Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Tarihten Ünye Geçti Osmanlılar Ünye’de (Son Bölüm)
10 Ocak 2010 Pazar 18:12
YAŞAR KARADUMAN ARAŞTIRMACI GAZETECİ
Bu yazı dizisi, Ünye ve çevresine hakim olmuş uygarlık ve ulusların kökenleri, din, dil, kültür, sosyal yaşam, mezartaşları, ve ölü gömme adetlerini anlatmaktadır
Onbirinci bölümünü okuduğunuz bu araştırmanın bu son bölümünde Osmanlı döneminde Ünye’ye bakacağız.
Onbir haftadır Ünye ve çevresinde yaşamış ve bölgeden gelip geçmiş,izler bırakmış kavim, ulus, millet ve uygarlıkları aktarmaya çalıştık
Ünye, Roma İmparatorluğunun doğu ve batı diye ikiye ayrılması sonucunda başkenti İstanbul olan Doğu Roma İmparatorluğuna yani Bizans İmparatorluğuna bağlanmıştır. Bizans İmparatorluğu Balkanları ve tüm Anadolu’yu olmak üzere bin yıla yakın egemenliği altında tutmuştur. Ünye’de bu bin yıllık esaretin içinde kalmıştır.
1453 te Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u alması ile Ünye ve çevresi Osmanlılara geçmiştir. Ancak Türkler Ünye’ye İstanbul’un fethinden 350 sene önce Malazgirtl’e beraber gelmişlerdir. Akkuş dağlarını aşarak Ünye’ye ilk inen ve Ünye’yi fetheden Danişmentliler olmuştur.
Onbir haftadır yaptığımız çalışmalarla Ünye’yi tarihten geçirerek Osmanlılara kadar getirmiş bulunuyoruz.

Osmanlı Döneminde Ünye
Osmanlı döneminde Ünye bölümünü size Dr. Mürselin Güney’in notlarından aktaracağız.
Osmanlı bütün Karadeniz’e hakim olduktan sonra, Ünye ve civarı uzun bir huzur ve sükun dönemine girdi. Coğrafi konumu sebebiyle Ünye bu dönemde önemli bir liman ve ticaret merkezi haline geldi. 16cı asır ortalarında, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Ünye’nin dahil olduğu Canik Livası Sivas eyaletine bağlanmıştı. Bu dönemde Ünye Kalesinde 32, şehirde 152 asker nüfus vardı. Kalede bulunanların biri dizdar, biri kethüda, biri mehter 29’u muhafızdı. 8 nefer kalenin tamiratı işini üstlenmişlerdi. Bu dönemde Ünye’nin 70.000 akçeden fazla yıllık geliri vardı. 1576 yılında Ünye belirli ekonomik ve idari fonksiyonlara haiz büyük bir köy görünümündeydi.

Ünye önemli bir iskeleydi..
17.yüzyılda Karadeniz sahillerinin bir başka derdi de Don Kazaklarının küçük ve süratli gemilerle yaptıkları yağmacılık hareketleri idi. Giresun ve Samsun bu yağmalardan nasibini almıştı. Ünye’de bu saldırılardan etkilendi.
Karadeniz sahilinde 16. ve 17.yüzyıllarda en önemli ticaret iskelesi Ünye idi.
Ünye’de tersane vardı
Ünye’de bir tersane mevcuttu ve savaş gemileri de inşa edildi. Ünye tersanesinde savaş gemilerinden başka ticari gemiler de inşa edilmekteydi. Devlet arşivlerinde, Ünye’de inşa olunan çok sayıda ticari gemi için sened-i bahri (amatör denizcilik belgesi) verilmesine dair belgeler mevcuttur. Ünye civarı gemilerde kullanılan halatların hammaddesi olan kendirin de en önemli üretim ve dağıtım merkezi idi. Osmanlı devletinin kendir ihtiyacının yarıdan çoğu burandan sağlanıyordu.

Ayanlar Dönemi
18. yüzyılda OsmanlıNın girdiği uzun süren savaşlar yüzünden, devlet tarafından vergi toplama ve bazı sorunların halledilmesi görevi bir kısım nüfuzlu aileler zamanla mahalli güç odakları haline geldiler. Bu dönemde Ünye merkez olmak üzere Canik Bölgesi ayanı olarak da Canikoğulları veya bir başka adla ile Hacı Ali Paşa ailesini görmekteyiz.
Ailenin kurucusu olan Canikli Hacı Ali Paşa Fatsalı Ahmed Ağa’nın oğludur. 1762 de Kafkasya bölgesindeki isyanların bastırılmasında gösterdiği başarılar üzerine Canik bölgesine vergi toplamaya yetkili idareci olarak tayin edildi. 1801 yılında son Canikli Tayyar Mahmud Paşa Sultan II. Mahmud tarafından 1808 yılında idam ettirildi. Böylece Canikoğullarının 18.yüzyıl ortalarından beri süren devlet içinde devlet konumu sona ermiş oldu.
19.yüzyılın başlarında Canik bölgesinin idarecisi olan Süleyman Paşa oldu. Süleyman Paşa Ünye’de büyük bir saray inşa ettirmiştir. Güzelliği ile dillere destan olan bu saray, sonraları bir yangında harap oldu..

Kafkasya’dan Gelenler
19. yüzyılın sonralarında Ünye şehir nüfusu 10 bin civarındaydı. Köyleriyle birlikte toplam nüfusu 50 bin kadardı. Ünye’de o tarihte 104 köy, 75 cami, 2 han, 3 hamam, 400 dükkan vardı. Yine 19.asrın sonlarında Ünye’de 271 öğrencisi olan medrese, 91 öğrencisi olan rüşdiye okulu, toplam 1554 öğrencisi olan 79 müslüman okulu ve 403 öğrencisi olan 14 gayrimüslim okulu vardı.
19.yüzyılın ikinci yarısından itibaren Kafkasya’dan göçler başladı. Muhacirler daha çok, padişahın mülkü olan arazilerde iskan edildiler. 1893 yılında Ünye’de bir kolera salgını ortaya çıktı. Bunun üzerine Ünye karantina altına alınarak hastalığın başka yerlere yayılmasına karşı tedbirler alındı.

Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Döneminde Ünye
1914 yılında Osmanlı birinci dünya savaşına girdi. Bu savaş halk arasında “Seferberlik” diye de bilinir. Doğu Anadolu’da Rusya ile yapılan savaşlar kaybedildi ve Ruslar bölgeyi işgal ettiler. Aynı sıralarda, Rusya ile işbirliği yapan yerli Ermeniler Canik bölgesinde isyan hareketleri başlattılar. Savaş sırasında cephe gerisinin emniyetini sağlamak için Osmanlı Hükümeti Ermeni nüfusun geçici olarak o zaman Türkiye’nin bir vilayeti olan Suriye’ye nakledilmesi kararını verdi. Ünye ve bazı köylerinde yaşayan Ermeniler de nakledildi. Savaş bitince herkes eski memleketine dönecekti. Fakat savaş kaybedilip Suriye Fransızlar tarafından işgal edilince Ermeniler de orada yerleştiler ya da Fransa ve Amerika’ya göç ettiler.

Ünye’de sıtma salgını
Birinci Dünya Savaşı Türk milletinin tarih boyunca uğradığı en büyük felaket oldu. Askere alınan iki milyon Mehmetçiğin dörtte biri geri dönebildi, kalanları şehit veya kayboldu. Bu, eli iş tutabilecek nüfusun ise yarıdan çoğunun kaybedildiği manasına geliyordu. Savaşta Ünye kıtlık, göç ve sefalet çekti ise de, düşman işgaline uğramadı. Sadece 1915-yılında Rus gemileri tarafından bombalandı.
Yunanlılar İzmir’i işgal edince Ünye halkı hükümete telgraf çekerek işgalin sona erdirilip adaletin sağlanmasını istemişlerdir. Bu sıralarda, Karadeniz bölgesindeki Rumlar da çeteler kurmuşlardı.. Orta ve Doğu Karadeniz bölgesinde Rum nüfus %15 civarinda idi. Ünye’de ise Rumlar nüfusun %7 kadarını oluşturuyordu. Nüfusu çoğaltmak için Rusya’da yaşayan Rumlar gemilerle getirilip Karadeniz sahillerine çıkarılıyordu.
Sonunda, bölgedeki Rum ahali yapılan anlaşmalar gereğince Yunanistan’a gönderildi; Yunanistan’da kalan Türkler de Türkiye’ye getirildi.

İlk Mecliste Ünyeli Mebus
23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisinde Canik mebusu olarak Ünyeli Hasan Fehmi Efendi’de bulunmaktaydı. Rumlara karşı daha etkin mücadele için TBMM’de Giresun’un vilayet olması kararı alındı. Ordu kazası Giresun’a bağlanmayı reddedince, yeni bir karar ile Ordu vilayet yapılarak Ünye ve Fatsa Ordu’ya bağlandı. Ordulular vilayet olmak için gereken masrafı kendileri karşıladılar. Ünye ve Fatsa TBMM’ne çok sayıda telgraf çekerek, Ünye’nin vilayet yapılıp Fatsa, Terme ve Karakuş’un (Akkuş) buraya bağlanması isteklerini bildirdiler. Ünye’de 17 Aralık 1920 tarihinde bunun için bir de miting yapıldı. Ancak bu teşebbüsler sonuç vermedi.

Cumhuriyet ilan edildikten sonra Ünye, Ordu iline bağlı bir ilçe idi. Karakuş nahiyesi 1954 yılında Ünye’den ayrılarak Akkuş adı ile ilçe haline getirildi. Ünye’nin geçen yüzyıl sonlarında 10 bin civarına varan nüfusu, Cumhuriyet kurulduğunda savaşlar, kıtlık, göç ve salgın hastalıklar sebebiyle azalmıştı. 1927 yılında yapılan sayımda şehir nüfusu 5443 tü. 1950’ye gelindiğinde nüfus 8735 olmuş, 1960’ta 11350’ye ulaşmış. 1997 yılında da yapılan sayımda ise Ünye’nin nüfusu 54518 idi. 2008 yapılan sayıma göre 70.000 oldu.
SON


Kaynaklar:
Dr. Mürselin Güney, Ünye Tarihi
Prof. Dr. Bahaattin Yediyıldız, Ordu
Osman Doğan, Tarih Boyunca Ünye


Bu Haber 3635 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : işte budur Tarih : 11 Ocak 2010 / Pazar Üye Adı :atalay dinç
Ellerinize, yüreğinize ve de emeğinize sağlık. Siz ve diğer araştırmacı abilerim için biz Ünyelilerin söyleyecekleri tek bir söz var 'Allah razı olsun'. Yeteri kadar turizm bürosu ve tanıtım broşürü bulunmayan (en azından ben rastlayamıyorum) Ünyemiz için hazırlanacak bir kitapçıkta çok rahatlıkla kullanılabilir araştırmalarınızın neden değerlendirilmediğini anlamış değilim. Broşürde çamlığa ait resimler konulurken çamlık hakkındaki araştırmalarınızın da yazılmasının ilginç olacağı kanaatindeyim. Ben ve arkadaşlarım feneraltındaki kayaların dalgalardan bu hale geldiğini bilirdik gerçeği siz yazdıktan sonra öğrendik.(Muhsin amcamda benden öğrendi) Feneraltına ait resimlerin altına hikayesi ilave edilirse çok hoş olur kanaatindeyim. Ben her zaman olduğu gibi size ve sizin gibi abilerime emeklerinizden dolayı sonsuz saygılarımı sunuyorum. atalay.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI