Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Sayanora Mayumi(7)
9 Mayıs 2010 Pazar 19:08
Araştırmacı Yazar Yaşar Karaduman
Bu faciada şehitlerin hepsi evlatlarımızdır
Ünye’den de birilerinin olması acıydı

Kısa özet:
Aptülhamit 1887 yılında, Japon İmparatorunun yeğeninin kendisini ziyaretine karşılık 1890 yılında Japonya’ya bir savaş gemisi ile iade-i ziyaret yapılmasını ister. Bu iş için ERTUĞRUL Fırkateyni seçilir, ancak gemi okyanuslara dayanamayacak kadar bakımsızdır. Ertuğrul zor bela gittiği 3 aylık Japonya ziyaretini tamamlayıp 16 Eylül 1890da Yokohama Limanından yola çıkar ve Oşima’nın Kuşimoto açıklarında fırtınalı bir gecede kayalara çarparak batar. Bu olayda 587 denizci boğularak şehit olmuştur. Bu olay Türk denizcilik tarihine “Ertuğrul Faciası” olarak geçmiş ve 69 kişi sağ olarak kurtulmuştur.

Değerli okuyucular, iki yıl önce yazmaya başladığım bu araştırmanın Ünye’yi ilgilendiren bölümünü altı haftadır yazıyorum, anıyorum üç hafta daha devam edecek.
Çok karışık ve uzun bir hikaye olan “Ertuğrul Fırkateyni Faciası” nı neden araştırdım ve yazdım, Ünye’yi neden ilgilendiriyor?
Bu Faciada boğularak şehit olan 587 denizcinin arasında sekiz de Ünyeli vardı. Biri sağ kurtularak geri dönmüştü.. Biz şehit olanlardan birinin ve geri dönenin torunlarını bulduk, mezarını bulduk. Geriye altı kişi daha kaldı. Bunların isimlerini birkaç defa yazdım, ileride bir bölümde tekrar yazacağım.. Bu bölümde Japonya’dan dönüş yolunda hiç beklenilmeyen bir
Faciayı anlatmaya çalışacağız..


Bir Önceki sayıdan
Bir önceki sayıda, gemideki fare hikayeleri, kıble ve namaz vakitleri, hastaların tedavi usulleri, fırtına, yokluk ve parasızlık, arıza, tamiratla geçirilen uzun yorucu ve maceralı bir yolculuktan sonra Ertuğrul Fırkateyni dönüşte başına gelecek felaketten ve faciadan habersiz İstanbul’dan çıkıldıktan onbir ay sonra Japonya’ya vaıdı ve 7 Haziran 1890 tarihinde Yokohama limanına demir attı.

Kaynak
Ertuğrul’la ilgili olarak bugüne kadar gelmiş en değerli kaynak, Ertuğrul’un seyri boyunca, haberleri Osmanlı basınına ve kamuoyuna duyuran Ceride-i Havadis ve Binbaşı Süleyman Nutki Bey’in 1911 yılında yazdığı “Ertuğrul Faciası” isimli eseridir.
Ertuğrul’un Yokohama’dan, anavatanına doğru, kalkış tarihi olan 15 Eylül 1890 pazartesi günü öğleden itibaren, kazanın meydana geldiği perşembe gününe kadar geçen 87 saat, bu eski teknenin denizdeki can çekişme süresidir. Bu 87 saatin nasıl geçtiği bilinmemektedir. Fakat kurtulabilenlerin arasında bulunan gemi imamı Ali Efendi’nin ve kurtulanlardan bazılarının anlattıklarından yaptığımız derlemeyi buraya aktarıyoruz:

Gemide Kolera
Yokohama’da birkaç gün için subaylar ve mürettebat gezmek için kente çıkarılmıştı. Ancak birden gemide kolera hastalığı baş gösterdi, Hastalık savuşturulduktan sonra Eylül’ün on beşinci günü öğle saatlerinde buradan İstanbul’a hareket edildi. Hava gayet güzeldi. Salı günü öğleüstü ters bir rüzgâr esmeye başlamış ve akşama doğru da şiddetlenmişti.
Ancak bu sırada Kolera mikrobu alan 22 yaşında Abdullah isimli bir denizci yeniden rahatsızlanmış ve 18 Temmuz akşamı vefat etmişti. Gemiye gelen yetkililer Japon prosedürü gereği cesedi yakmaları ve kalıntılarını gömmeleri gerektiğini bildirmişler, ancak Osmanlı subayları cesedin Müslüman olmayan topraklara gömülmesinin inanışları açısından uygun olmadığını belirtmişlerdir. Cesedin denize atılması Tokyo Körfezi dışında olmak kaydıyla kabul edilmiş ve uygulanmıştır. Ancak yerel balıkçılar koleradan ölmüş biz cesedin denize atılmasını problem yaptılar ve olay büyümeye başladı, öyle ki bölgedeki balık fiyatları düştü. Bu sırada gemi karantinaya alınmış ve Nagaura'ya götürülmüştür. Bu salgın sırasında biri subay 12 denizcimiz vefat etmiştir.

Fırtına başlıyor
Salgın atlatıldıktan sonra 15 Eylül 1890 Pazartesi günü gemi Yokohama'dan ayrılmıştır. Bundan sonraki 87 saatlik zaman dilimi ancak Gemi İmamı Ali Efendinin ifadeleriyle açıklığa kavuşabilmektedir.
Yokohama'dan ayrıldıklarının ertesi günü ters bir rüzgar esmeye başlamış ve akşama doğru şiddetini arttırmıştır. Önce yan yelkenler açılarak geminin yalpası önlenmişse de ana direk çökmüş, dayanıksız gemiyi korkunç bir şekilde sarsmaya başlamıştır. Bu sırada omurgalardan bir kaçı kırılmış, kömürlüklere su girmeye başlamıştır
Sığınılacak tek yer olan Hyago limanına varma çabası içinde Tayfun şiddetini arttırmış, yükselmesi durdurulamayan su 18 Eylül Perşembe akşamı ocakları söndürmüş ve gemi tamamen kontrolsüz kalmıştır. Gemi bu sırada battığı yer olan Oshima adasının Kashinozaki Burnu civarına gelmişti. Burası dik yarlarla dolu ve su altı kayalıkları bulunan bir bölgeydi. Güneş battıktan hemen sonra Tayfun Ertuğrul'u bu kayalıklara sürüklemiş ve gemi saat 21:00 sıralarında korkunç seslerle dağılmıştır.
Japon Makamları faciadan sonra kurtulanlar için olağanüstü bir ilgi göstermiş, kurtulanların maddi ve manevi acılarını dindirmek için her türlü gayreti göstermiştir. Kongo ve Hiyei kruvazörleri kurtulsnları ve şehitlerin olay yerinden toplanabilen eşyalarını bu gemilerle İstanbul'a göndermişlerdir. Gemiler 25 Aralık 1890 tarihinde İstanbul'a gelmişlerdir.

Bir başka belgeye göre kaza
Biçare Ertuğrul bu kudurmuş denizde sanki inleyerek, sürünerek yoluna devama uğraşı yordu. Bir felaketin yaklaştığı ve bu teknenin bu derece büyük dalgalara dayanamayacağı anlaşılıyordu. Tam bu sırada geminin ana direğinin dibinde nöbette bulunan bir teğmenin, korkunç feryadı duyuldu.
Osman Paşa, gemi kaptanı, köprü üstündeydiler. Fırtınaya karşı gereken tedbirleri alabilmek için durumu tetkik ediyorlardı.
Ana direğinin dibine geldiler. Şimdi Ertuğrul yalpa ettikçe 40 metre yüksekliğinde ve bir metre çapındaki bu koca direk, üzerindeki serenler ve yelkenlerle birlikte sağa sola çarpıyor, teknede korkunç bir sarsıntı yapıyordu. Direğin aşağıya çökmesi, bütün bağlantıları gevşetmişti. Gemi yapım subayı ve ustalar, boşalan gergi halatlarını ve iplerini germeye, direğin güverteden geçtiği deliğin etrafına da çuvallar sıkıştırılarak oynamasını önlenmeye çalışıyorlardı.
Fırtına şiddetini artırmakta devam ediyor, felaket raporları art arda geliyordu. Baştan gelen dalgalar güverte tahtalarını ayırmıştı ve kazan dairesindeki kömürlüklerden de su geliyordu...

Bu çıldırmış okyanusta ve gecenin koyu karanlığında, teknenin dağılma noktasına geldiğini bildikleri halde büyük bir disiplin içinde, görevlerini yapmaya çalışan Ertuğrul’un yiğit denizcileri, yalnız kendi vatandaşları için değil, tüm dünya denizcileri için bir örnek olmuşlardır.
Gelecek hafta: Ertuğrulun Gözyaşları


Kaynaklar
Batan gemiden sağ kurtularak köyüne dönen Kaynaklar:
Çavuşların Ahmet’in torunu Muhtar Mehmet Sezginer
Osmanlı Araştırmaları Vakfı
AmiralÇetinkaya Apatay, Ertuğrul Fırkateyni
Hoşça kal Mayumi: Erdal Güven
Harun Tokak : Yeni şafak
Ertuğrul Fırkateyni’nde şehit olan
Kocamanoğlu İsmailin torunu Nuri Kocaman
Araştırmacı yazar: Osman Öndeş-Referans Gazetesi


Bu Haber 2826 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI