Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Hosçakal Mayumi-Sayanora Mayumi Ertuğrul Fırkateyni Faciası Bölüm (12)
14 Haziran 2010 Pazartesi 09:57
ARAŞTIRMACI YAZAR YAŞAR KARADUMAN
Oşima Köylülerinin Anıları

Cesetler parçalanmış ve kokmuştu
Kurtulan atmış dokuz kişiden büyük kısmı çıplaktı
* * *
Köylüler, cesetlerin kokusuna ve taşırken kanlarının elbiselerine bulaşmasına bakmadan fedakârca çalıştılar.
Kurtulan 69 kişiden altısı sağlam, dokuzu ağır yaralı, diğerlerinin vücutlarında kanlı yaralar vardı. Elbiseleri parça parça olmuştu

Kısa Özet:
Aptülhamit Japon İmparatorunun yeğeninin kendisini ziyaretine karşılık 1890 yılında Japonya’ya bir savaş gemisi ile iade-i ziyaret yapılmasını ister. Bu iş için ERTUĞRUL Fırkateyni seçilir, ancak gemi okyanuslara dayanamayacak kadar bakımsızdır. Ertuğrul zor bela gittiği 3 aylık Japonya ziyaretini tamamlayıp 16 Eylül 1890da Yokohama Limanından yola çıkar ve Oşima açıklarında fırtınalı bir gecede kayalara çarparak batar. Bu olayda 587 denizci boğularak şehit olmuştur. Bu olay Türk denizcilik tarihine “Ertuğrul Faciası” olarak geçmiş ve 69 kişi sağ olarak kurtulmuştur. Kurtulanlar arasında bir de Ünyeli vardır. Yedi Ünyeli de boğularak şehit olmuşlardır.
Geçen sayıdan özet..
Geçen sayıda geminin battığı Oşima adasının sakinlerinin ve köylülerin bugüne kadar bulunmuş anılarından, kazadan sonra neler oldu, kurtarılanlar neler yaptılar ve nasıl günlerini geçirdiler, kurtarma nasıl oldu, boğulanlar nasıl toplandı ve nasıl gömüldü. Bunları bulabildiğimiz belgelerden vermeye çalıştık.. Bu belglerden en önemlisi Ceride-i Bahriye (Bahriye Gazetesi) nin o günkü yayınlanan nüshaları ve Mehmet Kolburan adında emekli bir deniz albayının anılarıdır.

Bu sayıda
Bu bölümde denizcilerimizi kurtaran Oşima köylülerinin anılarını okuyacaksınız.. Gelecek sayımızda konuyu bitireceğiz. Eğer beklediğimiz fotoğraflar elimize ulaşırsa iki sayı daha yazacağız.


Kurtulanların büyük kısmı çıplaktı
Sabah olur olmaz Oşima Belediye Başkanı Sion Oki aceleyle köye gelerek kazazedeler için bütün gayretleri seferber etmişti. Kaşinoku Muhtarı Haneman Saito ve Sueku Muhtarı Takimoto’nun yardımlarını sağlamıştı. Kazazedeler evvela Şinto mabedine ve sonra da Kaşinozaki İlkokulu’na getirilmişlerdi.
Oşima Mura doktorları, M. M. Kensa Kobayaşi, İçiro Date ve Siou Matsuşita tarafından ilk tedavi ve bakımlar yapılmıştı... Kurtulan 69 kazazededen altısı sağlam, dokuzu ağır yaralı, diğerleri de her ne kadar hafif yaralıysalar da, vücutlarının her tarafında zorla bakılabilecek kanlı yaralar vardı. Elbiseleri parça parça olmuştu. Büyük kısmı tamamen çıplaktı. Bundan başka, dalgalar tarafından kamçılanmış ve saatlerce açlık ve soğukla mücadele etmiş olduklarından hepsi de takatlerini tamamen tüketmiş ve ölü gibi sararmışlardı. Onlar için, bu anda en fazla ihtiyaç duydukları şey yemekti. Köylüler de onlara patates ve tavuk ikram ettiler.
Köylülerden M. Bunimun Kaşida kazazedelere, bir ecnebî mühendisin yanında öğrendiği Avrupa işi yemeklerden pişirmek için bilhassa mutfak işiyle uğraşıyordu. “İnsanlar aç olunca her şey güzel görünür.” derler. İşte bunlar da bulduklarını büyük bir iştihayla doyuncaya kadar yediler.

Köy Yağmaya Uğramış gibi oldu
60 evden ibaret olan bu küçücük köy, böyle 69 misafirin hepsine birden yiyecek verince sanki düşman tarafından yağmaya uğramış gibi oldu. Köyde ne bir tavuk kaldı ve ne de patates...
Yiyecekten sonra gerekli olan şey giyecekti. Köylüler onlara zamanı gelince kullanmak üzere evlerinde sakladıkları yazlık elbiselerini vermişlerdi. Bu durumda boyları 1,80 metreden fazla olanlar, ancak böğürlerine kadar gelen bu elbiseleri giymelerine rağmen yine mağrur bir şekilde köyün sokaklarında dolaşabiliyorlardı. Görünüşleri hem gülünecek hem de ağlanacak bir haldi. Bu hallerinin hikâyesi, aradan yıllar geçtikten sonra bile köylüler tarafından söylenmekteydi.

Köylüler kokmuş cesetleri sırtlari ile taşıyorlardı
Belediye Başkanı M. Sion Oki, Vakayama Valisi M. Tadasuke İşii’ye bu olayı bir telyazıyla bildirmiş, fakat bu telyazının Vakayama vilayetine varışı geç olmuştu. Çünkü burası Oşima’dan 200 km kadar uzakta, gerek karayolu ve gerek denizyoluyla ulaşımı zor bir yerdi. Üstelik telyazı sistemi de o günlerde ancak kısmen işletilebiliyordu. Vakayama’dan ilk yardıma koşan Vilayet Kâtibi M. K. Okuyama olmuştu. O ve Vali Muavini M. İko, halkı yardıma ve boğulanların cesetlerini aramaya çağırdılar.
Kaşinozaki’nin konumu çok içerlek olduğu için burasıyla ulaşım daima güçlükle yapılabiliyordu. Bundan başka o günlerde orada da bulaşıcı bir hastalık da vardı. Bu nedenle kazazede subay ve erler gemiyle Oşima Mura’ya nakledilerek orada, geçici olarak hastahane haline dönüştürülen Şinto mabedine alındılar.
Köylüler bir taraftan sağ kalanlara bakıyorlar, diğer taraftan da on kadar tekneyle kayalar ve köpüren dalgalar altında ceset arıyorlardı. Bulduklarını da birer iple kenara çekiyorlar ve sırtlarına alarak patika yollardan ve kayalıklar arasından tepeye kadar çıkarıyorlardı. Takriben 400 köylü, cesetlerin kokusuna ve onların taşınırken kanlarının vesairesinin elbiselerine bulaşmasına bakmayarak bu fedakârca çalışmalarını günlerce sürdürdüler.

Gemi Komutanı Osman Paşa’nın cesedi bulunmadı
Kaza esnasında Osman Paşa boğulmuş ve cesedi günlerce süren araştırmalara rağmen bulunamamıştı. Bunun üzerine yeniden denize dalgıçlar indirilmiş fakat üniformasının ceketinden başka bir şey bulunamamıştı. Paşanın birkaç ay evvel başkentte oturduğu ve iltifatlara gark olduğu zamanlarda kim derdi ki, onun başına böyle bir felaket gelecek... Padişahının güvenine layık olup, doğunun güneş imparatorluğuna gelmiş, fakat geriye dönemeden yabancı diyarda son nefesini vermişti.
Oşima Belediye Başkanlığı, köylüleri teşvik için, Osman Paşa’nın cesedini bulacak olan özel bir ödül vereceğini ilan etti:
“Prens Osman Paşa Hazretleri’nin cesedini kim getirirse, kendisine bir To (takriben 20 litre) sake ödül olarak verilecektir. Paşa’nın eşkali şudur: 35 yaşlarında, yaklaşık 1,80 metre boyunda, şişman, bıyıklı ve sağ elinde bir yüzük...”
Bu ilanda iki şey dikkati çekiyordu. Birincisi aranan cesedin Prens Osman Paşa denmesidir, Osman Paşa prens değildi. İkincisi de, 20 litrelik Sake’nin ödül olarak konulmasıdır. “Sake” pirinçten yapılan Japonların ulusal içkisidir. Bu bugünün insanı için tuhaf görülebilir. Ödül şekli ve miktarına bakılınca, insanların o yıllarda başka bir yüzyılda yaşadıkları da kolayca anlaşılır.
Gelecek sayıda anılara devam.


Kaynaklar
Mehmet İnal KOLBURAN
(E.Dz.Yarbay–Gazi(1959-2780)
Gemiden sağ kurtularak köyüne dönen
Çavuşların Ahmet’in torunu Muhtar Mehmet Sezginer
Osmanlı Araştırmaları Vakfı
Amiral Çetinkaya Apatay, Ertuğrul Fırkateyni
Hoşçakal Mayumi: Erdal Güven
Harun Tokak : Yeni şafak
Ertuğrul Fırkateyni’nde şehit olan
Kocamanoğlu İsmailin torunu Nuri Kocaman
Araştırmacı yazar: Osman Öndeş-Referans Gazetesi
Murat Coşguner
Ahmet Erkış
www.Ertuprul jpg


Bu Haber 4061 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI