Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Bu türkü Annemin Türküsüdür
1 Kasım 2010 Pazartesi 10:13
Yaşar Karaduman- Canik Dergisi 4. Sayı
Onları çok özlediğim
zaman bu türküyü söylerim
Bahçenin içinde iki katlı bir evimiz vardı. Annem ve babam iki erkek kardeşimi alarak gittiler.
Bana, “bekle seni almaya geleceğiz” dediler ama bir daha gelmediler.

"Dönme" halkın genelde din değiştirenlere verdiği isimdir. Başka dinlerden Müslümanlığı kabul edenlere "Dönme" denilmiştir.
İnsanlar çok çeşitli nedenlerle dinlerini değiştirirler. Bu değiştirme çoğunlukla başka dinlerden Müslümanlığa geçme şeklinde olur. Bir Müslüman'ın din değiştirmesi ender görülür.
Ünye’deki dönme ve din değiştirme ise daha çok 1915 yılında alınan tehcir kararı nedeni ile yaşanmıştır. Ermeni tehciri; Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın bir güvenlik önlemi olarak Ermenileri kritik noktalardan alıp başka yerlere nakletmesidir. Bu nakil sırasında bugün bile başımızı ağrıtan hoş olmayan olaylar meydana gelmiştir. Bu mecburi nakilde “Tehcirde” komşuları ile huzur içinde yaşayan Ermeni vatandaşlarımız Ünye’de yaşadıkları yerlerden alınarak karadan Akkuş- Niksar üzerinden Sivas'a, denizden de İmparatorluğun daha güvenli bölgelerine nakledilmişlerdir.
Yolculuğa dayanamayacak kadar küçük olan bebekler ile çocuklar gizli olarak Ünye'de bazı ailelere veya komşularına sonradan alınmak üzere emanet bırakılmışlardır. Oysa bu bebeklerin aileleri bir daha geri dönememişlerdir. Çocuklar tamamen Müslüman ve Türk kültürü ile yetiştirilmişler Müslüman olmuşlardır. Bunlara daha sonra Ünye'de ‘dönme’ ya da çoğul ifadeyle ‘dönmeler’ denilmiş, yıllar içinde de bunlardan bir çoğunun dönme oldukları unutulmuştur.
Anlatılan bir hikayeye göre; tehcirde Ünye’den İstanbul’a oradan da Fransa’ya giden bir kadın elli yıl sonra Ünye'ye gelmiş, giderken bıraktığı beş yaşındaki kızını bulmuştur. Ancak Müslüman olarak yetiştirilmiş, evlenip çoluk çocuk sahibi olmuş kızı annesi ile Fransa’ya gitmemiş, Ünye’den ayrılmak istememiştir. Fransa’dan gelen yaşlı anne kızını ve torunlarını öpüp kokladıktan sonra gözyaşları içinde eski komşularına ve Ünye’ye veda etmiş, limanda bekleyen vapurla İstanbul’a oradan da ülkesine geri dönmüştür. Üç ay sonra Fransa’dan gelen bir mektupta yaşlı kadının hayata veda ettiği haberi gelmiştir.. Ünye’de bıraktığı kızının Ermenice adı Arpi idi, adı daha sonra Türk adı olarak değiştirilmişti.
Bunun dışında resmi olarak din değiştiren aileler de vardır. 1915 sürgününde hayatlarını kurtarmak için bazı Ermeniler Müslüman olmuşlardır. Çok sayıda Ermeni din değiştirmek için başvurunca özel bir emirle din değiştirme yasaklanmıştır.
1915 yılında, Osmanlının savaşlarda bitkin düşmesini fırsat bilerek yüzyıllardır içi içe yaşadıkları komşularına saldıran, eşkıya denilen başsız bacaksız Ermeni grupları toplanarak deniz yolu ile Ünye'den vapurlara doldurularak zarar veremeyecekleri bölgelere götürülmüşlerdir. Bu olay 1915 Mayısı'ndan 1916 Ekim ayına kadar yaklaşık bir buçuk yıl devam etmiştir. Ermenilerin soykırım günü diye nitelendirdikleri tarih, işte bu tehcir kararının alındığı 24 Nisan 1915 tarihidir.
Tehcirde komşulara bırakılmış Ermeni çocukları, oldukça fazladır. Bunların çoğu daha sonra yetimhanelere teslim edilmiştir. Bunlar Türk isimleri aldıkları için din değiştirdiklerine dair kayıtlar yalnız nüfus defterleridir..
Bugün bu olayın üzerinden doksanbeş yıl geçmiştir. Müslümanlığı kabul eden ilk kuşaktan Ünye’de hiç kimse kalmamıştır. İkinci ve üçüncü kuşak ise olayı tamamen unutmuş, kökenini araştıran birkaç meraklı insandan başka da bu olayı bilen kalmamıştır.
Müslüman ailelere bırakılan bu çocuklar içlerinde iki dünyayı birden yaşamışlar, anlatılan öykülere göre, çoğu geçmişlerini unutamamış, içten içe özlem duymuşlardır. 1915 yılında bırakılan birinci kuşaktan kimseyi bulup konuşamadık. Konuştuklarımız, onların çocukları veya torunları idiler.
Bunlar bazıları çok hazin öyküler anlattılar. Bunlardan biri:
-Babaannem yalnız kaldığında bazen kendini unutur, dalar, Ermenice şarkılar mırıldanırdı. ‘Sen ne söylüyorsun babaanne?’ diye sorduğumda,
-Bunu bana küçük bir kızken annem öğretmişti aklımda kalmış.. Bahçenin içinde iki katlı bir evimiz vardı. Annem ve babam iki erkek kardeşimi alarak gittiler. Bana ‘Bekle seni almaya geleceğiz’, dediler ama bir daha gelmediler. Bu türkü annemim türküsüdür. Onları çok özlediğim zaman bu türküyü söylerim”, diye ağlardı babaannem, diyerek, geçmişin hüznü içinden gelen bir anısını bizimle paylaştı.
(Kaynak: Y. Karaduman, Dönmeler),


Bu Haber 2740 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI