Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Ege vapuru Ve Kuşların Hikayesi
8 Şubat 2010 Pazartesi 10:40
ARAŞTIRMACI GAZETECİ YAŞAR KARADUMAN
Yaşar Kaptan’ın babası Veysel Kaptan 1890 yılında yirmibeş yaşında iken babası Hüseyin Ali Kaptanın vefatı üzerine işi devralır..
İki çiftedirek yelkenlisi ile uzak imanlara yük taşıma işi ile uğraşmaktadır.. Varilcizade’lerin kızı Fatma ile evlenmiştir. Bu evlilikten Makbule, Hayriye, Bilal ve Mustafa adlarında dört çocukları olmuştur. Yaşar Kaptan henüz dünyada değildir.
Fatma Sultan bir gece garip bir rüya görür ve çok etkilenir. Rüyada, bir kafes ve kafesin içinde iki dişi iki erkek kuş vardır. En büyük çocuk Makbule oynarken kafesin kapısı açar ve kuşları tek tek uçurur.. Fatma Sultan hemen koşar “Ne yaptın Makbule?” der ama kuşlar bir kere kafesten uçmuştur. Çok üzülür ve hemen kafesi pencerenin kenarına koyarak kapağını açar ve beklemeye başlar.

Kafesten uçan kuşlar
“Kuşlar nasıl olsa yuvasını arayacak, kafese geri döneceklerdir” diye düşünür.
Düşündüğü de olur, biraz sonra, kaçan iki erkek, iki dişi kuşun yerine üç erkek bir dişi kuş gelir önce kafesin üzerine konarlar sonra kafesin açık kapısından içeri girerler, Fatma Sultan koşarak hemen kafesin kapağını kapatır. Kafesten iki dişi iki erkek kuş uçmuş yerine üç erkek bir dişi kuş gelmiştir.
Fatma Sultan uzun zaman rüyanın etkisinde kalır. Rüyasını Ünye’de Müderris Taslızade Abdullah Efendiye anlatır.. Taslızade Hoca rüyayı şöyle yorumlar.. Veysel Kaptan’ın ikisi çifte direk olmak üzere dört yelkenlisi vardır, çiftedirekler erkek kuşları, tek direkli çektirme denenler de dişi kuşları temsil eder. Bütün yelkenliler aralıklarla bir kaza ve fırtına sonucu batacaklardır. Veysel Kaptan daha sonra batan teknelerinin yerine kısa zamanda üç çifte direkli ve bir tek direkli yelkenliye sahip olacaktır. Ama rüya böyle gerçekleşmez, kimsenin tahmin edemeyeceği acı gözyaşı dolu dramatik bir şekilde gelişir..

Giden çocukların acısı
Bu rüyanın üzerinden çok fazla zaman geçmeden en büyük çocuk Makbule oniki yaşında iken birden hastalanır, hastalığının ne olduğu bilinemez ve kısa zamanda vefat eder. Ondan sonra diğer çocuklar, sırası ile Bilal, Hayriye ve Mustafa hiçbir rahatsızlıkları yokken ani gelen hastalıklardan üç yıl içinde tek tek vefat ederler.
Rüyanın ilk bölümü gerçek olmuştur…
Kuşların hepsi yuvadan uçmuştur..
Fatma Sultan rüyayı çoktan unutmuştur.. Çok uzun yıllar sonra gelişecek olan daha bir sürü olaydan sonra hatırlayacak ve gördüğü rüyanın gerçek olduğunu görerek dehşete kapılacaktır. Daha sonra doğacak Dürdane adlı kızına olayı anlatırken evlat acılarından ve ızdıraptan göbeğim çatladı diyecektir.

Veysel Kaptan artık her dönüşünde bir çocuğunun vefat etiğini görünce bu kez hangi çocuk öldü diye seferden dönüşte eve uğramadan önce mezarlığa uğrar bakar. Son çocuk Mustafa’nın da öldüğünü gören Veysel Kaptan ve Fatma Sultan ne yapacaklarını şaşırırlar..
Kuşlar geri dönerler
Fatma sultan ölen son çocuk Mustafa’dan iki yıl sonra bir erkek çocuk dünyaya getirir. Doğan çocuğa yaşasın, uzun ömürlü olsun diye “Yaşar” adını koyarlar. İşte Yaşar Kaptan’ın hikayesi böylece başlamış olur. Yaşar’dan sonra bir erkek çocukları daha olur adını Ahmet koyarlar, Ahmet’ten sonra bir erkek çocuk daha olur onun da adını Adil koyarlar, Adil’den sonra dünyaya gelen tek kızın adını da Farsçada inci tanesi, anlamına gelen “Dürdane” koyarlar. Dürdane Hanım benim halamdır.
Böylece Fatma Sultan’ın gördüğü rüyanın ikinci bölümü de gerçek olmuştur. Rüyada kafesten uçan kuşların yerine kafese dört kuş girmiş ve Fatma Sultanın da dört çocuğu olmuştur. Bu rüyanın bu enteresan hikayesini Fatma Sultan kızı Dürdane’ye o da kızı Ayşe’ye anlatmış Ayşe’nin de bana nakletmesi ile sizlere kadar ulaşmıştır. Ayşe Çağlar’a teşekkür ederiz..

Yaşar Kaptan ve Ege Vapuru
Yukarıda hikayesinden bir bölüm daha aktardığımız yazdığımız Yaşar Kaptan dosyamızı iki kısa anekdot daha ekleyerek bitiyoruz.
Fatsa’da vapuru kaçıran bir yolcu vapura yetişirim diye Ünye’ye gelir. Ama ne yazık ki Ünye’de de vapur hareket etmek üzeredir. Yaşar Kaptan’a “Aman kaptan ne yap yap beni yetiştir” der. Az önce gemiden dönmüş Yaşar Kaptan “atla motora” der yolcuya ve makinist Oflu Yusuf’a “oğlum çabuk tam yol ileri”.
İki tayfasını da motorun direğine çıkarıp ellerindeki beyaz bir bezi sallayarak vapurun dikkatini çekmelerini ister, kendisi de makine dairesinin üzerine çıkarak el kol hareketleri ile harekete hazırlanan vapurun dikkatini çekmeye çalışır. Bunu gemiden görerek kaptana haber verirler, kaptan” Çabuk iskeleleri indirin Yaşar ne diyor bakalım” diyerek vapuru fener açıklarında durdurur ve Fatsa’da vapuru kaçıran yolcuyu yukarı alırlar.

Kavis Yaparak Limana Gelen Ege Vapuru
Çocukluğumuzda Ege vapurunun Samsun tarafından gelirken çimentonun açıklarına kadar gidip oradan muhteşem bir kavisle dönerek limana girişini çoğu kez zevkle izlemişizdir. Benim kuşağım bu harika tabloyu iyi hatırlarlar.
Samsun tarafından gelen vapurlar fener burnundan dolayı tam koya giremezler normalinden uzağa demirlerlerdi.. Fener burnu, Samsun tarafından gelen gemilerin koya girmesini engellerdi. Bu, gemiye gidecek olan yük ve yolcu motorlar için yolun yarım mil uzaması demekti.
Bunu bilen Ege vapurunun kaptanı, “Yaşar’ı yormayalım” diyerek Feneri adeta yalayarak geçer, çimento fabrikasının açıklarına kadar gider oradan bembeyaz köpükler çıkararak kavis yapar dönerek gelir koya demirlerdi. Ünyeliler her seferinde köpükler içinde bembeyaz bir kuğu gibi kavis yapan bu vapurun Ege vapuru olduğunu bilir ve bu güzel gösteriyi zevkle izlerlerdi..

Nakledenler:
Ayşe Çağlar, Kadir Tokgöz


Bu Haber 3230 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI