Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Dumantepe Motoru ve Yaşar Kaptan
1 Şubat 2010 Pazartesi 18:25
ARAŞTIRMACI GAZETECİ YAŞAR KARADUMAN
Dumantepe motoru yapıldığı zaman ben beş veya altı yaşındaydım. Sürmene’ye sipariş verilmişti. Önceki motor küçük geliyor çaparları çekmekte zorlanıyordu, yeni ve daha güçlü bir motorun yapılması gerekti. Avrupa’ya fındık ihraç eden Ünyeli firma sahipleri daha seri bir motorun yapılması ve ürünlerinin limandaki gemilere daha süratli taşınması için Yaşar Kaptan’a destek verdiler.. Dumantepe motorunun yapılması iki yıl sürdü, motoru İsveç’ten sipariş edilmişti..
Motor bittiği zaman Yaşar kaptan’a geldiler: “Kaptan motor bitmiş, boyamışlar, soruyorlar ismi ne konulacak?
“Dumantepe” dedi Yaşar Kaptan..
Neden “Dumantepe” diye sormadılar..
Yaşar Kaptan benim amcamdı.. Biri kız dört kardeştiler.. Dedem Veysel Kaptan ve babaannem Fatma Sultan, daha önce yaşamayan üç çocuğundan sonra doğan amcamın adını yaşasın diye Yaşar koymuşlardı.. Anadolu insanının ilk dinleri Şamanizm’den getirdikleri bir inanış şeklidir çocuklara bu tür isimler koymak.. Çocukların yaşaması için, Yaşar, Duran, Dursun gibi adlar, fazla çocuk sahibi olanlar son çocuklarına “Yeter, Songül, Çare Ümit, gibi isimler koyarlar. Fatma Sultanla Veysel Kaptan’ın amcamdan sonra iki erkek bir kız çocuğu daha olur. Adlarını Ahmet, Adil ve tek kızın adını da Farsça’da İnci tanesi anlamına gelen Dürdane koyarlar. Bunlardan Adil benim babamdır. Ailemiz soyadı kanunundan sonra Köleoğlu olan aile adını ”Karaduman” olarak değiştirmiştir. Soyumuzun geldiği Köle Muhammet Fatihin Trabzon’un fethinden dönerken 1462 yılında Ünye bıraktığı bir kadırga ve üçyüz denizciden biridir.. Köle Muhammet muhtemelen Osmanlıların Akdeniz de korsanlardan esir aldığı ya Tunus veya İnkenderiye kökenli bir köle forsa yani kürekçi idi..
Veysel Kaptan ben doğduğum yıllarda çocuklarını toplayarak şu nasihati yapar:
“ Ağabeyiniz Yaşar denizi seviyor benimle motorların başında kalacak, size para vereceğim gidin kendi işlerinizi kurun, deniz işi fazla sürmez, bu iş bittiğinde aç açık kalmayasınız, motorlardan da haklarınızı almaya devam edeceksiniz” der onlar ayırır. Babamla amcam Hanboğazı Niksar Caddesinde tuttukları bir dükkanda, önce kendir, fındık, mısır ve yumurta ticareti yaparlar, ve Üny’eden İstanbul’a mal gönderirler.
Ben amcamı çok severdim, o da en beni severdi.. Her gördüğü yerde çağırır, hemen elini cebine atar hep 25 kuruş çıkarırdı.. Yirmibeş kuruş çok paraydı o zaman.. Belki de parayı hep hazır tutardı. Ben amcamın her seferinde elini cebine atıp aynı 25 kuruşu çıkarmasına şaşardım.. Yirmibeş kuruşluklar sarıydı .. En baba para bir liraydı.. Gümüş diye toplamışlardı bir liraları bir zamanlar piyasadan.
Dumantepe motoru Sürmene’den bir çektirmenin (Küçük yelkenli) arkasına bağlanmış olarak getirildi Ünye’ye.. Yan tarafında kırmızı yeşil bir bant çekmişler mavi lacivert boyamışlardı.
Dumantepe’nin ilk seferinde Ankara vapuru gelmişti…
Bembeyaz bir kuğu gibi.
Yason burnundan süzüle süzüle geldi ve yattı Ünye’ye karşı denizin orta yerine, üç kere öttürdü düdüğünü vuuuup, vuuuup,vuuuuuup, ben geldim der gibi..
Yükler yüklenmiş yolcular bavulları ellerinde eski iskeleden birer birer bindiler motora. Sait’i de aynı gün yolcu ettik Haydarpaşa lisesine.. Tahta bavulu elinde Sait oturdu fındık çuvalları üzerine biz de yanına..
Ünye’nin hızlı gençleri yüzerek gemiye gitmek için hemen Galabozundan atladılar denize.. O zamanlar gençler arasında bir güç ve cesaret göstergesiydi Galabozundan gemiye yüzmek. Gemi ile kara arasında en yakın mesafe orasıydı. Gemideki yolculara ekmek, kavun, karpuz ve köfte ekmek satanlar da geçip oturdular motordaki yerlerine.
Ünye’de gemi geldiği günler para kazanma günüydü.
Makinist Koreli Laz Yusuf pürümüz lambasını yaktı ve motoru ısıtmaya başladı, sonra bir kol atarak çalıştırdı: Pat-pat-pat..
Dümende Yaşar Kaptan, elindeki 45 numara somun anahtarını iki kere vurdu makine dairesinin üzerine.. Bu, ileri demekti.. İki vuruş, yarım yol, üç vuruş tam yol.. Topuğu ile döşemeye vurursa yol kes, iki kere vurursa dur, üç kere vurursa tornistan (geri) demekti..
Yaşar Kaptan üç kere vurdu elindeki büyük anahtarı makine dairesinin üstüne, Dumantepe içindeki yolcuları ve arkasına bağlı canlı tavuk kafesleri, yumurta tabutları ve kendir yüklü mavnalarla (çapar) tam yol Ankara vapuruna doğru yola çıktı.
Yarım saat sonra geminin yanına gelinmiş ve yanaşılmıştı, yolcular ve satıcılar geminin yanından indirilmiş bir merdivenle yukarı çıktılar.
Sait’te elinde tahta bavulu yavaş yavaş vapurun merdivenlerini tırmandı.. İkinci mevkideki kamarada yatağın üzerine oturdu, burası vapurun altında bir yerdeydi, bir sağına baktı bir soluna , biraz havasızdı ve sıcaktı Hopa’dan bu yana şehirlerden alınan yolcular biraz kirletmişlerdi “ben burada gidemem” dedi, güverteye çıktı..
Yükler boşaltıldı, yolcular bindirildi ve motorlar gemiden ayrılarak geri dönmeye başladılar.
Ankara vapuru büyük bir gürültü ile demirini çekmeye başladı ve yavaş yavaş dönerek burnunu fenere doğru kırdı ve üç defa vuuuuup, vuuuuuup,vuuuuuuup diye kuvvetlice düdük öttürerek Ünyeyi selamladı..
Gelecek hafta: Beyaz kuğular ve Yaşar Kaptan


Bu Haber 3265 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI