Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Sayanora Mayumi (6)
3 Mayıs 2010 Pazartesi 11:40
Araştırmacı Yazar Yaşar Karaduman
İsmet İnönü: “Hey gidi Ünyeli Koca Mehmet
Çavuş Hey gidi Kocaman Mehmet dedi”

Geçen sayıdan kısa özet:
Aptülhamit 1887 yılında, Japon İmparatorunun yeğeninin kendisini ziyaretine karşılık 1890 yılında Japonya’ya bir savaş gemisi ile iade-i ziyaret yapılmasını ister. Bu iş için ERTUĞRUL Fırkateyni seçilir, ancak gemi okyanuslara dayanamayacak kadar bakımsızdır. Ertuğrul, 3 aylık Japonya ziyaretini tamamlayıp 16 Eylül 1890da Yokohama Limanından yola çıkar ve Oşima’nın Kuşimoto açıklarında fırtınalı bir gecede kayalara çarparak batar. Bu olayda 587 denizci boğularak şehit olmuştur. Bu olay Türk denizcilik tarihine “Ertuğrul Faciası” olarak geçmiş ve 69 kişi sağ olarak kurtulmuştur.
Boğularak şehit olanlar arasında sekiz de Ünyeli vardı.
Bir Ünyeli de sağ olarak kurtulmuş ve köyüne geri dönmüştü.

Geçen hafta Ertuğrul Fırkateyni’ni Japonya yolculuğunda Singapur’da tamirde bırakıp 1890 yılına Ünye’ye Kuşçulu köyüne geri dönmüş ve kazada boğularak şehit olan İsmail ile kazadan kurtulan Ahmet’i askere uğurlamıştık. Ahmet ve İsmail bir tesadüf sonucu aynı gemiye düşmüşlerdi, İsmail karısı Pembe ve üç yaşındaki Mehmet’i akrabalarına emanet ederek yola çıktı..Gemide yedi Ünyeli daha vardı.. Gemi Sultanın hediyelerini Japonya İmparatoruna götürmek için seçilince kendilerini birdenbire Japonya yolunda buldular.
Geçen sayıda yine İsmail ve Ahmet!in köydeki torunları ile görüştük, Çavuşların Ahmet’in mezarını ve İsmail’in yetim bıraktığı oğlu Mehmet’in mezarını ziyaret ettik. Gazi Ahmet ile Şehit İsmail’e ait çok fazla anı kalmamıştı. Uzun yıllar içinde unutulmuşlardı. Bazı bilgileri ilk defa benden öğrendiler. Ancak Kocamanoğlu İsmail’in torun torunu Ahmet Kocaman “Ben bir şeyler olduğunu biliyordum, sizin yazınızı okuyunca bağlantıyı kurdum demiştir.
Kocamanoğlu İsmail’in yetim bıraktığı Mehmet on yıl o cepheden bu cepheye koşmuş, en son Sakarya Savaşında İsmet İnönü’nün çok yakınında bulunmuştur. İsmet İnönü bir seçim gezisi sırasında Ünye’den geçerken İnönüy’ü görmeye gitmiş İnönü onu tanımış “ Mehmet Çavuş yiğit Mehmet Çavuş kahraman Mehmet Çavuş diye” onu kucaklamış iltifat etmiştir.
Tün bunlardan sonra biz tekrar Ertuğrul Fırkateynini tamirda bıraktığımız Singapura feri dönelim

Saygon-Honkong
Ertuğrul, kazanlarındaki tamir bittikten sonra 22 Mart 1890'da Singapur'dan ayrılarak, 29 Mart 1890 günü Saygon’a vardı. 10 gün Saygon'da kalan Ertuğrul 3 Nisan 1890 günü Hong Kong'a doğru yola çıktı.
Öğleden sonra Serdümen gemi dümeninin tutmadığını bildirdi. Gemi bir tayfunun merkezine doğru sürükleniyordu. Barometre düşmüştü. Saygon'a dönülmeye karar verildi. Tüm tamir, ikmal işleri tamamlandıktan sonra 20 Nisan 1890 günü ikinci kez Saygon'dan Hong Kong'a doğru yola çıkıldı.
Ertuğrul Hong Kong'a 26 Nisan 1890 akşamı, soğuk bir havada girdi.
Fare Belası
Ertuğrul’un bir de fare belası başına musallat oldu. Kedilerle sorun çözülemedi, bunun üzerine gemide un ve alçı karışımı bir fare yemi olarak kullanıldı. Yanına da ufak bir kap su konuldu, unlu alçıyı yiyen fareyi hararet basıyor, suyu içince de alçı midesinde donup, hayvanı hazımsızlıktan öldürüyordu.
Ancak fareler bu tuzağı çabuk öğrendiler. Bu sorunu Çinlilerden değişik bir yok etme yöntemi öğrendiler. Çinliler beş on adet güçlü fare yakalıyorlar, bunları bir tel kafeste hapsedip sadece su veriyorlardı. Açlığa dayanamayan fareler birbirlerini yemeye başlıyorlar ve on gün sonra sadece yamyamlığa alışmış iki üç fare hayatta kalıyordu. Bu yamyam fareler kafesten salınıyor hemcinslerini yiyorlar, kaçabilenler denize atlıyordu. Bu yöntemle fare sayısında çok büyük bir azalma sağlandı.

Yolculuktan Notlar:
Ertuğrul rüzgarını bulursa yelkenle sekiz mil sürat yapabilmekteydi. Yelkenle seyirler personelin neşesini arttırmaktaydı. Rüzgâr azaldığı zamanlarda borda kaptanları, başlarını havaya kaldırarak bulutlardan, gökyüzünün manzarasından, güneşin doğuşu ve batışındaki alacakaranlıklarda ufkun aldığı renklerden, ayın çevresindeki halelerden ve de martıların seslerinden hava tahminleri yapmaya çalışırlardı.

Gemide Namaz ve Kıble
İmam Hafız Ali Efendi her gün sabah namazından bir saat evvel kalkar, hazırlıklarını yapardı. Personel arasından seçtiği güzel sesli bir eri, pruva çanaklığına çıkartarak bir sabah ezanı okuttururdu. Sabah namazı hava güzel ise güvertede, değilse top ambarında kılınırdı. Hafız Ali Efendi köprü üstüne çıkarak seyir subayından “Kıble” istikametini öğrenirdi. Yaklaşık yirmi dakika sürecek olan namaz süresince seyredilen rotanın aynı kalmasını da ayrıca rica ederdi.
Gemide Kıble yönünün tayini gerçekten önemli bir konuydu. Marmara ve Akdeniz’de Kıble takriben güneydoğu yönündeydi. Ama Cidde’ye varıldığında; tam doğu istikametinde, Aden’e varıldığında kuzey istikametinde, Çin Denizine varıldığında da batı istikametinde kalacaktı. İşte bu ince Kıble hesapları, seyir subayı tarafından küresel üçgenlerin çözümü yöntemiyle yaptırılıyordu. Ertuğrul’un seyrettiği rotaya göre, Kıblenin yönü değişiyordu. Kıble yönünün tayini açısından bile seyir halinde bulunan bir gemide namaz kılmak ayrı bir sorundu. Müslüman gemilerinde diğer dinlere mensup ülkelerin gemilerinde olduğu gibi, sabit mihraplar, yapmak mümkün değildi. Geminin seyri esnasında coğrafî konum devamlı olarak değiştiğinden namaz vakitlerinin de her yer için ayrı hesaplanması gerekiyordu.
Gemide Doktor ve Hastalıklar
Gemi doktoru ve eczacısının görevleri hiç de öyle imrenilecek görevler değildi. Ertuğrul Okul Gemisi, hem buhar makineli hem de yelkenli bir gemiydi. Yelkenli gemi olmasının gerektirdiği hizmetler vardı. Yelkenleri geren iplere ellerini kaptıranlar, halatları çekerken avuçlarındaki derileri soyulanlar, gemide görev yerlerine koşarken, direklere tırmanırken dizlerini sağa sola çarparak sakatlayanlar hiç de az değildi. İşte geminin ve personelinin içinde yaşadığı bu durumda, gemideki doktor vizitesi sabahın saat sekizinde çalınan “Doktor Borusu” ile başlar, hasta ve yaralı erler gemi revirinin önünde toplanırlardı. Herkes şikâyetini gemi doktoru Albay Hüsnü Bey’e anlatır ve muayene edilirdi.
Revire bitişik olan gemi eczanesinde de eczacı Sol Kolağası Yasef Efendi yanık ve sıyrıklar için beyazlı, sarılı merhemler, diğer hastalara da sinameki, zencefil, tarçın, kakule, penciçini gibi doğal maddelerden, o döneme has ilaçlar yapardı. Hastaların kullandığı ilaçların, büyük kısmı işte bu yapma ilaçlardı.
Unutulmasın ki, o tarihlerden yaklaşık 300 yıl evvel Galile mikroskobu icat etmişti ama, bu alet o günlerde hala pirenin yumurtadan nasıl çıktığını kanıtlamaktan başka bir işe yaramamıştı.Fransız Pastör de aşı ve mikrop teorilerini ortaya atalı ve bunlar üzerinde deneyimlere başlayalı henüz yedi yıl kadar olmuştu. Bu nedenle hastaların tedavilerinde kullanılan usuller, hala Sultan Süleyman zamanından kalma usullerdi ve
bu usullere uygun olarak kullanılan ilaçlar da bazı bitkilerden, baharatlardan yararlanılarak yapılan ilaçlardı. Ruhsal hastalıkların tedavisinde ise, Nefesi kuvvetli Hafız Efendi’nin duaları, muskaları gibi metafizik usuller kullanılıyordu.

Fare hikayeleri, kıble ve namaz vakitleri de gemideki hastaların tedavi usulleri, geçirilen uzun yorucu ve maceralı bir yolculuktan sonra Ertuğrul Fırkateyni 5 Mayıs 1890 günü Hong Kong'tan Nagasaki'ye doğru yola çıktı. Formoza (Tayvan) geçildikten sonra hava değişti. Biraz daha yola devam edildiyse de durum daha da kötü hale geldi, geri dönüldü. Hava düzeldikten sonra yola tekrar çıkıldı ve bayramın üçüncü günü Nagasaki'ye girildi. Dört gün burada kaldıktan sonra, beşinci gün Japon İç Denizi yoluyla Kobe limanına girildi. Yokohama'ya 350 mil kalmıştı. Burada bir hafta boyunca gemi temizlendi.
Nihayet İstanbul’dan çıkıldıktan sonra dönüşte başına gelecek felaketten ve faciadan habersiz 11 ay sonra Japonya’ya varıldı ve Haziran 1890 tarihinde saat Yokohama limanına demir atıldı.
Gelecek hafta Dönüş ve Facia


Kaynaklar:
Osmanlı Araştırmaları Vakfı
AmiralÇetinkaya Apatay, Ertuğrul Fırkateyni
Hoşça kal Mayumi: Erdal Güven
Harun Tokak : Yeni şafak
Araştırmacı yazar: Osman Öndeş-Refaeran Gazetesi
Ertuğrul Fırkateyni’nde şehit olan Kocamanoğlu İsmailin torunu Nuri Kocaman
Batan gemiden sağ kurtularak köyüne dönen Çavuşların Ahmet’in torunu Muhtar Mehmet Sezginer


Bu Haber 2946 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI