Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
ÇAPULA
25 Ekim 2010 Pazartesi 12:38
Yaşar Karaduman-Canik Dergisi 4. sayı
Çapula nasıl bir ayakkabıdır?
Hangi zamanlarda yapılmış ve neden bugün
kaybolmuştur.?

Eski Eserler Ansiklopedisi yazarı Nurettin Rüştü Büngül, ile Osmanlı Tarih, Deyim ve Terimleri’nin yazarı M. Zeki Pekalın çapulanın, Karadeniz yalısı halkının ağzında, yemeninin adı olduğunu, Reşat Ekrem Koçu ise çapulanın yemeniden farklı olduğunu yazmıştı. Koçu’ya göre çapula, Karadeniz ahalisince yaz ve kış giyilen bir ayakkabıydı.
Çapulanın sayası, ayağın üstünü bileğe kadar kapatacak şekilde kesilerek arkasına bir deri çekek dikilmiş, vidaladan bir ayakkabı üstlüğüdür.
Ayakkabının tabanı, köseledir. Ökçesi de ayni köseleden kesilmiş bir topukluktur.
Saya kalıba çekilip taban köselesi ağaç çivilerle sayaya çakılınca, çapulanın kuş gagası gibi uzunca kesilmiş olan burnu yukarıya doğru kaldırılıp kıvrılarak sayanın üstüne yapıştırılır. Kalıptaki yapımı bitmiş çapula bir süre kurutulduktan sonra çıkarılır. Ökçesi demir çivilerle çakılır. Sonra hem ökçeye hem tabana, kabara denen yuvarlak büyük başlı demir çiviler çakılır.
Çapula, İstanbul’dan Trabzon’a kadar tüm Karadeniz’lilerin kullandığı sağlam bir ayakkabı çeşididir.
Çapula sözlükte: Karadeniz yöresine has bir tür erkek ayakkabısıdır diye tanımlanır. Bazılarına göre Laz papucu, İstanbullulara göre Çarşamba kundurası olarak bilinir. Halen değiştirilmiş, kunduraya benzetilerek kabarasız, yumurta yüksek topuklu olarak Çarşamba’da üretilmektedir. Bu çapula, topuğuna basılarak da giyilir. Çevrede daha çok kabadayıların tercih ettiği bir pabuçtur.
Çapula pahalılığı nedeniyle iskarpin ve kunduradan sonra gelen, hali-vakti yerinde erkeklerin giydiği bir ayakkabıydı.
Çapulacılık Ünye’de pek çok esnafın meslek edindiği çok geçerli bir iş koluydu.
Bu ayakkabıların yapıldığı malzeme, sayası için vidala deri, tabanı için kösele idi. Her iki malzeme Ünye tabakhanelerinde üretilirdi. Daha kalitelileri ise İstanbul’dan temin edilirdi.
Sakarya savaşının sonuna doğru, çapulacı esnafının en ünlü ve en zengin olanı Hacı Bey, Bir çapar dolusu çapulayı deniz yoluyla, bir bölümünü ise deve kervanıyla Sivas’a oradan da savaş alanına göndermiştir.
1937 yılında Ünye-Niksar yolunun askeri mühimmat sevkine müsait olup olmadığını test etmek için yanında iki generalle Ünye’ye gelen Mareşal Fevzi Çakmak, Hacı Bey’in orduya yaptığı ayakkabı yardımını devletin unutmadığını göstermiş, hem devletin hem de ordunun şükran borcunu, İstiklal Madalyası’yla ödemiştir. Hacı Bey o sırada çok hastadır. Mareşal’ın yanına oturma teklifini şiddetle reddederek, merasim sonuna kadar esas duruşta ayakta kalmıştır.
Hacı Bey’in deve kervanıyla gönderdiği çapulalar yolda çalınmışlardır. Bunu haber alan Hacı Bey Baş Komutan Mustafa Kemale : İhmalin yüzünden çalınan çapulaları bul, askere giydir diye telgraf çeker. Çapulalar bulunur ama bu kaba ve saygısız telgraf nedeniyle Hacı Bey birkaç ay hapis yatar.


Ünye’nin son çapula ustası Mustafa Kalafat’la yaptığımız söyleşide bu sanatın isminin anlamı nedir diye sorduk.
Bize hangi dilden gelmiştir. Kaç çeşit çapula vardır?

Çapulanın ana vatanı Batum’dur. Adının hangi dilden geldiğini bilemem. Çapula Karadenizli’lerin kullandığı bir isimdir. Erkeklere özel bir ayakkabıdır. Yüzü bütün, Burnu kıvrıktır. Ağır ve dayanıklıdır. Ünyede en çok hamallar giymişlerdir. İki çeşiti vardır. Biri kabaralı ağır, diğeri yemeni dediğimiz dikişli, hafif çapuladır. Bir de arkası açık cins topuğuna basılarak terlik gibi giyilen çapulalar vardı. Onlar az imal edilirdi.

Dikişli, yemeni denilen çapula nasıldı ? Nasıl yapılırdı?

Yukarda anlattığım gibi Ünye’de imal edilen deri ve Köseleden yapılan dikişli hafif çapulalardı. Bu şekilde dikişli kadın yemenileri de yapardık.

Çapula yapımında kullanılan araç ve gereçler nelerdi?

Önce kalıp, deri ve kösele. Mumlanmış pamuk ipliği. İğne yerine kullanılan domuz kılı. Deri ve köseleyi delen ağzı geniş bir tığ.
İçi dışına çevrilmiş yemeninin sayası ve köselesi bu tığla delinir, domuz kılının çatallı ucuna maharetle birleştirilmiş mumlu pamuk ipliğiyle çepeçevre dikilir, sonra tekrar içteki yüz dışa çıkarılarak yemeni yapılmış olur. Güneşte kurutularak giyilir hale getirilirdi.

Hangi hayvanların derisi çapula yapımına uygundur?

Sığır ve manda derisinden yapılır. Kesilen hayvanların derileri Ünye tabakhanelerinde işlenir. Sığır derisinin işlenmiş şekline vidala denilir, bununla çapulanın sayası yapılır. Kösele manda derisinden yapılır. Çapulanın ökçe ve tabanında kullanılır.

Ünye’de kaç esnaf bu işi yapardı?

Karadeniz’de Ünye çapula yapımının merkeziydi. Çarşamba, Terme, Fatsa çapula yapımını Ünye’den öğrendi. Çarşamba’nın çapulası bizimkine benzemez. Onlarınki yumurta topukluve küt burunludur. Külhanbeyler topuğuna basar, ceketlerini sol omuzlarına asarak gezerler.
Ünye çapula ustaları çok kalabalık bir esnaf gurubuydu. Hepsi, Orta cami ile Büyük cami arasındaki kendi isimleriyle anılan çapulacılar arastasında dükkan sahibiydiler,
En büyük işi yapanlar: Başta Hacı Bey, Hasan ve Veysel Ürer kardeşler, Mehmet Köylü ve kardeşi. Ve daha ismini saymadığım çok sayıda çapula ustası vardı.
Ünye tabakhanelerinde balık yağı ve meşe palamutuyla işlenen deri ve köseleden imal edile çapula ve yemeniler çok pis kokardı.

Çapulayı en çok kimler giyerdi?
Şehirli çapula giymezdi. Ünye Karadeniz’in işlek bir limanı olduğu için, şehir içi ve liman taşımacılığını sırt hamalları yapardı. Sivas ve Koyulhisar’dan gelen hamallar giyerdi çapulayı. Bir de hali-vakti yerinde olan köylüler. Özel olarak da savaş yıllarında Hacı Bey’in bağışı olan çapulaları savaşan askerlerimiz giymiştir.

Çapula neden yok oldu? Bu süreç nasıl başladı?
Türkiye’de özellikle Ünye’de, çapula ve çarığı kara lastik öldürdü. Çarık, devamlı giyilirse 3-4 günde topukları delinip eskiyen bir ayakkabıydı. Köylü onu kendi dokudukları yün çorapla giyerdi. İhtiyaçları ve ya mahkemeleri için Ünye’ye gelen köylüler şehre kadar yalınayak gelir, şehirde giyerlerdi çarıklarını. Dönüşlerini de yalınayak yapar korurlardı çarıklarını. Eve girince de duvarlara asılırdı çarıklar. Pabuçluklarda kalan çarıklar. Köpek, kedi ve farelere yemek olurdu çünkü.

Çapulacılık bitince ustaları ne iş yaptılar?
Çapulanın yerini hangi ayakkabılar aldı?
Bu gün hayatta kaç çapulacı var?

1952 de kara lastik fabrikaları kuruldu Ünye’ye. Su geçirmeyen, ilk yapılanları katıksız kauçuktan imal edildiği için çok dayanan kara lastik ayakkabılar, çapulayı da, çapula esnafını da vurdu. Esnafın bir bölümü kundura ve iskarpin yapımcılığına başladı. Büyük kısmı da başka işlere yöneldi. Köylünün tamamıyla şehirlinin bir bölümü kara lastik giydi çapula yerine.
Bu gün hayatta kalan tek çapulacı benim desem yeridir. Ötekiler, öldüler.

Sen çapulacıydın. Dükkanın var mıydı? Meslek öldükten sonra senden çapula yapmanı isteyen oldu mu?

Ben kalfa olarak çalıştım. Başkası hesabına. Ben aslında kunduracıydım. Şimdide ayni işi yapıyorum. Ama çok güzel çapula yapardım. Ben o esnafın sonuncusuyum. Benden kendisine çapula yapmamı isteyen çok kişi oldu ama benim artık ne aletlerim ne de malzemem vardı. Ancak ben 2 metre 10 santim boyunda iskarpin yaptım. Bu büyüklükte ayakkabılar Konya’da da yapılıyor. Ben yaptığım bu ayakkabı ve yapacağım diğerlerini Ünye müzesine hediye edeceğim. (İrfan Işık’ın katkıları ile)


Bu Haber 3090 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI