Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
GDO CİCİ Mİ ? ÖCÜ MÜ ?
4 Kasım 2010 Perşembe 17:16
Şevki ADALI- Canik Dergisi 5. Sayı
Nur içinde yatsın rahmetli Babam her akşam Cinbaşın mis kokulu kahvesini keyifle yudumlarken fincanın tabağından bir yudumcuk içmek istediğimde, büyükler " içme arap olursun "diye itiraz ederlerdi. Ama nedense kahve içerek arap olanı hiç duymadım. Son yıllardaki GDO tartışmalarını duydukça hep bu çocukluk anım aklıma geliyor. Medyadaki haber kuşağında GDO’lu ürünlerin sakıncaları anlatılıyor. Hemen ardındaki reklam kuşağında GDO’lu ürünlerden üretilmiş hazır çorbaların,dondurmaların, pastaların iştah kabartan reklamları yayınlanıyor.
Doğal olarak da şu soruyu soruyoruz." GDO cici mi , öcü mü ? " Gelin hep birlikte bu soruyu cevaplamadan GDO ile ilgili bilgilerimizi tazeliyelim.
Doğal yollarla oluşmayan ve gen dizilimi üzerinde değişiklik yapılarak elde edilen yeni yapıdakicanlılara"GenetiğiDeğiştirilmişOrganizmalar"kısaca"GDO"denilmektedir. Böylece biyoteknolojik yöntemlerle kendi türü dışındaki bir türden GEN aktarılarak belirli özellikleri değiştirilmiş bitki, hayvan ya da mikroorganizmalar yaratılmaktadır. Bunlara “transgenetik ürünler” de denilmektedir.

Neden GDO’ lara ihtiyaç duyuldu?
Bunları insanlığın geleceğini bekleyen açlık problemine karşı yüksek verimli, hastalık ve haşerelere dayanıklı ve çevre şartlarından en az olumsuz etkilenen tohumlar olarak sundular. Hatta buna "Yeşil Devrim" adını da verdiler.
Ancak bu tohumlar çok yeni olduğundan bilim insanlarının büyük şüpheleri bulunmaktadır. Genetiği değiştirilmiş organizmalarla beslenen büyük baş hayvanların da olumsuz etkileneceği görüşü savunulmaktadırlar. Keza bu hayvanların sütüyle, etiyle veya yumurtasıyla beslenen insanlarda etkilenecek mi? Bunlar henüz araştırılmadığından şüpheler çoğalmaktadır.
Sağlık alanındaki bir olumsuzluğun kaynağı olarak ilk GDO’yu suçluyoruz ama, yaşam tarzımızdan ve damak tadımızdan fedakarlık yapmayı asla düşünmüyoruz.
Konunun diğer en önemli boyutu ise, bu tohumları kullanan ülkelerin dışa bağımlı olmasıdır. Bu tohumları devamlı yurt dışından almak zorundasınız. Keza bu tohumlar aynı zamanda "geri dönüşü" olmayan kısır tohumlardır. GDO’lu tohumu toprağa ektiğiniz zaman mısırı alıyorsunuz fakat koçanın üzerindeki mısırı tekrar toprağa ektiğinizde aynı kalitede ürünü maalesef alamıyorsunuz. Tohumu tekrar yurt dışından almanız gerekiyor ki bu da dışa bağımlılıktan başka bir şey değildir.
Diğer bir boyutu ise genleriyle oynanmış veya gen ilave edilen tohumu toprağa ektiğiniz zaman topraktaki mikroorganizmaları, bakteri popülasyonunu bozması yani ekolojik dengeyi bozma olasılığıdır.
Ne Zamandır Bunlarla Çalışılıyor?
Transgenetik bitkilerin tarla denemelerine 1985 yılında başlanmış olup üretime geçilmesi 1996 lı yılları bulmuş. Dünyada halen yapılmakta olan tarımın çok büyük miktarı ABD, Kanada, Arjantin ve Çin’de gerçekleştirilmektedir. GDO’lu ürünlerin başında mısır, patates, soya, buğday, pamuk, domates, pirinç ve bazı balık türleri gelmektedir. Dünyada ekili alanların 67 milyon hektardan fazlasında GDO’lu tarım yapıldığı bildirilmektedir.
GDO’ların Zararları Nelerdir?
Genetiği değiştirilmiş organizmalar konusunda en yoğun tartışmalardan biri de genetik teknoloji ile üretilen gıdaların, insan sağlığı üzerindeki etkilerinin ne olacağıdır.Üretici firmalar bu konuda çok net konuşmasalar da, GDO karşıtları GDO’ların insan sağlığını tehdit ettiğine dair üç temel tez ileri sürmektedirler.

Birinci olarak; GDO’lu gıdaların antibiyotiğe karşı dirençli olarak geliştirilmiş olmasını ileri sürmektedirler. Gen teknolojisi sürecinde, herhangi bir canlı organizmanın içine bir başka canlının gen yapısına yerleştirilmesi işleminde o genin korunması için antibiyotik kullanılıyor. Dolayısıyla insan, bunu yediği zaman ister istemez antibiyotik almış oluyor ki sonradan bir hastalıkla karşılaşan bünye antibiyotiğe karşı bağışıklık kazanmış oluyor.
İkinci olarak; farklı organizmaların genlerinin birbirine eklendiği süreçte, alerjik etkiler de ortaya çıkabiliyor. Örneğin, fındığa karşı alerjisi olan bir metabolizma farkında olmadan fındık geni aktarılmış patates yediği zaman bünye alerjik reaksiyon gösterebiliyor.
Üçüncü olarak; GDO’lu ürünlerin hemen hemen % 70’ine yakınının, kuraklığa ve böceğe dayanıklılık sağlanması amacıyla böcek ilacı içerdiğini belirten GDO karşıtları, böcek zehiri aktarılmış bir mısırı yiyen bünyede toksik etkiler ortaya çıkabileceğini belirtiyorlar.
Bu iddialara karşılık GDO savunucuları, GDO’nun insan sağlığına yaptığı olumsuz etkileri kabul etmiyorlar ancak kesinlikle zararsızdır gibi net bir ifade kullanmaktan da kaçınıyorlar.
Başlıktaki soruyu tekrarlıyorum; "Frankeştayn Gıda" Olarak da isimlendirilen GDO’lu ürünler ve bunlardan üretilmiş yiyecekler için "cici" mi diyelim "öcü" mü?
Gelecek sayılardaki sohbetlerimizde sizlerinde katkıları ile doğru cevapları bulmak umudu ile .

Not: Çalışmalarından ve yorumlarından yararlandığım ,alıntı yaptığım değerli hocalarıma ve meslektaşlarıma teşekkür ederim.


Bu Haber 2139 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI