Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Eski Hamam
29 Ocak 2010 Cuma 10:14
ÜNYE TARİH ARAŞTIRMA GRUBU AHMET DERYA VARİLCİ - AHMET KABAYEL
1930’lu yıllarda yaşanan kuraklık ve 90’lı yılların başında şehir şebekesine deniz suyu karışması gibi istisnaları saymazsak Ünye, suyu bol bir kenttir.[1] Evliya Çelebi Bursa’yı anlatırken “Velhasıl Bursa sudan ibarettir,” der. 1640 Yılında Ünye’yi de ziyaret eden ünlü gezgin, Ünye’de temaşa imkânı bulsaydı; “Sözün özü Ünye su demektir!” diye kentimizi tanımlamak durumunda kalacaktı. Oysa sadece deniz kıyısında bulunan bir kaleden, yeniçeri serdarı, kale dizdarı ve neferlerden söz eder.[2]

Ünye’de hamam kaydı içeren en eski kaynak, 1520 tarihli Osmanlı Tahrir Defteri’dir.Bu tarihte Ünye’de bir hamam, bir cami, bir kadı olduğu kayıtlıdır.[3] Trabzon Vilayeti Salnameleri’nde, 1869’da 4, 1870’te 5, 1871 ile 1904 tarihleri arasında kalan yıllarda yine 4 adet hamam gösterilmektedir. 1902 tarihli Serveti Fünun dergisinde de Ünye’de 4 adet hamam yer almaktadır.

Ünye Hamamları

1520 tarihinde kayda geçen bir adet hamamın kaç yıl önce inşa edildiği ve yerinin neresi olduğu bilinmemektedir. Başka hamamların da yapılıp yıkılmış olabileceği, hizmet dışı kalması yahut başka amaçlarla kullanılması halinde “hamam” kaydına giremeyeceği ihtimalini göz önünde bulundurmak gerekir.

Ünye’de bugün sadece Eski Hamam hizmet vermektedir. Diğer iki hamam, Saray Hamamı (Yeni Hamam) ve Çifte hamam harabe halindedir. Derya Hamamı olarak bilinen dördüncü hamamın harabeleri bile kalmamıştır. Beşinci hamam, 1870 tarihli Salname’de geçse bile, bilgimiz dâhilinde böyle bir hamam yoktur. Ancak, dört hamam dışında beşinci bir hamamdan, Niksar Caddesi’nin başında Demirköprü Hamamı’ndan söz edilmektedir.[4]

Ünye Eski Hamamı

Eski Hamam’ı yıllarca Soysal ailesi işletmiştir. Beş yıl önce ciddi bir onarımdan geçen Eski Hamam, Tokat – Reşadiye’li Şahin Uçar işletmesinde faaliyetini sürdürmektedir. Zemini ve kurnaları mermerle yenilenen, sauna bölümü eklenen hamamın girişinde iki katlı giyinme
odaları mevcuttur. Yıkanma bölümüne giden yolda önce ılıklık, sonra göbek taşının bulunduğu orta bölüm yer alır. Orta bölüm yıkanma odalarına ve saunaya açılır. Külhana yakın kısımda sıcaklık yahut “halvet” odası yer alır.

Tarihsel geleneğin sürdüğü hamamda kadınlar saati haftanın üç günü; Salı, Cuma ve Cumartesi günleri, saat 11.00 ile 17.00 arasındadır.

Hamamın orijinal aksamı incelendiğinde; giriş kapısı, pencereler, kubbe ve iki ana sütun oldukça eski bir yapı olduğu izlenimi vermektedir. Giriş kapısının iki yanında ve sütun başlarında lale motifi bulunmaktadır. Girişte giyinme kabinleri bölümünde açıkta iki sütun ve görebildiğimiz kadarıyla iki de giydirilmiş sütun üzerine oturtulan bir kubbe bulunur. Kubbe üzerinde yer alan kule’den bu bölümün kilise olarak inşa edildiği, kulenin de çan kulesi olduğu tahmini yaygındır. Hamam yakınında ikamet eden eski fotoğrafçı Enver Lüleci(86) Eski Hamam’ın kilise olduğu kanısındadır. Emekli Belediye Zabıta amiri Recai Ekinci(82) hamamın kubbesinde renkli kilise resmi (fresk) gördüğünü, Kılıç Oteli sahibi Recai Kılıç(77) hamamın sağ giriş duvarında benzer resimler bulunduğunu hatırlamaktadır.

Eski Hamam eskiden kilise miydi?

Temmuz 2001’de Ünye Yerel Tarih Grubu’nun “Çınarın Gölgesinde Cumhuriyet Meydanı Sergisi” kapsamında Eski Hamam’a ilişkin bir değerlendirme yer alır. “Meydanın yakınında bulunan hamam, mimari özellikleriyle bir zamanlar kilise yapısı olduğunu açığa vurur.” Denmesine karşın, bu görüşün aksini gösteren verilere ulaşılır. 1872 Yılında senetsiz olarak kaydedilen Ünye’nin ilk tapu kayıtlarında bu mekân hamam olarak geçmektedir.

18. Yüzyılda Ünye kent merkezinde bulunduğu söylenen kilisenin Eski Hamam olduğuna dair elimizde somut veri yoktur. Les Armeniens (Ermeniler) adlı kitapta Aziz Minas’a adandığı belirtilen Ermeni Kilisesinin 1835’te onarım gördüğü belirtilse de, Ünye kent merkezinde bilinen kiliselerin hiç birine uymamaktadır. Eski Hamam ise, bu döneme yakın bir tarihte yapılan ilk Osmanlı tapu kayıtlarında hamam olarak görülmektedir.

Eski Roma hamamı mimarisinde yer alan kubbe üstü kuleleri, daha sonra Türk hamamı mimarisinde de kullanılmıştır. Bu kuleler, çan kulesi yahut gözetleme kuleleri değildir. Kubbede yer alan ve aydınlatma amaçlı kullanılan hamam kuleleri, kubbede camlı yuvarlak pencereler gibi gün ışığından yararlanmak, gece de kandil yakmak amacıyla tasarlanmıştır. Çan kuleleri, yapının orta yerinde ve kubbe üstlerinde değil, tıpkı minare gibi daha sağlam bir çıkış platformu üzerinde yer alırlar.

Hamam yakınındaki eski mezarlık, meydan çalışmaları nedeniyle kaldırılırken gayrimüslimlere ait bir mezara rastlanmamıştır. Meydana yakın bir kilise ve haziresinin yer alması bu bakımdan da düşük bir ihtimaldir.[4]

Eski Hamamdan kalanlar

Kentlerle özdeşleşen hamamlar, kent oluşumunda özel bir rol oynar. Eski Hamam Ünye’nin bilinen en ski hamamıdır. Kentleşme sürecinde Ünye’ye katkısı tartışılmaz. Sadece bir temizlik mekânı değil, sosyal bir olgudur.

Değerli yazarımız Yüksel Şen, Ünye’de hamamların ziyafet ve eğlence yerleri olduklarını ifade ederken, Terme ve Fatsa’dan Ünye hamamlarına gelindiğini anlatır.

Eski Hamam işletmecisi Şahin Uçar, gelin hamamı geleneğinin sürdüğünü, yılda sekiz on tane gelin hamamı düzenlediklerini söyler.

Emekli eğitimci Nurdan Yönden, kadınlar cephesinden hamamı şöyle değerlendirir:

“Sosyoekonomik durum hangi düzeyde olursa olsun kasabalı ve küçük kentli kadınların bahar temizlikleri yorgunluğunun atıldığı, ortadaki göbek taşının üstüne büyük bir seremoniyle yerleştirilen börekler,dolmalar köfteler yenilirken mahallenin dedikodusunun yapıldığı kadınlar için belki de tek sosyal ve de kahvehanelere alternatif kurumdu....”

Artık annelerimizin simli hamam bohçaları, sünnet hamamları, hamamda görücüye çıkma ve kız beğenmeleri çok eskilerde kalmıştır. Annelerimizin peştamalına tutunarak hamama gittiğimiz günler, kese ve lifle sağlanan temizlik, hamam tasının bakır tınısı, takunya takırtısı, kadın eğlencelerinin curcunası belleklerdedir. Genç irisi oğlanlar için “Babanı da alıp gelseydin!” serzenişi, şarkıcı Sinem’in tefi, Hilmiye Abu’nun udu, Mümine teyzenin hem çalıp hem söylemesi hâlâ kulaklarda hoş bir sedadır.

Dip Notlar:

[1] Bkz. Suyun Öyküsü http://www.unyekent.com/konu/48/unyede-suyun-oykusu
ve Kaynaktan Çeşmelere Ünye’de Suyun Öyküsü http://www.unyekent.com/konu/24/kaynaktan-cesmelere-unye-8217de-suyun-oykusu
[2] Evliya Çelebi, Seyahatname, s. 261 Morpa Kültür Yay., İst. 1992
[3] B. Yediyıldız, M.Öz, Ü, Üstün, Ordu Yöresi Tarihinin Kaynakları III, Canik Livası’na ait Bölümü, s. 71
[4] Yaşar Karaduman, Ünye’nin Hamamları, Ünyeses web sitesi
[4] Eski Hamamın ne zaman ve ne amaçla inşa edildiği, zamanla farklı amaçlarla kullanılıp kullanılmadığı başlı başına bir sanat tarihi tezi konusudur. Umarız uzmanlarınca fark edilip, Ünye’nin bu tarihsel mekânı gerçek tarihine kavuşur.



Bu Haber 6654 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI