Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
HAZNEDARZADE SÜLEYMANPAŞA SARAYI
27 2010 Pazartesi 10:51
yasar.karaduman@gmail.com
SARAY NASIL YANDI
Değerli okuyucular geçtiğimiz iki sayı Feneraltı kayalıkları ve saray duvarları hakkında yazdığımız yazılarda Feneraltı kayalıklarının Süleyman Paşa Sarayı, duvarları ve hamamı için alınan taşlar nedeniyle bugünkü haline geldiğini yazmıştık. Bu sayıda sarayın nasıl yandığına bakacağız.
Süleyman Paşa kimdi, Ünye’ye nereden geldiler, çiftlikleri, cami medrese imaret, kütüphane, çeşme gibi eserleri olan ama ağırlıklı olarak Çarşamba’da oturmayı tercih eden Paşa neden Ünye’ye bu sarayı yaptırdı?

Sarayı Ermeni ustalar yaptı
Sarayın yapımında taş işçiliğinde usta olan Ermenilerden yararlanılmıştır.. Ünye ve civarındaki köylerden getirtilen Ermeni taş işçileri saray duvarlarını, bir önceki Bizans sarayının eski duvarları önüne örmüşlerdir. Aynı anda bugün yolun kenarında duran hamamın da yapımına başlanmıştır. Hamam önceleri, saraya gelen misafirler ve hizmetliler için yapılmıştı. Saray mensupları için ayrıca sarayın içinde iki hamam daha vardı.

Geçen sayılarda yazdığımız gibi, fenerin altındaki derin ve geniş boşluk, önce buraya yapılmış Bizans sarayı için alınan taşlar nedeniyle oyulmuş ve bundan yedi yüzyıl sonra Süleyman Paşa sarayı taşları da tekrar buradan alınmıştı. Binli yıllarda yapılan ilk saray ise, yine ondan 700 yıl kadar önce yapılmış başka bir saray kalıntılarının üzerine oturtulmuştur.. Yani burada üç saray üst üste inşa edilmiştir.
Süleyman Pasa Sarayda fazla oturamadı

Sarayın yapımına 1808 yılında başlandı ve tam yedi sene de bitti. Bu saraya Ünye Sancak Beyliği Sarayı da denildi. Süleyman paşa yaptırdığı bu sarayda fazla oturamadı.. Saray bittikten üç yıl sonra 1818 yılında hayata gözlerini yumdu.
Trabzon’dan Alanya’ya tayin edilip yola çıkıp Çarşamba’ya uğradığı sırada vefat etti. Mezarı Çarşamba’da Rıdvan Bey camisinin bahçesindedir.
Saray onun ölümünden sonra otuz yıl daha Ünye’yi süslemeye devam etti.
Sarayı en son gören 1848 yılında Ünye’den geçen Fransız gezgin ve ressam Jules Laurens oldu. Saray tahminen 1850 veya 1852 yıllarında bir gece ansızın yandı
Saray’ın ünü tüm İmparatorluğa yayılmış ve İstanbul’daki Sultan’ın kulağına kadar gitmişti. Tüm ışıkları yakıldığı zaman, denizden geçen yelkenliler tarafından hayranlıkla seyredilmiş, Ünye’de öyle saray yapılmış ki adeta bir peri sarayı gibi denizin ortasında yüzüyor denilerek anlatılmıştı..

120 odalı muhteşem saray tüm ışıkları yakıldığı zaman çok uzaklardan geçen yelkenli gemiler tarafından hayranlıkla izlenir, yüzen bir saray gibi görünürdü.

Sarayın Resmini Kim Çizdi

Sarayın elimizdeki resimlerini, Karadeniz’de bir seyahate çıkan ve sarayda misafir edilen Fransız Ressam Jules Laurens çizmiş, bize ve dünya sanat tarihine ölümsüz bir eser bırakmıştır.

Elimizdeki tüm bilgiler Fransız ressamın çizimlerine ve anlattıklarına dayanmaktadır. Jules Laurens saraya hayran kalmış, altın yaldızlı süslemeler, kumaşlar, havuzun mermeri ve duvarlardaki tablolardan büyülenmiştir. Ünye kalesini de çizen ressamın Anadolu seyahati sırasındaki anıları 1998 yılında Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Paris Güzel Sanatlar Akademisi işbirliği ile hazırlanan” Jules Laurens’in Türkiye yolculuğu (Le voyage de Jules Laurens en Turquie) sergisi dolaysısı ile Yapı Kredi Bankası tarafından bir katalog halinde yayınlanmıştır

Saray Yanıyor

Saray 1855 yılı bir Ekim ayında rüzgarlı bir gecede mutfakta çıkan bir yangın nedeniyle çınar ağacı tarafındaki yarısı yanmıştır. Yangın karşı tarafta bulunan ahırlara ve depolara sıçramış oldukça çok sayıda at, öküz, inek koyun, yanarak can vermiştir. Tüm erzak da dahil her şey çok kısa zamanda yanıp kül olmuştur. Alt katlarda bulunan yaşlı hizmetkarlardan, hastalardan ve çocuklardan olmak üzere yedi kişinin dumandan boğulduğu rivayet edilmektedir.
Sarayın üst katlarının ahşap olması, odaların tavanlarındaki, duvarlardaki ve ağaç kısımlarının bezemesi için boya kullanılması yangını hızlandırmıştır.
Yangın nedeniyle gökyüzü kıpkırmızı olmuş bu kırmızılık denizden geçmekte olan yelkenliler tarafından hayret ve şaşkınlıkla izlenmiştir.
Sarayla beraber sağında ve solundaki paşaya yakın ve komşu olabilmek için yapılmış erkan ve eşraf konakları da tutuşmuş onlar da kurtarılamamıştır.
Rüzgarın etkisi ile çok uzaklara savrulan yanan tahta parçaları ve kıvılcımlar Ünye içinde ve yakın köylerde başka yangınlara da sebep olmuş, harmanda toplanan ürünler, mısırlar ve buğdaylar ot yığınları ve bazı ahşap evler tutuşarak yanmış o gece ve ertesi gün Ünye ve civarında tam anlamıyla bir felaket yaşanmış hayvan ve insan zayiatları olmuştur.
Sarayda yangın esnasında Süleyman Paşa’nın hanımı kendisinden sonra Trabzon valisi olan oğlu Osman Paşa’nın annesi Erbaa’dan İçerlioğlu kızı Safiye Hanım oturuyordu, yaşlı ve hasta idi, Safiye Hanımın kurtarılamadığı ve dumandan boğularak öldüğü anlatılmaktadır. Etraftaki su kuyularından, sarayın sarnıcından ve denizden alınan su alevlere karşı koyamamış, o gecenin fırtınalı olması yangının çevre konaklara ve ahırlara sıçramasına neden olmuştur.
Saraydan günümüze çeşmesi, hamamı ve havuzu kalmıştır. Buraya uzun yıllar bina yapılmamıştır. Paşabahçe olarak şehrin ortasında yemyeşil kalmıştır. Burada atmışlı yılarda bir de yazlık sinema yapılmıştı. “Paşabahçe Melek Yazlık Sineması”..
Daha sonra burası da apartmanların istilasına uğradı, beton bloklar paşanın bahçesini yuttu.
Sarayın, yangından kurtulan hamamı, uzun yıllar “Saray Hamamı” adı altında hizmet verdikten sonra atmışlı yıllarda faaliyetini durdurdu. Şimdi apartmanların arasında sonunu beklemektedir.

Gelecek hafta:
İstanbul Mektupları
(TELLİ BABA)


Bu Haber 4058 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI