Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Sayanora Mayumi 3
12 Nisan 2010 Pazartesi 11:03
ARAŞTIRMACI GAZETECİ YAŞAR KARADUMAN
Ertugrul Fırkateyni Faciası (3)

Çavusların Ahmet sag olarak Ünye’ye dönüyor

“Ertuğrulu coşkulu bir kalabalık uğurlar. Bayraklarla donatılmış geminin güvertesinde askerler toplanmıştır. Yelkenleri açılmamış gemi, çarkını işleterek yürümeye başladı. Geminin Sarayburnu'ndan kıvrılarak gözden kaybolmasıyla bu sevinç yerini, hüzne ve hıçkırıklara bıraktı”.

Yeni okuyanlar için özet:
Aptülhamit 1887 yılında, Japon İmparatorunun yeğeninin kendisini ziyaretine karşılık 1890 yılında Japonya’ya bir savaş gemisi ile iade-i ziyaret yapılmasını ister. Bu görev için, 30 yıllık, sadece iç denizlerde yüzebilecek, hem kömür hem de yelken donanımı olan ERTUĞRUL Fırkateyni seçilir. Ancak gemi okyanuslara dayanmayacak kadar bakımsızdır.
Ertuğrul Firkateyni, 3 aylık Japonya ziyaretini tamamlayıp 16 Eylül 1890da Yokohama Limanından uyarıya rağmen yola çıkan gemi Oshima adası açıklarında Kushimo köyü kayalıklarında tayfuna yakalanarak parçalanıp sulara gömüldü, beşyüz denizci hayatını kaybetti yalnız 69 kişi sağ olarak kurtuldu.
Bu faciada hayatını kaybeden sekiz de Ünyeli vardı. Bunların isimlerini geçen hafta verdik tekrar veriyoruz..
Bu faciadan Kuşçulu köyünden Çavuşların Ahmet sağ olarak kurtuldu ve köyüne döndü.. Ahmet aynı köyden Kocamanoğlu İsmail ile birlikte askere gitmişler ve aynı gemiye düşmüşlerdi.

Ertuğrul Fırkateyni'nde şehit olan Ünyelilerin isimleri şöyledir:
Dedeoğullarından Mustafa Oğlu Hasan (Bando-Mızıka), Abazaoğullarından Ali Oğlu Emin, Müftüoğularından Ali Oğlu Hüseyin, Kerimoğullarından Sadık Oğlu İsak, Kocamanoğullarından Mustafa oğlu İsmail, Balcıimamoğullarından Raşid oğlu Mehmet. Uzunvelioğollarından Veli Oğlu Mehmet, Atikoğullarından Yusuf Oğlu Mehmet, Aşçıoğullarından Mehmet Oğlu Mustafa...
Geri dönen Çavuşların Ahmet, arkadaşı İsmail’in geride kalan oğlu Mehmet’e ve ailesine sahip çıktı..

Ertuğrul Fırkateyni yola çıkıyor.
Gezi için Ertuğrul'un seçilmesi bir mesele olmuştu. Çünkü Başçarkçısı Albay Hardy geminin makina ve kazanının bu uzun geziyi sona erdirecek durumda olmadığına dair bir rapor vermiş, zamanın Bahriye Nazırı Müşir Bozcaadalı Hasan Hüsnü Paşa ise, bu uyarıya kendisini görevden alıp Adalara işleyen yandan çarklı bir vapura Çarkçıbaşı atamakla cevap vermişti. Geminin bütün subayları ve personeli özel bir dikkatle seçilmiş, 27 Haziran 1888'de Bahriye Mektebi'nden mezun 1889 mezunu verilmişti. Böylece geminin mevcudu 56'sı subay 607 kişiyi buluyordu.
Gemi, 14 Temmuz 1889 Pazar günü törenle İstanbul'dan yola çıktı. Ertuğrul İstanbul’dan hareketinden sonra önce Kınalıada’ya doğru bir rotada seyretti. Selimiye Kışlası’nın iki kulesiyle Çamlıca Tepesi görüldüğü zaman, geminin rotası batı olurdu. Bu istikamet gemileri Yeşilköy açıklarındaki sığlıklardan uzak geçirdiği gibi, Çanakkale’ye ulaşan en kısa yol da olurdu.
Padişah III. Selim yeni kurduğu Nizamı Cedid ordusu için Selimiye Kışlası’nı yaptırırken, kulelerinin Türk gemicilerine rehber olması da düşünülmüş, kışla planları bu maksadı temin edecek şekilde yapılmıştı. Gemi genel batı rotasına dönüp Yeşilköy açıklarından geçerken mürettebat seyir nöbet yerlerini tamamen almıştı. Süvarisi Yarbay Ali Bey ve muavini Yarbay Cemil Bey bütün seyir müddetince gemiyi sevk ve idare edeceklerdi.

Martı seslerinden rüzgar tahmini
Ertuğrul’un seyri, uygun rüzgâr varsa yelkenle, hafif ise hem makine hem de yelkenle, karşı rüzgârlarda ve sakin havalarda ise makineyle yapılıyordu. Makineyle seyirler çok az personel gerektirmesine rağmen, yelkenle seyirlerde toplam bir vardiyada 200’e yakın personel nöbet tutuyordu. Ertuğrul’un yelkenleri Türk mühendisleri tarafından dikkatle hesaplanmış ve çok iyi biçilmişti. Rüzgâr ne kadar hafif olursa olsun bir tarafı pot yaparak yapraklanmıyordu.
Ertuğrul rüzgarını bulursa yelkenle sekiz mil sürat yapabilmekteydi. Ama bütün zorluklarına rağmen yelkenle seyirl personelin neşesini arttırmaktaydı.
Rüzgâr azaldığı zamanlarda borda kaptanları, başlarını havaya kaldırarak bulutlardan, güneşin doğuşu ve batışındaki alacakaranlıklarda ufkun aldığı renklerden, ayın çevresindeki halelerden ve de martıların seslerinden hava tahminleri yapmaya çalışırlardı. Rüzgâr azalmış ise, işaret parmağı ağza sokularak ıslatılır, bu parmak havaya kaldırılarak soğukluk hissedilen taraftan rüzgârın estiğine karar verilerek yelkenler ayarlanırdı.

Ertuğrul Süveyş kanalında
Rüzgar güneybatıdan estiği için yelkenler sarılmış, makina ile yol alınıyordu. Gemi Gelibolu önlerine vardığında 500 yıllık bir geleneğe uyarak Rumeli'ne ilk geçen komutan Süleyman Paşa top atışıyla selamlandı ve gemi İmamı bir Fatiha okudu. Gemi İstanbul- Port Said arasını 10 günde almıştı. Ertuğrul 26 Temmuz 1889'da kılavuz alarak 10:30'da Süveyş Kanalı'na girdi. Gemi Mürret-ül Kübra gölünde seyrederken 27 Temmuz günü kuma oturdu. Tüm gece Potr Said'den alınan kömür geminin su çekimini azaltmak için Kanal İdaresi'nin dubalarına boşaltıldı ve romorkörlerin çabasıyla alacakaranlıkta tekrar yüzdürüldü. 28 Temmuz'da rüzgar ve akıntının etkisiyle kıçı sahile vurdu. Süveyş'ten 23 Eylül'de Kızıldeniz'e çıkıp, Cidde'ye doğru yol aldı, kömür miktarıyla 1400 millik Kızıldeniz'in aşılması mümkün değildi, kömür ile ancak 900 mil yol yapılabiliyordu. Kızıldeniz'in doğu sahilleri Osmanlı toprağıydı ve Cidde ve Kameron'da birer askeri liman, Konfide'de bir üs ve Hüdeyde'de bir komodorluk vardı.
Geminin Kızıldeniz'e girmesiyle etrafı köpekbalıklarıyla doldu. Komutan Osman Bey dikkatli olmalarını, eğer gemiden düşecek olurlarsa köpekbalıklarına yem olacaklarını hatırlattı. Ertuğrul Kızıldenizi gerektiğinde yelken ve gerektiğinde makina ile 26 günde geçti..
Devam edecek..

Kaza ile ilgili anekdotlar

Not: Gemide şehit olan sekiz kişiden bir tanesinin geride bıraktıkları torunlarını bulduk.. Geri dönen Çavuşların Ahmet ile diğer yedi şehitin bugün hayatta olan torunları ve yakınlarını bilen, duyan ve bu konuda bilgisi olanların bizi aramalarını rica ederim..

Ertuğrul’un Gözyaşları
Rivayete göre, ne zaman bir Türk bu Fırkateynin battığı yere gitse yağmur yağmaya başlarmış Japonlar buna Ertuğrulun Gözyaşları derlermiş
O gece sahile yaralı olarak ulaşabilenlerin sayısı 69 kişiydi.
Kaza İstanbul'a telgrafla bildirildiğinde halk mateme boğulmuştu.
Ölenlerin çocuklarına devlet, daha sonra, birer altın nişan verdi ve onlar da bu nişanı misafirlerine göstererek dedelerinin hüzünlü hatırasını nesilden nesile anlatıp durdular.
Kazadan sonraki kayalıklardan 150 kadar ceset toplanabildi ve tamamı, fenerin yakınına defnedildi.
Sultan Abdülhamid, Ertuğrul'un hatırasına İstanbul Yıldız yokuşunda camii yaptırdı ve Ertuğrul adı verildi.

Araştırmacı yazar: Osman Öndeş-Refaeran Gazetesi
Sayanora Mayumi: Erdal Güven
Harun Tokak : Yeni şafak
Osmanlı Araştırmaları Vakfı
Çetinkaya Apatay, Ertuğrul Fırkateyni’nin Öyküsü.


Bu Haber 3318 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI