Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Çifte Hamam
4 Şubat 2010 Perşembe 21:12
ÜNYE TARİH ARAŞTIRMA GRUBU AHMET DERYA VARİLCİ - AHMET KABAYEL
1930’lu yılların sonunda kapatılan ve o tarihten bu yana kapalı olarak tutulan Çifte Hamam bugün hala ayakta gibi dursa da, kubbelerinden biri önemli ölçüde hasar görmüş, tabanı çökmüş vaziyettedir. Kullanılmadığı için zamana yenik düşen bu yapı, maalesef bugün harabe halindedir.

Çifte Hamam’ın kim tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Elimizde bu hamam konusunda yeterli bilgi olmamasına rağmen, bazı tahminler mevcuttur.

Çifte Hamam’ın tarihçesi

Anadolu’da Selçuklular döneminde başlayıp, Osmanlılar döneminde devam eden çarşı hamamları geleneği, hamam kültürünün sürdürülmesi yanında vakıflara gelir sağlamak amacıyla yapılan bir uygulamadır.

Osmanlı döneminde çok sayıda hamam inşa edilmesinin iki sebebi vardır. Birincisi, hamamların iyi gelir getirmeleri sebebiyle hayır kuruluşlarına gelir kaynağı olarak vakfedilmesidir. İkincisi, hamamların ait oldukları yapı komplekslerinin merkezi olan cami cemaatine hizmet vermesidir.[1]

Ünye Çifte Hamamı ile iç içe bulunan Sadullah Bey Medresesi, o dönem medresenin külliyesine dahil edilmiştir.[2] Hamamın medreseye ne zaman vakfedildiği, yahut medrese tarafından mı inşa edildiği bilinmemektedir. Hamamın bulunduğu yer, medrese ile Orta Camii arasındadır. 1871’de inşa edilen Kefeli Han, medresenin külliyesine dahildir. Medreseye ait olduğu tahmin edilen mescidin aynı dönemde Orta Cami (1891-96) olarak inşa edilmesi, Çifte hamamın da aynı yıllarda inşa edildiği yahut külliyeye dahil edildiği intibaını vermektedir. Hamamın kitabesi olmadığı için yapım tarihi ve yaptıran hakkında bilgi yoktur. Mimari özellikleri bakımından hamamın inşa tarihi; medrese, han ve cami inşaatlarıyla yakın görünmektedir.

Osmanlı dönemine özgü çifte hamam mimarisi, Türk hamamlarını Roma hamamlarından ayıran önemli faktörlerin başında gelir. Kadın ve erkeklerin günün aynı saatlerinde ama birbirlerini görmeden ayrı bölümlerde yıkanmalarını sağlayan çifte hamamlar, Osmanlı başkentlerinde ve Anadolu’nun çeşitli kentlerinde inşa edilmişlerdir. 1338’de 1. Murad tarafından Merzifon’da yaptırılan çifte hamamdan Kırklareli’ne, Afyon’a kadar daha bir çok yörede inşa edilmişlerdir. Çoğunlukla klasik hamam yapılarına benzer bir bölüm daha eklenerek elde edilen çifte hamamlar, Osmanlı – Türk Mimarisinde 16. yüzyılın ikinci yarısında Mimar Sinan’la doruğa ulaşır. 17. Yüzyılda sadece İstanbul’da yaklaşık 15 bin hamam olduğu bilinmektedir. Hamam mimarisinin örnek eseri İstanbul Çemberlitaş Hamamı, çifte hamam olarak inşa edilmiş bir Mimar Sinan eseridir. 1584’te inşa edilmesinin ardından yaklaşık 300 yıl sonra, Sultan Abdulaziz döneminde (1861-1876) yol yapımı nedeniyle kadınlar bölümünün yıkılması sonucu sadece erkekler bölümü faaldir.

Ünye Çifte Hamamı

1983 Yılında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından eski eser kapsamına alınan Ünye Çifte Hamamı bugün mülkiyet sahiplerinin girişimiyle restore edilme aşamasındadır. Bugünkü maliklerin selefi Ali Vehbi Keskin’dir. Aralık 1960 tapu kayıtlarında Çifte hamam, Ali Vehbi Keskin, Yusuf Okumuş, Mehmet Salim Taslı hissesinde görülmektedir. Osmanlı tapu kayıtlarında ise Rumi 1292 (1876) tarihinde Haşim Kadızade Neşat efendi ve kız kardeşleri üzerine kayıtlıdır. 1908’de Abdulcelil Efendi’nin eşleri ve evlatları üzerine hisselidir. 1910’da hissedarlar değişir, çeşitlenir. Mayıs 1910’da Necib kadı oğlu eşinden olma Halim Efendi, ve eşi Gülsüm Hanım, Hacı Osman Efendi ve kızı Fethiye Hanım’ın adı geçer. Aynı yıl, Celil Kadızade Mustafa Efendi bir kısım hisseyi satın almış, Hacı Osman Efendi’nin eşi ve kızı da hissedar olarak görülmektedir.

Çifte Hamam’ın mülkiyet sahipleri ile Sadullah Bey Medresesi’nin ilintisi nasıldır, bilemiyoruz. Ancak hamamın 1930’lu yılların sonunda (muhtemelen 1937) faaliyetine son verildiği bilinmektedir.[4] 3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medreselerin kapatıldığını düşünürsek, en az 13 yıl farklı bir statüde hamamın işletildiği sonucuna varırız. Hamamın o tarihten bu yana kullanım dışı kalmasını, Rum mübadelesi nedeniyle ortaya çıkan Ünye nüfusundaki aşırı düşüşe yormak gerekir. Çünkü bu tarihte sadece nüfus azalmamış, kent ekonomisi çökmüş, Müslüman kesimden de göç edenler olmuştur.

Önemli bir liman ve ticaret kenti olan Ünye’nin hanlarında konaklayan, hamamlarında yıkanan nüfus olmayınca, Çifte Hamam kullanılmaz olmuştur.

Ünye Çifte Hamamı mimarisi

Roma hamamlarından esinlense de Osmanlı – Türk mimarisi hamamlar, özellikle de çifte hamamların plan düzeni çok değişiktir. Türk hamamlarında, kaplıcalar dışında, havuz ve sıcak su banyo küvetleri yoktur. Ortada bir göbek taşı ve etrafında halvet hücreleri (kısmen bağımsız olarak kullanılan yıkanma odaları) ve kurnalardan oluşur. Türk İslam inancı gereği temizliğin akarsuda yapılabileceği inancı mimari yapıyı belirler. Hamam inşasında eski Türk mimarisinden ilham alınan ve başta medreseler olmak üzere ev mimarisinde de kullanılan klasik dört eyvan planı kullanılır.

Ünye Çifte Hamamı, Mimar Sinan’ın stilize ettiği, simetrik iki bölümden oluşur. Kuzey kısmı bayanlara, güney bölümü erkeklere aittir. Soyunmalık, soğukluk ve sıcaklık kısımları her iki bölümde de aynı eşit inşa edilmiştir, iki kubbelidir.

Çifte hamamın iç mekan düzenlemesi[3]



Uzunlamasına dikdörtgen planlı hamamın, dış cephe yüzeyleri yığma taştan olup, köşeler ve pencere aksamı düzgün kesme taştandır. Kubbelerin yarısından sonrası tuğla ile örülmüştür. Kubbelerin her ikisi de dıştan bir kasnak üzerinde ve dış cephe duvarlarına oturtulmuştur.

İç mekân: Yuvarlak kemerli taş söveli bir kapı ile hamamın içine girilir. Giriş mekanı koridor halinde olup, üzeri tonozludur. Soyunmalık, kuzeydeki kadınlar bölümünde daha bağımsız bir bölüm gibi görünürken, güneybatı yönündeki erkek girişini takip eden koridorun üzerindedir.

Sıcaklık bölümü, ortadaki kubbeli kısımlardır. Kubbe dört köşede tromplarla taşınır. Tromplar arası kemerler, “yuvarlak-sağır kemer” biçimindedir. Giriş karşısındaki duvarda bulunan sağır kemer içinde küçük dikdörtgen pencere açıklığı bulunmaktadır. (Aydınlatma için fener yahut kandil konulan yer, niş olabilir.)

Sıcaklık bölümünün altı cehennemlik tabir edilen bölümdür. Bu bölüm tamamen tahrip olmuş durumdadır. Sıcaklık kısmının dört köşesinde tek kurnalı halvet odaları bulunur. Bu odalardan biri tamamen yıkılmıştır. İki halvet odası arasında, ortada kurna ve oturma mekanları (göbek taşı) yer alır. Halvet odalarına yuvarlak kemerli kapılarla girilir.

Kuzey kubbesinin bir bölümü göçmüştür. Kubbede ve hamamın muhtelif yerlerinde çıkan zararlı otlar yapıyı olumsuz etkilemiştir. Hiçbir onarımdan geçmeyen hamam bugün harabe durumundadır.



Dip Notlar:

[1] Bkz. İslam Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı. “Hamam” ibaresi, c.15, s.414
[2] Mehmet Karayalman, IV. Ünye Tarih, Kültür ve Turizm Kurultayı Tebliği’nden.
[3] Türk Hamam kültürü, Banu APAYDIN BAŞA
[4] Recai Ekinci, çocukluk dönemi 1937’de hamamın kapatıldığını söyler.



Bu Haber 3936 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI