Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Son Çantı:Ünye Çatak-Balcılı Cami
2 Nisan 2010 Cuma 09:51
ÜNYE TARİH ARAŞTIRMA GRUBU AHMET DERYA VARİLCİ - AHMET KABAYEL
Ünye ve çevresinin en yeni ahşap camisi, Çatak Merkez camii olarak inşa edilen Balcılı Cami’dir. Cami’nin yapılış tarihi 1929 olarak gösterilmektedir. Caminin önemi, benzeri ahşap camilerden yıllar, hatta bazılarından yüzyıllar sonra inşa edildiği halde aynı geleneksel yapı tarzına sahiptir. İnşa sırasında çivi kullanılmamış, çantı tarzında inşa edilmiştir. Ancak sonradan yapılan ilave ve onarımlarla Balcılı Camii de benzer ahşap camiler gibi son dönemini yaşamaktadır.

Balcılı Camii Tarihi

Cumhuriyet döneminde inşa edilen Balcılı Camii, Ünye ve çevresinin bilinen son çantı camisidir. Geleneksel ahşap işçiliğinin ve çantı tekniğinin bu yapıda kullanılması, eski el sanatlarının 20. yüzyılda da kullanıldığını göstermektedir. Camide ahşap oymacılık ve bezemelere rastlamadık, ancak geleneksel ahşap mimarinin bütün özelliklerini bu camide gördüğümüzü söyleyebiliriz.

Kim tarafından yapıldığı bilinmemekle birlikte caminin ön cephesinde yer alan alınlıkta yapılış tarihinin 1929 olduğu yazmaktadır.


Balcılı Camii özellikleri

Kare planında inşa edilen camiye kuzeydeki sahanlıktan girilir. Sonradan yapılan ilavelerle sahanlığın bir bölümü kapatılmıştır. Sahanlıktan caminin ikinci katındaki kadınlar mahfiline ulaşılır. Caminin üç cephesinde dört adet, üst kat hizasında üç adet olmak üzere yedi penceresi bulunur. Sekiz santimetre kalınlıkta tahtalar köşelerrden kurt boğazı biçiminde birbiri içine geçirilerek (çivi kullanmadan yapılan çantı tekniği tarzı) oluşturulan duvarlarda kaplama malzemesi yoktur. Bu haliyle diğer çantı camilere nazaran daha otantik görünmektedir.

Minber, kürsü ve mihrabı tamamen ahşaptan olup, zamanla onarım görmüşse de orijinaldir.

Caminin taban tahtaları, yerden yaklaşık yarım metre yükseklikteki taş kaidelere oturtulmuş kalın kalaslar üzerine döşenmiştir.. Çevredeki bazı çantı camiler gibi, Kare piramit şeklindeki tavanı kiremitlerle döşenmiştir.


Ahşap Camiler ve Geleneksel Türk Sanatı

Türklerin Anadolu’ya gelişleri, İslâm inancıyla eski yaşantıları arasında kurdukları geleneksel bağlar yüzyıllar içinde şekillenerek günümüze kadar gelmiştir. Kullandıkları ahşap yapı teknikleri ve bezemeler, folklorik açıdan önemli bir kaynaktır. Ortaasya’daki gibi soy sop ilişkileri içerisinde ve değişik kültürlerle (inançlarla) kaynaşarak ortaya çıkan bu yaşam biçimi, toplumsal kimlik göstergemizdir. Günümüze ulaşan ürünler yahut teknikler binlerce yıl öncesinin birikimlerini taşır. Bu mitolojik izler; Anadolu’da çatılan her ahşap yapıda, ahşaba işlenen nakışlarda, çizilen her motifte ve her bezemede kendini açığa vurur.

Tıpkı bir zamanlar yurt dışına ihraç edilen doğal boyama ürünlerinin yerini sentetik boyaların alması gibi, ahşabın yerini de beton almaktadır. Ahşap üzerine işlenen motifler bu tür yapılar için söylenen efsanelerle birlikte yok olup gitmektedir.

Kabadirek Evliyası ve bez bağlanan direği bazı sektelere uğrasa da şimdilik benzeri oluşumlarla birlikte zamana karşı direniyor. Yeni yapılan mekanlar yahut onarım görenler, geleneksel yapı tarzlarıyla uyuşmuyor. Dolayısıyla beton mekanlara giydirilen kutsal söylenceler yapay kalıyor, geleneksel konumlarıyla örtüşmüyor.

Cami kendi yerine taşınıyor söylencesi

Cuma Camii olarak yapılan çantı camiler genellikle yerleşim bölgelerinin kesiştiği sınırlara inşa edilir. Cuma günleri ahaliyi bir araya getirmeyi amaçlayan bu anlayış, cami yerinin saptaması sırasında tartışmalara neden olur. Sorun, yine kutsal bir söylenceye dayanarak çözümlenir. Cami malzemelerinin evliyalarca olması gereken yere taşındığı rivayet edilir.[1]


Çantı camilere ait eleştiri ve görüşler

Balcılı camii ile “Ünye ve çevresindeki çantı camiler” araştırmasını bitirmiş bulunuyoruz. Yaklaşık on yıl önce araştırmaya başladığımız konunun bazı akademik çevrelerce de ele alınması bizi daha da yüreklendirdi. Akademik boyutuna tarihsel-popüler bir boyut kazandırma, naçizane bazı katkılarda bulunma çabasına girdik. Bu tarihsel mirasın korunması ve tahrip edilmemesi adına sesimizi duyurmaya çalıştık.

Konuyu yayınlamaya başladığımız günden bu yana olumlu–olumsuz birçok eleştiri aldık. Kimi zaman “Neden camilerle ilgili yazıyorsunuz?” dendi. Sanki bazı konularda araştırma yapmak için bazı makamlardan icazet gerekiyordu.

Bazı hemşerilerimiz ise, bizi fazlasıyla onurlandırdı.

6 Mart 2010 tarihinde gazetemize yazan Y. Ziya Başbay şöyle diyor:

“Teşekkürler efendim. Hem verdiğiniz bilgilere, hem de uyarılarınıza. Vakıflar Genel Müdürlüğü son yıllarda inanılmaz restore faaliyetleri gerçekleştiriyor. Umarım burada bahsi geçen yadigar-ı ecdat da bu restore faaliyetinden istifade edebilir. Dileyelim de, konuyu ilgililerin dikkatine sunabilecek insaf sahibi yetkililer yazınızı okusun. Kör kazma zihniyeti ile el ele veren beton dökücü güruh, elde kalan birkaç küçük güzelliği de yok etmesin.”

Bugün Ordu Valiliği’nden Ünye Kaymakamlığına, Belediyemizden diğer kurum ve kuruluşlara kadar, okuyucu kitlemiz aracılığı ile ulaşabildiğimiz her yere Ünye ve çevresindeki çantı camileri duyurmaya çalışıyoruz. Durumdan haberdar olanlara konuyu yeniden hatırlatıyoruz.

Ki, elde kalan birkaç küçük güzellik de yok olmasın!


Dipnotlar:

[1] Bkz. Prof. Dr. Necati Demir, Ordu Yöresi Tarihinin Kaynakları IX. TTK Yay. 2006, s. 251

[2] Ünye Belediyesi’nin terk edilen Kargılı Ahşap Cami’nin orijinalitesi bozulmadan şehir merkezine taşınmasına ve restore edilmesine sıcak bakması, Ordu Valiliği nezdinde Müze Müdürlüğünün çevredeki çantı camilerinin korunma emirlerinin kontrolü ve takibi, Sayın Ordu Valisi Orhan Düzgün’ün Laleli Cami’yi ziyareti ve restoresi için harekete geçmiş olması, araştırmamızın anlamı ve önemi açısından değerlendirilmelidir.


Bu Haber 5062 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI