Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Son Çakmakçı
24 Şubat 2010 Çarşamba 11:04
ARAŞTIRMACI GAZETECİ YAŞAR KARADUMAN
Teknolojik gelişmeler ve fabrikasyon üretimin artması, zaman içinde birçok mesleğin ve el sanatının kaybolmasına neden olmuştur.

Çocukluğumuzdaki o, elle dondurma yapan dondurmacı, limonatacı, gazozcu yok artık. Dondurma fabrikasyon olmuş, gazoz ise hepten kaybolmuştur.

Babamın dükkânına gidene kadar önlerinden geçtiğim, çapulacı, sayacı, yorgancı, gazozcu, nalbant, hancı, dondurmacı, şemsiye tamircisi, çakmakçı, arzuhalci ve onların son ustaları dükkânlarını kapatıp mesleklerine ve hayata veda edip gittiler.

Bunlardan biri de Merhum Tüfekçi Sabri Usta’ydı. Diğer adıyla Çakmakçı Sabri Usta… Sabri Usta’nın mesleğini devam ettiren Tüfekçi Sabri Usta’nın küçük oğlu “Son Çakmakçı” Abdullah Aydın’la görüştüm.
Abdullah Aydın, Ortaçarşı Yenice Sokak’taki ufacık dükkânında teknolojiye direnmeye çalışıyordu… Oturduk, uzun geçmişten, babasının işe ilk başladığı yıllardan başlayarak sohbet ettik. Beyazlaşmış saçlarında yılların izleri, sesinde uzak geçmişe özlem vardı. İlk sorumu sordum:

Dükkânın tarihçesinden biraz bahseder misiniz?

“Elli beşte babamın yanında başladım, ilkokula gidiyordum o zaman. Babam 1912 doğumluydu, on yedi yaşında iken başlamış bu işe1929 yılında.

1980 yılına kadar biraz aşağıdaki ilk dükkânda, av tüfekleri, çakmaklar, kilitler, şemsiyeler, dikiş makinesi, lüks lambası gibi şeyleri tamir etti yıllarca.

1980 yılında rahatsızlandı, işi ben devraldım. Otuz yıldır da götürüyorum, benden sonra devam ettirecek kimse yok.

Babanız nereden gelmiş ve bu işe nasıl başlamış?

Babamın kökeni Giresun’ a kadar dayanır. Oradan göç edip Ünye’nin Meşepınar Köyü’ne yerleşmişler. On yedi yaşına kadar köyde çobanlık yapmış. Meşepınar Köyü Çimento Fabrikası’nın ilersindedir, şimdi Günpınar Köyü diye geçiyor.
O tarihlerde Ortayılmazlar Mahallesi’nde Tenekeci Yusuf adında bir komşumuz vardı, babama: “Gel Sabri bu mesleği öğren benden sonra devam edersin.” demiş… Onun yanında öğrenmiş babam mesleği. Derken kendi kendini daha da geliştirmiş. Babam 1985’te vefat etti.

Çakmakçı mı, Tüfekçi mi?
Babama Çakmakçı da, Tüfekçi de derlerdi. Sanırım en çok bu iki şeyi tamir ettiği için böyle denirdi. Kaynak yapardı, lehim yapardı, elektrik kaynağı, oksijen kaynağı çok nadir bulunan şeylerdi. Dört kardeşiz en büyüğümüz İbrahim abim rahmetli oldu, onun peşinden Metin, peşinden Kenan, peşinden ben. Rahmetli Kenan abim istemedi bu işi. Biz Metin ağabeyimle ikimiz devam ettik. Metin abim de bugün aynı işi yapar Bakırcılar Sokağı’nda.

Artık tamir işi de değişti. Eskiden dolma tüfekler vardı, bu tüfekler piyasadan kalktı. Sonra kırma tüfekler çıktı, onlar da bitmek üzere. Yerine otomatik tüfekler geldi. Onlar henüz tamir edilecek duruma gelmediler.

Çakmaklar neden bozulurdu?

O yıllarda ‘muhtar çakmağı’ denilen çakmaklar vardı. Orta halliler bu çakmakları, durumu iyi olanlar Zippo veya Ronson kullanırdı. Muhtar çakmaklarında çarkı çevirince ateş attıran ve yanıcı maddeyi yakan iki tane tırnak vardı, genelde onlar bozulurdu. Kullananlar çakmak taşının bittiğini çoğu zaman anlayamazlar, çakmaya devam eder ve o tırnağı kırarlardı. Biz de tamir ederdik. Sonra tüplüler çıkmaya başladı, Ronsonlar çıktı, Fransız yandan çakma Zippo çıktı. Bunlar kolay kolay bozulmazdı. Benzini biter, pamuğu eskirdi.

Bu iş daha ne kadar gidecek?
Bu işi götürebildiğim kadar götürmeyi düşünüyorum. Şu anda öğrenmek isteyen kimse yok. Şimdiki gençler bedavadan yaşamak istiyorlar… Dört tane çocuğumu buradan kazandığım parayla okuttum.

Eski işler kalmadı; 1 liraya, 2 liraya bir şemsiye tamir edemem, yenisi beş lira. Lüksler ise halen gece balık avında, bıldırcın avında köylerde harmanda elektrik kesildiği zaman kullanılıyor.

Lüksün ana deposuna büyüklüğüne göre gaz doldurulur, bir de ispirto çanağı vardır oraya ispirto konulur, o ispirtoyu yakarız. Ana direk denen direk ispirto vasıtasıyla kızdırılır, kızdırıldıktan sonra gaz dolu depoya üzerindeki pompa ile hava vurulur, sıkışan gazyağı kızan direğin içinden geçerken buhar haline gelir, fitile gelen buhar da ışık olarak yansır.

Dikiş makinelerinde genelde canos, mekik, bunların takılı olduğu yatak çevirme pedalı ve deveboynu arıza yapar. Bunları tamir ederiz.

Babamdan kalanlar
Buradaki şeylerin yüzde sekseni babamdan kalmadır. Örs, dönerli el previzi, mengene, çekmece. Çekmece 100 yıllık vardır, babadan kalan şu çalışma masası var, diş açma gibi aletler var. Benim için hepsi değerli şeyler, baktıkça haz duyduğum şeyler.
Mesela 25 kiloluk bu terazi çok eski bir terazi. Şu Pompalı gaz ocağı eskiden çoğu evlerde de kullanılırdı.

Hüzünlü son
Çocukluğumuzda evlerimizde kullanılan birçok eşya alet bugün artık kullanılmıyor. Onların yerlerini daha gelişmiş versiyonları aldı, her aletin bir servisi oldu ve tamire gelen eşyaların sayısı da gün be gün azaldı.

Çakmakçı Sabri Usta’nın en küçük oğlu Abdullah’dan sonra bu işi devir alacak kimse yok şu anda. “Belki en küçük oğlum gelebilir, bir gün işe veda edersem, buradaki hatıralarla dolu aletleri ve eşyaları ve birkaç tane kalmış müşterilerimi özleyeceğim.” diyor Abdullah Usta.

Abdullah Usta’nın gözleri bir an daldı, uzak geçmişteki tatlı anıları hatırladı hüzünle...


Bu Haber 2870 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI