Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Laleli Camii
19 Mart 2010 Cuma 09:46
ÜNYE TARİH ARAŞTIRMA GRUBU AHMET DERYA VARİLCİ AHMET KABAYEL
Ünye ilçe sınırları Batı’da Akçay Irmağından başlar. Akçay Irmağı üzerinde bulunan Laleli Camii, İkizce ilçesindedir. Bir sonraki akarsu Cüri Deresi’dir ve bu dere üzerinde Çaybaşı ilçesine bağlı Yeni Cuma Camisi bulunmaktadır. Her iki cami de çantı camiler olarak adlandırılan ve bir zamanlar Terme’de bol miktarda bulunan “göl evleri” modeline uymaktadır. Yarım ila bir metre yükseklikteki ahşap kazıklar üzerine oturtulan ve taş kaidelerle desteklenen Laleli Camii, çivisiz ahşap camiler içinde en eski tarihe sahip olan camilerden biridir. Kim tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemekle birlikte 500 yıllık bir cami olduğu tahmin edilmektedir. Akçay Irmağı kıyısında yüksek bir yere kurulan caminin çevresi eski bir mezarlığa aittir. Görevlisi imam Yakup Çıngıl Bey’in de özel çabalarıyla adeta mesire yeri haline getirilen cami çevresinde, eski velilerin ve şehitlerin mezarları olduğu rivayet edilmektedir. Bu gibi nedenlerle sıkça ziyaret edilen ve yazın kurak aylarında yağmur duası için toplanılan bir mekandır.

Laleli Camii Tarihi

On yıl önce yöreye yaptığımız bir gezi sırasında, Laleli Camisini ziyaret etmiş ve hakkında yöre halkından bir çok rivayet derlemiştik. 1994 Yılında Amerikan Cornell Üniversitesinden gelen heyetin başkanı Peter Ian Kuniholm’un caminin ağaç aksamlarından yaptığı yaş tayini dikkatimizi çekmişti. Cami hakkında yaptığımız kısa değerlendirme şöyleydi:

“Laleli Cami: İkizce’de Akçay Irmağı kıyısında yer alan ahşap cami, Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon seferi sırasında yörede kışlarken bu camiyi yaptırdığı rivayet edilir. Ağaç aksamında yapılan tespit, yapının 450 – 500 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır. 18. Yüzyılda Lala Mustafa Paşa tarafından İstanbul’dan gönderilen lale motifli kapısı nedeniyle, yerleşim bölgesi Laleli adıyla anılmaktadır.”[1]

1994’te ağaç halkalarından tarih tespiti yapan Kuniholm, Laleli Cami’ini 1395 yılından başlayarak 1522’ye kadar getirir.[2] 10 Ayrı numuneden hareketle 127 yıla yayılarak yapılan tarih tespitinde, seçilen kalasların daha önce başka maksatla kullanılması, yahut zaman içinde bazı kısımlarının yenilenmesi göz önünde bulundurulmuştur. Ortalama bir tespitle caminin 450-500 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu söylemek mümkündür.

Kapıdaki ve içerideki mahfilin korkuluklarındaki lale işlemeli ahşap malzemeler ise, 18. yüzyıla ait olduğu, Osmanlı’nın Lale Devri’ne denk geldiği sanılmaktadır. Camideki lale işlemelerinden dolayı daha sonra İkizce adını alan yerleşim bölgesine eskiden Laleli denmektedir.

Laleli Camii Özellikleri

Camiye ait dış yapı yer yer onarım görmüşse de, kısmen orijinalliğini korumaktadır. Ancak caminin iç donanımı neredeyse tümüyle yenilenmiştir. Duvarların büyük bir bölümü içten kaplanmış; kürsü, minber ve mihrabın bazı kısımları dışında nerdeyse tümü yenilenmiştir.

Yine de yapının ilk konumunu yansıtan orijinal aksamları ağırlıktadır. Caminin üzerine oturduğu kalın ahşap keresteler, kirişleme tarzında döşenen taban ve köşelerde “kurt boğazı” tekniğiyle birbirine geçirilen kalın duvar tahtaları yapının ilk konumunu günümüze taşımaktadır.[3] Bu haliyle dahi Laleli Camii, bölgemizde çivi kullanılmadan yapılan çantı camilerin en eski örneğini oluşturur. Tekkiraz Yaycı Köyündeki Kabadirek Camii, tarih olarak daha eski bir zamana inkisâb ettirilse bile orijinalliğini koruyamamıştır.

Laleli Cami’in diğer çantı camiler gibi, minaresi yoktur. Caminin kerestesi, yörede pelit olarak isimlendirilen meşe ağacındandır. Cami girişi ve girişin her iki yanı revaklıdır. Kadın mahfili olarak inşa edilen ikinci kat, U biçiminde revaklı korkuluklarla çevrilidir. Korkuluk kirişleri ve sütunlar lale işlemeleriyle bezenmiştir. Girişteki çift kanatlı kapının üzerinde bulunan lale motifleriyle bütünlük arz etmektedir.

Özellikle kapıdaki işlemeler sanat tarihçilerinin dikkatini çekecek düzeydedir:

“Kapı, ahşaptan ve iki kanatlı olarak düzenlenmiştir. Bugün kapı ile iki yanındaki
süslemeli alanlar verniklenmiş durumdadır. Kapı lentosunun alt hizasından iki yana doğru
uzanan süsleme kuşağında, karşılıklı ‘S’ kıvrımlarıyla geçmeli madalyon dizisi
oluşturulmuştur. Bunların sonunda birer adet sekiz yapraklı, büyük gülbezek motifine yer
verildiği görülmektedir.”[4]

Eylül 2009’da Laleli Cami’ni ziyaret eden Ordu Valisi Orhan Düzgün, caminin aslına uygun hale getirilmesi için Vakıflar Genel Müdürlüğü nezdinde girişimde bulunacaklarını ifade etmiştir. Duyarlı davranışından dolayı Sayın Ordu Valisi’ne teşekkür eder, tarih mirası diğer çantı camilerin de değerlendirilmesini dileriz.


Dipnotlar:

[1] Bkz. Gel ve Gör – Yaprak Dergisi.ÜTAG Araştırma Yazısı; Temmuz 2008
[2] Dendrokronoloji adıyla bilinen bir bilimsel yöntemle, ağaç halkalarının incelenmesi ve izlenmesi sonucu yaş tayinleri yapılmaktadır. Farklı ağaçların yıl halkalarını karşılaştırarak yapılan tespitlerde çevre tarihini ve arkeolojiyi ilgilendiren veriler elde edilmektedir. Ayrıntı için bakınız, Emel Oybak, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü, Bilim ve Teknik dergisi, Ağustos 1994 sayısı.
[3] Bu teknik, N. Demir’de “taraklama” yöntemi olarak adlandırılır. “Tahtaların köşeleri çatma başı geçme; yani taraklama usulüyle tutturulur.” Prof. Dr. Necati Demir, Ordu Yöresi Tarihinin Kaynakları IX. TTK Yay. 2006;s.252
[4] Doç. Dr. Ahmet Ali BAYHAN Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, C. 2/7, 2009


Bu Haber 5131 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI