortaya koymak gerek.” [4]
“Yerel tarihsiz bir genel tarih kesinlikle eksik kalmış demektir.” [5] şeklindedir.

Tarih Vakfı’nın yerel tarih konusundaki yaklaşımı şöyledir:

“Tarihçiler ‘yerel’ terimini tarih yazımının geleneksel formlarında egemen olan yaklaşımdan farklılıklarını, tarihin ulusal anlatımdaki tek biçimliliğinden, tekil ulustan bölgesel ya da yerel çeşitliliğe yönelişlerini ortaya koymak için kullanırlar. Yerel tarih, tarihçiler için tarihin bir bakıma gündelik olanla, sıradan insanla ilişkisini kurmanın ve bu yolla da tarih yazımının demokratikleşmesini sağlamanın bir yoludur. Ulusal ve uluslararası siyasi, askeri ve diplomatik gelişmeler kuşkusuz insanlık tarihinin bir parçasıdır ama sıradan insanın faaliyetleri ve çevresi de aynı şekilde tarihin bir parçasıdır. En genel tanımıyla yerel tarih; belli insanların belli bir zaman ve yerdeki öyküleridir. Bu yer bir kent, bir köy, bir mahalle, bir sokak olabileceği gibi bir eğitim kurumu, bir liman ya da bir fabrika da olabilir. Yerel tarih, bize geçmişin sadece belli bir insan topluluğu ya da belli bir mekânla sınırlanan bilgisini sunmaz, aynı zamanda konu edinilen toplumsal grupların, kentin, mahallenin ya da bir fabrikanın içinde bulunduğu daha genel kültürel, sosyal, siyasi ve iktisadi doku hakkında da bilgi verir. Kimi zaman bu bilgiler bir toplumun tarihsel gelişimi ya da dönüşümü için söylenegelen genel geçer yargıların yanlışlığını da ortaya çıkarır.”[6]

Tarih Vakfı’nın, 2 önemli projesi; Liseli Gençlerin Gözüyle Cumhuriyetimiz ve Yerel Tarih Grupları Projesi’dir.

Yerel Tarih Grupları Projesi

Tarih Vakfı kent tarihi alanına ilişkin Yerel Tarih Grupları Proje'si Türkiye'nin çeşitli kentlerinde tarihi ve kültürel mirasa duyarlı kişi ve kurumları bir araya getirerek, kentlilik bilincini geliştirmeyi amaçlayan bir projedir. Proje kapsamında oluşan, başta Antakya, Buldan, Çanakkale, Mersin, Samsun, Ünye olmak üzere yerel tarih gruplarının pek çoğu bu alanda çeşitli etkinlikler geliştirmişler ve kentlerinde çalışmalarını halen sürdürmektedirler.

Bir sivil toplum kuruluşu olarak projede koordinasyon ağırlıklı bir rol üstlenen Tarih Vakfı, Yerel Tarih Grupları İletişim Ağı'nın genişlemesini amaçlamaktadır. Bu doğrultuda sivil girişimlerle bağlantı kurmakta, tarihi ve kültürel dokusunun korunması konusunda, projeyi tanıtmakta ve bu girişimleri koordine etmektedir. Bu tür girişimlerin olmadığı kentlerde ise, etkin olan dernek, vakıf, sivil inisiyatif benzeri yapılarla ilişki kurmakta, yahut yerel tarihle ilgili kişilerle bağlantı kurmaktadır. Projede “yerel tarih grubu” adı altında ortak bir ad kullanılmakta, isteyen gruplar farklı bir isim altında çalışmalarını sürdürmektedir.

Yerel Tarih çalışmalarına karşı tezler

Genel olarak Tarih Vakfı’nın, özel olarak da Yerel Tarih Grupları’nın çalışmalarına karşı getirilen tezler şu cümlede odaklanmıştır:

“Yerel Tarih Grupları ve dolayısıyla Tarih Vakfı mıknatıs gibi, nerede azınlık eseri varsa oraya yöneliyor”[7]

Daha çok Prof. Dr. Yalçın Küçük’ün Tarih Vakfı kurucularına yönelik “Sabetayist” tanımlamasına dayanan Neval Kavçar’ın “Sivil İhanet” isimli kitabı, “dış mihrakların” bölücü ve yıkıcı faaliyetleri üstüne inşa edilmiştir. Sivil toplum kuruluşlarının hemen hepsine aynı şaibeyle yaklaşan kitap, Tarih Vakfı’nın yönlendirdiği Yerel Tarih çalışmalarını vatana ihanet olarak nitelendirmektedir. Faaliyetlerde kullanılan yabancı ülke fonları, ihanetin maddi delillerini oluşturmaktadır.

İhanet konusunda kayda değer çalışmalardan biri de, Mustafa Yıldırım’ın “Sivil Örümceğin Ağında: Project Democracy” adlı çalışmasıdır. Sadece Tarih vakfı değil, ülkemizde faaliyet sürdüren ÇEKÜL , TEMA , TESEV, Heinrich Böll Vakfı, Mimarlar Odası, Rockefeller Vakfı, Akdeniz Çevre Platformu, Frederich Ebert Vakfı, Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü, TÜBA, vb. Sivil Toplum Kuruluşları (STK), başını ABD’nin çektiği sivil kuruluşlar tarafından desteklenmektedir.

“ABD’nin yarı resmi örgütü NED (Milli Demokrasi Fonu)’den Türkiye’deki ‘sivil’ örgütlere 5 milyon dolara yakın para aktarıldığını belgeler ispatlıyor. Aynı kaynaklardan Saros’un 1 milyon 78 bin dolar, İngiliz WF örgütünün de 6250 sterlin verdiği kayıtlıdır. Bu paralar “demokrasi“ adı altında verildiği için “suç” teşkil etmiyor.”[8]

Demokrasi ihracını konu edinen kitapta, adı "project democracy" olarak Reagan tarafından konulan ve 1980'lerin başından bu yana 92 ülkede uygulanan ve “yeni-mandacılıların” işbirliğiyle örüldüğü öne sürülen WEB'de, yani 'örümcek ağı' içinde Türkiye’nin çırpındığı ileri sürülmektedir. Kurduğu "Açık Toplum Vakfı" ile George Soros, Rockefeller ve F. Ebert gibi vakıflar tarafından fonlanan Aydın Doğan Vakfı, Tarihi Kentler Birliği, Çekül Vakfı, TESEV, TEMA , Tarih Vakfı, Habitat vb. STK’lar "project democracy" içinde eritilen demokratik kitle hareketleridir. Türkiye’deki “ Çevre ve Kültür Değerleri” nin korunup, tanıtılması bahanesiyle, yerel tarih çalışmaları metoduyla ülkemiz tarihi azınlıklara mal edilmeye çalışılmaktadır.

Basılı yayınlar ve internet üzerinden, daha birçok kaynak konuyla ilgili kaygılarını ifade etmektedir:
“... Alman vakıfları Doğu Karadeniz'de Pontus özlemini kışkırtıyor. ... Tarih Vakfı İsrail tarafından destekleniyor ve gayri müslim uzantıları ön plana çıkıyor. Kürt, Ermeni ve Rum varlığı ülkede yeniden inşa ediliyor. İnanç turizmi, dinler arası diyalog, Güney doğu’daki kültür ve tabiat varlıklarını korumak, Hıristiyan ve Yahudi eserlerinin restorasyonu ne anlama geliyor?..”
Bunun gibi daha yüzlerce soru?

Ülkemizde “Demokratik Açılım” adıyla gündeme sokulan hareket, Stratejik Araştırma Enstitüsü aracılığıyla bir “Project Democrasy” uygulaması (projesi) olduğu ileri sürülmektedir.

Haftaya:
Ünye Yerel Tarih Grubu

DİPNOTLAR:

[1] Orhan Koloğlu, Tarihçi-gazeteci
[2] Prof.Dr.Yusuf Halaçoğlu, Türk Tarih Kurumu eski Başkanı
[3] Prof Dr. Mehmet İpşirli, Fatih Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı
[4] İsmet Bozdağ, Tarihçi
[5] Dr. Yaşar Baş
[6] Tarih Vakfı Bülteni.
[7] Neval Kavçar, “Sivil İhanet”, Kabala Yayınları, 2007
[8] Mustafa Yıldırım, “Sivil Örümceğin Ağında: Project Democracy”, 2004


Bu Haber 2751 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : sivil ihaneti herkes okumalı Tarih : 1 Aralık 2009 / Pazar Üye Adı :alp koca
Tarih vakfının yabancı vakıflarla neler yaptığı, olup bitenden haberli yada habersiz yerel ayakların naıl kullanıldığı anlaşılacaktır. Herçi şimdi Vakıflar yasası çıktı. Yapılanlar suç değil.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI