Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Hititler Ünye’de
16 Kasım 2009 Pazartesi 11:19
ARAŞTIRMACI GAZETECİ YAŞAR KARADUMAN
Bu yazı dizisi Ünye ve çevresinde yaşamış kavimlerin mezar, mezar taşları ve mezarlık kültürlerini anlatmaktadır.

“Biz güneşin doğduğu yerden geliyoruz”

Ünye’de tarihten bu yana yaşamış kavimlerde mezar, mezar taşları ve ölü gömme kültürleri adlı dosyamızın bugün dördüncü bölümündeyiz.

Ünye ve çevresi en eski yerleşim yerlerinden biridir. Yapılan kazılar sonucu Milattan 15 bin yıl önce Ünye’de yerleşik hayatın başladığı anlaşılmıştır. Tarih öncesi çağları, daha yazının bulunmadığı zamanlardır, bu dönemlere ait bilgiler yapılan kazılar sonucu elde edilmektedir..
Ünye’nin tarih öncesi dönemi ile ilgili kazı, kendisi de Ünyeli olan Dil - Tarih Coğrf. Fak. Arkeoloji Bilimdalı Profesörlerinden rahmetli İsmail Kılıç Kökten tarafından 1963 yılında yapılmıştır. İsmail Kılıç Kökten’in Yüceler köyündeki mağaralarda ve Cevizdere vadisinde yaptığı kazılar sonucu, yontma ve cilalı taş devirlerine ait aletler ve silahlarlar ile toprak kaplar, insan ve hayvanlara ait iskelet bulunmuştur.
Yazılı tarihin bize aktardığı bilgiler ışığında Ünye’de yerleşen ilk kavim Gaşkalar’dır. Gaşkalardan sonra Ünye’de sırası ile Hititler, Frigler, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Helenler, Pontuslar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar hüküm sürmüşlerdir.. Bu hafta Hititler’i inceleyeceğiz.

Hititler Ünye’de

Bir Hitit kaynağında, “Biz güneşin denizden doğduğu yerden geliyoruz kaydı” vardır. Karadeniz’de iki yerde güneş denizden doğmaktadır Bafra ve Ünye. Dr. Bilge Umar “Karadeniz Kappadokiası” adlı eserinde Ünye ile Hitit arasında şu ihtimal üzerinde durmakta ve: “Hititler kuşkusuz başkentlerinin kuzeydoğu yakınındaki Ünye yöresine kadar inmişlerdi. Sözünü ettiğimiz dönemde demir altından daha değerli madde sayıldığı için Ünye’nin Kale köyü yakınındaki demir madenine el koymuş olabilirler” demektedir.
Hikayesi buraya sığmayacak kadar renkli ve uzun olan Hititler'in kökeni hala tartışmalıdır. Ancak Hititler'in Anadolu'nun yerli halkı olmayıp dışarıdan geldikleri kesinleşmiştir. Bilim adamlarının kanatleri Hititler'in Hint-Avrupa kökenli bir kavim oldukları yolundadır. Konuştukları dil ve diğer kültür özellikleri bu görüşü destekler. Ancak Hititler'in nereden geldikleri tam olarak açığa kavuşmamıştır. Öte yandan bir başka teori de Hititler'in Çerkes kökenli olduğu yolundadır.

Milattan Önce 2000-700

Hititler, MÖ. 2000'li yıllarda Hattuşaş (Boğazkale) merkez olmak üzere, kurulmuş bir uygarlıktır. Ülke, prensler tarafından yönetilmekteydi. Hükümdarın eşi olan Tavananna denilen prensesler de, yönetimde söz hakkına sahipti. Anadolu da köklü bir kültür oluşturdular ve Anadolu'nun büyük bir kısmına sahip oldular.
Hitit kralları, hakimiyetin tanrı tarafından verildiğini ve tanrıya hesap vereceklerini varsayarak yaşadıkları önemli olayları, savaşları, barışları, yazmışlardır. Hititler Frigler ve Urartu’ların saldırıları sonunda MÖ. 700'ler de yıkıldı. Hitit toprakları yağmalandı. Batı topraklarını Frigler, Doğu topraklarını Urartular ele geçirdiler.
Hitit tarihi, eski krallık ve Hitit İmparatorluk devri olmak üzere iki safhada incelenir. Hititler M.Ö. 1274' de Mısır'la yaptıkları Kadeş Savaşı sonrası, tarihteki ilk yazılı anlaşma olan Kadeş Anlaşmasını gerçekleştirmişlerdir. Hattuşili, merkez Hattuşaş olarak krallığı kuran kişidir. Bir savaşta ölen Hattuşili'nin yerine oğlu Murşili geçmiştir.
Murşili'den sonra bir çok kral gelmiştir. Bunlar içinde en önemlilerinden biri Telipinu'dur Telipinu zamanından kalma yazılar hem Hitit tarihine ışık tutmaktadır, hem de Telipinu krallığın kime kalacağını belirlemiştir : "Birinci kadından doğan erkek çocuk kral olur.

Hitit Dili

Bulunan yazılı belgeler, Hititçe'den başka, Luvi ve Pala dillerinin, ayrıca Hurrice, Hattice ve Akadça' nın yazı dili olarak kullanıldığını göstermektedir. Hititlerin kullandığı yazı türü de Luvi dilinde yazılan ve hiyeroglif denen resim yazısıdır. Bu yazı kil tablet üzerine kil henüz ıslakken kazılarak yazılıyordu.

Hitit Dini

Hitit dini çok tanrılı bir dindir; binlerce tanrı ve tanrıça vardır. Tanrılar tıpkı insanlar gibidir, yerler, içerler, kendilerine iyi bakıldığı sürece iyilik ederler; ancak ihmal edildikleri zaman insanları cezalandırmaya hazırdırlar. Prof. Dr.Ekrem Akurgal'a göre. Tanrılar 'Hatti Ülkesinin Gök Tanrısı' , 'Göğün Tanrısı', 'Hattuşanın Tanrısı', 'Sarayın Tanrısı' gibi adlarla anılmaktadır. Gök tanrının sembollerinden biri de boğadır.

Hititlerde ölü gömme mezar ve mezar taşları

İnsanın beden ve ruhtan oluştuğu düşüncesi Hititler'de de vardı ve ruhun ölümden sonra da var olduğu düşünülmekteydi.. Ruhlar insanlara ancak rüyalar vasıtası ile gözükmekteydi. Özellikle kendilerine kurban sunulmayan kişilerin ruhları yaşayanları sık sık rahatsız etmekteydi. Hitit inançlarına göre günahlar babadan oğula/kıza geçebiliyordu.
Küçük bebekler yakılmazdı
Hititlerde Eski İmparatorluk çağında ölüler gömülürken daha sonraları yakılma ve küplere ya da taş sandık mezarlara gömme adeti uygulanmıştır.
En önemli cenaze töreni kral ya da kraliçenin ölümü dolayısıyla yapılmakta idi. Ölüler gece yakılırdı. Sabahleyin kadınlar ateşten kemikleri toplayarak bunları içleri yağla doldurulmuş çömleklerin içine koyarlar ve mabedde, muhafaza ederlerdi.
Ceset yakma geleneği ilk defa cilalı taş devrinde görülür. Anadolu’da ilk olarak günümüzden dokuz bin yıl öncesine tarihlenir. Yakma geleneğinin bir sebebi de ruhların huzura kavuşacağı düşüncesidir. Küçük bebekler yakılmaz. Bu bebeklerin ruhlarının daha kirlenmediği inancı ile alakalıdır.

Mezar taşları

Hitit heykelleri aynı zamanda mezar taşlarıdır. Törensel cenaze yemeklerini ve aile yaşamından sahneleri yansıtan bu taşlarda, ölünün kişiliğini yansıtan özellikler de özel eşyaları ile belirtilmiştir. Figürlere üzgün, öfkeli, kederli neşeli ifadeler verilmiş, bu yolla lirik bir gerçekçiliğe varılmıştır. Yerleşimin dışına dikilen bu mezar taşlarının önünde dini törenler yapılmaktaydı. Kentlerin dışında mezar taşı veya sunak olarak kullanılan, üzeri kabartmalı dikili taşlar vardır. Ünye’de Hititlere ait bugüne kadar bu konuda araştırma yapılmamıştır. Ama gelecek sayıda yazacağımız yine bir Türk Kavmi olan Kimmerler’in izine rastlanmıştır.
Bazı tarihçiler Hitit devletinin Frigler, Urartular ve Asurlular tarafından yıkıldığını, bazı kaynaklar Hititler’in yıkılışından sonra, bir kısmının anavatanları Kafkasya'ya döndüklerini yazmaktadır.. Bazı tarihçilere göre de Hititler’in aniden ortadan kaybolma nedenini hala bulunamıştır. Konu tartışmalıdır.

Gelecek hafta: Türk Kimmerler Geliyor..


Prf. Dr Ahmet Ünal, “Hititler Devrinde Anadolu,” (Arkeoloji ve Sanat Yayınları İstanbul
Akyurt, Metin, “M.Ö. 2. binde Anadolu’da Ölü Gömme Adetleri,” Ankara.
Belkıs Dinçol, “Eski Doğu’da İnsanın Yaradılışı, Yaşam ve Ölüm”, Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Haberler, Sayı: 24 İstanbul
Tahsin Özgüç, “Ön Tarihte Anadolu’nun Ölü Gömme Adetleri”, Ankara
Osman Doğan, Tarih Boyunca Ünye


Bu Haber 3425 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : hititler ve ünye. Tarih : 15 Kasım 2009 / Pazar Üye Adı :ahmet nazmi
ünyede hititlerin yaşadığına dair çeşitli faraziyelerden bahsediliyor ama bu konu da Ünye yerel tarihçilerinin bir çabası veya gerçek anlamda bir arkeolojik araştırma yapılmış mı?bu konu da bişey söyleyebilmek için daha somut deliller gerekmez mi?
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI