Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Şehir Turu
23 Şubat 2010 Salı 11:21
ARAŞTIRMACI GAZETECİ YAŞAR KARADUMAN
Pamuk Helvacısı Yaşar Usta…
Kimilerinin pamuk şekeri, kimilerinin de pamuk helvası dediği Ünye’nin otuz beş yıllık pamuk helvacısı Yaşar Usta..
Bir nesil onun pembe renkli pamuk helvaları ile büyüdü. Yaptığı pamuk helvaları ile hem çocuklara mutluluk dağıttı, hem çocuklarını okuttu, ailesinin geçimini temin etti. Önce ayakla çevirdiği pamuk helva makinesi ile başladı çok uzun yıllar önce bu işe. Şimdi arabasının altına koyduğu küçük jeneratörle çeviriyor makineyi hem de aydınlatıyor geceleri çevresini.
Daha çok yazın satılan pamuk helvanın mevsimi geçince, kışın elma şekeri yapıyor pamuk helvacı. Otuz beş yıl kırılmayacak bir rekoru elinde tutuyor Yaşar Usta.



Maria’nin dede evi…
Maria’nın dedesi Hristo Ünyeli idi. Ünye’de doğmuş, Ünye’de büyümüş, Ünye’de okula gitmişti. Eczacı olmuş, tekrar Ünye’ye dönerek burada eczane açmıştı. Yalıkahvesi’nde yukarıda fotoğrafı görülen evde oturmuştu.

1924 yılında Yunanistan ile Türkiye arasında imzalanan insan değişiminde (mübadelede ) ailesi ile birlikte Yunanistan’a gönderildi.

Aradan uzun yıllar geçti. Bir gün Ünye’de duran Atina plakalı otobüsten bir bayan indi. Elinde tuttuğu fotoğrafı ilk rastladığı kişiye göstererek çok bozuk bir Türkçe ile sordu: “Bu fotoğraftaki ev dedemin evidir, dedem Ünyelidir bu evin nerde olduğunu bilen var mı?”

Bir müddet sonra dedesinin evi sorularak bulundu, ama ne yazık ki yıkılmış yerine apartmanlar yapılmıştı.

Maria biraz üzgün, biraz buruk, biraz mutlu geldiği otobüsle ayrıldı Ünye’den.


Son kumsal
İskele Restoran’ın önünde duran otobüsten inen insanlara tur rehberi bu kumsalı göstererek bir şeyler anlatıyordu.
Muhabirimiz yaklaştı ve ne anlattığını nereye baktıklarını sordu.
Tur rehberi: “Sarp Sınır Kapısı’ndan beri geliyoruz. Burası şehir içinde gördüğümüz ilk ve tek kumsal. Diğer yerlerdeki kumsalları Karadeniz otoyolu yutmuş. Siz, yolu şehrin içinden geçirtmemekle çok isabet etmişsiniz. İşte biz bu kalan son kumsala bakıyoruz.


Mezar taşı dayanışması
Bu mezar taşlarının altında yatanlar belki dünyada iken birbirlerini hiç tanımadılar. Birbirlerinden ne kadar zaman aralığında dünyayı terk ettiler o da belli değil. Taşların üzerindeki yazıları okuyamadık, yıllar yazıları silmişti. Erkek mi, kadın mı idiler… Onu da bilmiyoruz. Yaşlı mı idiler, çocukları var mıydı… Dünyada iken ne iş yapmışlardı hiç bilgimiz yok.

Bu birbirlerini yaşıyorken belki de hiç görmemiş insanların mezar taşları birbirlerine dayanmış, omuz vermişler artık kaderine terk edilmiş Çamlık mezarlığında.
Bu Çamlık mezarlığına bir Allah’ın kulu el atmadı. Mezarların tarih olan taşlarını çalıp çalıp götürdüler.
Bu taşlarda sanki kendilerini korumaya almışlar. Gelip birileri de onları çalmasın, yerinden götürmesinler diye… Kim bilir…


Sait Hoca’nın topları dönüyor
Sait Hocamız, yani Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu geçtiğimiz aylarda Dönerçeşme Meydanı’na, meydanın ismine uygun mermerden iki küçük bir büyük döner küre taşlar yaptırdı.
Küre taşlar bir yuvanın içinde altından gelen basınçlı su ile havaya kalkıyor ve dönüyor. Küçük mermer topların ağırlığı seksen kilo, fotoğrafta görülen büyük mermer topun ağırlığı dört yüz kilo.
Suyun döndürdüğü küreler meydana ayrı bir estetik vermiş, gelip geçenlerin dikkatini çekiyor.
Seyrediyorlar Dönerçeşme’de sürekli dönen Sait Hoca’nın toplarını…


Hanımeli ve Ispanaklı Böreği
Ünye evleri tarzında çok şık inşa edilen bu binanın hem sahibini hem mimar ve mühendisini kutlamak gerek.
Ünye’ye güzel bir değer kazandırmışlar. Büyük Cami karşısında Pastane-cafe olarak hizmete açılan Hanımeli’nin sabahları yaptığı börekler, hele de ıspanaklı yuvarlak böreği çok güzel.
İnsana huzur veren iç düzenlemesi ile “Hanımeli” oturup gönül rahatlığıyla sohbet edilebilecek bir mekân olmuş.
DEVAMI HAFTAYA

Son Çıracı…
Eskiden Akkuş’un çam ormanlarından getirilen çam ağaçları kesilir, kısa çubuklar haline getirilerek resimdeki gibi bağ yapılır satılırdı. Bunlara çıra denirdi.
Çıra ne işe mi yarardı? Çıra soba tutuşturmak için kullanılırdı. Sobaya konulan odunların arasına bir iki çubuk ta çıra konur, tutuşturulan çıra yağlı olduğu için yanar, yanarken de odunları yakardı.
Şimdilerde bunların modernleri çıktı. Bazı maddeler gaz ve mazotla karıştırılarak modern çıra yapılıyor artık.
Son Çıracı Mevlüt ise inadına direniyor bu modern çıralara… Çam çırası satmaya devam ediyor.


Hamsi Motorları
Çok uzun yıllar önceydi. Geceleri Ünye civarındaki denizde avlanan balıkçı motorları sabaha karşı ambarları hamsi veya balık dolu olarak dönerlerdi. Ünye İskelesi’nde yüklerini boşaltmak için sıraya girerlerdi.
Burada, hamsiler motorların ambarından kovalara doldurulur, elden ele verilerek kasalara dökülürdü. Dolan kasalar hiç bekletilmeden iskelenin başına kadar gelen kamyonlara yüklenir, yola çıkarılırdı.
Kamyonlar, yükledikleri hamsiyi bir an önce Ankara, İstanbul başta olmak üzere satılacak şehirlere yetiştirmeye çalışırlardı.



Kasırga Şevki…
Ünye’de artık antika olmuş tipo tekniği ile çalışan makine tarafından basılan bir gazete var: “Şafak Gazetesi”
Artık bu tipo tekniği basım tarihe karışmış olup kullanılmamaktadır. Bugün hemen hemen bütün matbaalar ofset baskı tekniği ile baskı yapmaktadır. Tarihe karışan Tipo denilen bu sistemde harfler tek tek dizilerek yapılan bir kalıpla basılırdı.
Türkiye’de ender de olsa halen çalışan bu teknikle baskı yapan matbaaları Avrupalılar koruma altına almışlardır.
Eski bir gazeteci olan matbaanın sahibi Şevki Kasırga, kendine ait Şafak Gazetesi’ni halen bu eski teknikle basmaktadır.



Sepetler
Bir zamanlar Ünye’de el sanatları çok gelişmişti… Elde birçok şey yapılırdı. Geçmişte her evde bir dokuma tezgâhı vardı. Bu tezgâhlarda Ünyeli kadınlar halı, kilim, fanila, peştamal ve benzer şeyleri dokurlardı. Bugün bile halen Ünye’de birini tarif ederken, fanilacı Müzeyyen’in, peştamalcı Hanife’nin oğlu derler. Bu el sanatları gelişmedi ve zamanla kayboldu. Ama bunlardan sepetçilik, süpürgecilik gibi birkaç tanesi günümüzde halen sürmektedir.




Maskeli balo
Bu fotoğraf Haznedar Çocuk Evi’nde düzenlenen bir çocuk balosunda çekilmiştir.
Emekli olduktan sonra Ankara’dan memleketi Ünye’ye gelen Prof. Dr. Ayşe Yalın Paşabahçe’deki baba evini restore ettirerek burada Gündüz Çocuk Bakımevi açtı.
İşte bu gündüz bakımevinde kalan çocuklar tarafından düzenlenen baloda çocuklar değişik kıyafetler giyerek, yüzlerine çeşitli şekiller vererek gönüllerince eğleniyorlar.


Ünye’de üretilen aletler
Özellikle Ünye’nin haftası olan Çarşamba günleri kurulan pazar yerinde elarabası üzerinde satılan kazma, balta, orak, keser, girebi, bağ ve bahçede kullanılan bu aletler Ünye’deki körüklü atölyelerde elle üretilmektedir.
Ünye’de şehir içinde veya köylerdeki atölyelerde üretilen bu el aletleri yöre insanının günlük işlerini görürken sık sık kullandığı aletler olup, yerli yapılıp satıldığı için fiyatları da uygun. Bu aletleri yapanlar komşu il, ilçe ve belde pazarlarına da giderek buralarda satış yapmakta kendilerine para kazanırken ilçe ekonomisine de katkı sağlamaktadırlar.




Bu Haber 2832 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI