Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Restorasyon 1
23 Nisan 2010 Cuma 21:43
ÜNYE TARİH ARAŞTIRMA GRUBU AHMET KABAYEL-AHMET DERYA VARİLCİ
Ünye’de restorasyon konusu oldukça sık değindiğimiz konular arasındadır. Yapılan restorasyonların teşvik edilmesi ve tarihi eserlerin koruma altına alınması önerilerimiz arasındadır. Ancak iyi niyetle yapılmış olsalar bile, bu konuda eksik ve yanlış uygulamalar bulunmaktadır. Tahrip edilen tarihsel dokunun önemli bir kısmı, adına “restorasyon” denen ama restorasyon çalışmalarıyla ilgisi olmayan faaliyetlere kurban edilmektedir. Bu yanlış uygulamalar nedeniyle elimizde kalan son tarihsel miras yitip gitmektedir.

Restorasyon nedir?

Restorasyon, bir sanat yapıtını ya da insanlık tarihine tanıklık eden herhangi bir nesneyi korumayı amaçlar. Zamanla veya başka bir nedenle zarar gören, bozulan kısımlarının onarılmasını ve ıslah edilmesini sağlar. Gereğinde onu ilk durumuna getirmeye çalışır. Orijinal konumunu gözetirken, yapıtın sanat değerine ve eski şekline zarar vermez. Yapıtı sağlamlaştırır ve aynı zamanda yıpranma sürecini durdurmaya çalışır.

İşte restorasyonda amaç budur. Niteliksiz bir tamir işi, yıkıp yeniden inşa etmek restorasyon değildir. Yeniden inşa’nın belirleyici niteliği, eski yapıları günümüzde uygulanan sıradan inşaat teknikleriyle yapılıyor olmasıdır. Oysa restorasyonda asıl olan, aslını bozmadan onarmaktır. Bu haliyle özel bir bilgi beceri işidir. Mimarlık faaliyetlerinden daha farklı bir alana, farklı bir sanata karşılık gelir. Bir restorasyoncunun deyişiyle restorasyon; “sanatsal bir onarım” yahut onarım sanatıdır.[1] Sanatçı restorasyon yaparken, kişisel yeteneklerini yapıtın orijinal haline kavuşması için kullanır. Tamirden ayrı olarak, sanatsal bir değeri burada ortaya çıkar.

Restorasyon tarihi

Tarihi eserlerle ilişkilendirilen restorasyonun da tarihi vardır. Fransızca restauration sözcüğünden gelen restorasyonun Türkçe karşılığı yenilenme’dir. Eski bir yapıda yıkılmış, bozulmuş olan bölümleri aslına uygun bir biçimde onarma, yenileme anlamına gelir. Batı’da ortaya çıkış biçimi, krallığı son bulmuş bir hanedanın tekrardan tahta çıkmasıyla olmuştur. Fransa’da Bourbon’ların tekrar tahta çıkması için kullanılmış bir tabirdir. Zamanla bu deyim mimaride, resim ve heykelde ortaya çıkan tahribatların giderilmesi için kullanıldı. Örneğin, her ne kadar yağma ve talan ile anılsa da Roma İmparatorluğu, yüzyıllar öncesinin Helenistik yapıtlarını restore etme, tekrardan canlandırma ihtiyacı duymuş, bu sayede eski Grek sanatına alternatif bir Roma sanatı hayat bulmuştur. Avrupa’da Rönesans döneminde yeniden eski yapıtların değeri ve özgünlüğü üzerine sayısız çalışmalar yapılmıştır.

Günümüzde tarih biliminin gelişmesi ve arkeolojiye verilen önemle birlikte restorasyonlar da önem kazanır. Böylelikle tarihi eser ve dokuların özgün biçimleriyle korunması sağlanarak, gelecek kuşaklara aktarılır. Tarihsel belge niteliğinde olan ve tarihe tanıklık eden eserler bu şekilde onarılarak korunması sağlanır. İşte burada restorasyonun ve restoratörlerin önemi ortaya çıkar. Günümüzün son teknik imkanlarını kullanan profesyonel kadrolar; sanatçı kimliğiyle restorasyon faaliyeti içerisinde yer alırlar.

Restorasyonun önemi

Mimari bir kavrammış gibi görünen restorasyonu; rölöve, restitüsyon ve konservasyonla birlikte ele almak gerekir. Sadece mimariyi düşünerek değil; etik, estetik, etnik, ulusal ve uluslararası kültür, sanat, örf ve adetler açısından değerlendirilmelidir. Aslına uygun bir yaratı; doğru kaynağa yönelerek, aslına uygun malzemeleri kullanmakla mümkündür.

Restitüsyon, yapının ilk tasarımlarına göre eklentilerinin, kısmen yıkılmış ya da yok olmuş öğelerinin, sonradan değişikliğe uğramış kısımlarının her birini tarihlerine göre belgeleme çalışmasıdır. Yeniden tasarımlama anlamına gelir.

Rölöve (fr. relevé), ölçüleme, bir yapının bütün bölümlerinin boyutlarını ölçüp, bir oran içinde o yapının planını, kesitini çıkarma işlemidir.

Rölöve mevcut halini yansıtmakla birlikte, restitüsyon ilk halini yansıtır.

Konservasyon ise, söz konusu yapıtın öz niteliklerine bağlı kalarak en etkili koruma yöntem ve malzemelerin tespitini, uygun yöntemler kullanılarak stabil halde getirilmesini sağlar.

Restorasyon, bütün bu değerlerin ve bu değerlerin sonucu oluşan yapı, obje, sanat eseri, bunlarla ilişkili bilgi ve belge, ne varsa hepsinin korunmasıdır.

Ünye’de restorasyon uygulamaları

Yüzey temizliği ve tahrip olan aksamların yenilenmesi bağlamında Ünye’de restorasyon anlamında ilk aklımıza gelen Döner Çeşme Meydanına bakan Sofra Restaurant’ın bulunduğu binadır. Orijinalliğine zarar verilmeden, uygun teknikle çalışılmıştır.

İkinci sırada Saray Camii restorasyonu gelmektedir. Yenileme sırasında bazı aksamlar tarihsel dokuyla örtüşmemektedir. Örneğin taban ve tavanda “ahşap eskitme” yöntemine başvurulmamıştır.

Üçüncü sırada İnönü İlköğretim Okulu karşısındaki Yürürler Konağı gelmektedir. Aslına sadık kalınmaya çalışılmışsa da, uygun malzeme kullanılmadığından eski görünümünden uzaklaşmıştır.

Eski Hamamın onarımı, Ünye Kalesi restorasyonu ve sahiplerince onarım gören bazı eski evlerin restorasyonu gibi yanlış uygulamalar yanında şehir surlarının sahipsizliği ayrıca değineceğimiz bir konudur.

Ünye’de uygulanan yaygın restore işlemi, yapının büyük bir bölümünün yıkılarak neredeyse sıfırdan inşa edilmesidir. Daha pratik ve kolay olduğu için tercih edilen bu yöntem restorasyondan çok restrüktür (yeniden yapılandırma) işlemine yakındır. Rölövelerdeki yapısal uygunluk, biçimsel benzetme dışında aslına ilişkin bir kaygı taşımamaktadır.

Bu uygulamalarda restorasyonla ilgili öznel bir çalışma olmadığı gibi, özel bilgi ve yetenek de gerekmemektedir. Zaten bu tür yapıların niteliği çoğunlukla sahipleri tarafından anlaşılamamıştır.

“Korunacak değerde olması gereken güzellik hakkında bilinçli bir toplumsal beğeni olmadığında, bu konuda alınacak kararın, toplum adına, sanat tarihçileri ve estetik uzmanlarının görüşleri ile yönlendirilmesi söz konusudur. Örneğin Türkiye'de halk genellikle eski bir evi korunmaya değer görmemekte ve güzelliği konusunda her zaman tescil İşlemini yapanlarla aynı kanıya sahip olmamaktadır.
Harap bir yapının İlk tasarımındaki güzelliğini görmek ve onu kendi dönemi içinde değerlendirebilmek yetkisi bu konuda birikim sahibi olan arkeolog ve sanat ve mimarlık tarihçilerine aittir.”[2]
Haftaya: Ünye’de Restorasyon Çalışmaları







Dipnotlar:

[1] Celal Esad Arseven restorasyonu “sanatça tamir” olarak tanımlar.
[2] Zeynep Ahunbay - Tarihi Çevre Koruma ve Restorasyon s.31


Bu Haber 4016 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI