Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
1880 Yılına ait Ünye fotoğrafları
18 Aralık 2009 Cuma 11:14
ÜNYE TARİH ARAŞTIRMA GRUBU AHMET DERYA VARİLCİ - AHMET KABAYEL
Ünye’nin bilinen en eski fotoğrafı, II. Abdülhamid dönemine denk gelen 1800’lü yıllara aittir. II. Abdülhamid, fotoğraf henüz yeni kullanılmaya başladığı dönemlerde ülkeyi tanımak amacıyla önemli beldelerin görüntüsünü çektirmiş ve Yıldız Sarayı’ndaki stüdyoda tab ettirerek arşivletmişti. Önemli görerek arşive eklettiği dört adet fotoğraf Ünye’ye aittir. 1800’lü yılların gerçek tarihini yansıtan bu fotoğraflar Ünye için önem taşımaktadır. Çünkü fotoğraf, gerçeğin yansımasıdır. En yalın biçimiyle bize gerçek olanı gösterir. Bu anlamda geçmişin gerçek yüzüdür. Tarihi belgedir.

Ünye’nin bilinen en eski fotoğrafları nasıl bulundu?

II. Abdülhamid, mahiyetindeki fotoğrafçılardan bazılarını Karadeniz’e göndererek, 1876 – 1890 yılları arasında fotoğraf çekimleri yaptırmıştır.

“Bu fotoğrafçılardan biri de Ünye’ye gelmiş ve Ünye’nin birkaç fotoğrafını çekmiştir. Bu fotoğraflar Abdülhamid Albümünde, Samsun – Ünye katalogunda bulunmaktadır. Burada bulunan 43 adet resmim 4 tanesi Ünye, diğerleri ise Terme, Çarşamba, Samsun ve Bafra’ya aittir.”[1]

Ünye’ye ait üç fotoğraf panaromik özellikte olup, belli açılardan kaydırılarak elde edilmiştir. Yan yana getirildiklerinde Ünye’nin panaroması ortaya çıkar. Asılları Yıldız Kütüphanesi Abdülhamid Fotoğraf Albümünde bulunan bu fotoğrafları düzene koyan Prof. Dr. Nurhan Atasoy, birer kopyasını İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Bölümüne taşımıştır.

Dördüncü fotoğraf Hazinedarzade Nuri Paşa’nın Terme eşrafı ile çektirdiği ve Sultan Abdülhamid’e takdim edilecek olan fotoğraftır. Bu nedenle fotoğraftaki zevat huzura varır pozisyonda el pençe divandır.[2]

Ünye’nin bilinen bu en eski fotoğrafları, Ünyeli tarihçi, araştırmacı – yazar Osman Doğan’ın yaptığı araştırmalar sonucunda tespit edilmiştir. 2005 yılı Nisan’ında Sn. Doğan Ünye Belediyesi’nin maddi katkılarıyla dört adet Ünye fotoğrafının tıpkı basımını almıştır. 2005 Yılı Mayıs’ında Ünye Hizmet Gazetesinde yayınlanan bu fotoğraflar Ünyelilerle buluşmuş ve arşivlerimize girmiştir.

1880 Yılında Ünye

Fotoğraf için “gerçeğin aynası” tabirini kullanılır. Tarihi bir fotoğraf karşısında olunca, tarihsel gerçeklik ya da gerçek verilerden söz etmek mümkündür.

Tarihçi Osman Doğan’ın arşivlerimize kazandırdığı dört adet Ünye fotoğrafında, Osmanlı mimarisine uygun eski evleri, kayıkhanesi, kayıkları, hükümet konağı ve Ünye’nin 5 asırlık çınar ağacı tüm gerçekliğiyle karşımızda durmaktadır.

Arka planda Çakırtepe’nin üzüm bağları görülmektedir.

Merkez Meçhul Asker İlköğretim Okulu’nun bulunduğu yerde Rum Kilisesi’nin Çan Kulesi ve bugün Şahinbaşların evinin bulunduğu yerde Papaz Okulu Kulesi görülmektedir.

Bugünkü Taşbaşı Camisi’nin bulunduğu yerde, Saray’a ait Cami’nin yer aldığı görülür. Halen Saray Camisi olarak adlandırdığımız Cumhuriyet Meydanındaki “Kondoroğlu” Camisi ise, Paşabahçe’deki saraydan neredeyse yüz yıl önce inşa edilmiştir. Restorasyonu sırasında bahçede bulunan mezarlardan kendisinin ve ailesinin kemikleri alınarak moloz yığınlarının arasına atılan Kondoroğlu Camisinin banisi Kondoroğlu Ahmet’in yaptırdığı bu cami, Saray’a ait bir cami olmamasına rağmen mekana yakınlığı itibariyle sonradan bu adı aldığı anlaşılmaktadır.[3]

1880’li yıllarda Çerkez Göçü son demlerini yaşarken, bu defa Kafkaslardan Gürcü Göçü başlamıştır. 1864’te başlayan Ünye’nin Sancak yapılması işlemi üç buçuk yıl sürmüş, 1868’de Ünye’nin sancak statüsü kaldırılmıştır. Buna rağmen Ünye’de yapılan yatırım ve ihya devam etmiştir. Ünye’nin ilk ve tek Sancak Beyi Nuri Paşa (dördüncü fotoğrafta görülen beyaz sakallı, fesli zat), Ünye’nin imar ve iskanına gerekli ihtimamı göstermiştir. Bir Fransız mimar tarafından tasarlanan ve bu fotoğrafların çekiminden 30 yıl öncesine rastlayan Ünye’nin Şehir Planı çizimi, bu dönemde meyvesini vermeye başlamıştır.

1881 Trabzon Vilayet Salnamesi’nde Ünye’nin nüfusu toplam 14. 325 ‘tir. Bunun bir kısmı Ermeni ve Rum’dur.[4] Aynı yapıtta Ordu, Fatsa ve Terme nüfusları bu rakamın çok altındadır.

Dükkan sayısı Ünye’de 660’tır. Ambar 1127 adettir. Şadırvan 4, değirmen 141, han 9, hamam 4, kuyu sayısı 40, kahvehane 31, fırın (ev önlerindekiler dahil) 2120, fabrika 12, Gazino – meyhane 12 adettir.

1880’lerde Ünye’de Kilise 12 tanedir. Hıristiyan mezarlığı 7 adet, Hıristiyan okulları 10 adettir.

İslam okulları 55 tanedir, ayrıca 4 tane medrese mevcuttur. 56 Adet cami ve mescit, 2 adet tekke, 1 adet türbe ve 149 adet İslam mezarlığı kayıtlıdır.[5]

Bu döneme ilişkin fındık ürününden hiç söz edilmemektedir. Salname ve Osmanlı Tahrir Defterlerinden edinilen bilgiler çerçevesinde bölgemize ve Ünye’ye at ürünler şöyledir:

Pirinç, keten, duhan, kovan, zeytin, kendir (ip yapımı için), fasulye, mısır, darı, mahluç, çavdar, alef, şair ve hıntadır.

Ünye’de çıkan madenler; kurşun, kömür, demirdir.

1864 Yılında başlayan Ünye’nin sancak olması süreci 1868 yılında sona ermiştir. Ünye Sancağı’ndan İstanbul Çırağan sarayı’nın yapımı için gerekli olan meblağ nakit olarak gönderilmeyince, muhtemelen sancaklık statüsünün bitirildiği tahmin edilmektedir. Oysa o dönemde Ünye’den Çırağan Sarayı için nakdi değil ayni yardımlar söz konusu olmuş, muhtemelen saray yapımı için Ünye Taşı gönderilmiştir.

Bu ve benzeri siyasi nedenlerle Ünye’nin statüsü yavaş yavaş eski konumunu muhafaza edemez hale gelir. 1915 Ermeni Tehciri, Cumhuriyet ilanından sonra gerçekleştirilen Rum Mübadelesi nedeniyle Ünye nüfusu azalır, hepsinden önemlisi ekonomik düşüşe geçer.

Tarih sahnesine demiri işleyen ilk kavim olan Haliplerle giren Ünye, bazen düşüş gösterse de her dönem önemli bir yerleşim merkezi olduğunu kanıtlamıştır. 1880’li yıllar, Ünye’nin zirvede olduğu yıllardır. Geçmişindeki bu muhteşem seviyeyi Ünye, gelecek yıllarda da yakalamayı hedeflemektedir.



[1] Osman Doğan, Karadeniz’de Bir Boğaziçi Ünye, Mor Çiçek Yay. s. 83
[2] Ordu Kanal 52’de çıktığımız canlı yayınlanan Albümler adlı programdasunucu ve yapımcı Sn. Çoşkun Çetinalp’in “cenaze namazı” enstantanesine benzettiği bu pozisyon, aslında padişah huzuruna yollanan bir görüntüyü tasvir etmektedir.
[3] Bu konuyu “Saray Camisi Restorasyonu” adlı yazımızda ve çeşitli zamanlarda dile getirmemize rağmen, konuyla doğrudan ilişkili olanlar dahi duyarsız kalmış, sorumluluklarını görmezlikten gelerek, önerdiğimiz “hatayı telafi edici” uygulamalara kulaklarını tıkamışlardır.
[4] Trabzon Vilayeti Salnamesi, Sosyal Yardımlaşma Vakfı Yay. Cilt 12, s. 273
[5] A.g.e.


Bu Haber 7563 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI