Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Ünye’de Tarih Katliamı
25 Aralık 2009 Cuma 11:11
ÜNYE TARİH ARAŞTIRMA GRUBU - AHMET DERYA VARİLCİ - AHMET KABAYEL
Bölgemiz tarih zenginliği açısından diğer yörelerimize göre daha şanssızdır. Ünye bu şanssızlık içinde Karadeniz’in nispeten daha şanslı birkaç yerinden biridir. Özellikle hemşerimiz Etnograf Prof. Dr. İsmail Kılıç Kökten’in elli yıl önce başlattığı kazılar Ünye’nin Milat’tan 15 bin yıl önce insan yerleşimine sahip olduğunu göstermiş, kazı sonucu bulunan eserler başta Anadolu Medeniyetleri Müzesi olmak üzere bir çok müzede muhafaza edilmiştir.

Ne yazık ki tarih çalışmaları bu tarihten sonra kesintiye uğramıştır. Günümüze kadar ciddi bir çalışma yapılmadığı gibi, mevcut tarihi eserler zamana yenik düşmüş, daha da önemlisi alabildiğine tahribe uğramıştır.

Tarihi Eserler karşısındaki tavrımız

Ünye’nin prehistoryası (tarih öncesi dönemi) Prof. Kökten’in bıraktığı yerden ele alınmalıdır. Yakın döneme kadar Ünye tarihine ilişkin veriler tek tek araştırılmalıdır. Ünye ve çevresinde mevcut kaleler, kaya mezarları, insan barınakları, lahitler, mağara kovukları, kilise ve benzeri oluşumlar daha fazla tahrip olmadan koruma altına alınmalıdır. Ünye’yi yansıtan taş kapılar, kuyu başları ve kaderine terk edilen eski Ünye evlerin yok olup gitmesine seyirci kalınmamalıdır. Açık hava müzesi yahut kent müzesi bahçesinde korunma altına alınmalıdır.

Aksi halde mevcut tarihi eserlerin hiçbirine sahip çıkamayacağımız açıktır. Birkaç yıl önce yol yapımı sırasında Saraçlı mahallesi’nde bulunan Geç Roma dönemine ait iki lahit, Ünye’deki tarihi eser katliamının bilinen örneklerinden biridir. Park kenarına yahut iskele yanına bırakılan bu lahitler iki kere kırılıp onarılmış ve halen korumasız bir biçimde saksı olarak kullanılmaktadır.

Tarih katliamına bir örnek: Kızılkaya

Balavuz Kaya Mezarı yahut Kadavat Kaya Mezarı gibi Ünye’de fazla bilinmeyen tarihi eserlerin bulunduğu yerlerden biri de Kızılkaya’dır.

Kızılkaya, Ünye’ye hakim en yüksek tepedir. Zirveye çıkıldığında Ünye ayaklarımızın altındadır. Hem Fatsa hem de Terme tarafı görülmektedir. Kızılkaya’da eski insan barınağı olabilecek kaya oyuntuları, mağara benzeri sayısız oluşumlar vardır. Bu oyuklardan ikisinde kilise olarak kullanılmış mekanlar bulunmaktadır. Orman İşletmesi’nin Asarkaya’daki Kent Ormanı benzeri bir uygulamanın bu tarihi mekanda gerçekleştirilmesi mümkündür. Aynı uygulamayı İnkur’da B tipi piknik ve mesire alanı olarak görmekteyiz.

Orman işletmesinin başarılı çalışmalarından biri Kızılkaya’da gerçekleşirse, buradaki tarihi mekanlar restore edilerek değerlendirilir, doğa ve tarih gezileri için önemli bir güzergah ortaya çıkar.

Peki kendi haline bırakılırsa ne olur? Definecilerin talanına uğrar.

Son beş yılda birkaç kez gittiğimiz bu yöreyi en son 12 Aralık 2009 tarihinde Ünye Tarih Araştırma Grubu’nun Doğa ve Tarih Gezisi kapsamında ziyaret ettik. Bir önceki gelişimiz 2006 Temmuz’unda olmuştu ve Prof. Dr. Mehmet Özsait’e mihmandarlık amacıyla gelmiştik. Bu süre içinde özellikle iki kilise kalıntısında da hiç ummadığımız tahribatla karşılaştık. Özellikle ulaşılması daha kolay olan aşağıdaki kilisede tahribat inanılmazdı. Mağaranın yan duvarı patlatılarak kocaman bir delik açılmıştı. Mağaranın ön kısmı önemli ölçüde kırılarak eskiye oranla daha genişletilmişti. Duvardaki freskler neredeyse anlaşılamayacak düzeyde kazınmıştı. Ön tarafta ise su yalağına benzer kaya oyuntusu orta yerinden kırılmıştı.

Ulaşılması daha zor olan yukarıdaki kilise kalıntısı kısmen daha iyi durumda. En azından yeni bir kırma, parçalama yok. Duvar freskleri biraz daha belirgin.

Kimler tarafından oluşturulduğu ve ne zaman kullanıldığı bilinmeyen Kızılkaya’daki mağaralar ve saklı kiliseler Ünye tarihi hakkında ait önemli ipuçları barındırmaktadır. Çevrede gezdiğimiz tarihi mekanlarla ilgili yazdığı Tarih Bülteni’nde, hocamız Prof. Dr. Mehmet Özsait maalesef Kızılkaya’ya ait bir belirlemede bulunmamıştır.

Ne yapmalı?

Öncelikle Ünye’deki tarih katliamına “Dur!” demeli…

Kızılkaya ve benzeri mekanlar tarihi eser olarak tescillenmeli, sit alanı ilan edilmeli ve koruma altına alınmalıdır.

Ünye Kalesi’yle birlikte ele alınarak; arkeolojik kazı ve restorasyon dahil, ciddi bir tarihi araştırma içine girilmelidir.

Mağaralar ve iç duvarlarındaki freskler aslına uygun restore edilmelidir.

Kızılkaya taraça biçiminde düzenlenmeli, yürüyüş yolları ve tırmanma şeritleri oluşturulmalıdır. Orman İşletmesi’nin katkılarıyla bakım ve ağaçlandırma yanında Kızılkaya’nın florasına ve fionasına uygun çalışmalar yapılmalı, zirvedeki düzlükte seyir terasları oluşturulmalıdır.

Doğal mağaralar, tarih öncesi döneme uygun yaşam yerleri olarak kurgulanmalı ve düzenlemesi yapılmalıdır. (Bilimkurgu Jurasic Park’tan daha bilimsel olacağı açıktır.)

Sadece tarihi bir mekan olarak değil, doğa gezileri ve macera turizmi açısından da değerlendirilmelidir.

Nasıl yapmalı?

Bu kabil faaliyetlerde resmi, tüzel ve sivil tüm Ünyelilerin tarih ve Ünyelilik bilinciyle hep birlikte harekete etmesi gerekir. Hatta Ünye’nin bağlı bulunduğu Ordu ilinin resmi kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının, başta Kültür Bakanlığı olmak üzere daha üst düzeydeki makamların desteği sağlanmalıdır.

Ünye’nin mülki ve idari bakımdan Ordu’ya bağlı olduğunu unutmamak gerekir. Ordu Valisi Orhan Düzgün’ün göreve başladığı ilk günlerde dahi Ünye ve çevresine ait tarihi eserlerle ilgili olduğunu bilmekteyiz. Son günlerde Ordu İl Kültür Müdürü Erkan Gülderen’le ilgili ortaya koyulanlar ise, bizce yararı olmayan polemiklerdir. İzmir 2009 Turizm Fuarı’nda Ordu tanıtımına ağırlık vererek Ünye’ye gerektiği ölçüde yer vermediği gerçek olsa bile, biz Sn. Gülderen’in Ünye ile ilgili çabalarını yakından bilmekteyiz. Gerek 4. Ünye Kurultayı’nda, gerekse Yalı Kilisesi ile ilgili projelerde ve Kadılar Yokuşu Düzenlemesi’nde şimdiye kadar Ordu Bürokrasisinden görmediğimiz yaklaşımları gördük.

En büyük kazası olması hasebiyle Ordu’nun Ünye’yi kendisine biraz da rakip görmesi kaçınılmazdır. Düzeyli bir rekabet beraberinde kaliteyi getirebilir.

Asıl olan kösteği desteğe dönüştürmektir. Eğer Ünyeliler olarak ortak bir çabada buluşabilirsek, bu oluşuma Ordu’yu katmak zor olmasa gerek.


Bu Haber 5161 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI