Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
SARAY DUVARLARINDAKİ TAŞLARIN SIRRI
13 2010 Pazartesi 10:48
BUGÜN YALNIZ DUVARLARI, ÇEŞMESİ VE HAMAMI AYAKTA KALAN SÜLEYMANPAŞA SARAYI YEDİ YILDA BİTİRİLDİ. İNŞAATA 1801 DE BAŞLANDI VE 1808 YILINDA TAMAMLANDI
Dillere destan olan bu sarayı güzelliğini kıskanan İstanbul’daki Sultan’ın “ Bizim daha başımızı sokacak virane Topkapı’dan başka yerimiz yoktur, bu paşa kim ola ki yaptırdığı sarayın namı bize kadar gelmüştür” diyerek yaktırdığı söylenir. Bu kadar görkemli bir sarayı Süleyman Paşa neden Ünye’ye yaptırdı hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Ancak zaman zaman Trabzondaki valilik görevinden kaçarak burada dinlendiği söylenir.
Eğer 1847 yılında Temmuz ayında Karadeniz’i gezen Fransız seyyah Hammaire ve arkadaşı ressam Laurens Ünye’den geçerken sarayda misafir olmasaydı ve sarayın iç ve dıştan çizimlerini yapmasaydı nasıl bir yapı olduğu hakkında bilgimiz de olmayacaktı. Laurens’in sarayda misafir kaldığı süre zarfında yaptığı çizimleri bugün Paris Güzel Sanatlar Akademisindedir. Bu çizimlerin Ünye’deki sarayın resmi olduğun uzun yıllar bilinmedi.
Saray Karadeniz’deki konakların en muhteşemi idi Deniz kenarında 6-7 metre yüksekliğindeki bir duvarın üzerine üç katlı hilal biçiminde yapılmıştı. Sarayın mimarisi Kırım Hanlarının saraylarından alınmıştır. Tirebolu’daki Kelali oğlu konağı ile benzerlikler gösterir. Saray burada altıyüz yıl önce var olmuş başka bir sarayın temelleri üzerine yapılmıştı.
Bugün bu saraydan yalnız duvarları, hamamı çeşmesi ve bahçedeki havuzuz ayakta kalmıştır. Duvar ilk günkü ihtişamı ile ayakta durmakta geçmişin sırlarını siyah taşları arasında halen saklamaktadır.
Saray1850 li yılların ortalarında bir eylül gecesi mutfağında çıkan bir yangında birkaç saat içinde tamamen kül oldu. (Biz öyle bilirdik, son yaptığımız araştırmalarda yarısının yandığını diğer yarısının yirmi yıl kadar daha ayakta kaldığını bulduk. Bu makale ilk yazıldığı 2007 yılında bu bilgiden haberimiz yoktu.
Mimarı ve mühendislerin, otuz metre uzunluğundaki duvarın üzerine üç katlı olarak inşa ettikleri sarayın esin kaynağı Kırım Hanları saraylarıdır. Ahşap işleri ustaları büyük olasılıkla Kırımdan getirilmiş ve orada yaşayan ahşap işçiliğinde çok ileri olan Yahudi Karaim Türkleridir.
Duvar ve taş ustaları ise Ermenilerdir. Bu ustalar saray duvarı ve sarayla birlikte aynı taşlarla saray hamamını da inşa etmişlerdir. Duvar ve hamam duvarındaki taşların örülme tekniği aynı zaman diliminde yapıldığını göstermektedir.
Duvarın ve hamam duvarının taşları Fener altındaki taş ocaklarından alınmıştır. Bugünkü fener altındaki çukur ve fener altı havuzları bu taşların alınmasından sonra oluşmuştur.
Buradan çıkartılan taşlar önce kaba olarak burada yontulmuştur. Daha sonra mavnalara yüklenerek denizden kavak dibine taşınmıştır. O yıllarda deniz kavak ağacının dibine kadar gelmekte idi. Duvarın taşları incelendiğinde fenerdeki kayalıklarla birebir benzerlik göstermektedir.
Fener altına taşların mavnalara yüklenmesi için kızak ve taşıma rampaları kurulmuştur. Kayalıklarda bu yükleme sisteminin kurulduğu, kızakların rampaların izleri ve delikler halen durmaktadır. Köylerden getirilen Ermeni taş ustaları buradan çıkardıkları taşların kaba kısımlarını yontarak bekleyen mavnalara aktarırlardı. Ocakta patlatma, delme, kırma, kaba yontma, taşıma, yükleme yapan çok sayıda insan çalışırdı. Bu insanlar inşaat boyunca fenerin arka kısmında yapılmış baraka gibi yerlerde konaklarlardı.
Deniz yolu ile şehre getirilen taşlar, ayrıca burda da işlenir uygun hale getirirdi. Taş işçiliğinde ileri bir teknik geliştirmiş olan Ermeni ustalar sarayın i duvarı ile hamamın duvarlarını meydana getirmişlerdir.
Önünden hiç bakmadan geçip gittiğimiz duvar daha birçok sırrı içinde saklamaktadır
Taşların alınması ile kocaman bir çukur ve düzlük haline gelen fener altının bu sırrı pek fazla bilinmez.
Fenerden alınan bu taşlar saray çevresi şehir içinde yollarına da döşenmişti fakat bu sokaklar ve bu yollar bugün kaybolmuşlardır.
Gelecek Hafta.
Feneraltı kayalıklarının esrarı
Not: Değerli okuyucular, aslında bugün “Ortaçarşı Belgeseli” adlı Ortçarşı araştırmalarımızın yayınına başlayacaktık. Çalışmalarımızı ve fotoğraf çekimlerimizi Ortacaminin tamirde olması ve bazı eski fotoğraf ve bilgileri toplayıp yazamadık. O nedenle biraz gecikecek özür dilerim.


Bu Haber 3136 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI