Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Derya Hamamı
19 Şubat 2010 Cuma 11:17
ÜNYE TARİH ARAŞTIRMA GRUBU AHMET DERYA VARİLCİ - AHMET KABAYEL
Ünye hamamlarının sonuncusu Derya Hamamı’dır. Adı gibi varlığı da fazla bilinmeyen bu hamam hakkında nakledebileceğimiz fazla ayrıntı yoktur. En somut bilgi, şimdi yaşları yetmişin üzerinde olan bazı Ünyelilerin çocukluk yıllarında üzerinde oyun oynadıkları bir hamam yıkıntısı olduğuna dairdir.

Derya Hamamı’nın tarihçesi

Ünye’de hamam kaydı içeren en eski belge, 1520 tarihli Osmanlı Tahrir Defteri’dir. Bu tarihe kayıtlanan Ünye’de bir adet hamamın varlığından haberdar olsak bile, bu hamamın hangisi olduğu, nerede ve ne zaman inşa edildiğine dair bilgi yoktur. Daha sonraki yıllara ait Osmanlı belgelerinden Trabzon Vilayeti Salnameleri’nde, sadece 1870 yılında 5 adet gösterilen hamam sayısı, salnamelerin ilk cildi 1869 tarihinden, son cilt 1904 tarihine kadar tüm kayıtlarında Ünye’deki hamam sayısı 4 olarak belirtilmektedir. 1902 tarihli Serveti Fünun Dergisi’nde Ünye’de hamam sayısı yine 4’tür.

Demek ki, 16. yüzyılda başlayan Ünye hamamlarının sayısı 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren dört tanenin altına düşmemiştir. 20. Yüzyılın ilk çeyreğinden başlayarak bire birer faaliyet dışı kalmışlardır.

Ünye’de son dönem bazı yerel kaynaklarda adı Derya Hamamı olarak geçen ve 1930’lu yıllarda yıkıntılarından söz edilen hamamın yeri, Ünye’nin Yalı Kahve Mevkiine yakın, Galabuzu (Kalebozuğu) denilen Yüzüncü Yıl Parkı’nın karşısındadır.

Çocukken yıkıntıları üzerinde oyun oynadıklarını söyleyen Ünye’nin eski kuyumcularından Yaşar Yılmaz (75), kendilerine ait evin yerinde bir zamanlar hamamın külhanı olduğunu belirtmektedir. Hamama ait üç adet kubbe, yıkıntı halinde odalar, ve hamamın külhan kısmını hatırlayan Yılmaz, bu yıkıntıların eski adı Derya Sokak olan sokak üzerinde olduğunu ve Cumhuriyet Caddesi’yle kesiştiği yerde bulunduğunu ifade eder.[1]

Benzer bir ifade Recai Ekinci’den (75) gelmektedir. O da çocukluk dönemi olan 1930’lu yılların ortasında bu sokakta hamam kalıntısı üzerinde oynadığını söylemektedir. Ancak her ikisi de hamamın herhangi bir adla anılmadığı, isminin olmadığı konusunda ısrar eder.

Bu hamamdan söz eden ve yazılı belge haline getiren araştırmacı yazar Yüksel Şen ise, yıkıntılarından söz ettiği bu hamamı Derya Hamamı olarak isimlendirir. Mustafa Çalık’ın hazırladığı “Ünye Hamamları” (İstanbul, 1999) isimli kitapta şöyle der:

“Derya Hamamı Orta Yılmazlar Mahallesi’nde Terme Caddesi üzerinde rahmetli Ahmet Ayla’nın evinin arkasındaki arsa üzerinde idi. Söz konusu bu arsaya şimdilerde bina yapılmış. Çocukluğumuzda ben bu yeri ve hamamın harabelerini çok gezdim. Bu çevrede oturan dayım sobacı Recai Yılmazer’e gittiğimizde ev komşusu çocuklarla bu yıkıntılarda gidip oynardık.”[2]



Yıkıntılarından dolayı varlığı bilinen bu hamamın adı konusunda bazı tereddütler mevcuttur.

Hamamı’nın adı Derya mı?

Yıkıntılarından dolayı hamam olduğu anlaşılan bu yapının, Derya Hamamı olarak adlandırılması sadece Yüksel Şen’in beyanlarında ve yazılarında ifade edilmektedir. Recai Ekinci, Yaşar Yılmaz ve bazı akranları bu bölgede bir hamamdan söz etmelerine karşın, isminin Derya olmadığını, ancak hamamın karşısında Deryaoğulları olarak bilinen bir ailenin oturduğunu, hamamla “Derya” ismi arasında bir bağlantı kurmamışlardır. Hamamın bulunduğu, eski adıyla Derya Sokak olarak bilinen sokağın, hamamdan değil, sokağın karşısında oturan ailenin isminden alabileceğine işaret etmektedirler.

2006 Yılında Erguvan Sokak olarak değiştirilen Derya Sokak’ın adı nereden gelmektedir; Deryaoğulları’ndan mı, hamamdan mı?[3] Ne yazık ki, bunu belirleyebilecek elimizde yeterli veri yoktur. Gemicilerin gelip yıkandığı bir mekan olduğu için adını, “deryadan çıkıp yine deryaya girdikleri” tekerlemesinden alabilir.[4] Yahut karşısında oturan aileden dolayı hamama Derya Hamamı denmiş olabilir. Belki de hiç bilmediğimiz başka bir isimle anılmış, varlığı gibi adı da günümüze kadar ulaşamamıştır.

Hamam ne zaman terk edildi?

Hamamın tanıklarından Yaşar Yılmaz, mahallenin eskiden Rum Mahallesi olduğunu, muhtemelen bu hamamın Rumlar tarafında işletildiğini ve müşterilerinin çoğunluk Rumlardan oluşması gerektiğini ileri sürer. Gerçekten de Yalı’daki kilise ve mahallenin eski evleri burada yoğun bir Rum yerleşimi olduğunu göstermektedir. Lozan Mübadelesi sonucu 1927’de Rumlar Ünye’yi tamamen terk etmiştir. Rum göçüyle başlayan Ünye nüfusunun büyük ölçüde azalması nedeniyle, Osmanlı döneminden kalan dört hamamın içinde ilk sekteye uğrayan bu hamam olmalıdır. Mübadele sonrası kapanan hamam kısa zamanda harabeye dönmüş, çocukların oyun yeri haline gelmiştir.

Tarihi eser olarak hamamlar

Ünye’deki hamamlardan yalnızca biri, Eski Hamam hizmet dışı kalmamış, bugün işlevini sürdürmektedir. Çifte Hamam 30’lu yılların sonunda, Saray Hamamı 1980’li yılların başında kapanmışlardır. Her ikisi bugün harabeye dönmüş olsa bile, konumları bellidir. Mimari açıdan restorasyona elverişlidir. 1983 Yılında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından eski eser kapsamına alınan bu hamamların hayata döndürülmesi imkân dahilindedir.

Yıkıntıları günümüze ulaşmayan, mimarisini ve adını bilmediğimiz dördüncü hamam hakkında maalesef tahminler dışında somut bir veri sunamıyoruz.[5]

1983 Tarihli Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gereği bu ve benzeri eserlerimiz koruma altına alınmıştır. Korunma işleminin bir kanunla gerçekleştirilmiş olması, elbette çağdaş bir uygulamadır. Tarih karşısında gösterilen duyarlığın ve sorumluğun sonucudur. Ancak kanun maddesiyle gelen “koruma” işlemi çoğu kez bürokratik engelleri aşamamaktadır. Öncelikle elimizde tarihi eserlerin sağlıklı bir envanteri yoktur. Eski eserlerin tespiti ve kayıt altına alınış biçimleri konusunda ciddi endişeler vardır.

İlgili kanuna getirilen çeşitli yönetmeliklerle, mülk sahiplerine restorasyon için nakdi ve teknik yardım öngörülmektedir. Proje aşamasından başlayarak, Kültür Bakanlığının veya diğer destek kuruluşlarının (yerli ve yabancı) taahhüt ettiği yardımlar yeterli olmamaktadır. Mülkiyet sahipleri eğer varsa kendi imkanlarıyla restore etmekte, aksi takdirde tarihi yapılar yok olup gitmektedir.


Sonuç

Hamamlarla ilgili çalışmamızı burada bitirirken, adı sanı bilinmeyen, kendisi meçhul bazı tarihi eserlere değindik. Umarız gelecek kuşaklara, beton yığınlarından ibaret bir Ünye bırakmayız. her şeye rağmen umutluyuz. 15/07/2005 Tarihinde yayınlanan Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Sağlanmasına Dair Yönetmelik hükümlerince ülkemizin birçok yöresinde restorasyon konusunda önemli çalışmalar kaydedilmektedir. Safranbolu gibi bazı ilçeler örnek alınarak, Kaymakamlık ve benzeri kurumlar bünyesinde oluşturulan fonlarla kentimizdeki tarihi yapılara sahip çıkmalıyız.


Dip Notlar:

[1] Ünye’de sık sık değiştirilen sokak adları, kent tarihimize darbe vurmaktadır. Sokak adları tarihsel belgelerdir. Keyfi değiştirilmeler yahut yakıştırma isimler, aslını değiştirmek, tarihi tahrif etmektir.
[2] Aktaran, Osman Doğan, Tarih Boyunca Ünye, s. 437
[3] Sokak adlarının rasgele verilmediğini, hemen paralelindeki Hastane Sokağı’nın adı burada bulunan eski bir hastaneden geldiği bilinmektedir.
[4] Anthony Bryer’in Pontus Coğrafyası’nda Ünye’ye gemicilerin gelişi ve karşılanmaları, hamamda yıkanarak kilisede ayine katılmaları, adak kesmeleri konu edilmektedir. Bu bahisten esinlenerek, sahile yakın bu hamam yıkıntısının adının “Derya” olduğu çağrışımını uyandırmaktadır.
[5] Bu hamamlar dışında, Demirköprü Hamamı’ndan söz edilmektedir. 1930 Tarihli Bahaeddin Bey’in hazırladığı Resimli Ünye Rehberi’nde yer alan (Ünye’nin harf inkılâbı sonrası yeni yazıyla yazılmış ilk rehberi olduğunu sanmaktayız), Ünye Demirköprü Banyo Mahalli yer almaktadır. Fotoğrafından da anlaşılacağı gibi bu yer; bir hamam değil, halkın denize girdiği sahildir.


Bu Haber 3154 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI