Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Eski Hamam Eski Tas
15 Ocak 2010 Cuma 09:33
ÜNYE TARİH ARAŞTIRMA GRUBU AHMET DERYA VARİLCİ - AHMET KABAYEL
“Kent Müzeleri” mimarı Naim Arnas’ın tasarladığı “Eski Hamam Eski Tas” projesi, 2 ay önce Bursa’da gerçekleştirildi. Tofaş Sanat Galerisi’nin de açılış sergisi olan bu projede 600 yıllık Umurbey Hamamı’nın tarihi dekorları kullanılarak, eski - özgün eşyalar sergilendi. Hamamın taş yapısıyla suyun armonisi şiirsel bir anlatımla yansıtıldı. Bunca güzelliği barındıran bu proje ister istemez bizi Ünye’ye, Ünye’nin hamamlarına götürdü.

Su ile Ünye’nin özdeşleşmesi, adeta iç içe geçmesi gözle görünür bir olgudur. Karadeniz’in en güzel koyuna sahip olan Ünye denizle bütünleşmiş gibidir. Kuyularından, sarnıçlarından ve çeşmelerinden akan suyu “Ünye’de Suyun Öyküsü” adlı çalışmamızda daha önce vermiştik. Bu defa su ile yakından ilgisi olan hamamlarımıza değineceğiz.

Ünye’nin Hamamları

1520 Tahrir Defterleri’nde Ünye’de 1 adet hamam kayıtlıdır. Kent nüfusunun ekseriyetinin gayrimüslimlerden oluştuğu bu dönemde, diğer Anadolu kentlerinde olduğu gibi hamam kültürünün Anadolu’ya Romalılardan geçtiği bilinmektedir. Türk Tarih Kurumu Yayını, Ordu Yöresi tarihinin Kaynakları adlı çalışmada, B. Yediyıldız, M. Öz ve Ü. Üstün tarafından transkribe edilen ve 387 numaralı defterde kaydı bulunan Ünye’ye ait bir hamam vardır. Ünye’nin bilenen ilk ve tek hamamı bu belgelerde kayıtlı olmasına rağmen, hangi hamam olduğu, ne zaman inşa edildiği ve nerede bulunduğu bilinmemektedir. Tahminlerimiz, halen Ünye’de hizmet vermekte olan hamamın, bu hamam olabileceği biçimindedir. Eski Hamam olarak bildiğimiz Ünye’nin bu son hamamının çok eski bir tarihte yapılmış olduğu ve harabe halinde bulunan diğer hamamlardan daha eski bir tarihe sahip olabileceği üzerinde durmaktayız.

Elimizdeki diğer belge Trabzon Vilayeti Salnameleri’dir. 1869 Tarihli ilk ciltte, Ünye’de 4 hamam olduğu zikredilmektedir. Bu dört hamam tahminimize göre şöyledir:

1- Eski Hamam. Cumhuriyet Meydanı’na bakan ve halen hizmet vermekte olan tek hamamdır.
2- Çifte Hamam. Bakırcılar Arastası’nda, Orta Yeni Cami arkasındadır. Metruk haldedir. Restorasyonu düşünülmektedir.
3- Saray Hamamı. Saray Caddesinin Paşabahçe ile kesiştiği yerdedir. Süleyman Paşa Sarayı’nın müştemilatı olarak inşa edilmiştir. Metruk haldedir.
4- Derya Hamamı. Yalı mevkiinde, adı Erguvan Sokak olarak değiştirilen Derya Sokak biçiminde yer alan; önce kalıntılarının daha sonra bulunduğu sokağa verilmiş olan adının dahi silindiği hamamdır.

Ünye Hamamlarına ait diğer veriler

1869 Tarihini takip eden diğer Trabzon Vilayeti Salnameleri’nde Ünye’de hamam sayıları 4 adet gösterilir. Sadece 1870 tarihli ikinci ciltte Ünye’de 5 adet hamam kaydı düşülmüş olmasına rağmen diğer yıllara ait ciltlerin tümünde hamam sayısı hep 4’tür. Trabzon Salnamelerinde 1873 ile 1878 yılları arası Canik Sancağı ve dolayısıyla Ünye kazası mevcut değildir. Söz konusu 5 yıllık dönemde Ünye Sivas Vilayeti’ne bağlıdır. 1879 Tarihli 11. cilt ile 1904 tarihli 22. ciltte yer alan son Salname’ye kadar Ünye’de hamam sayısı 4’tür.

1870 yılında yapılan bir hamama karşılık, şayet bir yıl içerisinde herhangi bir hamam yıkılmamışsa söz konusu kayıt yanlıştır.

1902 yılında yayınlanan Serveti Fünun dergisinde de Ünye’de 4 adet hamam yer almaktadır.

Hamamların tarihçesi

Yunanlılar genellikle gymnasionların yanında umuma açık yıkanma yerleri inşa ettiler; ancak, balneum’ların (banyo) yaygınlık kazanması, yörede çok sayıda sıcak su kaynağının da etkisiyle Güney İtalya’da oldu. Vezüv volkanının külleri altında kalan Pompei’de yapılan kazılarda hamamlara rastlanması, esas olarak hamamın Romalılar tarafından tahsis edildiği anlamına gelmektedir. Hamamlar, Roma İmparatorluk dönemi uygarlığının öne çıkan özelliğiydi. Çimentoya benzer harçların kullanılması ve kubbe yapımında sağlanan ilerleme sayesinde mimaride klasik Roma Hamamları tarzı ortaya çıkmıştır. Anadolu’da bulunan termal kaynaklar, Romalıların egemen olduğu coğrafyada hamamlarının yaygınlaşmasını ve diğer Asya ülkelerine yayılmasını sağladı.

Roma Hamamlarında beden eğitimi için palaestra, kuru ortamda terlemek için laconicom, sıcak su banyosu için caldarium, orta sıcaklıkta tepidarium ve büyük bir su havuzunun yer aldığı firigidarium bulunur. Fırınlardan (praefurnium) gelen sıcak hava , yükseltilmiş zemimin (hypocaustion) altından ya da duvarların içinden geçen borulardan geçerek mekanlar ısıtıtılırdı.

Değişik mimari tarzlara sahip olan hamamların en görkemlisi imparatorluk hamamlarıydı. Revaklarla süslenen çatısı, kemerli ve mermer sütunlu iç mekânları ve mozaik desenli zeminiyle dönemin en gözde eserleriydi.

Türk Hamamı

Roma hamamlarından esinlenerek yapılsa da, Türk hamamlarının ünü, Roma hamamlarını geride bırakmıştır. Bunun sebebi, Türk hamamlarının işlevlerini günümüzde de sürdürüyor olmasıdır. Alman General Moltke’nin 180 yıl önce söylediği şu sözler bugün hala geçerlidir:

“Eğer bir Türk hamamında yıkanmadıysanız, hayatınızda hiç yıkanmamış sayılırsınız.”

Türk hamamları, Roma hamamlarına benzese de mimari açıdan farklıdır. Türk hamamlarının aksesuarları; peştamal, havlu, sabun, lif, takunya ve hamam tasıdır.

Türk hamamları soyunmalık, yıkanmalık ve külhan olmak üzere üç ana bölümden oluşur.

Soyunmalık, camekân yahut Osmanlıca camegâh denilen ve girişte yer alan bölümdür. Hem soyunma hem de banyo sonrası yorgunluk atma yerleridir.

Yıkanmalık, hamamın ihtişamına göre soğukluk, ılıklık, sıcaklık (halvet, cehennemlik) gibi bölümlerden oluşur. Her biri kubbeli odalara açılan ve ortasında göbek taşı denilen bir orta bölüm mevcuttur. Göbek taşı tellakların kese ve masaj yaptıkları bölümdür. Duvar diplerindeki kurnalara akan su hamam tası kullanılarak vücuda dökülür; sabun ve lif yardımıyla yıkanılır. Ayağa tabanı kalın tahta takunyalar giyilir. Gün ışığı sadece kubbelerdeki lombozlardan (yuvarlak camlı pencereler) içeri süzülür. Külhana yakın odalar daha sıcak bölümlerdir.

Külhan, hamamın ocağıdır. Devasa boyuttaki su kazanını ısıtmak için yakılan ateşin yeridir. Sıcak olduğu için yersiz yurtsuzların sığındığı bir mekândır. “Külhanbeyi” deyimi buradan gelir.

Özellikle Osmanlı döneminde, Mimar Sinan’ın katkılarıyla öne çıkan Türk hamamları, esinlendiği Roma tarzına önemli katkılarda bulunarak yeniden Batı ülkelerine örnek teşkil etmişlerdir. Balkanlarda inşa edilen Osmanlı tarzı Türk çifte hamamları bugün bile ilgi odağı halindedir.

Anadolu’da Selçuklulardan ve Türk Beyliklerinden kalma az sayıda hamam günümüze ulaşabilmiştir.

Türk hamamlarının bir özelliği de folklorik olmasıdır. Roma döneminden gelen yıkanma kültürüyle eğlencenin iç içe girmesi, Türk hamamlarında daha da çeşitlenmiştir. Hamam, sadece temizlik aracı olmaktan çıkmış, sosyal bir faaliyete dönüşmüştür. Kadınlar hamamı, hamamda kız beğenme, gelin hamamı, güvey hamamı, sünnet hamamı, yemekli hamam eğlenceleri gibi farklı adetler ortaya çıkmıştır. Diğer yandan hamamlarda, karanlık bastıktan sonra hamama gidilemeyeceğine ilişkin cin – peri söylentiler çıkmıştır.

Haftaya: Hamam Kültürü ve Ünye hamamları

Kaynaklar:

Türk Tarih Kurumu Yayınları- Ordu Yöresi Tarihinin Kaynakları,
Trabzon Vilayeti Salnameleri,
Büyük Larousse Ansiklopedisi,
Mimar Oktay Ekinci-Uygarlıkların İzinde, 24.12.2009 Cumhuriyet Gazetesi.



Bu Haber 3278 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI